Kırgız
Müzik ve Dram Stüdyosu, Millî Tiyatro Sanatının Kadro Yuvası
Muhammed MITIYEV
Tercüme: Töröbay Eşenaliyev
Orta Asya’daki Türk halklarının ülke
sınırları çizilerek Özerk Kırgız Bölgesi’nin kurulması, Kırgız halkı
için muazzam bir tarihî öneme sahiptir. Bunun sonucunda daha önceleri
idari engeller yüzünden parçalanan ezeli Kırgız toprakları ilk defa
Özerk Bölge sınırlarında birleştirilmiştir. Bundan önceki Türkistan
Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin değişik bölgelerine dâhil olarak
parçalanan Kırgız halkı tek özerk bölge altında toplanmıştır. Bu sayede
Kırgız halkının devlet ve idari sistemi kurulmuştur. Geri kalmış
ekonomiyi ilerletmek için, uygar ekonomik ve kültürel yapılanma
dönüşümünün hızlanması gibi birçok icraat gerçekleşmiştir.
Özerk Kırgız Bölgesinin ilan edilmesi, Kırgız halkı tarihinin dönüm noktasıdır. Kırgızlar sadece toprak olarak birleşmekle kalmayıp kendi özerk bölgesini yönetme ve sosyal hayatının her alanında kendi dilini kullanma hakkını elde etmişti.
Özerk Kırgız Bölgesi, Kırgızların uzun tarihi boyunca ilk defa millî toprakları içinde siyasi ve birleşik, merkeziyetçi bir devlet sistemi olarak çalışmaya başladı.
Kırgızistan’ın nüfusu evvelden çok ulusluydu. 1926 yılında yapılan nüfus sayımına göre, Kırgız Özerk Bölgesi nüfusunun % 37’sini millî azınlıklar oluşturmakta idi. Etnik çatışmalar, özellikle 1916 yılında Kırgızlar ve Ruslar arasında patlak veren kanlı kavga henüz hafızalardan silinmemiştir. Bu yüzden ilçeler idari birimlere ayrılırken bu faktör göz önünde bulundurulmuştu.

Özerk Kırgız Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti belli bir ölçüde siyasî özerkliğe sahipti. Özerk Kırgız SSC, federasyon esaslarına dayanarak Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti’nin bir cumhuriyetti ve dolaylı olarak RSFSC aracılığıyla SSSB üyesiydi. RSFSC ve Özerk Kırgız SSC anayasalarının belirlediği çerçevede kendi idarî egemenliğine de sahipti.
Sovyetler Birliği’nin egemen birleşik cumhuriyetleri gibi devlet egemenliğine sahip olmasa da yine de bazı özerk yönetim haklarına sahipti.
Özerk Kırgız SSC’nin anayasasınca belirlenen idare ve yönetim organları, mevzuat ve vatandaşlık, devlet bütçesi ve devlet sınırları, adalet organları gibi kuruluşları vardı.
Millî özelliklerine uygun olan devlet birimi olarak ve RSFSR’nin ekonomik ve siyasî bütünlüğünü bozmayacak bir şekilde özerk yönetim haklarına sahipti.
RSFSR’in eşit haklı üyesi olarak, Özerk Kırgız SSC’si, kuruluşunun başlangıç evrelerinde sosyal, siyasî, ekonomik ve kültürel hayatın birçok alanında belirli bir yetkileri bulunduğu için karşılaştıkları temel sorunlarını merkezden bağımsız olarak çözebilmekteydi.
Kırgız halkının asırlardır süregelen müzik, etnik ve kültürel özgün sanatı yeni tarihi şartlar altında farklı bir ivme kazanmıştı.
Müzik kültürünün gelişimi, çeşitli müzik eğitimi faaliyetlerinin geliştirilmesi, yeni müzisyen neslin yetiştirilmesi, bunların hepsi çok sayıda çeşitli uzman müzisyenleri gerektirmekteydi.
Kırgızistan’da bu tür uzman müzisyenleri hazırlayan müzik okullarının olmamasından dolayı bu süreç gecikmekteydi.
Müzik eğitiminin başarması gereken diğer hedefleri de vardı: isteyen herkese millî müzik kültürünü aşılama, müzik sanatını anlamayı öğretme; bir başka deyişle medeni, musiki zevki olan dinleyici kitlesini yetiştirmekti.
1920’li yılların sonu ve 1930’lu yıllarda hükümetin müzik eğitimi alanında yürüttüğü faaliyetlerin çoğu bu amaç doğrultusunda yapılmıştı.
Özerk Kırgız hükümetinin, Kırgız millî sanatının geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması alanında geliştirdikleri beş yıllık planda ulaşılması gereken hedefler şunlardır:
a) Kırgız Devlet Tiyatrosu’nun kurulması ve geliştirilmesi, ona bağlı müzik ve tiyatro stüdyosunun kurulması,
b) Her sanat dalında yerli halkın içinden uzman kadroları hazırlamak,
c) Kırgız halkının yaratıcı sanat gücünü ortaya çıkarmak.
Bu hedeflere ulaşmak için çalışmalar iki yönde yürütülmüştü. Öncelikle, yetenekli Kırgız gençlerini Moskova’nın ve Leningrad’ın (Sankt Petersburg) sanat okullarına göndermekti. İkincisi, profesyonel sanatçı topluluklar ağını kurmak ve her sanat dalında uzman kadroları hazırlamak için meslekî okulları açmaktı.
1926 yılında açılan müzik ve dram stüdyosu, böyle zor bir işin sadece başlangıç aşamasıydı.
1926 yılının Ekim ayında yerli halk için tiyatro stüdyosunun altı aylık kurslara kayıtların başladığı gazete ilanlarıyla duyurulmuştu. 20 kişilik yer için 64 kişi başvurmuştu. 1926 yılı Ekim ayının sonunda başvuran öğrenciler sınava tâbi tutularak 20 kişi (16 erkek, 4 kadın) okula alınmıştı. Alınan öğrenciler sosyal kökenleri olarak sırf ırgat ve çiftçilerden oluşmakta ve %90’ı da VLKSM2 yani komsomol üyesiydi.
Stüdyonun ilk öğrencileri arasında A. Kuttubaev, A. Aybaşev, K. Aybaşeva, K. Mademilova, O. Cetikaşkaev, Ş. Tumenbaev, D, Cündübaev, S. Sbaev, A. Urmambetov, O. Kenenbaev, Z. Kerimova, S. Baybatırova vs. bulunmaktadır. Bu öğrenciler daha sonra Kırgız Millî Tiyatrosu’na ve müzik sanatına önemli katkılarda bulunmuşlardı.
Stüdyonun öğretmen kadrosu iki kişiden oluşmaktaydı: Stüdyo başkanı N.N. Elenin (aynı zamanda yönetmen ve diksiyon, güzel konuşma, plastik sanatlar, dans ve makyaj öğretmeni) ve koro, temel nota bilgisi öğretmeni D.D. Matsunin. Aktörlük ve yönetmenlik mesleğinde engin tecrübeye sahip olan N.N. Elenin’in, stüdyonun kurulmasındaki rolü büyüktür. Öğrencilerine aktörlük vasıflarını, oyunculuk mesleğinin inceliklerini aşılamakta başarılı olmuştur.
Elenin’in Kırgız kültürüne yaptığı büyük hizmetini değerlendiren ve daha sonraları Kırgız SSC’nin halk sanatçısı unvanına sahip olan A. Kuttubaev, öğretmeni hakkında şunları yazmıştır: “Bu şahsiyetin Kırgızistan’ın tiyatro stüdyosunun oluşumunda ve işlemesinde yaptığı katkı paha biçilmezdir. Yetenekli organizatör, yüksek kültürlü ve realizm sanatının temsilcisi olan N.N. Elenin, Kırgız halkına Rus halkının tiyatro kültürünü aşılamak için ne bilgisini ne de tecrübesini esirgemiştir”.
Kırgız Müzik ve Dram Stüdyosu böyle bir ekiple 2 Kasım 1926 tarihinde “Çolpan” (eski “Progress”) sinema salonunun kış salonunda derslere başlamışlardı. Böyle zor koşullar altında 1927 yılının mayıs ayına kadar derslere devam ettiler. Sonbahardan itibaren dersler için İşçiler Kulübü’ne taşındılar. Stüdyonun altı aylık çalışması belli sonuçları da ortaya koydu. Stüdyo kendi gücüyle ve ayrıca Kazak dilinden Kırgız diline yapılan tercümeler sayesinde yedi oyunu sahneledi: “Eski Hayat”, “Molla Nasreddin”, “Yeni Hayata Doğru”, “İhtiras”, “Baybiçe - Tokol”, “Miras” ve “İcra Komitesinden Bir Gün”.
Stüdyo olumsuz şartlarda çalışmasına rağmen (uygun binanın bulunmaması ve en önemlisi de repertuarın olmaması) kısa sürede öğrencilerini profesyonel sahne ve müzik hayatına hazırlamakla kalmayıp küçük dram ve koro repertuarını da oluşturmuştu.
1927 yılında deneme oyunları başarıyla gösterime sunulmuştu. İlk oyunu (18 Mart) “Molla Nasreddin” idi. “Bu oyunlarda rol alan öğrenciler doğal yeteneklerinin yanı sıra kendi rollerini ve oyunu mükemmel bir biçimde kavramışlardı; çünkü o senenin mart ayında benim hazırladığım tüm oyunlar ve konserler suflörsüz ve yönetmen yardımcısı olmadan sahnelenmiştir. Bu öylesine önemli bir başarıydı ki, Avrupa’nın profesyonel tiyatro topluluklarının da övündüğü bir başarı hâlini aldı.”
Buna ek olarak öğrencilerin sahnede serbest ve bilinçli bir şekilde davranmaları, makyajlarını kendileri yapmaları, dram kursunun elde ettiği başarıyı daha da belirgin hale getirdi.
Stüdyonun sergilediği başarı karşısında Narkompros6 stüdyonun programını genişletme ve öğrenci sayısını 20’den 40’a kadar artırma kararı almıştır. Stüdyonun gösterdiği çalışmalar geniş kitleler tarafından öylesine tanınmıştı ki, 1927’nin kasım ayının başlarında gazetelerde ilan verme ihtiyacı duyulmadan 100’e kadar başvuru kaydedilmişti. Sınavlardan sonra 7 kadın ve 13 erkek stüdyoya alınmıştı. Yeni alınan öğrenciler arasında A. Botaliyev, K. Eşmambetov gibi yetenekli sanatçılar da vardı.
Millî Tiyatro için yeteri kadar uzman aktör kadrosu hazırlamak amacıyla stüdyodaki okul süresi uzatılmıştı.
1927-1928 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde ders içerikleri genişletilmişti: plastik sanatlar ve dans öğretimi derslere girmiş ve öğretmen (koreograf) davet edilmiş, bunun yanı sıra piyano dersi de dâhil edilmişti. Eğitim-öğretim yılının sonunda millî ressamları yetiştirmek için dekoratör ve afiş ressamlığı, ressamlık gibi yeni kurslar açılmıştı. İkinci senenin çalışmaları daha da verimliydi: repertuar sayısı 10 dram ve komedi oyununa çıkarılmış, “Üzgün Kakey”, “Zarlık” “Molla Cangar” ve Gogol’un “Müfettiş” komedisi Kırgız dilinde sahnelenmişti. 10 kişilik bale sınıfı ve 14 kişilik orkestra sınıfı faaliyete başlamıştı.
Rus klasik oyunlarının ve Rus dramatik eserlerinin sahnelenmesi, Kırgız tiyatro sanatının gelişiminde büyük etkiye sahiptir. 1928-1929 senesinin kış aylarında N.V. Gogol’un “Müfettiş” komedisini sahnelendirmeye karar verilmişti. 9 Ocak 1929 tarihinde ise bu oyun Merkez İşçi Kulübü’nde seyircilerin beğenisine sunulmuştu. 1929 yılının nisan ayında D. Furmanov’un “İsyan” adlı eserinin uyarlaması sahnelenmişti.
Sonraları stüdyoya kabul edilenler arasında, Pedagojik Yüksek Okulu’nun oyunculuk topluluğunda çeşitli rolleri oynayarak kendini kanıtlayan üstün yetenekli sanatçı A. Kuttubaeva ile Pedagojik Yüksek Okulu mezunu, geleceğin meşhur oyun yazarı, cumhuriyetin halk yazarı K. Cantöşöv vardı.
K. Cantöşöv, 1926-1927 yıllarında Kırgız Pedagojik Yüksek Okulu’nun öğrencisi iken “Çobanlar”, “Rüya”, “Biz, Komsomolcular”, “Köyde” adlı tek perdelik oyunlar yazmıştı. 1928 senesinde ise “Karaçaç” (Karasaçlı kız) ve “Alım ve Marya” adlı çok perdeli oyunlar yazmıştı.
Kırgız Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin Eğitim Halk Komiserliği, Kırgız Müzik ve Dram Stüdyosu’nun faaliyetlerinin denetimini yapmaktaydı. 1927 yılının sonbaharında stüdyoya İşçi Kulübü’nün salonu verilmişti. 1926-1927 eğitim yılında stüdyonun yıllık ödenek tutarı 12.000 rubleydi. Öğretmen kadrosuna ayrılan ödenek tutarı ise aylık 400 ruble, öğrenciler de aylık 30 ruble almaktaydı. O zamanın koşullarına göre hiç de azımsanmayacak bir paraydı.
1927-1928 eğitim yılında ise stüdyodaki öğrenci sayısının 40 kişiye çıkarılmasıyla eğitim giderleri de 19.020 rubleye artırılmıştı.
....
Özerk Kırgız Bölgesinin ilan edilmesi, Kırgız halkı tarihinin dönüm noktasıdır. Kırgızlar sadece toprak olarak birleşmekle kalmayıp kendi özerk bölgesini yönetme ve sosyal hayatının her alanında kendi dilini kullanma hakkını elde etmişti.
Özerk Kırgız Bölgesi, Kırgızların uzun tarihi boyunca ilk defa millî toprakları içinde siyasi ve birleşik, merkeziyetçi bir devlet sistemi olarak çalışmaya başladı.
Kırgızistan’ın nüfusu evvelden çok ulusluydu. 1926 yılında yapılan nüfus sayımına göre, Kırgız Özerk Bölgesi nüfusunun % 37’sini millî azınlıklar oluşturmakta idi. Etnik çatışmalar, özellikle 1916 yılında Kırgızlar ve Ruslar arasında patlak veren kanlı kavga henüz hafızalardan silinmemiştir. Bu yüzden ilçeler idari birimlere ayrılırken bu faktör göz önünde bulundurulmuştu.

Özerk Kırgız Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti belli bir ölçüde siyasî özerkliğe sahipti. Özerk Kırgız SSC, federasyon esaslarına dayanarak Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti’nin bir cumhuriyetti ve dolaylı olarak RSFSC aracılığıyla SSSB üyesiydi. RSFSC ve Özerk Kırgız SSC anayasalarının belirlediği çerçevede kendi idarî egemenliğine de sahipti.
Sovyetler Birliği’nin egemen birleşik cumhuriyetleri gibi devlet egemenliğine sahip olmasa da yine de bazı özerk yönetim haklarına sahipti.
Özerk Kırgız SSC’nin anayasasınca belirlenen idare ve yönetim organları, mevzuat ve vatandaşlık, devlet bütçesi ve devlet sınırları, adalet organları gibi kuruluşları vardı.
Millî özelliklerine uygun olan devlet birimi olarak ve RSFSR’nin ekonomik ve siyasî bütünlüğünü bozmayacak bir şekilde özerk yönetim haklarına sahipti.
RSFSR’in eşit haklı üyesi olarak, Özerk Kırgız SSC’si, kuruluşunun başlangıç evrelerinde sosyal, siyasî, ekonomik ve kültürel hayatın birçok alanında belirli bir yetkileri bulunduğu için karşılaştıkları temel sorunlarını merkezden bağımsız olarak çözebilmekteydi.
Kırgız halkının asırlardır süregelen müzik, etnik ve kültürel özgün sanatı yeni tarihi şartlar altında farklı bir ivme kazanmıştı.
Müzik kültürünün gelişimi, çeşitli müzik eğitimi faaliyetlerinin geliştirilmesi, yeni müzisyen neslin yetiştirilmesi, bunların hepsi çok sayıda çeşitli uzman müzisyenleri gerektirmekteydi.
Kırgızistan’da bu tür uzman müzisyenleri hazırlayan müzik okullarının olmamasından dolayı bu süreç gecikmekteydi.
Müzik eğitiminin başarması gereken diğer hedefleri de vardı: isteyen herkese millî müzik kültürünü aşılama, müzik sanatını anlamayı öğretme; bir başka deyişle medeni, musiki zevki olan dinleyici kitlesini yetiştirmekti.
1920’li yılların sonu ve 1930’lu yıllarda hükümetin müzik eğitimi alanında yürüttüğü faaliyetlerin çoğu bu amaç doğrultusunda yapılmıştı.
Özerk Kırgız hükümetinin, Kırgız millî sanatının geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması alanında geliştirdikleri beş yıllık planda ulaşılması gereken hedefler şunlardır:
a) Kırgız Devlet Tiyatrosu’nun kurulması ve geliştirilmesi, ona bağlı müzik ve tiyatro stüdyosunun kurulması,
b) Her sanat dalında yerli halkın içinden uzman kadroları hazırlamak,
c) Kırgız halkının yaratıcı sanat gücünü ortaya çıkarmak.
Bu hedeflere ulaşmak için çalışmalar iki yönde yürütülmüştü. Öncelikle, yetenekli Kırgız gençlerini Moskova’nın ve Leningrad’ın (Sankt Petersburg) sanat okullarına göndermekti. İkincisi, profesyonel sanatçı topluluklar ağını kurmak ve her sanat dalında uzman kadroları hazırlamak için meslekî okulları açmaktı.
1926 yılında açılan müzik ve dram stüdyosu, böyle zor bir işin sadece başlangıç aşamasıydı.
1926 yılının Ekim ayında yerli halk için tiyatro stüdyosunun altı aylık kurslara kayıtların başladığı gazete ilanlarıyla duyurulmuştu. 20 kişilik yer için 64 kişi başvurmuştu. 1926 yılı Ekim ayının sonunda başvuran öğrenciler sınava tâbi tutularak 20 kişi (16 erkek, 4 kadın) okula alınmıştı. Alınan öğrenciler sosyal kökenleri olarak sırf ırgat ve çiftçilerden oluşmakta ve %90’ı da VLKSM2 yani komsomol üyesiydi.
Stüdyonun ilk öğrencileri arasında A. Kuttubaev, A. Aybaşev, K. Aybaşeva, K. Mademilova, O. Cetikaşkaev, Ş. Tumenbaev, D, Cündübaev, S. Sbaev, A. Urmambetov, O. Kenenbaev, Z. Kerimova, S. Baybatırova vs. bulunmaktadır. Bu öğrenciler daha sonra Kırgız Millî Tiyatrosu’na ve müzik sanatına önemli katkılarda bulunmuşlardı.
Stüdyonun öğretmen kadrosu iki kişiden oluşmaktaydı: Stüdyo başkanı N.N. Elenin (aynı zamanda yönetmen ve diksiyon, güzel konuşma, plastik sanatlar, dans ve makyaj öğretmeni) ve koro, temel nota bilgisi öğretmeni D.D. Matsunin. Aktörlük ve yönetmenlik mesleğinde engin tecrübeye sahip olan N.N. Elenin’in, stüdyonun kurulmasındaki rolü büyüktür. Öğrencilerine aktörlük vasıflarını, oyunculuk mesleğinin inceliklerini aşılamakta başarılı olmuştur.
Elenin’in Kırgız kültürüne yaptığı büyük hizmetini değerlendiren ve daha sonraları Kırgız SSC’nin halk sanatçısı unvanına sahip olan A. Kuttubaev, öğretmeni hakkında şunları yazmıştır: “Bu şahsiyetin Kırgızistan’ın tiyatro stüdyosunun oluşumunda ve işlemesinde yaptığı katkı paha biçilmezdir. Yetenekli organizatör, yüksek kültürlü ve realizm sanatının temsilcisi olan N.N. Elenin, Kırgız halkına Rus halkının tiyatro kültürünü aşılamak için ne bilgisini ne de tecrübesini esirgemiştir”.
Kırgız Müzik ve Dram Stüdyosu böyle bir ekiple 2 Kasım 1926 tarihinde “Çolpan” (eski “Progress”) sinema salonunun kış salonunda derslere başlamışlardı. Böyle zor koşullar altında 1927 yılının mayıs ayına kadar derslere devam ettiler. Sonbahardan itibaren dersler için İşçiler Kulübü’ne taşındılar. Stüdyonun altı aylık çalışması belli sonuçları da ortaya koydu. Stüdyo kendi gücüyle ve ayrıca Kazak dilinden Kırgız diline yapılan tercümeler sayesinde yedi oyunu sahneledi: “Eski Hayat”, “Molla Nasreddin”, “Yeni Hayata Doğru”, “İhtiras”, “Baybiçe - Tokol”, “Miras” ve “İcra Komitesinden Bir Gün”.
Stüdyo olumsuz şartlarda çalışmasına rağmen (uygun binanın bulunmaması ve en önemlisi de repertuarın olmaması) kısa sürede öğrencilerini profesyonel sahne ve müzik hayatına hazırlamakla kalmayıp küçük dram ve koro repertuarını da oluşturmuştu.
1927 yılında deneme oyunları başarıyla gösterime sunulmuştu. İlk oyunu (18 Mart) “Molla Nasreddin” idi. “Bu oyunlarda rol alan öğrenciler doğal yeteneklerinin yanı sıra kendi rollerini ve oyunu mükemmel bir biçimde kavramışlardı; çünkü o senenin mart ayında benim hazırladığım tüm oyunlar ve konserler suflörsüz ve yönetmen yardımcısı olmadan sahnelenmiştir. Bu öylesine önemli bir başarıydı ki, Avrupa’nın profesyonel tiyatro topluluklarının da övündüğü bir başarı hâlini aldı.”
Buna ek olarak öğrencilerin sahnede serbest ve bilinçli bir şekilde davranmaları, makyajlarını kendileri yapmaları, dram kursunun elde ettiği başarıyı daha da belirgin hale getirdi.
Stüdyonun sergilediği başarı karşısında Narkompros6 stüdyonun programını genişletme ve öğrenci sayısını 20’den 40’a kadar artırma kararı almıştır. Stüdyonun gösterdiği çalışmalar geniş kitleler tarafından öylesine tanınmıştı ki, 1927’nin kasım ayının başlarında gazetelerde ilan verme ihtiyacı duyulmadan 100’e kadar başvuru kaydedilmişti. Sınavlardan sonra 7 kadın ve 13 erkek stüdyoya alınmıştı. Yeni alınan öğrenciler arasında A. Botaliyev, K. Eşmambetov gibi yetenekli sanatçılar da vardı.
Millî Tiyatro için yeteri kadar uzman aktör kadrosu hazırlamak amacıyla stüdyodaki okul süresi uzatılmıştı.
1927-1928 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde ders içerikleri genişletilmişti: plastik sanatlar ve dans öğretimi derslere girmiş ve öğretmen (koreograf) davet edilmiş, bunun yanı sıra piyano dersi de dâhil edilmişti. Eğitim-öğretim yılının sonunda millî ressamları yetiştirmek için dekoratör ve afiş ressamlığı, ressamlık gibi yeni kurslar açılmıştı. İkinci senenin çalışmaları daha da verimliydi: repertuar sayısı 10 dram ve komedi oyununa çıkarılmış, “Üzgün Kakey”, “Zarlık” “Molla Cangar” ve Gogol’un “Müfettiş” komedisi Kırgız dilinde sahnelenmişti. 10 kişilik bale sınıfı ve 14 kişilik orkestra sınıfı faaliyete başlamıştı.
Rus klasik oyunlarının ve Rus dramatik eserlerinin sahnelenmesi, Kırgız tiyatro sanatının gelişiminde büyük etkiye sahiptir. 1928-1929 senesinin kış aylarında N.V. Gogol’un “Müfettiş” komedisini sahnelendirmeye karar verilmişti. 9 Ocak 1929 tarihinde ise bu oyun Merkez İşçi Kulübü’nde seyircilerin beğenisine sunulmuştu. 1929 yılının nisan ayında D. Furmanov’un “İsyan” adlı eserinin uyarlaması sahnelenmişti.
Sonraları stüdyoya kabul edilenler arasında, Pedagojik Yüksek Okulu’nun oyunculuk topluluğunda çeşitli rolleri oynayarak kendini kanıtlayan üstün yetenekli sanatçı A. Kuttubaeva ile Pedagojik Yüksek Okulu mezunu, geleceğin meşhur oyun yazarı, cumhuriyetin halk yazarı K. Cantöşöv vardı.
K. Cantöşöv, 1926-1927 yıllarında Kırgız Pedagojik Yüksek Okulu’nun öğrencisi iken “Çobanlar”, “Rüya”, “Biz, Komsomolcular”, “Köyde” adlı tek perdelik oyunlar yazmıştı. 1928 senesinde ise “Karaçaç” (Karasaçlı kız) ve “Alım ve Marya” adlı çok perdeli oyunlar yazmıştı.
Kırgız Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin Eğitim Halk Komiserliği, Kırgız Müzik ve Dram Stüdyosu’nun faaliyetlerinin denetimini yapmaktaydı. 1927 yılının sonbaharında stüdyoya İşçi Kulübü’nün salonu verilmişti. 1926-1927 eğitim yılında stüdyonun yıllık ödenek tutarı 12.000 rubleydi. Öğretmen kadrosuna ayrılan ödenek tutarı ise aylık 400 ruble, öğrenciler de aylık 30 ruble almaktaydı. O zamanın koşullarına göre hiç de azımsanmayacak bir paraydı.
1927-1928 eğitim yılında ise stüdyodaki öğrenci sayısının 40 kişiye çıkarılmasıyla eğitim giderleri de 19.020 rubleye artırılmıştı.
....
»» Devamı Kardeş Kalemler 44. sayıda...
DERGİDEN
-
Ali AKBAŞ
-
Güllü KARANFİL
-
Tümönbay BAYZAKOV
-
Azer ABDULLA
-
İbrahim TÜRKHAN
-
Keramet BÖYÜKÇÖL
-
Osman ÇEVİKSOY
-
Fatma Yekta ÜRKMEZ
-
Hacı ISMAYILOV
-
Şadman ATABEK
-
Atanas RADOYNOV
-
Güzin GÜVEN
-
Elçin HÜSEYİNBEYLİ
-
Georgi İNGILIZOV
-
Abdurrahman DEVECİ
-
Sultanmahmut TORAYĞIRULI
-
Vasiliy MONGUŞ
-
Ebubekir Sıddık SOYSAL
-
Mehmet ÖZCAN
-
Hacer ÖZTÜRK
-
Canıl Mırza BAPAEVA
-
Ramiz ASKER - ebülfez GULİYEV
-
Muhammed MITIYEV


