ölmez
ruh
Azer ABDULLA
Elman Mustafa’yao ağustos gecesi
ve ağustos gündüzü
yay gibi kıvrılyordu,
geriliyordu Sakarya
içine çekiliyordu Anadolu
bir yerde deli dolu,
bir yerde sessizce lal
dostunu, düşmanını araya araya.
ama bir telaş içinde
akıyordu Sakarya...
topunun, tüfeğinin,
tankının, uçağının,
askerinin kat kat
bolluğuna güvenir
dişini gıcırdatarak
An-ka-ra-ya! diye
azgın bir iştahla
bağırıyordu yağı.
uyandı bir emirle Anadolu,
uyandı Türk yurdu
bir ağustos gecesi Mehmetçikler`e
kurulmaya başlanan
o çetin tuzaklara
milyonlarca süs verildi.
Dualar okuna okuna
Anadolu’nun bağrında
elvan elvan bağlarla
bin bin çorap dokundu
bin bin çarık dikildi.
bir emirle,
insanları bir yana,
Sakarya boylarında
yabaların, tırmıkların,
kılıçların, mızrakların,
tırpanların, orakların
canına can verildi
koşuldular öküzlerle, develerle, atlarla
aktılar Sakarya boyunca.
o ağustos gecesi, ağustos gündüzü
yay gibi kıvrılıyor, gerilyordu,
içine çekiliyordu Türk yurdu
dostunu, düşmanını araya araya
bir yerinde deli dolu,
bir yerinde lal sessizce
ama bir tedirginlik içinde
akıyordu Sakarya.
kan bürümüştü gözlerini yağının,
unutarak Türklerin geçmişini,
kibirli, başı havada
gıcırdatarak dişlerini
rahatça ireliyordu Ankara’ya.
görmüyordu, göremiyordu,
bilmiyordu, bilemiyordu
uyanıp mezardan kalkmalarını
efelerin, zeybeklerin,
akıncıların
Sakarya boyunca
dalga dalga akmalarını.
dolmuş kara kara bulutlardan,
çakan şimşeklerden aşağı
Mete’nin ruhuydu, toprağa yakın,
Kürşad’ın, Atilla’nın,
Cengiz’in, Çaka Bey’in
iffetli, erdemli hatunların ruhuydu
üzüyordu yurt yüzüyle akın akın.
Bir de, bir de
Saka’dan, Kafkaslar’dan
Ana Türkistan’dan,
Uyguristan’dan, Büyük Turan’dan,
buram buram yücelirdi
göklere dualar
-Tanrım, sen Türkü koru!
milyon milyon
sesli, sessiz duaları
yükseliyordu Allah’a
sevgi mektupları gibi.
bin bin Mehmetçiğin sesi
kaynıyor, kavuşuyordu,
bir sesle haykırıyordu,
dalga dalga yayılıyordu ses,
akıyordu Sakarya boyunca
Allahu Ekber!
Allahu Ekber!
bıçak dayanmıştı kemiğe,
kıvrılmıştı, yığılmıştı,
Türk’ün gücü bir ok ucundaydı,
çıkmıştı ok yayından,
dele dele, yara yara
saplanıyordu düşmanın bağrına.
vatan Mehmetçiğinden el istedi,
elini verdi,
vatan Mehmetçiğinden kol istedi,
kolunu verdi,
vatan Mehmetçiğinden baş ve göz istedi,
başını, gözünü verdi.
vatan Mehmetçiğinden can istedi,
uf demeden Mehmetçik
geçti canından.
ancak
ancak şehit Mehmetçiklerin
ruhu coştu, canı coştu
sağ kalmış subaylarda.
Subaylar Mehmetçikler,
beyler, analar, efendiler
atıldılar savaş üzerine,
gâh yumrukla gâh taşla,
gâh değnekle gâh taşla,
gâh tırnakla gâh dişle
bir şevkle bir hevesle
nece vuruşuyorlardı,
Allah! Allah!
şahlanıp sevinçten
bu ses bu haykırışa
akmak istiyordu dikine
Sa-kar-ya...
göğün son katından
bakıyordu Resulullah,
görüyordu bin yıllar önce
kendi eliyle
Türk’ün gönlüne bıraktığı emanet
canlıdır, diridir,
vatan sevgisidir,
toprak aşkıdır,
görürken Türk ruhu Allah emridir,
güldü, gülümsedi Türkün yüzüne...
eriyordu, bitiyordu eylül günleri
yeniden doğmuş
yorgun Türkiye’nin
yaralı,
fakat yenilmez Türkiye’nin
sinesinden nağmesiyle
ılgıt ılgıt,
güvenle
akıyordu Sakarya...
....
»» Devamı Kardeş Kalemler 44. sayıda...
DERGİDEN
-
Ali AKBAŞ
-
Güllü KARANFİL
-
Tümönbay BAYZAKOV
-
Azer ABDULLA
-
İbrahim TÜRKHAN
-
Keramet BÖYÜKÇÖL
-
Osman ÇEVİKSOY
-
Fatma Yekta ÜRKMEZ
-
Hacı ISMAYILOV
-
Şadman ATABEK
-
Atanas RADOYNOV
-
Güzin GÜVEN
-
Elçin HÜSEYİNBEYLİ
-
Georgi İNGILIZOV
-
Abdurrahman DEVECİ
-
Sultanmahmut TORAYĞIRULI
-
Vasiliy MONGUŞ
-
Ebubekir Sıddık SOYSAL
-
Mehmet ÖZCAN
-
Hacer ÖZTÜRK
-
Canıl Mırza BAPAEVA
-
Ramiz ASKER - ebülfez GULİYEV
-
Muhammed MITIYEV

