YIL: 6  /  SAYI: 70  /  Ekim - 2012
Avrasya Yazarlar Birliği tarafından yayımlanmaktadır.

 

âşıksın demek!
Afak ŞIHLI
Çeviren: İmdat Avşar


Afak Şıhlı - hekim, şair, siyaset yazarı, tercüman.

2011 yılından itibaren Uluslararası Yazarlar ve Gazeteciler Birliği, Moskova Şehriyar Edebi Kültürel Derneği, 2012 yılında Avrasya Yazarlar Birliği ve Rusya Şiir Akademisi muhabir üyesidir. Afak Şıhlı, 1969 yılı Haziran ayının 25’inde Azerbaycan SSCB Bakü’sünde Aydın ailesinde dünyaya geldi.

1984 yılında 12 saylı ortaokulunu (on beş yaşında) altın madalyayla bitirerek N. Nerimanov adına Azerbaycan Tıp Üniversitesi 2. tedavi-profilaktika fakültesine girmiştir. 1990 yılında 2. tedavi-profilaktika fakültesini iyi derecede bitirerek, 2000 yılına kadar 15 sayılı TSH-nin 5 inci bölümünde doktor-terapi görevlerinde bulunmuştur.

Şu anda Rusya Federasyonu’nun Moskova şehrinde yaşıyor. Tıp, edebiyat, müzik ve resimle uğraşıyor. Evli. İki çocuk annesidir. Ortaokulda okurken, okulda Genç şairler derneğinin başkanı olmuştur. Şiirleri duvar gazetelerinde ve birkaç kez “Güvercin” dergisinde yayınlanmıştır.

Son on yılda şiirleri ve hikayeleri cumhuriyet basınında (çok sayıda gazete ve jurnallerde), aynı zamanda, bir çok internet sitelerinde yayınlanmıştır. 1000 ‘den fazla şiir, hikaye ve gazete yazılarının yazarıdır. 4 şiir ve hikâye kitabı basılmıştır. Daha 5 kitabı yayına hazır durumdadır.

Türk ve Rus dillerinden edebi çevirileri, gazete ve dergilerde yayımlandı. Şiirleri Rus, Türk ve Fransız dillerine tercüme olunarak, bu ülkelerin gazete ve dergilerinde yayımlandı.
Günlerden bir gün, gelirse bahar
Ruhun kanat çırparsa gökyüzüne,
Semada oynaşan kara bulutlar
Rengarenk görünür ise gözüne
Âşıksın demek!

Rüzgâr senin için nağme okursa,
Ezgiye dönerse suların sesi,
Yağmur damlaları çiçek kokarsa,
Coşarsa kalbinin şiir hevesi,
Âşıksın demek!

Çırpınırsa küçük kuş gibi kalbin,
Birden sakin göllerce durulursan,
Ansızın tüm derdini çekip alemin,
Sonra çocukca şen, mutlu olursan,
Âşıksın demek!

Uyuyamaz, yolda kalırsa gözün,
Çağlarsa kalbinde bin arzu, dilek...
Anlayamaz isen kendini, özün,
Karar kılamazsa sinende yürek,
Âşıksın demek!
Âşıksın demek!

bahar seni gözlüyorum!

Saya saya günlerimi,
Ben güneşi sesliyorum.
Savuşturup dünlerimi,
                           Kederimi gizliyorum.
                           Bahar, seni gözlüyorum!

Bulutları kovsun rüzgar,
Çiçeğe dursun yaylalar,
Ömrümüze yağmasın kar!
                           Kızıl ufku izliyorum!
                           Bahar, seni gözlüyorum!

Şen mısralar yaza yaza,
Bitsin bu kış, dönsün yaza!
Nevruz gelsin yurdumuza!
                           Cemreleri közlüyorum,
                           Bahar, seni gözlüyorum!

Bırak açılsın gökyüzü,
Nur olsun deresi, düzü.
Bir gezelim elimizi!
                           Vatanımı özlüyorum!
                           Bahar, seni gözlüyorum!

sabahıma kapıları açmak için

Canım, göğüs gersek sert esen yellere,
Ağrılardan, acılardan kaçmak için.
Yeter! Daldığımız uçsuz hayallere...
Kanat açsak masallara uçmak için.

Sen gelmezsen ben böylece tek kalırım,
Gel ömrüme, ver gönlünü, ben alırım.
Pervane değil, ben özüm od olurum,
Yolumuza her an ışık saçmak için.

Aşkımızı itibarla saklayalım, gel...
Ağlarsak da, sevinçten ağlayalım, gel!
Dünlere penceremizi bağlayalım gel,
Yarınlara kapıları açmak için!

bizim yolumuz

Gideriz, nefesler karışır yele,
Tabloları geçer hayatın tek tek.
Önümüzde çok uzun bir yol hele,
Vuslata ermeye çalışır yürek.

Bu yolun sonunda neler var, neler...
Her an ömrümüzde iz bırakacak.
Açılıp gittikçe beyaz sayfalar
Yılların yükünü unutturacak.

Kalbimdeki yara olsa da derin,
Sindirememiştir beni bu zulüm.
Sevilmek duygusu nasıl da şirin,
Sevmek ondan daha güzelmiş, gülüm!

Neden geleceği dert edelim biz?
Her şeyi, her şeyi zamana bırak!
Bütün yol boyunca sen, ben, ikimiz...
Şu mutluluğa bak! Mutluluğa bak!

saçlarım

Hoyrat rüzgarlara oyuncak oldu
Bir zaman elinde esen saçlarım.
Yüzüne dağılıp şelale gibi
Bazen nefesini kesen saçlarım.

Kimdi aramıza ayrılık salan,
Son ümidi, seven yürekten çalan?
Şimdi endişeyle, hasretle kalan
Sararan o sünbül, süsen saçlarım...

İntizar ruhumun kaddini eğer,
Ayrılık, vuslatın gönlüne değer.
Bana yoldaş olöup hep seni gözler
Kendi talihine küsen saçlarım.

canım vatan!

Evlatları hep derbeder,
Toprakları darmadağın,
Ümitleri paramparça olan Vatan!
Gözü yolda,
Kulakları bir zafer çığlığında
Kalan Vatan!
Acıların nasıl yaman,
Yaraların nasıl derin!
Nerde senin yiğitlerin,
Nerde senin erenlerin?
Akıl almaz bu dertlerin,
Dehşetlerin,
Vahşetlerin
Üstesinden nasıl geldin,
Anam, benim?!
Eşsiz diyar!
Talihsizim!
Her bir şehidinin bir mezarlık yeri var
Senin büyük sinende
Sızılıyor sızım sızım!
Biliyorum can...
Ey bahtsız vatan!
Anasını koruyamayan oğullar doğan vatan!
Kederini saklayıp sinesinde boğan vatan!
Evlatları derbeder,
Toprakları darmadağın,
Ümitleri paramparça olan Vatan!

çobanyastığı

Gençlik çağımızda, bahar gelende,
Dolaşıp çemeni, gezerdik dağı.
O kadar çiçeğin, gülün içinde
Biz seni arardık, çobanyastığı.

Toplardık gülleri hep deste, deste,
Süslerdi ipleri çelenglerimiz.
Sonra da uzanıp otların üste,
Şarkılar söylerdik kaygısızca biz.

Kalbimiz titrerdi sevgi gelince,
Sana güvenerek fala bakardık.
Koparıp çiçeğini biz birce, birce,
“Seviyor” “sevmiyor”... aşkı arardık...

Geçse de aradan mevsimler, yıllar,
Muhabbet dünyası yaşıyor hâlâ.
Çıkmasa bile dilekler, fallar,
Yürek bin bir ümit taşıyor hâlâ...

Yürek şüphededir, gönül gümanda
Aşka benzer çünkü yalan hevesler
Seviyor? Sevmiyor, diye her anda
Sorguya çekilir olanca hisler.

elveda de

Yorulmuşum...
Birazcık beni dinle!
Bırak beni,
İşte kendin, öz elinle!
Karanlığı kesip geçen
Düşünce gibi
Dumanları yara yara,
Sen de çık git uzaklara...
Yadında mı?
Bir zamanlar
Ellerinden çok renkli bir kelebeği
Uçurmuştun, yaşatmak için...
İşte öyle, bırak beni!
Kumdan saray yaptığında
Parmakların arasından
Süzülen o kumlar gibi
Sahile bırak beni!
Dönüp bakma geçmişine,
Unut beni bir kerelik!
Bu şüpheler,
Üzüntüler,
Olmasın bir daha benlik!
Sen de olma, ne dünkü,
Ne bu günkü!
Yorulmuşum... Çünkü...

Elveda de!
Azat eyle!
Başbaşa bırak beni, benimle!
Ben de seni bırakırım öz elimle...
Çok basitçe...
Çok sadece...
Haydi,
Git, bu gece!

gerek
           Oğluma nasihat

Yere, gökten bakma, oğlum,
Yere, yerden bakmak gerek.
Sele karşı duramazsan,
Kuma dönüp akmak gerek!

Çekme derdi için için,
Ucundan tut her bir işin.
Bir ocağı yakmak için
Taşı taşa çakmak gerek!

Yoldaş olmaz aklı kaldan,
Uzakta dur kiyl-u kaldan.
Ekmeğine haram baldan…
Helalce şor yakmak gerek.

Boşa verme gümanını,
Yaşa ömrün her anını.
Muhabbetin nişanını
Parmağına takmak gerek!

Çelik gibi olsun canın,
Bulanmasın ruhun, kanın.
Vatanına kem bakanın
Dünyasını yıkmak gerek!

şehit gardaş

                       20 Ocak şehidi, şair,
                       Ülvi Bünyadzade’nin hatırasına

Bir isyancı ömrü yazılmış talihime...
İsyancıyım!
Haksızlığa, zorbalığa,
Dayanamam...
İsyancıyım!
Gören yoktur kederimi,
Üzülürüm.
Hak yolunda ezilirim!
Susamam,
Sahtekarların hakikati boğduğu yerde.
Susamam,
İnsan yüreklerinin, dert elinde doğduğu yerde.
Haksızlığa çoğu gibi
Ben de bakıp geçemem!
Cellatların kan kokulu ellerinden
Bade alıp içemem.

Bir isyancı ömrü yazılmış talihime...
Çiğnenirken topraklarım, kan ağlarken…
Ben toy düğün edemem.
Hak yolunda ölenlerin mezarından
Yüz çevirip gidemem.
Sakin sakin bakamam
Benzi soluk şehit oğlunun yüzüne ben.
Bu milletin dertlerine dayanamam,
Vurulurum yüreğimden.

Sen de rahat yatamazsın,
Şehit gardaş!

Günahsızca ölenlerin kanlarına
Şahit gardaş!
İntikamı alınmadı taş mezarda yatanların!
Başlarına yıkılmadı sarayları
Vatanını satanların,
Toprak, toprak diye diye
Sinesini dövenlerin,
Üstü bezek, altı tezek işler yapıp
Kendisini övenlerin!

Arzuları, dilekleri yarım kalan
Şehit gardaş!
Benim ile yaşıt gardaş!
Ben senin de yerine yaşıyorum...
Acılarla tarumar olan sinemde
İki yürek taşıyorum.
Rahat uyu!
Yazacağım ikimizin yerine ben!
Yazacağım
Vatanımdan,
Milletimden...
Her ne yazsam düz yazacağım...
Namertlerin sinesine köz, yazacağım!
Dönmeyeceğim öz yolumdan!
İsterse ben de şehit olayım, söz yolunda!
Hiçbir kimse diyemesin
“Hislerinde yalancıdır.”
Bilsinler ki,
Nizamîler boyundanım,
Nesim’iler soyundanım,
İsyancıyım!
İsyancıyım!

 

»»  Devamı Kardeş Kalemler 70. sayıda...

 

 

DERGİDEN