YIL: 3 /  SAYI: 30  /  Haziran-2009
Avrasya Yazarlar Birliği tarafından yayımlanmaktadır.

 

Aytmatov’un Aşkları
ve Kadın Kahramanları
Orhan SÖYLEMEZ
 
Yazar Aytmatov’un vefatının üzerinden bir yıl geçti. Bu bir yıl içinde üç tane edebî dergi özel sayı hazırladı ve onun edebî kişiliği, yazarlığı, üslubu, eserleri üzerine söylenmiş farklı düşünceleri yayınladı. Atatürk Kültür Merkezi, daha önce Aralık 2008’de Bişkek’te yapmayı düşündüğü toplantıyı Kasım 2008’de gerçekleştirdi. Türkiye’den on kadar edebiyatçı konferansa iştirak etti. Yazarın eserleri ve düşünceleri geniş bir perspektiften ele alındı. Toplantıda sunulan bildirilerin yakında kitap
olarak çıkması beklenmektedir.

Yayınlanan çalışmalarda doğrudan, yazarın “kadın” kahramanlarını anlatanına rastlamak zor. Mutlaka eserlerden bahsederken kadınlar söz konusu ediliyor; fakat merkeze “kadın”ın konduğu çalışma çok az. Ali İhsan Kolcu yazılarında ve kitaplarında yazarın eserlerini zaman, mekân, şahıs, üslup, ana fikir, tarih, halk kültürü açılarından inceliyor, kadın kahramanları zikrediyor. Kadını doğrudan ele alan yazısı “Cengiz Aytmatov’un eserlerinde ana izleği adını taşıyor.” İnsanın mutluluğu kendi iç evreni ile kendisini kuşatan dış evrenin (kosmos) uyumuna bağlıdır” diyen Kolcu, Aytmatov’un “millî hafızasını ve manevî genlerini canlı ve diri tutacak” üslubu benimsediğini ve bu “üslubu besleyen temel gücün ‘hürriyet’ ve ‘ana’ teması etrafında döndüğünü tespit ediyor. Ramazan Korkmaz da kitabında “kendine dönüşün yollarını” incelerken “kurtuluş imgeleri ve dönüş izlekleri” arasında ilk olarak “içtenliğin fethi; eve/anneye dönüş” arasında ev/anne ilişkisini kurarak yazısını ele alıyor. Özellikle “ilahi nitelikli (bu) evrensel çağrının ev/yuva kökenli simgesi” olarak anneyi gösteriyor. Bu çerçevede de hem Nayman Ana’yı, hem dişi kurt Akbar’ı zikrettikten sonra “anne şefkatinden uzak büyüyen” Andrey Kriltsov’dan bahsediyor. Bir anne olarak da Nayman Ana’nın ölümünü “oğulun mutlak anlamda ötekileşmenin ebedî tutsağı” kıldığını belirtiyor. Yusuf Doğan ise yazısında yazarın hikâye kahramanlarını “eş ve anne” olarak ele alıyor ve “kadın fedakârlığı” perspektifinden inceliyor. Aytmatov’un hikâyelerindeki kadın kahramanlarını eş ve anne olarak yazarın annesi Nagima’ya benzeten Doğan, onların fedakârlığına dikkat çekiyor. “Aytmatov deyince aklınıza ne geliyor?” diye bir soru sorulsa acaba nasıl bir cevap alınırdı? Selvi Boylum Al Yazmalım filmini seyreden herkesin vereceği ve bugüne kadar verilegelmiş cevap; “aşk, emektir.” Yani insan âşık olmak için değil, aşkını koruyabilmek için “emek” harcamak zorundadır. İlyas aşkını korumak için çaba harcar elbette, ama yeterince değil. Baytemir ise sadece Aysel’in İlyas’tan olan oğlu Samet’e değil; bizzat kadının kendisine sevgi ve ilgi gösterir. Sonunda kazanan o olduğuna göre, “aşk, sevgi ve ilgi ister” sonucunu çıkarmak mümkündür. Bu hikâyede veya filmde Baytemir, kadına gereken sevgi ve ilginin yanı sıra çok daha fazlasını vermiştir: Hürriyet. Kolcu’nun belirttiği gibi “sessiz kişiliğiyle kadere inanan, tevekkül sahibi” Baytemir, Aysel’i kendisiyle kalması için zorlamaz, kararı ona bırakır. Bu ise üzerinde durulması gereken önemli bir noktadır. Cemile’nin kocası Sadık için aynısını söylemek mümkün müdür? Sadık, Cemile’nin aşkını veya sevgisini hak etmiş midir? Koskocaman bir hayır cevabı verilebilir bu sorular için. Ya ne yapmıştır Sadık? Geleneksel eğlenceler sırasında Cemile ile yarışmış ve kaybetmiştir. Cemile’ye sahip olabilmesi, onun aşkına veya sevgisine layık olabilmesi için onu yenmesini gerektirir gelenek ve görenekler. İncinen, ayaklar altına alınan gururu ve onurunu tamir edebilmek için, sevdiği için bile değil, Cemile’yi kaçırır. Genç kız çaresiz teslim olur, ama yine de sadıktır kocasına ve kocası cephedeyken onu baştan çıkarmak isteyen Osman’a yüz vermez. Ne zaman Daniyar, beklenmedik bir anda çıkar gelir, onlarla birlikte çalışmaya başlar, pek çok testen geçtikten sonra Cemile ona gönlünü kaptırır. Daniyar’ın türkülerle başlayan yakınlaşması neticesinde Cemile onun kalbinde yer eder. Zorlama yoktur, kaçırma yoktur, gurur, kibir yoktur bu ilişkide. Onlar, el ele, köyü; yalnızca köyü mü, hayır aynı zamanda köhne örf ve âdetleri, yalnızca kadınlar için geçerli olan kuralları da geride bırakıp terk ederken, Seyit onların arkasından mutluluğun tablosunu yapar. Aşk, emektir; sevgi ister, saygı ister, fedakârlık ister, cesaret ister. İki sevgilinin arasında sağlam bir köprü kuran bozkırın türküleridir.

Onların arkasından köy halkı demediğini bırakmaz, özellikle Cemile için; çünkü evli bir kadın, üstelik kocası cephede vatan için savaşırken böyle bir ahlaksızlığı nasıl yapabilir? Bunu ilk dillendirenin Osman olması ilginçtir. Örften, âdetlerden, ahlaktan dem vuran Osman’ın daha önce Cemile’yi ayartmak için yaptıklarını hangi terazide tartmak gerekir? Öyleyse ahlakı bütün olanların veya hayatında hiç günah işlememiş olanların genç kadını eleştirmesi daha uygundur. Eserde durum böyleyken, “Cemile” hikâyesi yayınlandıktan sonra Kırgızistan’da da benzer bir eleştiri bombardımanı başlar. Aytmatov’u yerle bir edeceklerken imdadına Kazakların meşhur yazarı Muhtar Avezov yetişir. Moskova’da yazdığı övgü dolu yazı ile yazara sahip çıkar. Hemen akabinde de Luis Aragon’un meşhur makalesi yayınlanıp, eseri Fransızca’ya tercüme edince tenkitlerin arkası kesilir. Edebiyatçı, eleştirmen Salican Cigitov yazılarında bu konuyu, Aytmatov’a yapılan saldırıyı ve onun bu saldırılardan kurtuluşunu ayrıntılarıyla anlatmaktadır.
...

»» Devamı Kardeş Kalemler 30. Sayı'da...