YIL: 3 /  SAYI: 30  /  Haziran-2009
Avrasya Yazarlar Birliği tarafından yayımlanmaktadır.

 

Kırgızistan’daki 1916 Yılındaki İsyanda Yaşadıklarım
Tölö Acıuulu İBRAYIM
Çeviren: Hüseyin Şahan
 
Tölö Acıuulu İbrayım ile ilgili olarak Canıl Abdıldabekova adlı bir şair küçük bir not düşmüş konunun başında.

1916 yılındaki Ürkün diye adlandırılan Kırgızların Rus Çarlığına karşı yaptığı isyana en faal katılanlarından biri Tölö Acıuulu İbrayım olmuştur. O dönemde yaşadığı olayları yazmış ve babam Samüdünuulu Abdıldabek Taygüronov’a 1947 yılında vermiştir. Yani Tölö Acıuulu İbrayım, Ürkün’de başından geçen önemli olayları yazmış ve sonra o yazdıklarını 1947 yılında, Samüdünuulu Abdıldabek adlı birisine vermiştir. Kırgız Halkının başından geçirdiği bu tür tarihi olaylar açık ve net bir şekilde anlatılamamıştır. Anlatılsa bile bazı dolaylı yollarla anlatılmaya çalışılmıştır. Ama şimdi siyaset değişti, yönetim değişti. Bunun neticesinde inşallah bu eser yakın bir zamanda yayınlanmaya başlayacak. Bu yazı, ilk olarak Arap harfleriyle yazılmıştır. Daha sonra eseri ben Rus alfabesiyle yeniden yazdım. Bunu yaparken Osmanaalıkızı Bübüş Abla bana çok yardım etti. Bübüş Ablanın babası Sıdıkuulu Osmanaalı Moldo “Kırgız Tarihi” ve “Kırgız Şadmaniyesi” adlı kitapların yazarıdır. Canıl Abdılbekova, Tölö Acıuulu İbrayım ve onun yazdığı yazıyla ilgili kısa bir bilgi veriyor.

Biz Kırgızlar öz topraklarımızda hiç kimseye boyun eğmeden yaşarken, Çarlık Rusyası’nın topraklarımızı işgaliyle bu dirlik ve düzen bozuldu. Özellikle Çar II. Nikolay zorbalıkla topraklarımıza, hayvanlarımıza, mallarımıza, mülklerimize el koydu. Rus ve Kırgız kardeşliğini yok etti. Ele geçirdikleri yerlere şehirler inşa etti. En son bizim buralara gelip yerleştiler. Kırgızların hayvanları benim tarlama, benim bahçeme girdi, benim otumdan yedi diyerek bizleri çok ciddi sıkıntılara maruz bırakıp, hapse bile attıkları oldu. Hayvan başına bir som iki som para alıp, ceza olarak yine karşılığında para alıyorlardı. Zaten o dönemdeki bir som iki som şu andaki 20-30 soma tekabül ediyordu. Hayvanlarını geri almak için itiraz eden Kırgızları dövüyorlardı. Bazılarını öldürdüklerini biz gördük. Çar II. Nikolay, halkın razı olmamasına rağmen Kırgızlardan güzel güzel atlar, develer, inekler, halkın evlerinde ne varsa hepsini alıp bir şekilde topluyordu. Bunu kendi ihtiyaçları çerçevesinde çok rahat bir şekilde kullanabiliyordu.

1914 yılında Çar II. Nikolay 18 yaşından 40 yaşına kadar olan erkekleri askere alma emri çıkarttı. Bu Kırgız halkı için felaket demekti. Çünkü Çar II. Nikolay, daha önce Kırgızlardan bu şekilde asker almıyordu. Ama şimdi 18 yaşından 40 yaşına kadar olan her erkeği askere almayı planlıyorlardı. Bunu yapmakla Çarlık rejimi birtakım sinsice planlarını da devreye sokacaktı. Köylerden bütün erkekleri sürdükten sonra tabiî ki arazilere, hayvanlara el koymak ve geride kalan insanları kendi zevkleri yolunda çalıştırmak, onlara birtakım sıkıntılar çıkartmak daha da kolay olacaktı.

Ama Çarın bu zalimane hareketlerine dayanamayan halk harekete geçti. Isık Göl çevresindeki Prijevalsk Bölgesi’ne bağlı Bugu ve Sayak boyunun önde gelenleri ve Bişkek Bölgesine bağlı Çon Kemin’deki Çikemin’de yaşayan Atake boyundan Nadırbek Borukçu adlı önde gelen kişiler Ruslara karşı isyan hareketini başlatmışlardır. Koçkor’daki Sarıbagış adlı Kırgız boyu da Ruslara karşı isyan hareketini başlatmıştır. Çünkü burda da Ruslar halkın geçimini sağlamaya çalıştığı hayvanlarına, topraklarına el koymuştu. Atake ve Sarıbagış boylarına mensup Kırgızlar mal varlıklarına el koymaya çalışan Rus ve Kazakların hayvanlarını kendileri almış, onların yaptığı işkencenin iki katını Rus ve Kazaklara yapmışlardır. Hatta birçok göçmen Kazak ve Rus’u öldürüp mal varlıklarına el koymuşlardır. Bu şekilde Atake ve Sarıbagış boyları ortalığı daha da karıştırdılar. Atake ve Sarıbagış, boylarından Möküş Şabdanoğlu başçı olarak, Atake köyünden Sultan Daldayoğlu ve Boronbay Sazanoğlu, Kalbay Kalkanoğlu ve Belek Soltonoyoğlu başçı olarak üç yüz kişiyle Samsanorduk Rus Kazaklarını ele geçirmişler ve onları hapsetmişlerdir. Bununla da kalmayıp bu mahkumları Almatı ve Kaşka yol boylarında çalıştırdılar o dönemlerde. Şabdan Baatır’ın mescidinde Cantayoğulları, Sarıbagış boyundan Kalmaakı, Baytumaacı, Çertike Abdırakman Kemel Şabdanoğlu, Aman Şabdanoğulları kendi aralarında konuşarak “Neler yapalım?” gibisinden fikir alışverişinde bulunup istişare ettiler. Tölö Acı: “Atake, Sarıbagış! Sizlere ben ihtiyar olarak, aranızdaki yaşça en büyük kişi olarak daha önceden söylemiştim; sessizliğinizi koruyun, kendinize dikkat edin diye. Ama benim dediklerimi duymadınız, duymazlıktan geldiniz. Ortalığı karıştırdınız. Çok yakın bir zamanda göreceksiniz Rusların size neler yapacağını.” diyerek o dönemde ortalığı karıştıran Kırgızları uyardı. Orada oturan kişiler “Doğru söylüyorsun.”, “Tölö Acı’nın başımızda bir ihtiyar olarak söylediği bu söz doğrudur.” diyerekten en son onlar da kabullendiler.

En son Kemel Şabdanoğlu şöyle söyledi: “Artık olacak iş oldu, büyük ejderhanın kuyruğuna bastık. Çar II. Nikolay, bizleri artık burada hiçbir şekilde yaşatmaz. Bu aralar Isık Göl bölgesindeki Prijevalsk bölgesine yerleşen farklı ulusa mensup milletlerin taşkınlığı üzerine Bugu ve Sayak boyundan gelen Kırgızlar bunlara karşı koymuş. Buralarda da durum pek iç açıcı değil gibisinden söylentiler duyuyoruz. Eğer bunlar gerçeken doğru ise buralardan göç etmemiz gerekecek. Oraların yolları biraz daha düzgün, biraz daha açık.” Etrafındaki kişiler: “Doğru söylüyorsun”, “Kemel Şabdan Batır’ın çocuğunun söylediği doğrudur.” diyerek onu tasdiklediler.

Ne yazık ki, halkın başındaki sıkıntılar gün geçtikçe artıyor ve dertler çoğalmaya başlıyordu.

Tölö Acı’nın oğlu Ibrayım şöyle diyor: “Cantayoğullarına, Şabdan Batır oğullarına ve buralara yerleşen kişilere şöyle seslendim: Gerçekten durum böyleyse ben sabaha karşı Şırgıy’daki evime gideyim, ondan sonra da Çon Sarıbulak’taki halka ulaşarak Isık Göl’ün sonundaki Sarıbagış halkına ve oradaki Arık boyuna da tan ağarmadan ulaşıp haber vereyim.”
...

»» Devamı Kardeş Kalemler 30. Sayı'da...