“Hakikat için kılıç gibi sallandı durdu
Yıldırım gibi birden yere düştü kırıldı”
Altınbek İSMAİLOV
Çeviren : Nurabibi Borsokeyeva
İleri görüşlü ve iyi niyetli insanlara çok az rastlanır. Milletinin değerlerini, kendi değerlerinden de üstün tutarak, halkının namusunu ve şerefini düşünen, insanların gün doğumundan gün batımına kadar çektiği çileleri kendi iç dünyasında sezerek, karanlıkta yönünü şaşırmış zavallılara ışık saçan insanlar yüzyılda bir kere gelirmiş. Nedense hızır gibi zor zamanlarda insanların yardımına koşan böylesine temiz kalpli insanların değeri her zaman öldükten sonra bilinir. Acı gerçekleri korkmadan söyleyen, karanlıkta kalmış birçok gizli şeyleri açığa çıkaran, yolunu şaşıran birçok insanı uyaran biri olduğu için teşekkür yerine kötülük gördüğü ve yanlış yolu seçenlerin baskısı altında kaldığı tarihte birçok defa görülmüştür. Bazı şeylerin kıymeti kaybedilince anlaşılır sözü işte bu durumlar için söylenmiştir.
“Kırgız halkı bundan sonra bu gerçek yeteneğin sözünü bir daha dinleyemeyecek; çünkü fikir ve bilim adamı, büyük yetenek Salican Cigitov aramızdan ayrıldı. Belli ki onun yeri hiçbir zaman doldurulamaz.” (Süyünbay Eraliyev) Tabi ki böyle olacağını kimse bilmiyordu. Çünkü emeği ve gerçek için kılıç gibi üstün zekasıyla halkın sevgisini ve saygısını kazanan birinin ölmesini hiç kimse istemezdi. “Ben Salican’ın öldüğüne hala inanamıyorum, inanmak da istemiyorum. Gene bize güzel şakalarını yapıp “Ciğerimi size harcayarak yaralamışım, gerçeği söyledim duymamazlıktan geldiniz, yoruldum biraz dinleneyim….” diye bir anlığına uykuya girmiş ama kendisinin de dediği gibi “Bensiz çok sıkıcı hayat yaşıyorsunuz” diyerek ansızın geliverecekmiş gibi hissediyorum. (Işenbay Abdırazakov). Ama ne olursa olsun ölüm ölümdür. Kimseye acımaz. Hasaretiyle dünyayı yerinden oynatan padişahları da görenleri çileden çıkaran güzelleri de aklıyla dünyayı yöneten bilgeleri de, kaplan gibi deli yürek bahadırları da ayağı altına diz çöktüren ölümmüş, dizlerin bağını çözen ecelmiş.
“Karanlık bir gecede ayrıldık nicesinden,
Nicesinden aydınlık, pırıl pırıl bir günde…
Bir hakikat var ki idrak ettim, inandım
Ölümsüz değilmiş hiç kimse yeryüzünde.”
(Salican Cigitov)
Müslüman halklarında böyle bir gelenek var. Ölen insanı toprağa verirken imam,“ Adam nasıl biriydi?” diye sorar. Orda bulunanlar tek ağızdan “İyi biriydi” diye cevap verirler. Salican Hoca ileri görüşlü biriydi. Kırgızların okumuş bilmiş insanları onun gibi olması için, düşünmeyi öğreninceye kadar daha çok zamanların geçmesi lazım. İşte bu yüzden hocaya gıpta edenler çok olmuştur. İşte bundan dolayı da hocamızı sevmeyenler az değildi. (I. Cumabayev) Halk arasında rastlanan yetersizlikleri mizah yoluyla dile getirmek Salican’ın vazgeçilmez kuralıydı. Bu şekilde Kırgızları düzeltmek istiyordu. Bazen aşırıya kaçıyordu. Bu özelliğini anlayanlar da anlamayanlar da oldu. Şimdi öldükten sonra anlarlar belki. (Beksultan Cakiyev) Kim bilir, gerçekten de Salican Hoca’nın dediği gibi “Kırgızlara Rusça konuşmazsan anlamazlar” bir de gerçek söylediğinde “Hakikat için dik duran Kırgızlara çok az rastlanır”. “Salican ağabeyim, iyi yapılmamış ve bitmeyen bir işten iğrenir ve yalan söylenen sözlere kızardı. Yalanlarla hayatını geçiren insanların işi rast gitmez, sözüne inandığı için her zaman gerçekleri insanların yüzüne söyledi ve bu yüzden de birçok insan onu sevmezdi.” (İşenbay Abdurazakov) Salican Hoca sadece Kırgızları ve Kırgız yazarlarını eleştirmiyor, kendisini ve kendi eserlerini de eleştiriyordu. “Babam kendisini de eleştirebilen biriydi, otuz-kırk yıl önce yazdığı şiirlerini de düzeltiyordu. Babam Kırgızlar düzelsin, ilerlesin diye eleştiriyordu. Ama bunu yakınları dışında kimse anlamadı, çoğunluk kabul etmedi.” (Salima Cigitova) Ama yine de S. Cigitov’da elmas gibi parlayan zenginliğin olduğunu Kırgız topluluğu iyi biliyor. Evet, o kimine göre elçi, bazılarına göre hoca, bir başkasına göre edebiyatçı, bir başkasına göre eleştirmen, birilerine göre şair ve tercümandı. Bazıları için de sanki edebiyatla işi olmayan birisi, iyi bir dost, vefalı bir eşti. Gençler içinse “Mizah hikayeleriyle” eğlendiren bir hikayeciydi. (Çoyun Ömüraliyev) On parmağında on marifet olan böylesine yetenekli insanlara, yeryüzünde bülbüllerin nesli gibi çok az rastlanır. Böyle yetenekler kendi milletinin mutluluğu için yaratılmıştır. Onlar kendi milletinin başarılarıyla eksiklerini olduğu gibi yansıtan ayna gibidirler. S. Cigitov hem şiiri hem makaleyi hem de hikaye ve romanlarını usta bir şekilde, hiç zorlanmadan yazardı. O bazen yazmadığı eserlerini, hikâye olsun, uzun hikâye olsun, içeriğini anlatır, kendisi de güler, başkalarını da güldürürdü. (Keneş Cusupov) Asırların tecrübesini yansıttıkları bilge insanların akıl süzgeçlerinden geçerek söylenen “Birçok madenden oluşan demir keskin olur.” atasözü Salican Cigitov’un genel hayatının resmini çizer gibi duruyor. Başka bir deyişle “Kırgız halkına her şeyden önce biricik yeteneğin sahibi, sinesindekini olduğu gibi yansıtan şair, tebessümle gözyaşlarını birleştiren yazar, tercüme sanatının üstadı, tenkitlerinin doğruluğu veya derinliğiyle meşhur eleştirmen ve edebiyatçıydı. Bütün bunların yanında Salican Hoca bir de kültür, sinema, tiyatro ve müzik sanatı hakkında da yazılar kaleme almıştır.”(Abdıganı Erkebayev)
Ayrıca arkadaşlarıyla toplandığında etrafındakilerin hepsini mıknatıs gibi kendine çeker, muzip meşrebi, mizahlı söyleyişleri ve sinema artistlerini aratmayan jestleriyle insanları kakahalara boğan Salican Hoca’yı gazeteciler de bir türlü boş bırakmazdı. “Salican Cigitov, gazetelere verdiği röpörtajlarla televizyon kanallarında verdiği söyleyişlerle halkın dikkatini celbeder ve bu vesileyle de yazılı neşriyata büyük katkı sağlamış olurdu” (A. Muratov). Bu durumda şöyle bir sual sorulabilir. Yukarıdaki belli başlı adamların hoşuna giden özellikler, büyük tahsil sahibi, dürüstlüğü ve çalışkanlığıyla halkın sevgisine ulaşan Salican Cigitov nasıl yetişmiştir? Belki Salican Hocamın kendisinin dediği gibi istikbaldeki büyük insan belirli sebeplerden dolayı da dünyaya gelmeyebilirdi.
“Bazen düşünüyorum durup dururken
Benim güzel annem, tahsil görebilirdi.
Kim bilir, o zaman, bana hamile iken
Gidip hayatıma bir son verebilirdi”
(Salican Cigitov)
...
Yıldırım gibi birden yere düştü kırıldı”
Altınbek İSMAİLOV
Çeviren : Nurabibi Borsokeyeva
İleri görüşlü ve iyi niyetli insanlara çok az rastlanır. Milletinin değerlerini, kendi değerlerinden de üstün tutarak, halkının namusunu ve şerefini düşünen, insanların gün doğumundan gün batımına kadar çektiği çileleri kendi iç dünyasında sezerek, karanlıkta yönünü şaşırmış zavallılara ışık saçan insanlar yüzyılda bir kere gelirmiş. Nedense hızır gibi zor zamanlarda insanların yardımına koşan böylesine temiz kalpli insanların değeri her zaman öldükten sonra bilinir. Acı gerçekleri korkmadan söyleyen, karanlıkta kalmış birçok gizli şeyleri açığa çıkaran, yolunu şaşıran birçok insanı uyaran biri olduğu için teşekkür yerine kötülük gördüğü ve yanlış yolu seçenlerin baskısı altında kaldığı tarihte birçok defa görülmüştür. Bazı şeylerin kıymeti kaybedilince anlaşılır sözü işte bu durumlar için söylenmiştir.
“Kırgız halkı bundan sonra bu gerçek yeteneğin sözünü bir daha dinleyemeyecek; çünkü fikir ve bilim adamı, büyük yetenek Salican Cigitov aramızdan ayrıldı. Belli ki onun yeri hiçbir zaman doldurulamaz.” (Süyünbay Eraliyev) Tabi ki böyle olacağını kimse bilmiyordu. Çünkü emeği ve gerçek için kılıç gibi üstün zekasıyla halkın sevgisini ve saygısını kazanan birinin ölmesini hiç kimse istemezdi. “Ben Salican’ın öldüğüne hala inanamıyorum, inanmak da istemiyorum. Gene bize güzel şakalarını yapıp “Ciğerimi size harcayarak yaralamışım, gerçeği söyledim duymamazlıktan geldiniz, yoruldum biraz dinleneyim….” diye bir anlığına uykuya girmiş ama kendisinin de dediği gibi “Bensiz çok sıkıcı hayat yaşıyorsunuz” diyerek ansızın geliverecekmiş gibi hissediyorum. (Işenbay Abdırazakov). Ama ne olursa olsun ölüm ölümdür. Kimseye acımaz. Hasaretiyle dünyayı yerinden oynatan padişahları da görenleri çileden çıkaran güzelleri de aklıyla dünyayı yöneten bilgeleri de, kaplan gibi deli yürek bahadırları da ayağı altına diz çöktüren ölümmüş, dizlerin bağını çözen ecelmiş.
“Karanlık bir gecede ayrıldık nicesinden,
Nicesinden aydınlık, pırıl pırıl bir günde…
Bir hakikat var ki idrak ettim, inandım
Ölümsüz değilmiş hiç kimse yeryüzünde.”
(Salican Cigitov)
Müslüman halklarında böyle bir gelenek var. Ölen insanı toprağa verirken imam,“ Adam nasıl biriydi?” diye sorar. Orda bulunanlar tek ağızdan “İyi biriydi” diye cevap verirler. Salican Hoca ileri görüşlü biriydi. Kırgızların okumuş bilmiş insanları onun gibi olması için, düşünmeyi öğreninceye kadar daha çok zamanların geçmesi lazım. İşte bu yüzden hocaya gıpta edenler çok olmuştur. İşte bundan dolayı da hocamızı sevmeyenler az değildi. (I. Cumabayev) Halk arasında rastlanan yetersizlikleri mizah yoluyla dile getirmek Salican’ın vazgeçilmez kuralıydı. Bu şekilde Kırgızları düzeltmek istiyordu. Bazen aşırıya kaçıyordu. Bu özelliğini anlayanlar da anlamayanlar da oldu. Şimdi öldükten sonra anlarlar belki. (Beksultan Cakiyev) Kim bilir, gerçekten de Salican Hoca’nın dediği gibi “Kırgızlara Rusça konuşmazsan anlamazlar” bir de gerçek söylediğinde “Hakikat için dik duran Kırgızlara çok az rastlanır”. “Salican ağabeyim, iyi yapılmamış ve bitmeyen bir işten iğrenir ve yalan söylenen sözlere kızardı. Yalanlarla hayatını geçiren insanların işi rast gitmez, sözüne inandığı için her zaman gerçekleri insanların yüzüne söyledi ve bu yüzden de birçok insan onu sevmezdi.” (İşenbay Abdurazakov) Salican Hoca sadece Kırgızları ve Kırgız yazarlarını eleştirmiyor, kendisini ve kendi eserlerini de eleştiriyordu. “Babam kendisini de eleştirebilen biriydi, otuz-kırk yıl önce yazdığı şiirlerini de düzeltiyordu. Babam Kırgızlar düzelsin, ilerlesin diye eleştiriyordu. Ama bunu yakınları dışında kimse anlamadı, çoğunluk kabul etmedi.” (Salima Cigitova) Ama yine de S. Cigitov’da elmas gibi parlayan zenginliğin olduğunu Kırgız topluluğu iyi biliyor. Evet, o kimine göre elçi, bazılarına göre hoca, bir başkasına göre edebiyatçı, bir başkasına göre eleştirmen, birilerine göre şair ve tercümandı. Bazıları için de sanki edebiyatla işi olmayan birisi, iyi bir dost, vefalı bir eşti. Gençler içinse “Mizah hikayeleriyle” eğlendiren bir hikayeciydi. (Çoyun Ömüraliyev) On parmağında on marifet olan böylesine yetenekli insanlara, yeryüzünde bülbüllerin nesli gibi çok az rastlanır. Böyle yetenekler kendi milletinin mutluluğu için yaratılmıştır. Onlar kendi milletinin başarılarıyla eksiklerini olduğu gibi yansıtan ayna gibidirler. S. Cigitov hem şiiri hem makaleyi hem de hikaye ve romanlarını usta bir şekilde, hiç zorlanmadan yazardı. O bazen yazmadığı eserlerini, hikâye olsun, uzun hikâye olsun, içeriğini anlatır, kendisi de güler, başkalarını da güldürürdü. (Keneş Cusupov) Asırların tecrübesini yansıttıkları bilge insanların akıl süzgeçlerinden geçerek söylenen “Birçok madenden oluşan demir keskin olur.” atasözü Salican Cigitov’un genel hayatının resmini çizer gibi duruyor. Başka bir deyişle “Kırgız halkına her şeyden önce biricik yeteneğin sahibi, sinesindekini olduğu gibi yansıtan şair, tebessümle gözyaşlarını birleştiren yazar, tercüme sanatının üstadı, tenkitlerinin doğruluğu veya derinliğiyle meşhur eleştirmen ve edebiyatçıydı. Bütün bunların yanında Salican Hoca bir de kültür, sinema, tiyatro ve müzik sanatı hakkında da yazılar kaleme almıştır.”(Abdıganı Erkebayev)
Ayrıca arkadaşlarıyla toplandığında etrafındakilerin hepsini mıknatıs gibi kendine çeker, muzip meşrebi, mizahlı söyleyişleri ve sinema artistlerini aratmayan jestleriyle insanları kakahalara boğan Salican Hoca’yı gazeteciler de bir türlü boş bırakmazdı. “Salican Cigitov, gazetelere verdiği röpörtajlarla televizyon kanallarında verdiği söyleyişlerle halkın dikkatini celbeder ve bu vesileyle de yazılı neşriyata büyük katkı sağlamış olurdu” (A. Muratov). Bu durumda şöyle bir sual sorulabilir. Yukarıdaki belli başlı adamların hoşuna giden özellikler, büyük tahsil sahibi, dürüstlüğü ve çalışkanlığıyla halkın sevgisine ulaşan Salican Cigitov nasıl yetişmiştir? Belki Salican Hocamın kendisinin dediği gibi istikbaldeki büyük insan belirli sebeplerden dolayı da dünyaya gelmeyebilirdi.
“Bazen düşünüyorum durup dururken
Benim güzel annem, tahsil görebilirdi.
Kim bilir, o zaman, bana hamile iken
Gidip hayatıma bir son verebilirdi”
(Salican Cigitov)
...
»» Devamı Kardeş Kalemler
30. Sayı'da...

Dergiden
- Cengiz AYTMATOV
- İmdat AVŞAR
- Nurlan ŞERİMBEKOV
- İbrahim TÜRKHAN
- Mukay ELEBAYEV
- Aydarbek SARMANBETOV
- Orhan SÖYLEMEZ
- Altınbek İSMAİLOV
- Tölö Acıuulu İBRAYIM


Salican Cigitov