Cenadriye
Festivali’nden İzlenimler
Halil ÖZCAN
Cenadriye, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’a 30-40 km uzaklıktaki bir
köyün
adı. Festival o köye yakın, geniş bir alanda yapıldığı için ismini
oradan almış. Bu festivali başlatan ve üzerinde önemle duran şimdiki
Suudi Arabistan Kralı Hadimu’l-haremeyn eşŞerifeyn Kral Abdullah b.
Abdulaziz al-Suud. Bu festivali kral veliaht iken yani 25 yıl önce
başlatmış. Başlangıçta mahallî, daha sonra bölgesel, sonraları da Suudi
Arabistan’ın tüm bölgelerinin temsil edildiği bir festival haline geldi.
Üç yıldan beri de şeref konuğu olarak yabancı bir ülke davet ediliyor.
İlk şeref konuğu olarak 23. Cenadriye Festivali’ne Türkiye davet edildi.
24. Cenadriye Festivali’ne Rusya, 25. Cenadriye Festivali’ne ise yani bu
yıl Fransa davet edildi. Davet edilen ülkeler burada kendi kültürlerini¸
hayat tarzlarını tanıtma fırsatı buluyor. Şeref konuğu ülkeler burada
büyük ilgi görüyor. Avrasya Yazarlar Birliği olarak Suudi Arabistan
Millî Eserler ve Kültürel Festivali’ne davet edilmemizden başlayarak 8
günlük gözlemlerimi, orada yapılan faaliyetleri anlatmak istiyorum.
Bu yıl 25.si yapılan Suudi Arabistan Cenadriye Festivali’ne Avrasya Yazarlar Birliği adına, AYB Başkanı Dr. Yakup Deliömeroğlu ve bendeniz Dr. Halil Özcan davet edildik. Davetiyemiz festivalin başlamasından kısa süre önce ulaştığı için Dr. Yakup Deliömeroğlu 21 Mart Nevruz Kutlamaları programı sebebiyle bu festivale katılamadılar; ancak ben oralara sık sık gittiğim için fazla hazırlık yapmadan 15 Mart 2010’da gece saat 22.30’da Riyad’a uçtum. Bizi, Kral Halid Havaalanı’nda sıcak bir karşılama töreni bekliyordu. Gelen misafirlere ilk olarak Arap kahvesi ikram edildi; biz kahvemizi içerken yetkililer gümrük işlemlerimizi bitirdiler. Hemen, kalacağımız Marriot Otel’e doğru hareket ettik. Lobide gelen misafirlerle tanışma ve sohbet etme fırsatı bulduk. Ev sahibinin samimi tavırları ve cömert misafirperverliği anlatılamaz. İkinci gün Millî Muhafızlar Genel Başkanı Emir Mut’ib b. Abdullah b. Abdulaziz bize hoşgeldiniz demek için kaldığımız otelde biz misafirleri ziyaret etti. Festivalin iyi geçeceği ilk günden belliydi; çünkü her şey düşünülmüş, iyi çalışılmış ve hiçbir şeyden kaçınılmamıştı. Bu durum da dikkatlerden kaçmıyordu.
Bu yıl festivalin sloganı Kral Abdullah’ın önderliğinde “Halklar ve Dinlerarası Diyalog ve Diğer Halkları Kabullenme” idi. Bu konu, konferans ve seminerlerle iyi şekilde işlendi. Festivalin açılışı 17 Mart’ta, saat 17.00’de deve yarışıyla Kral Abdullah’ın gözetiminde başladı. Günün akşamıysa muhteşem bir müzik eşliğinde devam etti. 18 Mart’ta kültürel etkinlikler programı “Kral Abdullah’ın Diyalog, Barış ve Diğer Halkları Kabullenme Konusuna Bakışı” adlı sempozyumla başladı. Emir Mut’ib b. Abdullah b. Abdulaziz, misafirlere Kral Abdullah’ın teşrifleriyle akşam yemeği verdi.
19 Mart Cuma günü Cenadriye Köyü’ne serbest bir gezi düzenlendi. Cenadriye Festivalini, genel olarak Suudi Arabistan’ın geçmişini günümüze bağlayan¸ bugünlere nereden geldiğini gösteren bir festival olarak tarif edebiliriz. Yani, Cenadriye’yi gezen bir kişi Suudi Arabistan’ın tüm bölgelerini kültürüyle, mimarisiyle, tarihî gelişmeleriyle rahatlıkla tanıyabilir. Her bölge veya şehir; hatta her kabile kendi kültürünü¸ atasözlerini, mimarisini fotoğraflarla; kapı ve pencereler üzerindeki süsleme sanatları ve nakışlarını, duvarlara işledikleri dekorlarını, el sanatlarını, kadın ve erkek giysilerini, gelin ve damat giysilerini, kullandıkları ev eşyalarını, yemek kültürünü, eski oyun¸ örf ve âdetlerini daha iyi sergilemek için çok tatlı bir rekabetin olduğunu fark ettim. Bu rekabet herkesin kendi işini, üstlenmiş olduğu vazifeyi ciddî şekilde yapmayı sağlıyordu. Malezya Başbakanı, Bahreyn Kralı¸ Fransa Eski Dışişleri Bakanı, Bangladeş Eski Ekonomi Bakanı¸ Suudi Arabistan Enformasyon ve Kültür Bakanı¸ eski bakanlar¸ büyükelçiler, Arap aleminin yazarlar birliklerinin başkanları¸ gazeteciler, televizyon yapımcıları ¸ eski rektörler, öğretim üyeleri başlıca davetlilerdi. Burada en çok Hicaz bölgesi bölümü ilgi çekiyordu. Gezi bittikten sonra akşam yemeği yendi. Sonra “Halklararası ve Kültürlerarası Diyalog ve Halkların Bir Arada Yaşaması İçin İnsanlığın Ortak Değerleri” adlı bir oturum yapıldı.
20
Mart günü Kral Abdullah sarayda misafirleri kabul ederek bizlere yemek
verdi. Kral Abdullah ile sohbet etme fırsatı bulduk. Akşamsa Fransa Eski
Dışişleri Bakanı “Suudi Arabistan’ın ve Fransa’nın Yeni Dünya
Düzenindeki Rolü” adlı bir konferans verdi. 21 Mart’ta Riyad Valisi Emir
Selman b. Abdulaziz al-Suud’un tertip ettiği akşam yemeğine beş misafir
katıldık. Yemekte samimi bir sohbet havası vardı. Sohbet esnasında
kültürlerden, yemeklerden bahsedildi. Türk mutfağının çok zengin olduğu,
bizlere takdim edilen yemeklerin çoğunun Türk yemeklerine benzediği
söylendi. O sırada Lübnanlı televizyon yapımcısı Corc, Türkler’in 400
yıl kendilerine hükmettiğini, dolayısıyla Türk yemeklerinden ve
kültüründen etkilendiklerini söyledi. Ben de Türklerin ne sömürgeci ne
işgalci olduklarını ne de Lübnan’a hükmettiğini ifade ettim. Türkler’in
buralara ve idareleri altında bulunan bütün topraklara, halklara hizmet
ettiğini söyledim. Lübnanlı arakadaşımızla koyu bir sohbete giriştik.
Riyad Valisi Emir Selman b. Abdulaziz al-Suud da söz alarak gerçekte
Türk idaresine sömürgeci ya da işgalci denemeyeceğini söyledi. Sebebinin
de İslâm halifeliği olduğunu, halifeleğin de bütün halklara hizmet
ettiğini söleyerek tarihi bilgiler verdi. Bazı Osmanlı idarecilerinin
kusurları olsa da İslâm âlemini 400 yıl idare ettiğini söyledi. Daha
önce her yerde Türk sömürgeciliği veya Türk işgali gibi tabirlerle çok
karşılaşırdım; ancak şimdi kültürlü ve bilinçli insanların bunun bir
sömürü ya da işgal olmadığını kendi yazılarında ve basınlarında işlemeye
başladılar. Bugünlerde buralarda çok güzel bir hava yakalanmış,
Türkiye’nin bunu çok iyi değerlendirmesi gerekiyor.
Kültürel etkinlikler, ikinci gün akşam Bangladeş’in eski Ekonomi Bakanı Prof. Dr. Muhammed Yunus’un “Fakirlikle Mücadeledeki Tecrübem” adlı bir konferansıyla devam etti. Daha sonra şiir dinletisi düzenlendi. 22 Mart’ta “Selefilik Anlayışı Evreleri ve Değişimi” adlı iki oturumlu bir sempozyum yapıldı. Kur’an ve Sünnet alanlarında birçok yarışmanın finalleri yapıldı. “Çağdaş Fransız Düşünürlerin Gözüyle Fransa ve İslâm” adlı sempozyum yapıldı. Bu sempozyuma Fransız konuşmacılar katıldı.
“Küresel Ekonomik Kriz ve Yerli Ekonomiler” adlı sempozyum düzenlendi. Malezya Devlet Başkanı “Millî Gelişmeyle İlgili Görüş ve Tecrübe” adlı bir konferans verdi. Yine aynı gün “Halklararası Diyalog ve Barışın Engelleri, İslâmî Arap ve Batılı Bakış” adlı sempozyum düzenlendi. “Suudî Rivayet¸ Okuma ve Yakınlaşma” adlı konferans düzenlendi. “Elektronik Basın ve Yeni Neslin Sorunları” adlı seminer düzenlendi. “Küresel Ekonomik Krize İslâmî Çözüm” adlı sempozyum yapıldı. “Dünya Vicdanında KUDÜS (Hak, Tarih ve Barış)” adlı bir oturum düzenlendi. Bu oturumun ardından “Arap Âleminde Bağımsızlık ve Sorumluluk Arasında Siyasî Basın” adlı sempozyum düzenlendi.
Burada çok zengin bir faaliyete, programlara şahit olduk. Mısır, Sudan, Ürdün, Filistin, Lübnan, Suriye, Irak, Cezayir, Tunus, Libya, Fas, Moritanya, Senegal, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Kuveyt, Umman, Katar, Yemen, Endonezya, Pakistan, Bangladeş, Singapur, Malezya, Çin, Hindistan, Rusya, Portekiz, Fransa, İsviçre, Türkiye, İngiltere, Polonya, Romanya, Almanya, Hollanda, ABD, Kanada ve Suudi Arabistan’dan yani 41 ülkeden misafir davet edildiğini gördük. Her ülkeden iki üç veya daha fazla davetli katılmıştı. Ayrıca bu festivalde en göze çarpan etkinlikler halk pazarları ve panayırlardı. Her bölgenin valiliğinin kendi bölgesiyle ilgili panayırlar kurduğunu gördük.
....
köyün
adı. Festival o köye yakın, geniş bir alanda yapıldığı için ismini
oradan almış. Bu festivali başlatan ve üzerinde önemle duran şimdiki
Suudi Arabistan Kralı Hadimu’l-haremeyn eşŞerifeyn Kral Abdullah b.
Abdulaziz al-Suud. Bu festivali kral veliaht iken yani 25 yıl önce
başlatmış. Başlangıçta mahallî, daha sonra bölgesel, sonraları da Suudi
Arabistan’ın tüm bölgelerinin temsil edildiği bir festival haline geldi.
Üç yıldan beri de şeref konuğu olarak yabancı bir ülke davet ediliyor.
İlk şeref konuğu olarak 23. Cenadriye Festivali’ne Türkiye davet edildi.
24. Cenadriye Festivali’ne Rusya, 25. Cenadriye Festivali’ne ise yani bu
yıl Fransa davet edildi. Davet edilen ülkeler burada kendi kültürlerini¸
hayat tarzlarını tanıtma fırsatı buluyor. Şeref konuğu ülkeler burada
büyük ilgi görüyor. Avrasya Yazarlar Birliği olarak Suudi Arabistan
Millî Eserler ve Kültürel Festivali’ne davet edilmemizden başlayarak 8
günlük gözlemlerimi, orada yapılan faaliyetleri anlatmak istiyorum.Bu yıl 25.si yapılan Suudi Arabistan Cenadriye Festivali’ne Avrasya Yazarlar Birliği adına, AYB Başkanı Dr. Yakup Deliömeroğlu ve bendeniz Dr. Halil Özcan davet edildik. Davetiyemiz festivalin başlamasından kısa süre önce ulaştığı için Dr. Yakup Deliömeroğlu 21 Mart Nevruz Kutlamaları programı sebebiyle bu festivale katılamadılar; ancak ben oralara sık sık gittiğim için fazla hazırlık yapmadan 15 Mart 2010’da gece saat 22.30’da Riyad’a uçtum. Bizi, Kral Halid Havaalanı’nda sıcak bir karşılama töreni bekliyordu. Gelen misafirlere ilk olarak Arap kahvesi ikram edildi; biz kahvemizi içerken yetkililer gümrük işlemlerimizi bitirdiler. Hemen, kalacağımız Marriot Otel’e doğru hareket ettik. Lobide gelen misafirlerle tanışma ve sohbet etme fırsatı bulduk. Ev sahibinin samimi tavırları ve cömert misafirperverliği anlatılamaz. İkinci gün Millî Muhafızlar Genel Başkanı Emir Mut’ib b. Abdullah b. Abdulaziz bize hoşgeldiniz demek için kaldığımız otelde biz misafirleri ziyaret etti. Festivalin iyi geçeceği ilk günden belliydi; çünkü her şey düşünülmüş, iyi çalışılmış ve hiçbir şeyden kaçınılmamıştı. Bu durum da dikkatlerden kaçmıyordu.
Bu yıl festivalin sloganı Kral Abdullah’ın önderliğinde “Halklar ve Dinlerarası Diyalog ve Diğer Halkları Kabullenme” idi. Bu konu, konferans ve seminerlerle iyi şekilde işlendi. Festivalin açılışı 17 Mart’ta, saat 17.00’de deve yarışıyla Kral Abdullah’ın gözetiminde başladı. Günün akşamıysa muhteşem bir müzik eşliğinde devam etti. 18 Mart’ta kültürel etkinlikler programı “Kral Abdullah’ın Diyalog, Barış ve Diğer Halkları Kabullenme Konusuna Bakışı” adlı sempozyumla başladı. Emir Mut’ib b. Abdullah b. Abdulaziz, misafirlere Kral Abdullah’ın teşrifleriyle akşam yemeği verdi.
19 Mart Cuma günü Cenadriye Köyü’ne serbest bir gezi düzenlendi. Cenadriye Festivalini, genel olarak Suudi Arabistan’ın geçmişini günümüze bağlayan¸ bugünlere nereden geldiğini gösteren bir festival olarak tarif edebiliriz. Yani, Cenadriye’yi gezen bir kişi Suudi Arabistan’ın tüm bölgelerini kültürüyle, mimarisiyle, tarihî gelişmeleriyle rahatlıkla tanıyabilir. Her bölge veya şehir; hatta her kabile kendi kültürünü¸ atasözlerini, mimarisini fotoğraflarla; kapı ve pencereler üzerindeki süsleme sanatları ve nakışlarını, duvarlara işledikleri dekorlarını, el sanatlarını, kadın ve erkek giysilerini, gelin ve damat giysilerini, kullandıkları ev eşyalarını, yemek kültürünü, eski oyun¸ örf ve âdetlerini daha iyi sergilemek için çok tatlı bir rekabetin olduğunu fark ettim. Bu rekabet herkesin kendi işini, üstlenmiş olduğu vazifeyi ciddî şekilde yapmayı sağlıyordu. Malezya Başbakanı, Bahreyn Kralı¸ Fransa Eski Dışişleri Bakanı, Bangladeş Eski Ekonomi Bakanı¸ Suudi Arabistan Enformasyon ve Kültür Bakanı¸ eski bakanlar¸ büyükelçiler, Arap aleminin yazarlar birliklerinin başkanları¸ gazeteciler, televizyon yapımcıları ¸ eski rektörler, öğretim üyeleri başlıca davetlilerdi. Burada en çok Hicaz bölgesi bölümü ilgi çekiyordu. Gezi bittikten sonra akşam yemeği yendi. Sonra “Halklararası ve Kültürlerarası Diyalog ve Halkların Bir Arada Yaşaması İçin İnsanlığın Ortak Değerleri” adlı bir oturum yapıldı.
20
Mart günü Kral Abdullah sarayda misafirleri kabul ederek bizlere yemek
verdi. Kral Abdullah ile sohbet etme fırsatı bulduk. Akşamsa Fransa Eski
Dışişleri Bakanı “Suudi Arabistan’ın ve Fransa’nın Yeni Dünya
Düzenindeki Rolü” adlı bir konferans verdi. 21 Mart’ta Riyad Valisi Emir
Selman b. Abdulaziz al-Suud’un tertip ettiği akşam yemeğine beş misafir
katıldık. Yemekte samimi bir sohbet havası vardı. Sohbet esnasında
kültürlerden, yemeklerden bahsedildi. Türk mutfağının çok zengin olduğu,
bizlere takdim edilen yemeklerin çoğunun Türk yemeklerine benzediği
söylendi. O sırada Lübnanlı televizyon yapımcısı Corc, Türkler’in 400
yıl kendilerine hükmettiğini, dolayısıyla Türk yemeklerinden ve
kültüründen etkilendiklerini söyledi. Ben de Türklerin ne sömürgeci ne
işgalci olduklarını ne de Lübnan’a hükmettiğini ifade ettim. Türkler’in
buralara ve idareleri altında bulunan bütün topraklara, halklara hizmet
ettiğini söyledim. Lübnanlı arakadaşımızla koyu bir sohbete giriştik.
Riyad Valisi Emir Selman b. Abdulaziz al-Suud da söz alarak gerçekte
Türk idaresine sömürgeci ya da işgalci denemeyeceğini söyledi. Sebebinin
de İslâm halifeliği olduğunu, halifeleğin de bütün halklara hizmet
ettiğini söleyerek tarihi bilgiler verdi. Bazı Osmanlı idarecilerinin
kusurları olsa da İslâm âlemini 400 yıl idare ettiğini söyledi. Daha
önce her yerde Türk sömürgeciliği veya Türk işgali gibi tabirlerle çok
karşılaşırdım; ancak şimdi kültürlü ve bilinçli insanların bunun bir
sömürü ya da işgal olmadığını kendi yazılarında ve basınlarında işlemeye
başladılar. Bugünlerde buralarda çok güzel bir hava yakalanmış,
Türkiye’nin bunu çok iyi değerlendirmesi gerekiyor.Kültürel etkinlikler, ikinci gün akşam Bangladeş’in eski Ekonomi Bakanı Prof. Dr. Muhammed Yunus’un “Fakirlikle Mücadeledeki Tecrübem” adlı bir konferansıyla devam etti. Daha sonra şiir dinletisi düzenlendi. 22 Mart’ta “Selefilik Anlayışı Evreleri ve Değişimi” adlı iki oturumlu bir sempozyum yapıldı. Kur’an ve Sünnet alanlarında birçok yarışmanın finalleri yapıldı. “Çağdaş Fransız Düşünürlerin Gözüyle Fransa ve İslâm” adlı sempozyum yapıldı. Bu sempozyuma Fransız konuşmacılar katıldı.
“Küresel Ekonomik Kriz ve Yerli Ekonomiler” adlı sempozyum düzenlendi. Malezya Devlet Başkanı “Millî Gelişmeyle İlgili Görüş ve Tecrübe” adlı bir konferans verdi. Yine aynı gün “Halklararası Diyalog ve Barışın Engelleri, İslâmî Arap ve Batılı Bakış” adlı sempozyum düzenlendi. “Suudî Rivayet¸ Okuma ve Yakınlaşma” adlı konferans düzenlendi. “Elektronik Basın ve Yeni Neslin Sorunları” adlı seminer düzenlendi. “Küresel Ekonomik Krize İslâmî Çözüm” adlı sempozyum yapıldı. “Dünya Vicdanında KUDÜS (Hak, Tarih ve Barış)” adlı bir oturum düzenlendi. Bu oturumun ardından “Arap Âleminde Bağımsızlık ve Sorumluluk Arasında Siyasî Basın” adlı sempozyum düzenlendi.
Burada çok zengin bir faaliyete, programlara şahit olduk. Mısır, Sudan, Ürdün, Filistin, Lübnan, Suriye, Irak, Cezayir, Tunus, Libya, Fas, Moritanya, Senegal, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Kuveyt, Umman, Katar, Yemen, Endonezya, Pakistan, Bangladeş, Singapur, Malezya, Çin, Hindistan, Rusya, Portekiz, Fransa, İsviçre, Türkiye, İngiltere, Polonya, Romanya, Almanya, Hollanda, ABD, Kanada ve Suudi Arabistan’dan yani 41 ülkeden misafir davet edildiğini gördük. Her ülkeden iki üç veya daha fazla davetli katılmıştı. Ayrıca bu festivalde en göze çarpan etkinlikler halk pazarları ve panayırlardı. Her bölgenin valiliğinin kendi bölgesiyle ilgili panayırlar kurduğunu gördük.
....
»» Devamı Kardeş Kalemler 41. sayıda...
DERGİDEN
-
İmdat AVŞAR
-
Tahir KAHHAR
-
Adem YEŞİL
-
Mehmet AYCI
-
Elhan Zal KARAHANLI
-
Osman ÇEVİKSOY
-
Ataman KALEBOZAN
-
Emel ŞAKACI
-
Ahmet KURT
-
Emel ŞAKACI
-
Ethem GÖKTÜRK
-
Ömrüm IŞIKAY
-
Nazile GÜLTAÇ
-
Eyvaz ZEYNALOV
-
Şecaettin KOKA
-
Mina KRISTEVA
-
Mukay ELEBAYEV
-
Eljas BEKENULI
-
Dilek ARSLAN
-
Ismayıl KADIROV
-
Hatire GULİYEVA
-
Rahile RUZMANOVA
-
Halil ÖZCAN
-
Yakup DELİÖMEROĞLU
-
Mihail SİNELNİKOV



