Üzeyir
Hacıbeyli’nin
Sanatındaki Maarifçi Fikirler
Hatire GULİYEVA
Çeviren: Ömer Küçükmehmetoğlu
Üzeyir
Hacıbeyli, Azerbaycan maarifçiliğinde önemli işler yapmış, yüzlerce
makale, felyeton, küçük hiciv mazmunlu sahne eserleri, piyesler
yazmıştır. Bunların yanında millî dram alanında yeni sanat eserleriyle
yeni müzikli komedinin temelini oluşturmuş ve zenginleştirmiştir. Büyük
dâhî, halkın asrı yakalaması, çağdaşlaşması için sanatın bütün
imkânlarından istifade ederek büyük işler başarmıştır. Ü. Hacıbeyli
“Opera ve Dramın Ehemmiyeti Hakkında” adlı makalesinde millî
maarifçiliğin fikir babaları ve bu fikri geliştiren seleflerinin tesiri
hakkında şunları yazmıştır: “Ahundov’un ‘Han Sarabski’, ‘Mesteli Şah’,
‘Hacı Gara’ eserlerini ve meşhur dram yazarımız A. Hakverdiyev’in
‘Dağılan Tifag’ adlı eserini cesaretle dram edebiyatımızın şaheseri
olarak adlandırabilirim ve bu dramlar benim yetişmemde büyük rol
oynamıştır,”.
Ü.Hacıbeyli’nin
sanatını araştıran akademisyen M. İbrahimov’un, büyük bestekârın müzikli
komedi sanatına başlamasının sebepleri hakkındaki görüşü ilgi
çekmektedir. M. İbrahimov şöyle düşünmektedir: “Şeyh Senan”ı beşikte
boğarak öldürenler, onu gün görmeye bırakmayan insanlar ve çevre daha
çok hicvin hedefi olmaya müstehaktır. Herhâlde toplumun ahlâkının son
derece bozulduğunu küçük, rezil, yüzsüz ve aynı zamanda çok çevik
insanların meydanda dolaştığı devirlerde hiciv ve mizah oldukça önem
kazanmakta ve zaruriyet arz etmektedir.İlk müzikli komedi eserlerimizin oluşmasının sebeplerinden biri de yenilikçi millî sanatkâr Üzeyir Hacıbeyli’nin maarifçi fikirleridir. 20. asrın başlarında Rusya’da teşekkül etmiş ve geniş şekilde yayılmış, seyircilere estetik bakımdan daha ilginç ve aynı zamanda maarifçi estetiğin önemli bir alanı sayılan tiyatroda, yeni olan bu türde ifade etmek, halkı ileri götürmek gayesiyle alâkalıdır.
O
devirde Rusya İmparatorluğu’nda bir maarifçi sanat düşüncesi olarak
maişet komedileri, bunların temelinde müzikli komediler ortaya
çıkmaktaydı. Maarifçi Üzeyir Hacıbeyli yeniliğin şuurlarda ısrarcı
olmasını, eski düşüncenin tamamıyla silinmesini halk tarafından daha
yakın ve anlaşılır olan müzik dilini ve tenkidin temel unsuru mizahla
gerçekleştirmek amacındadır.
Ü.
Hacıbeyli müzikli komedilerinde kendinin maarifçi seleflerinden ileri
giderek hür sevgi ilişkilerini ele almakta, açık fikirli kadın tipiyle
toplumda kadınların haklarının savunulması işine edebî, estetik olarak
yardım etmekteydi. H. Guliyeva “Azerbaycan’da Maarifçi Estetika”
monografisinde bu mesele hakkında uzunca durarak dram yazarının
sanatında oldukça fazla göze çarpan maarifçi fikirleri izah etmeye
çalışmıştır. Guliyeva şöyle demektedir:“Ü. Hacıbeyli’nin her üç komedisinde ana fikir olarak kadın meselesi işlenmiş Azerbaycan kadınının gelişmesi, yükselmesi, onun feodal, ataerkil kanunlar hakimiyetinde, ait olduğu zümre olan kocasına, babasına, ağabeyine itiraz etmesi, bu mücadele geniş bir şekilde yansıtılmıştır.”
19. asır Azerbaycan’ında kara çarşaf kadın hayatına hakimdir. Genellikle şark kadını ömrünü kara çarşaf altında geçirmiştir.
Ü. Hacıbeyli müzikli komedilerinde fikir ayrılığının merkezinde eski değerlerin birinci unsuru olarak kadının toplumdaki yeri ve onun hayatta kendi şahsiyetini ortaya koymasına engel olan kara çarşaf vardır. Mesela ilk müzikli komedi eseri olan “Er ve Arvad” operasında “Azerbaycanda musiqi terakkisi” adlı makalesinde “kara çarşafa karşı birinci mücadele” olarak adlandırılan bestekâr doğrudan da kara çarşafın oluşturduğu birçok güçlüğü ve geri kalmışlık gibi bütün olumsuz tesirlerini her üç komedisinde usta bir sanatkârlıkla tenkit etmiştir.
Mercan Bey dik başlı, hazır cevap eşi Minnet Hanım’dan ayrılmak ister; lakin mihrini ödemek istemez. Bunun için de hile düşünür. Kerbelayi Gubad adında biriyle konuşarak Minnet’i ona yamar. Bu işi öğrenen Minnet kara çarşaf vasıtasıyla Mercan’ın hilesini ortaya çıkarır. İkinci taraftan kara çarşaf Mercan Bey’i başka bir halde gülünç duruma sokar. Şöyle ki Minnet bunun karşılığında kara çarşaf giyerek Kerbelayi’yi aldatmış, Gülperi gibi Minnet de kara çarşafın yardımıyla Mercan Bey’in gıyabında, aslında planlı olarak bin gönle âşık 23 yaşındaki genç bir kızın elbiselerini giyer ve kocasını rezil rüsva eder. Kara çarşaf meselesini estetik olarak daha zengin bir şekilde ele aldığı, büyük sanatkâr Hacıbeyli’nin “O Olmasın, Bu Olsun” komedisi de seyir zevki yüksek bir komedi olarak dikkat çekmektedir. “Er ve Arvad” komedisindeki asıl münakaşa aile hakkında olduğu için kara çarşaf da kendi yerine göre ele alınmaktadır.
“O Olmasın Bu Olsun” komedisinde ise fikir ayrılığı daha derinlere gitmektedir. Burada zenginler, fakir fukaralar, eğitimsizlik, gelişme, cahillik, gerilik yüzleştiğinde kara çarşaf daha büyük güçlü gayelere hizmet etmektedir. Öyle ki burada kara çarşaftan zamanenin en ileri düşünce sahibi, aydın genç Server yararlanmaktadır. Onun oyunun finalinde kara çarşafı atması, köhneliği dağıtmak gibi bir maarifçi fikrin yansıtılması karakterini taşımaktadır.
Biz sonunda şirin latifelerle beraber hakkın, adaletin galip gelmesinden duyduğumuz rahatlık, memnuniyet hisleriyle gönül ferahlığıyla seviniyor, gülüyoruz. Bu bakımdan kara çarşaf konusu ilginç bir temadır. Kara çarşaf aynı zamanda örtüdür, o alınırsa insanın varlığı görünür ve çatışmayan yönleri zamanında ıslah etmek mümkündür.
Ü. Hacıbeyli’nin meşhur “Arşın Mal Alan” komedisinde yine fikrin tam olarak anlatılması için, kara çarşaftan tenkit ve mizah yoluyla yararlanılmıştır; lakin burada kara çarşaf artık sırf estetik olarak ele alınmaktadır. Üzeyir Hacıbeyli “Arşın Mal Alan” adlı eserinde kara çarşaftan hoş bir şekilde yararlanmakta, millî zeminde zayıflasa da hâlâ varlığını devam ettiren köhneliği ironiyle maarifçi, inkılâpçı, ıslahatçı mizahla tenkit eder.
Komedide Cahan kız bulmak için, her tarafı gezmiş, kara çarşaf giyme kararını bildirmişse de bu kara çarşaf nöker Veli’nin başına belâ olur. Arşın malcının bohçası için Sultan Bey’in bahçesine gelen Veli kara çarşafta gizlendiği için dövülür, sövülür; rezil rüsva olur.
Ü. Hacıbeyli’nin müzikli komedilerinde de birçok yeni, genç kahraman tip oluşturulmuştur. M. F. Ahundov ve onun dram ananelerini sürdüren bütün sanatkârlar gibi Ü. Hacıbeyli de köhne cemiyetin en tipik karakterlerini yaratmakla beraber, yetişmekte olan genç millî aydın tiplerini de başarıyla ele almıştır.
Yaşının ilerlemesine, ihtiyarlığına bakmadan hâlâ kumar oynayan borçlandığı için, on beş yaşındaki güzel kızı Gülnaz’ı, hâli vakti yerinde zengin; ama yaşlı olan Meşedi İbad’a vermek isteyen Rüstem Bey; paranın gücüne güvenerek yaşayan bunun için de yaş olarak kendinin yaşının üçte biri yaşta olan Gülnaz’la evlenmek isteyen Meşedi İbad, genç aydın Server eserin başlıca kahramanlarıdır. Bu tipler eserde mukayese edilmektedir. Bu anane bütün maarifçi edebiyatın esas fikir ve mazmunundan kaynaklanmaktadır.
Burada ilgiyle karşılanan bir yön de galiba köhne dünyanın güçlü tipi Meşedi İbad’ı sadece yeni yetişen gençlik için değil; aynı zamanda onun kendi etrafında toplanmış insanî yönler açısından çok da farklı olmayan adamlarını bütün toplum adına tenkit ateşine tutmaktadır.
Meşedi İbad her adım başı gülünç bir duruma düşer; parasını, varını yoğunu kaybeder, sonunda yine mizahla ruhî açıdan mahvedilir. Diğer bir mesele, Ü. Hacıbeyli komedinin içindeki olumsuz tipleri toplumun bütün tabakalarını dikkate alarak seçmiştir. Şöyle ki Meşedi İbad’ın etrafındaki bütün insanlar aynı zamanda Rüstem Bey’in de dostudur. Meslekleri, toplumsal statüleri bakımından da tipiktirler.
“Arşın Mal Alan” komedisinde bu toplum bir şekilde tek sesli olarak kurulsa da biz yine köhne mülkedar Sultan Bey’in diliyle onun talebeleri esasında mevcut gerçekliğin bütün manzarasıyla tanışmaktayız.
Sultan Bey kızı Gülçöhre ve kardeşinin kızı Asya’yı evden dışarı çıkarmamaktadır. Gülçöhre bu esir hayatının ağır kanunlarından biri hakkında şöyle demektedir: “… hiç bilmiyorum seni kime verecekler, kocan kim olacak? Varacağın koca genç midir, ihtiyar mıdır, kel midir, ala hastası mıdır, dayakçı mıdır?
Bu kanunları çok iyi bilen Asker Bey de zengin bir tacir olmasına bakmayarak aile kuracağı kadını görmeden evlenmek istemiyor ve bunun için de dostu Süleyman Bey’in nasihatıyla bohçaçı elbiselerini giyerek kapı kapı gezer, kendisi için kız beğenir. Oyunun sonunda gençler karanlıktan ışığa çıkarlar. Onlar sadece Sultan Bey’e değil; köhne düşünceye ve kendi gücünü kaybetmiş ataerkil âdetlere galip gelirler.
....
»» Devamı Kardeş Kalemler 41. sayıda...
DERGİDEN
-
İmdat AVŞAR
-
Tahir KAHHAR
-
Adem YEŞİL
-
Mehmet AYCI
-
Elhan Zal KARAHANLI
-
Osman ÇEVİKSOY
-
Ataman KALEBOZAN
-
Emel ŞAKACI
-
Ahmet KURT
-
Emel ŞAKACI
-
Ethem GÖKTÜRK
-
Ömrüm IŞIKAY
-
Nazile GÜLTAÇ
-
Eyvaz ZEYNALOV
-
Şecaettin KOKA
-
Mina KRISTEVA
-
Mukay ELEBAYEV
-
Eljas BEKENULI
-
Dilek ARSLAN
-
Ismayıl KADIROV
-
Hatire GULİYEVA
-
Rahile RUZMANOVA
-
Halil ÖZCAN
-
Yakup DELİÖMEROĞLU
-
Mihail SİNELNİKOV



