Kosova
ve Kırgız Türkleri’nde Evlilikle İlgili Atasözleri
Canıl
Mırza BAPAEVA
Atasözleri, bir milletin değerlerini yansıtan kültürel birikimlerdir.
Atasözleri; mahiyetiyle halk edebiyatı, edebiyat, sosyoloji, pedagoji, ekonomi,
felsefe, tarih, psikoloji gibi bilim dallarını ilgilendiren ve bu bağlamda her
açıdan inceleme konusu olabilecek bir türdür. Bu çalışmanın amacı, Balkanlar’da
Kosova Türkleri ve Orta Asya’da Kırgız Türkleri’nin kültürlerini, evlilikle
ilgili atasözleri çerçevesinde karşılaştırarak ortak ve ayrılan yönlerini tespit
etmektir.
Bildiride bir araya getirilen atasözleri, evliliği oluşturan süreçlerle ilgili olarak (kız arama, gelin ve damat adayında aranılan özellikler, düğün, aile içinde karı koca, kaynana gelin ilişkileri) belirli bir sırayla verildi. Bazı fonetik farklılıklar dışında Türkiye Türkçesiyle aynı olan Kosova Türkçesinden atasözlerinin aktarımları yapılmadı. Fonetik ve morfolojik farklılıkların daha çok olduğu Kırgız Türkçesinden atasözleri örnekleri Türkiye Türkçesine aktarılarak verildi. Bu yazı, netice itibariyle, ‘Evlatları evlendirirken nelere dikkat edilmeli?’, ‘İyi bir hanım nasıl olmalı?’, ‘İyi bir koca nasıl olmalı?’ gibi sorulara Kosova ve Kırgız Türkleri’nin geleneksel bakış açılarından cevap vermektedir.
Atasözleri, günlük hayatta karşılaşılan çeşitli olaylar karşısında, uzun deneyimlerin neticesinde oluşan yargı, öğüt veya uyarı veren kısa ve veciz ifadelerdir. Toplum tarafından benimsenerek ortak kullanılan bu özlü sözlerin kim tarafından ne zaman söylendiği bilinmez; atasözleri, anonim bir türdür. Bir milletin kuşaklar arasında değer yargılarını ve ortak kabullerini nakleden atasözleri, bu yönüyle bir toplumun duygu, mantık ve inanç sistemini, kültür yapısını ve dil zevkini yansıtır. Atasözleri dilin kavram güzelliğinin ve anlatım gücünün arttırılmasında önemli rol oynar. İnsan, açıklamakta veya savunmakta olduğu görüş ve düşüncelerinin etkileyiciliğini arttırmak için atasözlerine başvurur.
Türk Dünyası’nda atasözleri için çeşitli terimler kullanılmaktadır ki onlara değinmek çalışmamızın sınırı dışında kalır. ‘Atasözü’ anlamında XI. yüzyıla kadar olan dönemde Türkçe eserlerde ‘sav’, İslam dininin kabulünden sonra yazılan Kutadgu Bilig’de ‘mesel’, sonraki dönemlerde ise ‘atasözü’ ve ‘darb-ı mesel’ terimleri kullanıldığı bilinmektedir. Kosova Türkleri, herhangi bir durumla ilgili atasözü söylemek istediklerinde ‘Yaşlılar der ki’, ‘Boşona dememişlar’, ‘Meşhur bir süz var’, ‘İtiyarlar dememişlar’, ‘Bi süz var’ gibi terkiplerle söze başlarlar. Bu girişler aslında, ‘atasözü’ kelimesinin bilinmemesinden dolayı, onun karşılığı olarak kullanıldığını gösterir (Hasan, 1997: 6–7). Bu arada Kırgızlar atasözüne ‘makal’ derler.
Konu açısından Kosova ve Kırgız Türkleri’nin atasözleri genel olarak Türk Dünyası atasözleriyle ortak görüntüdedir. Atasözlerinin büyük kısmını dürüstlük, sabır, namus, dostluk düşmanlık, çalışkanlık tembellik, fakirlik zenginlik, ömür ölüm, baht, din, vatan, çiftçilik hayvancılık, meslek, sevgi, aile ve akrabalık ilişkileri gibi insanoğlunun varlığını çevreleyen kavram ve oluşumlar teşkil eder.
Bu yazıda Kosova Türkleri ve Kırgızlar’da evlilik ve aile üzerine söylenen atasözleri ele alınacaktır. Aile, toplumu oluşturan ve kültür birikimlerinin genç nesillere aktarıldığı en küçük birimdir. Bir halkın, milletin devamlılığı ve gelişmesi, temelleri sağlam atılmış ailelere bağlıdır; çünkü sağlıklı bir aile topluma sağlıklı fertleri kazandırır. Bu yüzden, toplumu oluşturan temel müessese olan ailenin kuruluşu ve devamlılığı Türk toplumu açısından üzerinde önemle durulan konulardan biridir.
Aile Kurmak İçin Çevreden Gelen Yönlendirme:
Genelde, evlenme çağında olan erkek veya kız, başta ailesi olmak üzere çevresinden hafif imadan ısrarlı talep derecesine kadar varan yönlendirmelerin hedefi olur.
Bir direkle ev olmas. Evlenenle ev yapana Allah yardım eder.
Ev karısıs erkek parasıs ateşe yansınlar. Evli evinde, çüyli çüyinde, siçan deligınde.
Calgız cürgön carıbayt; carısa da marıbayt.
‘Yalnız yaşayan mutlu olmaz; mutlu olsa da tatmin olmaz.’
Calgız darak tokoy bolboyt. ‘Tek ağaç orman olmaz.’
Calgız ittin ürgönü bilinbeyt; calgız kişinin cürgönü bilinbeyt.
‘Yalnız köpeğin ürüdüğü bilinmez, yalnız kişinin yaşadığı bilinmez.’
Erkek Tarafının Kız Araması ve Bu Süreçte Dikkate Alınan Özellikler:
Bir iş sahibi olan erkeğin gözü artık eştedir. Bu durumu en güzel şekilde aşağıdaki atasözleri ifade etmektedir:
Karisıs ev çiçeksıs yaza benzer. Karisıs ev bülbülsüs kafestır.
Baştaagı bolboy, mal bolboyt; başçısı bolboy, el bolboyt,
Kakaarı bolboy, kış bolboyt; katını bolboy, er bolboyt.
‘Kılavuzu olmadan hayvan sürü olmaz; başkanı olmadan halk olmaz,
Ayazı olmadan kış olmaz; karısı olmadan erkek olmaz.
Evlenmek için kız arayan erkeğe bu süreçte yakınları (ağırlıklı olarak ailenin kadın kısmı) da yardım eder. Bu aşamada erkek tarafı için, artık her şeyi ince eleyip sık dokuma vakti gelmiştir.
Bak anasıni, al danasıni. Anasıni bak kızıni al, çenarıni bak bezini al.
Enesin körüp kızın al. ‘Annesine bak, kızını al.’ Bala cakşısı atanın dankı; kız cakşısı enenin dankı.
‘Çocuğun iyisi babanın ünü; kızın iyisi annenin ünüdür.’
Aganı körüp ini ösöt;eceni körüp sindi ösöt.
‘Ağabeyi görerek erkek kardeş büyür; ablayı görerek kız kardeş büyür.’
Bazen aileler çocuklarına alacakları kızı kendileri bulmak isterler; çünkü bekâr oğlanın bulacağı kızın doğru bir tercih olamayacağı düşünülür.
Beçar cüziyle kız alınmas. Beçar cüziyle kız, cece cüziyle bez alınmas.
Aşik güzle bakan, kör güzle bakar.
Aşağıdaki Kırgız atasözü evliliği aceleye getirmemek, eş seçim konusunda akıllı düşünmek gerektiğini hatırlatır:
Caman attı mingençe cöö cürgön artık; caman katın algança boydok cürgön artık.
‘Kötü ata binmektense yayan yürümek yeğdir; kötü kadın almaktansa, bekar yaşamak yeğdir.’
Uygun eş seçme sürecinde etrafta bulunan gelin ve damat adaylarında yaş, sosyal ve ekonomik denklikleri göz önünde bulundurulur.
Daul biler misın ne der: Dan, dan, dan, dan, dan, dan; dengi dengıne, rengi rengıne. Dengi dengini bulur. Sözün azı özü, çobana verme kızı, ya koyun götürür ya kuzu. Tencere tekerlenır, kapaani bulur.
Evladı evlenecek olan her aile, aslında soylu bir aileyle dünür olmak ister; çünkü geçmişi ve iyi ailevî gelenekleriyle toplumda saygın statü kazanmış aileyle akrabalık kurmak, her açıdan ‘kârlı bir ittifak’ demektir. Bu bağlamda, ‘soylu’ kavramı bir ailenin sahip olduğu maddî ve makam imkânlarından ziyade, iyi bir aile terbiyesi, bireylerinin iyi eğitim görüp kendilerini yetiştirmiş olması ve sahip oldukları erdemleri kapsar. Şüphesiz ki böyle bir ailenin evladı, kuracağı yuvasında da yetiştirildiği güzel ortamı sağlamaya özen gösterir.
Et alırsen koldan al, kız alırsen soydan al.
Betinden beder ketken son; kımkap da bolso bözgö ten; kadırman bolso zayıbın, Kartaysa da kızga ten.
‘Yüzünden nakışı gittikten sonra ipekli bile olsa bezle denk.
Saygın olunca zevcen; yaşlansa da kızla denk’.
Kelindi kelgende kör; kempirdi ölgöndö kör. ‘Gelini geldiğinde gör; kocakarıyı öldüğünde gör.’
Kırgız geleneklerine göre gelinin çeyizi davetlilerin önünde serilip gösterilir; gelinin bohçasından erkek tarafının kızları beğendikleri giysileri alabilirler. Yaşlı bir kadın öldüğünde ise, ölmeden evvel hazırladığı bohçadan giysileri cenazeye gelenlere dağıtılır. Yukarıdaki atasözünde söz konusu ‘bohça’ya işaret edilmektedir.
Erken Evliliği Teşvik Edici Atasözleri:
Doğada bir yıl, farklı özellikler gösteren mevsimlerin devirlerinden oluştuğu gibi, doğanın bir parçası insanın hayatı da birkaç dönemden oluşur. Doğumdan ölüme kadar insan hayatında yer alacak belli başlı süreçler için özellikle uygun görülen dönemler vardır. Bu bağlamda, şart olmamakla birlikte bir insanın gençken evlenmesi yaygın kabuller arasındadır. Geleneksel Türk toplumunda kızın genç ve gözünün açılmamış olmasına vurgu yapılır. Erken evlenen ve erken kalkan aldanmaz. Kızi on beşten sonra ya ere ya yere. Deli kızın zinciri nikâhtır.
Koygo bıçak, kızga kuçak. ‘Koyuna bıçak, kıza kucak.’
Buudaydın baraar ceri tegirmen; kızdın baraar ceri küyöö.
‘Buğdayın gideceği yer, değirmendir; kızın gideceği yer kocasının yanıdır.’
Arpa bersen atka ber; kütür-kütür çaynasın; kızdı bersen caşka ber, Kuçaktaşıp oynosun.
‘Arpa vereceksen ata ver, kütür kütür çiğnesin.
Kız vereceksen gence ver, kucaklaşıp oynasın.’
Ar kim öz kamında; karı kız er kamında.
‘Herkes kendi derdinde; yaşlı kız koca derdinde.’
Bir evde kız çocuğu doğduğu andan itibaren çeyiz hazırlıkları başlar; çünkü kız bir gün evlenip gidecektir.
Kız kundakta, çeyiz sandıkta.
Kız Çocuğunun Terbiyesi ile İlgili Atasözleri:
Kız evi için de gelin edecekleri kızın terbiyesi önemlidir; çünkü kız, ailesinin yüzü ve temsilcisidir. Her ailede çocuğa kötülükle iyiliği, güzellikle çirkinliği ayırabilme yeteneği, güzel ahlak anlayışı küçüklükten itibaren verilmeli ki büyüyüp başka insanlarla muhatap olmaya başlayınca toplumsal kurallara aykırı hareket etmesin. Her çocuk ailesinde aldığı terbiyeyi, edindiği alışkanlıkları hayatı boyunca sürdürür.
Demir kızgın iken döülür. Kız anasından gürmeden sofray kaldırmas.
Kızını döömien, dizini döer.
Düğün ile İlgili Atasözleri:
İki aile arasında evlatlarını evlendirme kararı verildikten sonra nikâh ve düğün koşuşturması başlar.
Kuday koşkon kuda bolot, paygambar koşkon dos bolot’
‘Tanrının birleştirdiği dünür olur, peygamberin birleştirdiği dost olur.
Düğün, kadın ve erkeğin bekârlıktan artık ortaklaşa kuracakları aile hayatına geçiş törenidir. Her insanın hayatında özel yerini koruyan düğün, tarihten günümüze her toplumda evlenmekte olan kız ve erkek yakınları tarafından olabildikçe coşkulu kutlanılan bir merasimdir.
Dügün insansıs olmas. Dügün etsıs olmas. Çalgisıs dügün olmas.
Yeni Aile Üyesine Karşı Temkinli Olmayı Telkin Eden Atasözleri:
Münasip kız bulunduktan sonra kız evinin bu işe razı olması lazım. Bu önemli karar, kız ailesi için her zaman endişeli bir durumdur; çünkü koruyup büyüttükleri kızlarına talip olan erkeği ve ailesini her yönüyle tanıyamazlar. Kız ebeveyninin gizli endişesini aşağıdaki atasözü isabetli özetlemektedir:
Cakşı erge kız barsa; sılap sılap sultan kılat.
Caman erge kız barsa; urup sogup ultan kılat.
‘İyi erkeğe kız varınca okşaya okşaya sultan eder.
Kötü erkeğe kız varınca vura vura ayakkabı tabanı eder’.
Aileye girecek yeni üyenin kim olursa olsun, sonuçta bir yabancı olacağı için, onun iyi veya kötü olduğu daha sonraki dönemlerde belli olur. Bununla ilgili Kosova Türkleri arasında şu atasözleri mevcuttur:
El evlâdi evlâd olmas. El ooli evlâd olmas.
Yeni Ailenin Uzakta veya Yakında Oturması ile İlgili Atasözleri:
Kosova Türkleri’nin, kızı uzağa gelin etmenin
yanlısı olmadıklarını ‘Hariçtan kız al, harica
kız verma!’ atasözünden öğreniyoruz. Buna
karşılık Kırgızlar, yakın mesafede günlük çeşitli
durumlardan oluşabilecek olası tatsızlıklardan
ötürü ilişkilerde zedelenme olmaması
için dünürlerin uzakta olmasını yeğler.
Uulun össö urumga, kızın össö kırımga.
‘Oğlun büyüyünce soya, kızın büyüyünce uzağa.’
Açuunu tattuu kılgan, tuz; alıstı cakın kılgan, kız.
‘Acıyı tatlı eden, tuz; uzağı yakın eden, kız.’
Alıs cerge kuda bolson; artınçaktap aş keleer.
Cakın cerge kuda bolson; türdüü uşak söz keleer.
‘Uzak yere dünür olsan hayvan yükü aş gelir.
Yakın yere dünür olsan türlü türlü söz gelir.’
Ailede Huzur İle İlgili Atasözleri:
...
Bildiride bir araya getirilen atasözleri, evliliği oluşturan süreçlerle ilgili olarak (kız arama, gelin ve damat adayında aranılan özellikler, düğün, aile içinde karı koca, kaynana gelin ilişkileri) belirli bir sırayla verildi. Bazı fonetik farklılıklar dışında Türkiye Türkçesiyle aynı olan Kosova Türkçesinden atasözlerinin aktarımları yapılmadı. Fonetik ve morfolojik farklılıkların daha çok olduğu Kırgız Türkçesinden atasözleri örnekleri Türkiye Türkçesine aktarılarak verildi. Bu yazı, netice itibariyle, ‘Evlatları evlendirirken nelere dikkat edilmeli?’, ‘İyi bir hanım nasıl olmalı?’, ‘İyi bir koca nasıl olmalı?’ gibi sorulara Kosova ve Kırgız Türkleri’nin geleneksel bakış açılarından cevap vermektedir.
Atasözleri, günlük hayatta karşılaşılan çeşitli olaylar karşısında, uzun deneyimlerin neticesinde oluşan yargı, öğüt veya uyarı veren kısa ve veciz ifadelerdir. Toplum tarafından benimsenerek ortak kullanılan bu özlü sözlerin kim tarafından ne zaman söylendiği bilinmez; atasözleri, anonim bir türdür. Bir milletin kuşaklar arasında değer yargılarını ve ortak kabullerini nakleden atasözleri, bu yönüyle bir toplumun duygu, mantık ve inanç sistemini, kültür yapısını ve dil zevkini yansıtır. Atasözleri dilin kavram güzelliğinin ve anlatım gücünün arttırılmasında önemli rol oynar. İnsan, açıklamakta veya savunmakta olduğu görüş ve düşüncelerinin etkileyiciliğini arttırmak için atasözlerine başvurur.
Türk Dünyası’nda atasözleri için çeşitli terimler kullanılmaktadır ki onlara değinmek çalışmamızın sınırı dışında kalır. ‘Atasözü’ anlamında XI. yüzyıla kadar olan dönemde Türkçe eserlerde ‘sav’, İslam dininin kabulünden sonra yazılan Kutadgu Bilig’de ‘mesel’, sonraki dönemlerde ise ‘atasözü’ ve ‘darb-ı mesel’ terimleri kullanıldığı bilinmektedir. Kosova Türkleri, herhangi bir durumla ilgili atasözü söylemek istediklerinde ‘Yaşlılar der ki’, ‘Boşona dememişlar’, ‘Meşhur bir süz var’, ‘İtiyarlar dememişlar’, ‘Bi süz var’ gibi terkiplerle söze başlarlar. Bu girişler aslında, ‘atasözü’ kelimesinin bilinmemesinden dolayı, onun karşılığı olarak kullanıldığını gösterir (Hasan, 1997: 6–7). Bu arada Kırgızlar atasözüne ‘makal’ derler.
Konu açısından Kosova ve Kırgız Türkleri’nin atasözleri genel olarak Türk Dünyası atasözleriyle ortak görüntüdedir. Atasözlerinin büyük kısmını dürüstlük, sabır, namus, dostluk düşmanlık, çalışkanlık tembellik, fakirlik zenginlik, ömür ölüm, baht, din, vatan, çiftçilik hayvancılık, meslek, sevgi, aile ve akrabalık ilişkileri gibi insanoğlunun varlığını çevreleyen kavram ve oluşumlar teşkil eder.
Bu yazıda Kosova Türkleri ve Kırgızlar’da evlilik ve aile üzerine söylenen atasözleri ele alınacaktır. Aile, toplumu oluşturan ve kültür birikimlerinin genç nesillere aktarıldığı en küçük birimdir. Bir halkın, milletin devamlılığı ve gelişmesi, temelleri sağlam atılmış ailelere bağlıdır; çünkü sağlıklı bir aile topluma sağlıklı fertleri kazandırır. Bu yüzden, toplumu oluşturan temel müessese olan ailenin kuruluşu ve devamlılığı Türk toplumu açısından üzerinde önemle durulan konulardan biridir.
Aile Kurmak İçin Çevreden Gelen Yönlendirme:
Genelde, evlenme çağında olan erkek veya kız, başta ailesi olmak üzere çevresinden hafif imadan ısrarlı talep derecesine kadar varan yönlendirmelerin hedefi olur.
Bir direkle ev olmas. Evlenenle ev yapana Allah yardım eder.
Ev karısıs erkek parasıs ateşe yansınlar. Evli evinde, çüyli çüyinde, siçan deligınde.
Calgız cürgön carıbayt; carısa da marıbayt.
‘Yalnız yaşayan mutlu olmaz; mutlu olsa da tatmin olmaz.’
Calgız darak tokoy bolboyt. ‘Tek ağaç orman olmaz.’
Calgız ittin ürgönü bilinbeyt; calgız kişinin cürgönü bilinbeyt.
‘Yalnız köpeğin ürüdüğü bilinmez, yalnız kişinin yaşadığı bilinmez.’
Erkek Tarafının Kız Araması ve Bu Süreçte Dikkate Alınan Özellikler:
Bir iş sahibi olan erkeğin gözü artık eştedir. Bu durumu en güzel şekilde aşağıdaki atasözleri ifade etmektedir:
Karisıs ev çiçeksıs yaza benzer. Karisıs ev bülbülsüs kafestır.
Baştaagı bolboy, mal bolboyt; başçısı bolboy, el bolboyt,
Kakaarı bolboy, kış bolboyt; katını bolboy, er bolboyt.
‘Kılavuzu olmadan hayvan sürü olmaz; başkanı olmadan halk olmaz,
Ayazı olmadan kış olmaz; karısı olmadan erkek olmaz.
Evlenmek için kız arayan erkeğe bu süreçte yakınları (ağırlıklı olarak ailenin kadın kısmı) da yardım eder. Bu aşamada erkek tarafı için, artık her şeyi ince eleyip sık dokuma vakti gelmiştir.
Bak anasıni, al danasıni. Anasıni bak kızıni al, çenarıni bak bezini al.
Enesin körüp kızın al. ‘Annesine bak, kızını al.’ Bala cakşısı atanın dankı; kız cakşısı enenin dankı.
‘Çocuğun iyisi babanın ünü; kızın iyisi annenin ünüdür.’
Aganı körüp ini ösöt;eceni körüp sindi ösöt.
‘Ağabeyi görerek erkek kardeş büyür; ablayı görerek kız kardeş büyür.’
Bazen aileler çocuklarına alacakları kızı kendileri bulmak isterler; çünkü bekâr oğlanın bulacağı kızın doğru bir tercih olamayacağı düşünülür.
Beçar cüziyle kız alınmas. Beçar cüziyle kız, cece cüziyle bez alınmas.
Aşik güzle bakan, kör güzle bakar.
Aşağıdaki Kırgız atasözü evliliği aceleye getirmemek, eş seçim konusunda akıllı düşünmek gerektiğini hatırlatır:
Caman attı mingençe cöö cürgön artık; caman katın algança boydok cürgön artık.
‘Kötü ata binmektense yayan yürümek yeğdir; kötü kadın almaktansa, bekar yaşamak yeğdir.’
Uygun eş seçme sürecinde etrafta bulunan gelin ve damat adaylarında yaş, sosyal ve ekonomik denklikleri göz önünde bulundurulur.
Daul biler misın ne der: Dan, dan, dan, dan, dan, dan; dengi dengıne, rengi rengıne. Dengi dengini bulur. Sözün azı özü, çobana verme kızı, ya koyun götürür ya kuzu. Tencere tekerlenır, kapaani bulur.
Evladı evlenecek olan her aile, aslında soylu bir aileyle dünür olmak ister; çünkü geçmişi ve iyi ailevî gelenekleriyle toplumda saygın statü kazanmış aileyle akrabalık kurmak, her açıdan ‘kârlı bir ittifak’ demektir. Bu bağlamda, ‘soylu’ kavramı bir ailenin sahip olduğu maddî ve makam imkânlarından ziyade, iyi bir aile terbiyesi, bireylerinin iyi eğitim görüp kendilerini yetiştirmiş olması ve sahip oldukları erdemleri kapsar. Şüphesiz ki böyle bir ailenin evladı, kuracağı yuvasında da yetiştirildiği güzel ortamı sağlamaya özen gösterir.
Et alırsen koldan al, kız alırsen soydan al.
Betinden beder ketken son; kımkap da bolso bözgö ten; kadırman bolso zayıbın, Kartaysa da kızga ten.
‘Yüzünden nakışı gittikten sonra ipekli bile olsa bezle denk.
Saygın olunca zevcen; yaşlansa da kızla denk’.
Kelindi kelgende kör; kempirdi ölgöndö kör. ‘Gelini geldiğinde gör; kocakarıyı öldüğünde gör.’
Kırgız geleneklerine göre gelinin çeyizi davetlilerin önünde serilip gösterilir; gelinin bohçasından erkek tarafının kızları beğendikleri giysileri alabilirler. Yaşlı bir kadın öldüğünde ise, ölmeden evvel hazırladığı bohçadan giysileri cenazeye gelenlere dağıtılır. Yukarıdaki atasözünde söz konusu ‘bohça’ya işaret edilmektedir.
Erken Evliliği Teşvik Edici Atasözleri:
Doğada bir yıl, farklı özellikler gösteren mevsimlerin devirlerinden oluştuğu gibi, doğanın bir parçası insanın hayatı da birkaç dönemden oluşur. Doğumdan ölüme kadar insan hayatında yer alacak belli başlı süreçler için özellikle uygun görülen dönemler vardır. Bu bağlamda, şart olmamakla birlikte bir insanın gençken evlenmesi yaygın kabuller arasındadır. Geleneksel Türk toplumunda kızın genç ve gözünün açılmamış olmasına vurgu yapılır. Erken evlenen ve erken kalkan aldanmaz. Kızi on beşten sonra ya ere ya yere. Deli kızın zinciri nikâhtır.
Koygo bıçak, kızga kuçak. ‘Koyuna bıçak, kıza kucak.’
Buudaydın baraar ceri tegirmen; kızdın baraar ceri küyöö.
‘Buğdayın gideceği yer, değirmendir; kızın gideceği yer kocasının yanıdır.’
Arpa bersen atka ber; kütür-kütür çaynasın; kızdı bersen caşka ber, Kuçaktaşıp oynosun.
‘Arpa vereceksen ata ver, kütür kütür çiğnesin.
Kız vereceksen gence ver, kucaklaşıp oynasın.’
Ar kim öz kamında; karı kız er kamında.
‘Herkes kendi derdinde; yaşlı kız koca derdinde.’
Bir evde kız çocuğu doğduğu andan itibaren çeyiz hazırlıkları başlar; çünkü kız bir gün evlenip gidecektir.
Kız kundakta, çeyiz sandıkta.
Kız Çocuğunun Terbiyesi ile İlgili Atasözleri:
Kız evi için de gelin edecekleri kızın terbiyesi önemlidir; çünkü kız, ailesinin yüzü ve temsilcisidir. Her ailede çocuğa kötülükle iyiliği, güzellikle çirkinliği ayırabilme yeteneği, güzel ahlak anlayışı küçüklükten itibaren verilmeli ki büyüyüp başka insanlarla muhatap olmaya başlayınca toplumsal kurallara aykırı hareket etmesin. Her çocuk ailesinde aldığı terbiyeyi, edindiği alışkanlıkları hayatı boyunca sürdürür.
Demir kızgın iken döülür. Kız anasından gürmeden sofray kaldırmas.
Kızını döömien, dizini döer.
Düğün ile İlgili Atasözleri:
İki aile arasında evlatlarını evlendirme kararı verildikten sonra nikâh ve düğün koşuşturması başlar.
Kuday koşkon kuda bolot, paygambar koşkon dos bolot’
‘Tanrının birleştirdiği dünür olur, peygamberin birleştirdiği dost olur.
Düğün, kadın ve erkeğin bekârlıktan artık ortaklaşa kuracakları aile hayatına geçiş törenidir. Her insanın hayatında özel yerini koruyan düğün, tarihten günümüze her toplumda evlenmekte olan kız ve erkek yakınları tarafından olabildikçe coşkulu kutlanılan bir merasimdir.
Dügün insansıs olmas. Dügün etsıs olmas. Çalgisıs dügün olmas.
Yeni Aile Üyesine Karşı Temkinli Olmayı Telkin Eden Atasözleri:
Münasip kız bulunduktan sonra kız evinin bu işe razı olması lazım. Bu önemli karar, kız ailesi için her zaman endişeli bir durumdur; çünkü koruyup büyüttükleri kızlarına talip olan erkeği ve ailesini her yönüyle tanıyamazlar. Kız ebeveyninin gizli endişesini aşağıdaki atasözü isabetli özetlemektedir:
Cakşı erge kız barsa; sılap sılap sultan kılat.
Caman erge kız barsa; urup sogup ultan kılat.
‘İyi erkeğe kız varınca okşaya okşaya sultan eder.
Kötü erkeğe kız varınca vura vura ayakkabı tabanı eder’.
Aileye girecek yeni üyenin kim olursa olsun, sonuçta bir yabancı olacağı için, onun iyi veya kötü olduğu daha sonraki dönemlerde belli olur. Bununla ilgili Kosova Türkleri arasında şu atasözleri mevcuttur:
El evlâdi evlâd olmas. El ooli evlâd olmas.
Yeni Ailenin Uzakta veya Yakında Oturması ile İlgili Atasözleri:
Kosova Türkleri’nin, kızı uzağa gelin etmenin
yanlısı olmadıklarını ‘Hariçtan kız al, harica
kız verma!’ atasözünden öğreniyoruz. Buna
karşılık Kırgızlar, yakın mesafede günlük çeşitli
durumlardan oluşabilecek olası tatsızlıklardan
ötürü ilişkilerde zedelenme olmaması
için dünürlerin uzakta olmasını yeğler.
Uulun össö urumga, kızın össö kırımga.
‘Oğlun büyüyünce soya, kızın büyüyünce uzağa.’
Açuunu tattuu kılgan, tuz; alıstı cakın kılgan, kız.
‘Acıyı tatlı eden, tuz; uzağı yakın eden, kız.’
Alıs cerge kuda bolson; artınçaktap aş keleer.
Cakın cerge kuda bolson; türdüü uşak söz keleer.
‘Uzak yere dünür olsan hayvan yükü aş gelir.
Yakın yere dünür olsan türlü türlü söz gelir.’
Ailede Huzur İle İlgili Atasözleri:
...
»» Devamı Kardeş Kalemler 40. sayıda...
DERGİDEN
-
Resul RIZA
-
Kamran ALİYEV
-
Ferahim SADIGOV
-
Gazenfer KAZIMOV
-
Cem ARSLAN
-
İslâm Beytullah ERDİ
-
Aşurali CORAYEV
-
Memtimin HÖŞÜR
-
Aydarbek SARMANBETOV
-
Genka BOGDANOVA
-
Allanazar ALLANAZAROVVA
-
Filiz KALYON
-
Oğulmaya SAPAROVA
-
Leniyara SELİMOVA
-
Canıl Mırza BAPAEVA

