Resul Rıza
Çeviren: İmdat Avşar

toprak
Toprak sarı,
Toprak çorak
Bir yanda yüzüne
Çil düşmüş gibi çarpar
Bir yanda kurumuş, çatlak
Bir yanda doksan yaşında
İhtiyar
Yüzü gibi hüzünlü, içli
Bir yanda anasını gören çocuk gibi
Çiçekli, sevinçli
Bir yanda susuz
Bir yanda sudan bizar
Bir yanda savrulur kmu,
Yanar
Bir yanda örter üstünü kar,
Toprak hem ekmek verir bize
Hem su
Hem son menzilimizde yer verir
Nesiller boyu işler yüreğimize
Onu kaybetmek korkusu
1965
gül sesleri
Masamın üstünde
Billur bir vazo
Vazoda güller
Beyaz gül
Kırmızı gül
Bir de sarı gül
Sanki bir âşık nağmesidir
Gözlerimi kapatsam
Saz sesi gelir
“Beyaz gül
Kırmızı gül”
Bir de sarı gül
Bu renklerin nakışı,
Odama dolan
Mis kokular
Gönlüme de dolsa
Bir ömür öyle kalsa
Hiç solmasa bari gül
Beyaz gül
Kırmızı gül
Bir de sarı gül
1973-1974.
diyorlar akşamlar
keder getirir
Diyorlar
Akşamlar keder getirir
Diyorlar
Can sıkar karanlık gece
Diyorlar
Diyorlar…
Ya gündüzler nice,
Gündüzleri de
Sabırsızca bekliyoruz,
Ah bir akşam olsa
Bir gelse gece.
Ocak - 1959, Kahire
ömür yolu
Ne sokaklar
Ne yapraklarına
Yağmur damlaları düşen
Ağaçlar…
Ilık
gecelerDağınık saçlar
Geride kaldı.
Uykulu ela gözler
Acı ve tatlı sözler
Mihriban yüzler
Geride kaldı,
Kafeste sarı bülbülün
Feryadı
İlk buluşmanın
Yeni ümidin tadı
Beyaz güvercinlerin
Titrek kanadı
Geride kaldı.
Yağmur benimle geliyor
Hafif, billur damlalar
Konuyor trenin penceresine
Kulak veriyorum tekerleklerin
Yek ahenk sesine
Arkada kalıyor takırtılar
Sanki ömür
Damla damla düşüyor
Dönülmezliğe
vefâ
Nigar Hanım’a
Baykuş olup
Sevmedim seni, feryat gibi
Sevdim seni, hayatı sever gibi
Sevdim seni hayat gibi.
Sevdim seni
Tarlada başak gibi
Düşman çemberini yaran
Kanlı cephelerden
Yaralı sahibini çekip çıkaran
Vefâlı bir at gibi
Sevdim seni,
Aşkın alevini
Gözlerinde yandıran
Aylı gecelerde seni
Uykudan uyandıran
Şirin dilinde seslenen
Gölgesinde ruh dinlenen
Aziz bir ad gibi
Sevdim seni hayat gibi.
Sevdim seni
İnsanoğlunun
Hülyalarında yaşayan
Asırlar boyu insanın
Beynini kurcalayan
Uçma hayali
Kanat gibi
Sevdim seni hayat gibi.
Sen daha şirin oldun
Tatlı ömrümden
Ruhum fenerler yaktı
Ela gözlerinden
Ben seni sevdim
Bir vuruşta
Dağlardan dağ koparan
Kayaların bağrını yaran
Ferhat gibi
Sevdim seni hayat gibi.
Durdum yol ayrımında
Hasretini çektim senin
Dedim Hızır olurum
Ararım âb-ı hayat gibi.
Yaşadın ömrümün nağmesinde
Nakarat gibi
Sevdim, seviyorum
Seveceğim seni
Hayat gibi
1939
deniz niye hırçındır
Yine sesin gelir deniz
Dün bir kuzu gibi
Uyukluyordun
Dingindin
Ne ak köpüklüydü gövden
Ne dalgaların pençeli
Ne fısıltı
Ne uğultu
Ne gürültü
Ne yakarış…
Ne de yorgun
Sesin vardı
O ağır, derin sükûtun
Fatihasız bir huzurdu
Kim bilir
Belki batan gemilerin
Matemi vardı…
Düşünceli dalgındın dün
Belki de katarından
Ayrı düşen turnalar
Menzilden uzakta kaldı
Yorgun kanatlarını salıp
Uçan gümüş yıldızlar gibi
Kardan eğilmiş dal gibi
Kırılmış bir parça buz gibi
Solmuş bir yaprak gibi
Gökyüzünden
Gök sulara dökülünce
Dalgaların sessizliğe gömüldü
Belki de seni
Sahillerin gamı yordu
Belki uzak denizlerin
Hasretiyle üşüdün
Belki de ‘gel gitlerin’
Hikmetini düşündün,
Gel kendini yorma deniz
Bu hikmetin kilidini
Ben garipten sorma deniz,
Değişir dünya
Bu, dünyanın temel taşıdır
Biz ki müdrik yaşlılarız
Bize sükût çok yaraşır
Yine sesin geldi deniz
Yine şiirler yazmaya
Hevesim geldi deniz
Görünen o ki
Deniz genişliğinde
Bu engin sükûta
Sığmıyor bizim
Yüreğimiz
1970
beyaz
Uyuyan çocuğun tebessümü,
Ümit,
Karşılıksız iyilik,
“Kanser değilsiniz”
Sözlerinin söylendiği an
İnsan saadetine sebep olan
Her şey,
Hatta
Teselli için söylenmiş yalan
Bir de
Dost, insan
sevince çalan beyaz
Nine kuşağı,
Vatan toprağı,
Çiçekli bahar dalı,
Güvercin kanatları,
Kuzey yamaçların karı,
Bir çocuğun süte bulaşmış ağzı,
Çorbaya kenardan batırıp çıkardığı
Kaşıktan aldığı lezzet,
Şüphelerin dağıldığı gün,
Dost eli,
Çözülen düğüm,
İnsan adına layık
İşler, işler, işler
muhabbete çalan beyaz
Ömrün manası,
Kalbin aynası,
Değeri ve pazarı olmayan var,
Yalnız bir kalbin kapısına
Uyan anahtar,
Anlayan, duyan
İnsan
fildişi beyazı
Afrika’nın derdi,
Dedemin sakal tarağı,
Zencilerin talihi,
Masalların masalı,
Rüyalarda
İnsanların arzularla visali,
Ölümden gelen kazanç, kâr
Zindan parmaklığı,
İlmekli urgan,
Zincir, kırbaç
Fil ölümüne bahane,
Hasret dünyası,
Nakışlı, yedi kat küreciklerin
Yedi yıllık zahmeti,
Acıyla inleyen ülkelerin
Sakine’si, Selman’ı, Ahmet’i...
1963
gümüşî
Silahların faydasızlığı,
Yaşlı bir erkeğin bıyığı,
İlk öğretmenimizin
Zamanın gerisinde kalan sureti,
Köpüklü dalgalar
Dedemize ve ninemize dair hatıralar,
Sisler içinde oynayan seher,
Şeyh Şamil
Ve onun kemerine asılan
Kabzası işlemeli hançer,
Rüzgâra tutulan
Kavak yapraklarının
Saklambaç oynaması,
Gelin aynası,
Kan ter içinde yorgunluk
Ve uykusuz geceler
Pahası,
Kuzeyli rüzgârların soğuk üssü,
Yorgun yolcuya yeni bir kuvvet veren
Uzaklardaki tütsü,
Altının küçük kardeşi,
İnsanın belalı başı.
fıstıkî yeşil
İlkbaharda deniz,
Uykusu yarım kalmış bahar,
İhtirasla açılan dudaklar,
Gazeller,
Güzeller,
İnsan bakışı,
Salkım söğüt dallarında açan
İlk yaprakların nakışı,
Ela gözlerdeki keder,
Gençlik düşüncelerinden
Sahifeler
mavi
Dalgasız deniz,
Izdırapsız aşk,
Derinliği gökyüzünün
Degas’ın Rakkaseler’i
Acemi bir ressamın çizdiği güneş,
Gözlerin dinginliği,
İnsan düşünceleri,
Buz adaları arasında uzayan
Sudan sokaklar
teselliye çalan mavi
Hastalıkların en dehşetlisi,
Boyun eğmekten kurtulma hissi,
Yükü, Tebriz’de kalmış devenin
Bir gün geleceğine olan inanç,
Tatlı zehri aldanışın,
Kızgın çölde
Kaktüslerin nakışlı gölgeleri,
Evi damlayanların
Kalbine süzülen
Göklerin maviliği,
Bir de
İnsan adına yakışmayan
“Bana dokunmayan yılan…”
hurmayî
Çölde deve kervanı,
Babamın altın işlemeli Kur’anı,
Sömürgeler,
Mücadelelerin hiç sönmeyen ateşi,
Toprağı yakıp kavuran sıcak,
Tesellisiz dert,
Ağır salkımlarını
Yeşil yaprakları arasına alan
Ve uzadıkça uzayan
Fil hortumu, ağaçların
Kederi çökmüş yüzler,
Gözler, gözler, gözler.
açık kahverengi
Güneşin, çöle inen
Gazabı,
Balzac’a dair hatıralar
Yanmış yürekler,
Sönmüş gezegenler,
Haiti adasında
Gauguin’in ayak izleri,
Umman olan gözyaşı,
Milyonlarca mezar taşı,
Namert gülüşü,
Cehennem şubesi yeryüzünün,
Gülen, ağlayan
İnsan, insan, insan.
turuncu
Bin bir gece masalları,
Akşamüstü yağan kar,
Horasan kürkü,
Boğucu sıcak,
Bir aylık kuzusu, kesilen
Bir koyunun melemesi,
Mestan kedinin
İşvesi,
Sevdiğimiz kadının
Hayalimizden geçen gölgesi,
Varılması imkânsız
Hatıralar ülkesi.
....
»» Devamı Kardeş Kalemler 40. sayıda...
DERGİDEN
-
Resul RIZA
-
Kamran ALİYEV
-
Ferahim SADIGOV
-
Gazenfer KAZIMOV
-
Cem ARSLAN
-
İslâm Beytullah ERDİ
-
Aşurali CORAYEV
-
Memtimin HÖŞÜR
-
Aydarbek SARMANBETOV
-
Genka BOGDANOVA
-
Allanazar ALLANAZAROVVA
-
Filiz KALYON
-
Oğulmaya SAPAROVA
-
Leniyara SELİMOVA
-
Canıl Mırza BAPAEVA


