YIL: 4  /  SAYI: 40  /  Nisan - 2010
Avrasya Yazarlar Birliği tarafından yayımlanmaktadır.

 

Şiir Kehkeşanının
Parlak Yıldızı

Ferahim SADIGOV
Çeviren: Ömer Küçükmehmetoğlu
 

Azerbaycan Edebiyatı şanslı bir edebiyattır. Bu edebiyat hem eskidir hem de zengindir. Bitmez tükenmez folklor ananeleri olan, dünya mirasında Kitab-ı Dede Korkut ile övünen, Fuzulî ve Nizamîleri övünç kaynağı olarak gören Azerbaycan Edebiyatı’nın görkemli temsilcileri oldukça fazladır. Bunların içinde şüphesiz Resul Rıza’nın adı da vardır. Onun sanatında folklordan, Kitab-ı Dede Korkut’tan, Fuzulî’den ve Nizamî’den gelen hatlar birleşmekte, bu hatlar muhteşem bir şekil almaktadır.

Eserleri her bir bendinden, mısrasından tanınan o şairler büyük ve bahtiyar sayılır. Okuyucu tereddüt etmeden okuduğu şiirin hangi şaire ait olduğunu söyleyebilirse, işte o zaman o sanatkâr kendine has bir sanatkârdır.

Bu şekilde bir tanıma ilk anda böyle şairlerin üslûbuyla alâkalıdır. Resul Rıza, kendi üslûbuyla seçilen, her bendi her mısrasıyla tanınan nadir sanatkârlardandır. Edebiyat araştırmacıları yazar ve şairleri değerlendirirken onların sanatına, anane ve yeniliklerine göre değerlendirir. Şüphesiz tarihî ananelere dayanmadan seleflerinin sanat dünyasını geniş ve oldukça etraflı şekilde öğrenmeden sanat âleminde yenilikler oluşturmak mümkün değildir. Bu manada Resul Rıza kendi çağdaşları arasında anane ve yenilik anlayışını bütün yönleriyle kendinde yansıtan parlak bir şahsiyettir.

Resul Rıza, 20. asır Azerbaycan Edebiyatı tarihinde serbest şiirin mimarı olarak meşhurdur; lakin Resul Rıza’nın edebiyat tarihindeki yerini serbest şiirin öncüsü olarak sınırlandıramayız. Aslında Resul Rıza’nın şiirinin gücü bu şiirin felsefesindedir. Resul Rıza şahsiyetini seciyelendiren en mühim hususiyet şüphesiz ki cesaretiyle alâkalıdır. Bu cesaretin neticesinde Repressiya Dönemi’yle alâkalı ilk büyük eseri de Azerbaycan Edebiyatı tarihinde Resul Rıza yazmıştır. Onun 1960’da yazdığı ve 1961’de yayımladığı “Kızıl Gül Olmayaydı” manzumesi o yıllarda görülmemiş bir yankı buldu. Resul Rıza, merhametli Mikail Müşfik’i manzumesinin kahramanı olarak seçmiş; onun kaderinin temelinde Azerbaycan Edebiyatı ve medeniyetinin faciasını bütün ızdıraplarıyla, azaplarıyla yansıtmıştır.

Resul Rıza bütün şiir ve manzumelerinde millî şairdir. Çoğu edebiyatçının onu büyük şairimiz Mirza Aliekber Sabir ile mukayese etmesi tesadüf değildir. İlk bakışta bu mukayese kusurlu görülebilir; çünkü şiirlerini aruz vezninin muhtelif bahrlerinde yazan Sabir nerede, edebiyatımıza serbest şiiri getiren Resul Rıza nerede?

Yahut kendi adını çeşitli imzalarla gizleyen Sabir ile şiirlerinin altına imzasını açıktan atan Resul Rıza mukayese edilemez; çünkü farklı sanatkârlardır. Bu sorular tamamen kalıplaşmış seciye taşıyor. Resul Rıza ile Sabir’in ortak yönü, her ikisinin de millî şair olmalarıdır.

Sabir’in “Taş kalbli insanları neylersin ilâhî?” mısrasıyla, Resul Rıza’nın “Bir gün de insan ömrüdür.” mısraları birbirini tamamlar.

Resul Rıza sanatının hakkını vermiştir. Hangi konuda yazarsa yazsın, hangi meseleyi işlemişse onu kendine has bir şekilde ve yüksek estetikle yerine getirmiştir. Mesela, Resul Rıza’nın “Renkler” silsilesi edebiyatımızda silsile şeklinde yazılan eserlerin şüphesiz en bereketlisidir. Yahut “Lenin” manzumesini ele alalım.

Resul Rıza yalnız şairliğiyle değil; içtimaî faaliyetiyle de büyük hürmet ve nüfuz kazanmış şahsiyetlerdendir. Azerbaycan Ansiklopedisi’nin hazırlanmasındaki hizmetleri de inkar edilemez. Resul Rıza, Azerbaycan’da ansiklopedi hazırlamanın temelini oluşturmuştur ve onun çizdiği yoldan bugün hala devam edilmektedir..
...

»»  Devamı Kardeş Kalemler 40. sayıda...