YIL: 4  /  SAYI: 38  /  Şubat - 2010
Avrasya Yazarlar Birliği tarafından yayımlanmaktadır.

 

Manas Destanı’nın İlmî Baskısı
Samar MUSAYEV
Çeviren: Abdrasul İsakov
 

Manas Destanı araştırmalarında fazla mesafe kat edilmiş olmamasına rağmen, belli bir geçmişi olan, iyi kötü günleri yaşamış, gelişmiş, önemli çalışmalar yapılmış bir bilim dalı haline gelmiştir.

Manas Destanı’nın bir asırlık neşredilmesi sürecinde, bilhassa Sovyet Dönemi’nde, birçok ciddî tartışma yaşanmıştır. Bu zaman zarfında eserin yayınlanması meselesi birçok Kırgız’ın canına mal olmuştur. Kırgızistan’daki edebiyat çevrelerinde kavgalı gürültülü günler yaşanmıştır.

Konar göçer hayat tarzını benimseyen Kırgızlar için, 1920’li yıllarda destanın yazıya geçirilmesi ve dolayısıyla bir hayli malzemenin toplanması o günün şartlarında büyük bir başarıydı. Kırgız Hükümeti ve Komünist Partisi de bunun önemini bildiği için destanı yayınlamayı kararlaştırdı. Destanın yayınlanmasıyla ilgili 1924 yılında ilk kararlar alındı. Bu kararlar önemli olmasına rağmen gerçekleştirilemedi. Dolayısıyla iyi niyetli kararlar olarak tarihimize geçti; çünkü Manas Destanı’nın yayınlanmasını herkes desteklemesine rağmen, nasıl bir üslupla çıkacağı hararetli tartışmalara neden olmuştu. Bazıları Manasçılar nasıl söyledilerse aynen öyle yayınlanması lazım diyor, diğerleri metinlerin kısaltılarak sadece halk için faydalı olan yerlerinin basılmasını savunuyordu.

Aslında böyle tartışmaların ortaya çıkması da normaldi; çünkü Manas gibi, oldukça uzun, çok konulu, uzun bir zaman kesimini içinde barındıran, siyasî olarak birbirine zıt konuları içeren, kısacası Kırgızların ansiklopedisi niteliğinde bir çalışmanın nasıl basılacağı çok önemli bir konuydu.

Kırgızların geçmişinde destan neşretme geleneği olmamasına rağmen, dünyada destanı yayınlamanın birçok ilmî metodu biliniyordu; uzun eserin kısaltarak halkın okuyabileceği şekilde yayınlanması, çoçuklar için hazırlanması, bilimsel çalışmalar için yayınlanması vs.

Kitabın ilk baskısı on beş sene gecikerek yayınlandı. Gecikmeyle ilgili halk arasında, Moskova denetimi yüzünden böyle oldu gibisinden yanlış bir görüş mevcuttur; oysa asıl sebep, kendi aramızda başkalarının başarılarını içine sindiremeyenlerin sürekli yukarıya, Moskova’ya, akranlarını şikayet etmeleriydi. Ardı kesilmeyen şikayet mektuplarını inceleyeceğiz derken 1965 yılında yayınlanması kararlaştırılan kitap, ancak 1978’de basılabildi. Birbirini karalamalar bununla da bitmedi. Dostum Aalı Tokombayev’in dargınlığı, bazı kimselerin şikayetleri derken, destan için uğursuz saydığımız mektupların sayısı sadece 1978 sonrası 64’e ulaştı.

Destanın olduğu gibi aynen basılması olsun, kısaltılarak yayınlanması olsun, uzman kimselerin olmaması veya az olmasından dolayı o zamanlar için zor bir işti. Bundan dolayı Manas Destanı ile ilgili alınan önemli kararlar zamanında gerçekleştirilemedi. Üstelik 1930’lu yılların başlarında artan totaliter rejim de destanın yayınlanmasını engelledi.

Sonuçta, 1940’lı yıllardaki kısaltarak yayınlanan küçük kitapları hesaba katmazsak destanın yayınlanması 1970’li yılların sonlarına kadar gerçekleşmedi. Evet, 1960’lı yılların başlarında Manas’ın kısaltılarak birleştirilen varyantı dört cilt olarak yayınlandı. Manas Destanı ile ilgili hararetli çekişmelere sahne olan 1952 yılında gerçekleşen uluslararası sempozyum kararıyla yayınlanan bu eser, çekişmelerin daha da büyümesine neden oldu; çünkü destanın halka ait olup olmadığı çok tartışıldığından bu dört kitapta, destanın metinleri üzerinde aşırı oynama yapılmıştı. Doğal olarak bu durum halk arasında memnuniyetsizliğin artmasına neden oldu.

1965 yılından sonra destanın bahtı açıldı denilebilir. İlerleyen yıllarda ekip çalışmaları sayesinde Manasçı Sagımbay’ın varyantıyla dört cilt, Sayakbay’ın varyantıyla beş cilt, Rusça dört cilt olarak yayınlandı. Bu işlerin gerçekleşmesinde dönemin Komünist Partisi Merkezi Komitesi Birinci Sekreteri Turdakun Usubaliyev’in büyük emekleri olduğunu belirtmemiz boynumuzun borcudur.

Bir sonraki gerçekleştirilmesi gereken mesele Manas Destanı’nın tamamının yayınlanmasıydı. 1970’li ve 1980’li yıllarda yayınlanan kitaplar sadece Manasçıların anlattıkları bazı bölümlerdi. Örneğin, Sagınbay varyantıyla ilgili yayınlanan eser, Manasçı’nın bütün anlattıklarının dörtte biriydi. Nedense Sovyet döneminde varyantların tamamının yayınlanmasına izin verilmiyordu. Bundan dolayı bu varyantların tamamının yayınlanması bağımsızlık sonrası gerçekleştirilebildi.

Destan metinlerini yayına hazırlarken, yayınlanacak metinlerin nasıl olması gerektiği kararlaştırılmalıdır. Manas Destanı’nın asıl nüshalarını bu sektörde çalışan sadece 3-4 kişi biliyor. Onlar metinlerin tamamını yayınlamadan, sadece kendileri istifade etmek için ellerinde tutuyorlar gibisinden iftiralardan uzak olmak, aslında destanın asıl nüshasını bilen, onunla ilgilenenlerin sayısını çoğaltmak için, yapılması gereken bir sürü işi olan, okyanus gibi malzemeye sahip destanımızın tamamını yayınlama kararı alındı.

Bunu kararlaştırırken “Manas Destanı’nı akademik bir şekilde yayınlayabilir miyiz?” tereddüdü doğduğunu da itiraf etmeliyiz.

Akademi, akademik nedir? Akademi bir Yunan mit kahramanının adıdır. MÖ 4. yüzyılda Platon, Atina yakınlarındaki Akadema adlı yerde talebelerine ders verirmiş. “Akademi”nin menşei de buradan geliyor. 1660’ta Londra’da, 1666’da Paris’te, 1700’de Berlin’de kurulan bilim yuvalarına akademi adı verilmiştir. Terim günümüzde çeşitli, kapsayıcı, önemli manalarına yakın anlam taşıyor. Herhangi bir eser metninin yayınlanmasında akademik çalışma metinlerin tamamının eksiksiz, titizlikle gözden geçirilen, açıklamalı yayını anlamı verir.

Manas Destanı’nın daha önceki yayınları arasında da “akademik” çalışma olarak basılanlar olmuştur. Örneğin, destanın Rusçasını yayınlayan SSCB Halkları Destanları Şubesi, eserlerini akademik yayın olarak bastı. “Destan metinlerinin tamamı kitabınızda mevcut değil, akademik çalışma demeniz uygun değildir.” itirazımıza, “Bilimsel açıklamalarda bulunduk, anlam olarak da bunu hak ediyor.” diye cevap vermişlerdi.

Yayınlanacak metinler için nasıl malzemeler kullanılmalı, ne tür bir yol takip etmeliyiz? sorumuza birçok öneri geldi. Konuyla ilgili düzenlediğimiz toplantılarda bazıları elimizdeki bütün metinleri hemen yayınlamalıyız derken, bazıları destandaki bazı olaylarla ilgili varyantları biraraya toplayarak yani konu konu yayınlamamızı önerdi.
....

 »»  Devamı Kardeş Kalemler 38. sayıda...

 

DERGİDEN