YIL: 4  /  SAYI: 38  /  Şubat - 2010
Avrasya Yazarlar Birliği tarafından yayımlanmaktadır.

 

Valeh Hacılar’ın Ardından
Selma ALYILMAZ
 

Türk Dünyası’nın bir dağı daha devrildi 23 Ocak 2010 tarihinde… “Dede Korkut Diyarı”nı, “Köroğlu’nun Mekânı”nı, “Âşıkların, Ozanların Vatanı”nı aydınlatan bir “Yıldız” kaydı dünyadan… Bir köşe taşı daha düştü duvardan…

Gürcistan Türklerinin önderi, Karapapak Türklerinin lideri, âlim, şair, yazar, devlet adamı Valeh Hacılar ayrıldı aramızdan… Gözlerde yaş, yüreklerde acı bırakarak yelken açtı sonsuzluğa Valeh Müellim:

Hele gurumamış gözlerin nemi,
Üstümüzü aldı ayrılık demi,
Yolçu yolda gerek, açın yelkeni,
Valeh’in gedişi şeir deyil mi?!

Kahramanlığın, yiğitliğin, sazın, sözün eksik olmadığı Türk yurtlarından Borçalı’da hem de yiğidin harman olduğu Darvaz’da 15 Nisan 1951 tarihinde doğmuştu Valeh HACILAR… Karapapak Türkleri ile Türkiye Türklerinin ortak kahramanı, “İki Élin Balası Mihrali Bey”in hemyerlisi / köylüsü idi o. Ebedî mekân / ebedî istirahatgâh olarak da Darvaz’ı seçti o… Neden mi? Yadlara, yağılara tarihin hiçbir döneminde baş eğmemişti çünkü Darvaz… Kıpçaklarla Oğuzların kaynayıp karıştığı; yürekleri kadar bilekleri de güçlü olanların doğup büyüdüğü yerdi Darvaz… Ataların, babaların, ağbirçek anaların etrini / kokusunu, sırrını, büyüsünü barındıran, koruyup saklayan “Kutlu mekân”dı Darvaz…

Hacılar’ın gönlünün istediği, ruhunun sükûnet bulduğu, her gittiğinde düğün bayram ettiği, ayrılığına alışamadığı, dayanamadığı, aklından çıkaramadığı, doymadığı / doyamadığı, ebediyen kavuşmayı arzuladığı yerdi Darvaz:

Yene Darvaz yâda düşdü,
Ne susmusan, din, ay könül.
Heyalları gerçek ele,
Köhlenini min, ay könül.
Yollarına yar olginen,
Ehde düz ilgar olginen,
Sellerden ahar olginen,
Yellerden yeyin, ay könül.
Ellini hakladı yaşın,
Şeherlerde nedir işin?
Darvaz ile her görüşün
Olar toy-düyün, ay könül.
İller ötür zaman keçir,
Günler ötür, güman çekir,
Bu kent meni yaman çekir,
Çekir günbegün, ay könül.
Valeh dözmez ferağına,
Döner yanan çırağına,
O halalca toprağına
Govuşsan, sevin, ay könül

Türk dünyasının dört bir yanından gelen doğmaları, yoldaşları, gardaşları, can dostları 24 Ocak günü onun aziz naşını Tiflis’teki evinden alıp çok sevdiği baba ocağına, Darvaz’a götürdüler. 25 Ocak 2010 tarihinde de sevenleri Darvaz’da emanet ettiler hasretine dayanamadığı, yaşarken doyamadığı “Ata Toprağı”na onu…

Karapapak Élleri’nde 80’li 90’lı yaşlarda ölenler için “Daha cavandı / gençti” derler. Peki ne demeli daha 59 yaşındaki gidişine Valeh Müellim’in? Acelesi neydi sanki Valeh Müellim’in? Söz mülkünün sultanı, sırdaşı Yunus mu bekliyordu onu?

Söz mülkünden deste tutan,
Gül gohlayan Yunus m’ola?
Allahını sévenleri
Gonaglayan Yunus m’ola?
Kimler durdu gesdimize?
Gédemmedik dostumuza.
Yad gülende üstümüze
Gan ağlayan Yunus m’ola?
Hagg yolunda üzgün olan,
Tereziden düzgün olan,
Bir séhirli güzgüm olan,
Sirr sahlayan Yunus m’ola?
Yadlaşarsag babamıza
Küller olar tepemize,
Bir ses yétdi obamıza –
Soraglayan Yunus m’ola?!

Çok erken oldu bu gidiş hem de çok erken… Candan sevdiği, ömrünü adadığı Karapapakları buydu şimdi üzen, inciten, yasa gark eden… Öğrencisi gazeteci, şair, yazar Rafig Hümmet, için için ağlayıp:

Boş görerek yüvasını,
Tutdum mehebbet yasını.
Valéh hezin havasını
Çaldı menim üreyimde

derken Valeh Müellim, ona ve sevenlerine önceden cevabını hazırlamıştı sanki:

Dünyadan géderik – izimiz galar,
Söhbetimiz galar, sözümüz galar.
Ne geder yansag da, küle dönsek de,
Hardasa, kül altda közümüz galar.

Görklü Tanrı bilir kimin ne kadar ömür süreceğini. İster uzun ister kısa sürsün hayat; boyun büker, boyun sunarız buyruğuna Allah’ın elbet:

Küllü nefsin zaikatül mevt!

(Her canlı ölümü tadacaktır) Ali İmran Suresi 185. Ayet

Valeh HACILAR’ı Türkiyedeki bütün bilim insanları gibi ben de meslektaşım Cengiz ALYILMAZ vasıtasıyla tanıdım. 20 yıla ulaşan bir dostluk yalnız bizleri değil ailelerimizi de bağladı birbirine… Üstelik dostlarımız, arkadaşlarımız da dost, arkadaş oldular birbirleriyle… Sevinçte ve kederde birlikte olduk hep… Yaşanan / yaşatılan acıları, çekilen / çektirilen sıkıntıları gönlümüzde ruhumuzda birlikte hissettik hep… Bir farklı bağ vardı sanki HACILAR Ailesi’yle aramızda… Allah’ın lütfuydu bu dostluk sanki… Bilinsin diye Gürcistan’daki Türkler, Karapapaklar, Terekemeler… Duyulsun, işitilsin diye sesleri… Doktora tezi olarak hazırladığım çalışma da dikkatleri çekmek içindi zaten Karapapak Éllerine… Her sözcüğünde, her satırında benim kadar emeği vardı Valeh Müellim’in… Sonra projeler yapıldı Gürcistan’daki Türklerin dünü bugünü ile ilgili olarak… Gürcistan’da Valeh Müellim ve ekibi Türkiye’de Cengiz Bey ve ekibiyle iş birliği, güç birliği yaptılar atalar mirasını ortaya çıkarmak için… Yordu zaman zaman suyun başını tutanların, yetkililerin, (sözde) ilgililerin ilgisizliği Cengiz Bey ve ekibini … “Garslı Gardaşım Cengiz ALYILMAZ”a ithafıyla başlayan “Seni” başlıklı şiirinde olduğu gibi o anlarda Valeh Müellim’in şiirleri güç verdi bizlere… Çıkamadık bir daha Karapapak Éllerinden:

Dost yolunda Borçalının
Yolları yohlayar seni,
Gözelliyi göz ohşayar,
Könülden ohlayar seni.
Gören tutar ellerinden,
Doyammazsan dillerinden,
Çıhammazsan éllerinden
Torpağı bağlayar seni.
Yollar uzak yoldu déme,
Yolçusu yoruldu déme,
Valeh’e yad oldu déme
Gelbinde sahlayar seni.

Her gidenin ardından âdet olduğu üzere bir şeyler söylenir hep. Üstelik de tanıyan tanımayan, yanan yanmayan birçok kimse de kendini göstermek için bu gidişi fırsat bilir...

Gidenin neler yaşadığı, çektikleri, idealleri, hayalleri… hep onların bilgisi dahilinde olmuş sanki…

Onlar dolaşmışlar bütün Karapapak Éllerini adım adım Valeh Müellim’le sanki…

Ortak olmuşlar onun yaşadıklarına ve çektiklerine sanki…

Ailece birlikte yaşamışlar, birlikte düşlemişler her şeyi sanki…

Namık ile Zarife’nin; Fahri ile Ayten’in nişanında, toyunda onlar varmış sanki…

Küçük Valeh ile Ümit’in doğumuna da onlar şahit olmuşlar sanki…

Ömrünü Valeh Müellim’e adayan, ad gününde ömür yoldaşını Rabb’ine uğurlayan Ruhsare Hanım’ın yaşadıklarına, çektiklerine, akıttığı gözyaşlarına ortak olmuşlar sanki…
....

 »»  Devamı Kardeş Kalemler 38. sayıda...

 

DERGİDEN