YIL: 4  /  SAYI: 38  /  Şubat - 2010
Avrasya Yazarlar Birliği tarafından yayımlanmaktadır.

 

şiirler
Ömer Lütfi METE


yusuf idim
Öfkem volkan lavlarım güneş boyu
Deniz dediğin ne, bir ufak kuyu
Şu deli yüreğimi söndürmez suyu
Buzullar tutamaz bu ateşi
Kestim işi koydum başı
Bir oldu beş duyu
Hepsi de ateş duyu
Sildim dünyayı
Kara sevdayı
Kuru sevdayı
Koptu deli yüreğim
Koptu kıyamet

Çıkma önüme koca dağ yıkıl git
Budur benim tufan olup yağdığım vakit
Hangi güç vurabilir bana kilit
Yusuf idim Davut oldum
Bulut oldum, barut oldum
Bir oldu beş duyu
Hepsi de ateş duyu
Sildim dünyayı
Kara sevdayı
Kuru sevdayı
Koptu deli yüreğim
Koptu kıyamet
                         2000

üç ayak bir şafak
Kahpe kayışında bileniyor bıçak
Üç ayak
Bir şafak
Celep örfü ahkâm olmuş
Babam kasap vezir
Eloğluna bayram olmuş
Kuzular sağ enir
Üç ayak
Bir şafak

Ahdetmiş babam
babam beni boğazlayacak
Topal tahteravalli hak
Fidyeler takas olmuş
Binilen dala iner nacak
İntihar kısas olmuş
Usûl bitirim
Esas bitirim
Kabul bitirim
Kıyas bitirim
Sarışın değilmişim
Kara kaş, kara göz yasak
Has anadan gelmişim
Öz ocağında öz yasak
Üç ayak
Bir şafak
Birkaç sefil
Gözde nesil
Yırtılan nazlı sancak
Gözüme bağlı mendil
Ben kırk kere İsmail
Babam İbrahim değil
Babam ortada mutlak
Babam adil
Babam katil
                         1982

veda sahneleri
Anam tatlı da açmıyor artık
İşi yok
Aşı yok
Ne su taşır
Ne çamaşır
Ne bulaşık, ne sökük, ne yırtık

Tavan bir kara tahta
Anamın yüzü tebeşir
Yol ağarır siyahta
Anam evinde, evinde misafir

Düğümleniyor anamın boğazı
Sözde perçin
Avazı
Niyazı
İçin için
Anam gözde kılıyor namazı

Anamın teninde sır belirmiş
Ocakta
Bucakta
Casus gezer
Anam kanser
Anam bu dertten öle de bilirmiş

Soğuk güneşler batar bir uçuk benizden
Sualdir anamın kaşı
Sorar hala mutfaktan, sandıktan, çeyizden
Hala evlat telaşı
Alır karanlığını gökler hanemizden
Hanemiz deryaya karşı
Köpük köpük saflar yürür Karadeniz’den
Anama veda yarışı
Bir gam eser şimdi yamaçlardan aşağı
Suya düşer lambalar

Asfaltın ağlayışı sıcacık kırağı
İz bırakır arabalar
Çözülüp savrulur saç bağı
Daha gür yanar sobalar
Taşıyor her biri bir değişik merağı
Efkar yüklemiş babalar
Çekerler sofadan eli ayağı
Uzak yakın akrabalar
Anam pişirmemiş, buzdur bu aşın yağı
Kaşıkta donar çorbalar

Ah alaca aydınlık ne ıssız
Ne de çabuk geceleşir
Yedi öksüz birer birer yalnız
Ölesiye inceleşir
Bir babaya bir anaya bakarsın
Anaya değil aynaya bakarsın
Anam çekilen bir su
Babam kahır kuyusu

Olamaz böyle konuşamaz insan
Nedir bu yüz asmak
Hele baba bu ne ağır lisan
Ne söyler bu susmak
Hangi salaya çıkar bu ezan
Ölüm kaç basamak
En son ümide izin biter
Abdest alır babam
Yatsı kılınır, yasin biter
Anam artık kavram
Anamın yüzü mehtap mehtap
Şekli var, hazzı yok
Anamın sözü kitap kitap
Dili var, ağzı yok
Anamın özü bitap bitap
Eli var, nabzı yok.

»»  Devamı Kardeş Kalemler 38. sayıda...

DERGİDEN