Orhun’dan UNESCO’ya: Türk Dilinin Küresel Miras Olarak Yükselişi
UNESCO’nun kararı Türkçenin insanlığın ortak mirası olarak kabul edildiğinin güçlü bir işaretidir.
UNESCO’nun 15 Aralık Kararı ve Türk Dillerinin Geleceği Üzerine
UNESCO’nun Özbekistan’ın Semerkant şehrinde düzenlenen 43. Genel Konferansı’nda aldığı kararla, Orhun Yazıtları’nın Danimarkalı bilgin Vilhelm Thomsen tarafından ilk kez çözümlendiği 15 Aralık günü “Dünya Türk Dili Ailesi Günü” ilan edildi. Bu karar yalnızca sembolik bir tarihin tescili değil; aynı zamanda Türk dilinin kadim köklerine, tarihsel sürekliliğine ve evrensel bilim dünyasındaki önemine verilen güçlü bir uluslararası onay niteliği taşımaktadır. Türkçenin konuşulduğu geniş coğrafyalarda bu gelişme büyük bir coşku ile karşılanmış, Türk dili ailesinin ortak hafızasında yeni bir kilometre taşı olarak yerini almıştır.
Böylesi bir başarı şüphesiz 2017 yılından beri Türk Devletleri ile yürütülen istikrarlı çalışmalara dayanan bir hazırlık sürecinin ardından UNESCO’da alınan kararın sonucudur. Şahsen başta UNESCO Türkiye Temsilciliği Başkanı Prof.Dr. M. Öcal Oğuz ve Türk Devletlerinin UNESCO Temsilcilerini kutluyoruz.
Ayrıca geleceği okuyarak öngörüsüyle bir çok ilklere yön vermiş Avrasya Yazarlar Birliği Kurucu Başkanı merhum Dr. Yakup Ömeroğlu’nu bu konuda ayrıyeten saygıyla anıyoruz. Çünkü onun UNESCO’da Türk Dili Ailesi Günü kararının ilanına olan inancı tamdı. AYB’nin hasbahçesinde 15 Aralık günleri yapılan toplantı ve düzenlenen etkinlikler bizim de aynı coşku ve kıvancı yaşamamıza vesile olmuştur.
2021 yılında Türkiye’nin önde gelen kurum, kuruluş yöneticileri ve Türk dünyasının önemli şahsiyetleri ile gerçekleştirdiği ilk çevrimiçi yayının yanı sıra Kardeş Kalemler Avrasya Edebiyat Dergisinin 181. Özel Sayısında yayınlanan dergi kapağından içeriğine kadar Türk Dili Gününün ilk kez kutlandığı ilanı da Dr. Yakup Ömeroğlu’nun öngörüsünün ispatı niteliğindedir.
Dünya Türk Dili Ailesi Günü: Kadim Bir Dilin Küresel Ufku
Türk dili, bilinen tarihsel belgeleriyle yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda dünyanın en köklü medeniyetlerinden birinin zihni, hafızası ve varoluş biçimidir. Orhun Yazıtları, sekizinci yüzyılda taşa kazınmış haliyle, yalnızca Türklerin değil, dünya kültür mirasının da en eski yazılı belgeleri arasında kabul edilmektedir. Bu yazıtlar, devlet aklının, toplum düzeninin, ahlaki ilkelerin ve tarih bilincinin taşa işlenmiş abidevi bir ifadesidir.
Dilbilimciler, Türkçenin tarihini yalnızca Orhun Yazıtları ile başlatmaz; Altay havzasından Avrasya bozkırlarına kadar uzanan geniş bir kültür coğrafyasında binlerce yıllık bir kök tespit ederler. Fonetik yapısının tutarlılığı, kelime türetme sisteminin üretkenliği, zaman içinde geçirdiği dönüşümlerin izlenebilirliği, Türkçenin tarih boyunca kendi iç tutarlılığını koruyarak gelişen mümbit bir dil ekosistemi olduğunu gösterir.
Bugünkü Türk dillerinin (Türkiye Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi, Kazakça, Kırgızca, Özbekçe, Türkmence, Tatarca, Başkurtça, Çuvaşça, Yakutça, Karaçay-Malkarca, Kumukça, Nogayca ve daha onlarca lehçe) birbirinden uzak coğrafyalarda konuşulmasına rağmen hâlâ ortak bir dil ailesinin unsurları olarak birbirleriyle iletişim kurabilmesi, bu köklü sürekliliğin en çarpıcı göstergesidir.
UNESCO’nun 15 Aralık Kararının Türk Dünyası için Anlamı
UNESCO’nun Dünya Türk Dili Ailesi Günü’nü ilan etmesi, Türkçenin yalnızca milyonlarca insanın konuştuğu bir iletişim sistemi değil, aynı zamanda insanlığın ortak mirası olarak kabul edildiğinin güçlü bir işaretidir. Uluslararası kurumların bu tür tanımları, bir dilin yalnızca kültürel değil, bilimsel ve tarihsel değerini de görünür kılar.
Bu karar:
Bugün Türk dilleri 300 milyona yakın insan tarafından konuşulmakta, Avrasya’nın Çin’den Balkanlara kadar uzanan muazzam bir hattında sosyal, kültürel ve ekonomik hayatın taşıyıcısı olmaya devam etmektedir. UNESCO’nun kararı bu devasa kültür alanını tek bir kavramsal çatı altında görünür kılmıştır.
Türk Dili Ailesi için Yeni Bir Ufuk: Ortak Günün Gelecek Potansiyeli
15 Aralık’ın Dünya Türk Dili Ailesi Günü olarak kabul edilmesinin ardından Türk dünyasında bu özel günün nasıl değerlendirileceği ve geleceğe nasıl taşınacağı hayati önem taşımaktadır. Bu gün yalnızca bir anma günü değil, aynı zamanda Türkçenin ve onun bütün lehçe ve şivelerinin gelişimi için bir stratejik kültür günü olmalıdır.
Bunun gerçekleştirilebilmesi için neler yapılabilir:
1. Ortak Kültürel Programlar ve Edebiyat Etkinlikleri
Türk dünyasının farklı şehirlerinde eş zamanlı olarak düzenlenecek şiir günleri, edebiyat festivalleri, söyleşiler ve atölyeler Türk dil ailesinin zenginliğini görünür kılacaktır. Aynı metnin farklı Türk lehçelerinde okunması, ortak dil bilincini güçlendirebilir.
2. Ortak Dijital Sözlükler ve Dil Platformları
Teknolojinin sunduğu imkânlar sayesinde, Türk dillerini kapsayan ortak bir dijital sözlük, otomatik çeviri sistemleri ve akademik veri tabanları geliştirilebilir. Böylece hem dil öğrenimi hem de akademik araştırmalar kolaylaşacaktır.
3. Lehçeler Arası Karşılaştırmalı Dil Eğitimi Programları
Farklı Türk ülkelerinde üniversiteler arası protokollerle öğrenci değişim programları, karşılaştırmalı Türk lehçeleri dersleri ve ortak dil çalıştayları düzenlenebilir. Bu adımlar, genç kuşağın Türk dil ailesi bilincini artıracaktır.
4. Ortak Alfabe ve Yazım Çalışmaları Üzerine Uzman Toplantıları
Bazı Türk dillerinin Kiril, bazılarının Latin, bazılarının ise Arap alfabesi kullanması, ortak kültürel etkileşimi zorlaştırmaktadır. 15 Aralık vesilesiyle ortak alfabe tartışmaları bilimsel platformlarda yeniden ele alınabilir.
5. Uluslararası Akademik İşbirlikleri
Türkoloji, tarih, antropoloji ve dilbilim alanlarında ortak projeler, makale derlemeleri, sempozyumlar bu özel gün etrafında yoğunlaştırılabilir. UNESCO’nun tanıması, bu projelere uluslararası fon akışını da kolaylaştıracaktır.
Kadim Mirasın Küresel Geleceği
Türk dili ailesi, yalnızca ortak bir kökten türeyen diller topluluğu değil, aynı zamanda Avrasya’nın en geniş kültürel etkileşim havzasının taşıyıcısıdır. 15 Aralık’ın Dünya Türk Dili Ailesi Günü olarak ilan edilmesi, bu kadim mirasın evrensel düzeyde görünürlük kazanmasını sağlamış; Türk halklarının kültürel özgüveni ve birlik bilinci için yeni bir zemin oluşturmuştur.
Bu günün asıl değeri, gelecekte nasıl değerlendirileceğinde yatmaktadır. Eğer Türk dünyası bu tarihi adımı ortak projelerle destekler, lehçeler arası kültürel iletişimi güçlendirir ve dilin bilimsel gelişimine yatırım yaparsa, Türk dili ailesi yalnızca köklü geçmişiyle değil, geleceğe dönük güçlü vizyonuyla da dünya dilleri arasında daha görünür, daha etkili ve daha saygın bir yer edinecektir.
Türkçenin ve bütün Türk lehçelerinin binlerce yıllık “bengü” (ebedi) sesi, bugün artık yalnızca geçmişe ait bir miras değil; geleceği şekillendirecek küresel bir kültür gücüdür.
2026 yılının Birliğimiz ve Türk Dünyası edebiyat çevrelerine kut getirmesini ve başarılı bir yıl olmasını diliyorum.
Ufuk TUZMAN-15.12.2025
www.kardeskalemler.com
www.avrasyayazarlarbirligi.com
www.benguyayinlari.com
Ufuk TUZMAN