70 yaşında KENDI KALEMINDEN ÖZGEÇMIŞI
Ben 1936 yılda… Benim özgeçmişime doğum günüm ve ayımla değil yıl olarak başlamam gerekiyor. Benim dünyaya gelişimdeki olaylar şöyle olmuş:1930 yılında Taşkentli işçi Karimcan, devletleştirme işlerine katılmak için Fergananın Altıarık kasabasına gitmiş. Kendisi ile birlik te ailesi, küçük kızı, onbeş yaşında ki kızkardeşi, Altıarık’a göçmüşler. Bu sıralarda Taşkent Eğitim Ensittü sü öğrencisi olan Kızkardeşi Reyhan, coğrafya öğretmeni olarak mezun oldu v
70 yaşında KENDI KALEMINDEN ÖZGEÇMIŞI
Ben 1936 yılda… Benim özgeçmişime doğum günüm ve ayımla değil yıl olarak başlamam gerekiyor. Benim dünyaya gelişimdeki olaylar şöyle olmuş:1930 yılında Taşkentli işçi Karimcan, devletleştirme işlerine katılmak için Fergananın Altıarık kasabasına gitmiş. Kendisi ile birlik te ailesi, küçük kızı, onbeş yaşında ki kızkardeşi, Altıarık’a göçmüşler. Bu sıralarda Taşkent Eğitim Ensittü sü öğrencisi olan Kızkardeşi Reyhan, coğrafya öğretmeni olarak mezun oldu ve köy mektebinde ders vermeye başladı. Kader bu yerde genç öğretmeni Çuyanbay Vahitov’a yazmış ve bu nikahdan… Işte şimdi özgeçmişime başlayabilirim. Ben 1936 yılının Aralık ayının 28’inde Fergana Eyaletinin Altıarık kasabasında köy öğretmenleri ai lesinde doğmuşum. Bu ailenin ilk
çocuğu kız olmuş ve o daha bebekliğinde zatüreden ölmüş. Küçük kardeşim Elbur’u hatırlıyorum, benden üç yaş küçüktü. O da kızamık hastalığına yakalanıp öldü.
Babamı Altınarık’ta hatırı sayılır adamlardan olarak hatırlı yorum. Onun öğrencisi olmuş,arkadaşı olmuş adamlar, ben ne zaman doğduğum şehriegitsem kendisinden gü zel hatıralar anlatırlar. O tarih öğretmeni idi ve parti teşki latlarında çalışmış. II. Dünay savaşındacepheye gitmiş. Oradan yaralı ve ciğer hastalığı ile dönüp geldi. 1945 yı lında 33 yaşında Taşkent’te vefat etti. Bir yıl sonra annem de dünyadan göçtü. Iki kısaömrün tek yadigarı olarak ben dayının yanında kaldım.
Savaşdan önceki devirler gözümün önüne geliyor: Ba bam Margilona tayin edilmişti. Birsonbaharda Altına rık’dan Margilan’a göçtük. Römorku koşulmuş bir traktörün önünde biz, arkada sandıkla yorgan döşek yüklenmiş ti. Yolda römork birçukura girdi ve eşyalarımız yerlere saçıldı. Ben annem ve emziklikardeşim traktörün şöfor kısmında oturuyorduk.
Çocukluğumdan ağaç atıma binip tozlu toprak yollarda yalın ayak koşup yürüdüklerimi hatırlıyorum.
Babam cephede iken annem köy muhtarlığında sekreter olarak işler, zorluklarla gün geçirir idik.
Köyün çocukları ile birlikte yaptı ğım yaramazlılardan sonra annemin yüzüme vurduğu şaplakları ve yüzümün acısı geçene kadar ağladıklarımı unutmuyorum. Düşünüyorum da çocukluk hatırala rımın çoğu şiirlerime, destanlarıma geçmiş. Nida, Kueş Meskeni poemaları, Balalık, Aksakal şiirleri ilk hatıralarımın meyvesi olmuş.
Taşkent’te geçen çocukluk ve gençlik yıllarımın en canlı hatıra ları Ostrovski Çocuk Sarayında şair Gayretî hakkında ve dayımın evinde geçen edebiyat sohbetle ri ile ilgili.
Dayım bir hukukçu olsa da ede biyat ve sanata ilgisi olan bir kişidi. Evimize şair Çusti, sa natçı kardeşler Şojaliller, Marufhuca Bahadırov, geniş bi lim sahibi tercüman alim Alihan Soguni sık sık gelir ve ka lırlardı. Benim şiireilgi duyduğumu fark eden dayım bu saobetlere beni de dahil ederdi. Posta dğırıcısı Mulla Şu kurhan ve tüccar Akmollahan ağabeylerimin sohbetleri ne varıp otururdum. Onlar Hafız, Nevaî, Bedil, Fuzulî be yitlerini tahlil eder, birbirlerine anlatırlardı. Bu sohbetler içkisiz ancak şiir ve musiki zevki ile uzayıp giderdi. Tessüf ki, böyle devirler şimdi kalmadı,unutulup gidiyor. Çocuk Sarayında edebiyat grubuna katıldığım zamanlarda “Muştum” dergisinde ilk şiirim basıldı. Şiirin altında 22. Mektep 7/A sınıfı öğrencisi diye yazılmıştı. Grup hakkın daki tasavvurlarım üstat Gayratî hakkında yazdığım hatıra larında yer aldı.
Ellibeşinci ve altmışıncı yılları içine alan “altın devrim” ha tıraları unutulmaz ve kendimden ayrılmaz olaylarla dolu. Bu yıllarda birinci şiir kitabım “Tang Nafaci” (Tan Nefesi) yazıldı, Sergey Yesenin’in şiirlerinden tercümeler yaptım. Yazarlar Birliğinin,sanatçılar seminerlerinin ateşli konular, ulu üstatlar Aybek, Gafur Galim, Abdulla Kahhar, Mirte mir, Şahizadeler ile ilk mülakat ve görüşmeler, üniversite Neşriyatına” geçip ta 1970 yılına kadar yazar, bölüm müdürü görevlerinde çalıştım. Bu on yıl içinde benim iki şiirkitabım, Yesenin, Ukrayinka, Svetlav’dan yaptığım tercümelerim basıl dı. Hazma Akademik Tiyatrosunda “Altın Devir” (1969) ko metyası oynandı. Cumhuriyet Lenin Gençlik Mükafaatını aldım (1967). 197075 yıullaı arasında Göthe’nin “Faust” trajedisinin Özbekçeleştirdim. Bu devir içinde hiçbir yer de çalışmadım. Genel olarak Dünya edebiyatı, Rus kla sikleri, Sovyet edebiyatı örneklerininden yaptığım tercü melerimi terazinin bir kefesine koyup, kendi eserlerimi di ğer kefeya koysam, tercümelerim ağır basalar, şaşırmam. Bu çalışmalar bana edebî kardeşlik borcunu ödemek fır satı verdi ve beraberinde yaratıcı tecrübe konusunda bü yük bir okul oldu.
1975 yılında “Yaş Gradiya”neşriyatına baş yazar yardımcı sı olmak için talip oldum ve 12 yıl boyunca bu yayınevin de baş muharrir, sonra yeni yaınlanan “Yaşlik” dergilerin de redaktör olarak çalıştım ve nihayet Gafur Gulam edebiyat ve sanat neşriyatında müdür görevi ile hizmet ettim. Bu dönemde on dan ziyade kitabım basıldı, Özebekistan Yazarlar Birliği’nin Hamid Alimcan adlı mükafatını, Hazma Hamli Ozbekistan Devlet Mükafatını aldım ve Halk Şairi unvanı ile müşerref oldum.
Bugün baktığımda bir şairin yapması mümkün olan işleri yapmışım. Lakin hiçbir zaman kendi yaptığım işlerden gönlüm dolmadı. Bütün yazdıklarımdan yazacaklarım önemli imiç daha güzelmiş gibi hissettim. Ben yazarlık çilesini aktif sosyal işler ile birleştirip yaşamak kadar şeref li bir vazife olmadığımı daima gönlümde hissettim. Insan lara yalnızca şiirinin değil kendisinin de gerek olduğunu sezmek ne büyük bahıt. Bu yüzden cemiyet hizmetinden hiçbir zaman yüzümü çevirip kaçmadım. Haretketli bir hayat içinde yaşayıp, işler öğrendim, mağrurlanmak tabi atıma bigane. Özgeçmişimin tamamı yazdığım şiirlerime, yürüdüğüm yollara, gönlüme yerleştirdiğim adamlara sa çılmış. Şu iki satır düşünülüp bulunmuş değil, belki gün lüğümden çıkmış sözler:
“Adamlar, siz benim hayatım,
Her biriniz ömrümün parçası” 1987
Devamını Oku