Usta şair ve RSFSR Devlet Ödülü Sahibi (1990) Yuri Polikarpoviç Kuznetsov, 11 Şubat 1941’de Krasnodar ilinin
Kuban yöresindeki Liningradskaya köyünde dünyaya geldi. Subay bir baba ile öğretmen bir annenin oğludur.
Kolordu istihbarat subayı olan babası Sivastopol’u savunurken (1944) Sapungora mevkiinde öldü. İşte bu ölüm,
şairi tüm şiirlerine yansıyacak denli, derinden etkiledi. Ayrıca savaş onun çocukluk yıllarını geçirdiği köyü de
perişan etti.
Şairin çocukluğu Tihorotsk’te, gençliğiyse Kr
Usta şair ve RSFSR Devlet Ödülü Sahibi (1990) Yuri Polikarpoviç Kuznetsov, 11 Şubat 1941’de Krasnodar ilinin
Kuban yöresindeki Liningradskaya köyünde dünyaya geldi. Subay bir baba ile öğretmen bir annenin oğludur.
Kolordu istihbarat subayı olan babası Sivastopol’u savunurken (1944) Sapungora mevkiinde öldü. İşte bu ölüm,
şairi tüm şiirlerine yansıyacak denli, derinden etkiledi. Ayrıca savaş onun çocukluk yıllarını geçirdiği köyü de
perişan etti.
Şairin çocukluğu Tihorotsk’te, gençliğiyse Krasnodar’da geçti. Krasnodar Üniversitesi’nde bir yıl okudu ve oradan
da askere gitti. 1962’de, Karayip krizinin gerildiği ve dünyanın savaşın kıyısına geldiği günlerde o, Kuba’ya
gitmeye hazırlanan birliklerde hizmet yaptı. Terhis olduktan sonra bir süre miliste çalıştı, 1970 yılında da A. M.
Gorki Edebiyat Enstitüsü’nü ‘pekiyi’ dereceyle bitirdi.
Kuznetsov şiir yazmaya 9 yaşında başladı ve ilk şiiri 1957 yılında yayımlandı. Ne ki o kendisini geleceğin gerçek
bir şairi olarak ancak A. M. Gorki Edebiyat Enstitüsü’ndeki öğrencilik yıllarında yazmış olduğu Atom Masalı şiiriyle
kanıtladı. Bu şiir, bir çeşit, onun “felsefe ve lirizm” çizgisine odaklanacağının ilk işareti oldu.
Şairin adı 1970-1980 yılları arasında eleştirmenlerin saldırı ve okurların ilgi odağı olarak sürekli yoğun tartışmaların
merkezinde tutuldu (örneğin onun “Ben babamın kafatasından içtim” dizesi etik açıdan hem kabul gördü,
hem de reddildi). Bu dizenin de yer aldığı o kısa şiir, tıpkı kendisi gibi daha nice masum çocuğu baba dizinden
yoksun bırakmış bir savaştan geriye kalan acının, onun şair kalbindeki imgesel yansımasıdır. “Baba” onun için bir
masal kahramanı olmaktan çok, bir yığın ‘kemik’tir, ‘kafatası’dır.
Kuznetsov’un şiirleri arasında Büyük Vatan Savaşını dile getiren şiirlerin apayrı ve çok önemli bir yeri vardır. Nitekim
“Literatur-noy gazete” (Edebiyat gazetesi)’sinin “Yuvarlak Masa” köşesinde görüş bildiren okurların tamamı
onun “Dönüş” adlı şiirini genç kuşağın savaşı algılayışı bağlamında bir yenilik olarak değerlendirdiler.
Kuznetsov’un şiir dünyasının temelini oluşturan kilit sözcükler genel olarak imge ve mitos, parçalanma ve kaynaşma
biçiminde karşımıza çıkar. Bu nedenle yazdığı kitapların hepsi onun içten itirafı, ya da manifestosu olarak
değerlendirilmelidir.
Yuri Kuznetsov 17 Kasım 2003’te kalp krizinden öldü.
Şairin şiir kitapları şunlardır: Fırtına (1966), Bendeki ve Etraftaki Enginlik (1974), Dünyanın Sonu – İlk Köşenin
Ardında (1976), Yolun Ortasına Gelince Geri Dönüp Baktı Ruh (1978), Ruhumu Başıboş Bırakacağım (1981),
Rus Düğümü (1983), Ne Erken Ne Geç (1985), Ruh Bilinmezlik Ötelerini Sever (1986), Altın Dağ (1989), Bitimsiz
Savaştan Sonra (1989), Göğün İşa-retini Beklemekteyim (1992), Hoşça Kalın! Hapiste Görüşmek Üzere (1995),
Rus Zikzağı (1999), İsa’nın Yolu (2000), Sonun Sonuna Kadar (2001), Aşk Şiirleri (2002), Haçlı Yol (2006)
Devamını Oku