HaftanınÇok Okunanları
ELMİRA ACIKANOAVA 1
HİDAYET ORUÇOV 2
Coşkun Haliloğlu 3
Coşkun Haliloğlu 4
Kardeş Kalemler 5
MARİYA LEONTİÇ 6
Ahmet Kartal 7
Kazaklar arasında “segiz kırlı, bir sırlı” diye bir söz vardır. Bu söz, çok yönlü ve on parmağında on marifet olan kişileri, özellikle de sanatçıları tanımlamak için kullanılır. Benim için de Saken, tam anlamıyla Kazak edebiyatında “segiz kırlı, bir sırlı” olarak dikkat çeken Kazakların abidevî şahsiyetlerinden biridir. Saken, şair, yazar, dramaturg, gazeteci, eğitimci, fikir adamı, siyasetçi kimlikleriyle çok yönlü bir Kazak aydınıdır.
Şüphesiz Saken’den geriye zengin bir edebî miras kalmıştır. O, çok çeşitli türlerde, çok farklı konularda eser veren bir edebiyatçıdır. Yeni bir edebiyat geleneğinin oluşup gelişmesine katkı sağlayan eserler yazmıştır. Bu bakımdan Saken, her şeyden önce Kazak Sovyet edebiyatının temelini atan kişidir denilebilir. Sovyet muhtevalı edebî yaratıcılık onun eserleriyle ilk olarak ortaya konulmuştur. Kazak edebî dilinin gelişmesinde Saken’in eserlerinin önemli bir rolü olmuştur. (Ismayılov 1970: 199). Hacimli iki cilt şiirler kitabı, dokuz poeması, bir hatırat romanı, iki tamamlanmamış romanı, hikâyeleri, iki piyesi, tenkit yazıları, çeşitli seviyeler için yazılmış ders kitapları ondan geriye kalan eserlerdir (Nurtazin 1970: 243-244).
Eşi Gülbahram, Saken’in kişiliğiyle ilgili şu bilgileri verir: Saken, son derece titiz, giyimine oldukça dikkat eden, çok şık, o döneme göre şaşılacak kadar bakımlı, ince ruhlu, güzel olan her şeye düşkün, düzenli, tertipli, dağınıklıktan hoşlanmayan, evindeki eşya uyumuna kadar dikkat eden biridir (Seyfullina 1970: 89-94). Saken’in hayatında olan diğer hanımlara bakıldığında da onların da hatıralarında Saken son derece beyefendi, alçak gönüllü ve etrafındaki kişiler üzerinde ilk görüşte bile tesir bırakan biri olarak tasvir edilir (Kakişulı 2003: 20).
O, ateşli bir devrimcidir, çünkü Kazak aydınlanmasının bu yolla mümkün olacağına samimiyetle inanmıştır. Kazakistan’a Sovyet idaresi kurulana kadar ideolojisi için sadece kalemi ile mücadele etmemiş, aynı zamanda silahı eline alarak aktif mücadelede de bulunmuştur. Ancak yanlışları gördüğünde de Kızıl At Poeması’nda (1934) görüldüğü gibi sessiz kalmamış, yanlışları cesaretle ve çekinmeden tenkit edebilmiştir (Kınacı 2007: 5).
Saken Seyfullin’in edebî kişiliğine bakıldığında, özellikle şairliğinin çok başarılı olduğu dikkati çeker. O, çok yetenekli bir şairdir.
Saken Seyfullin öncelikle kendini iyi yetiştirmiş bir Kazak aydınıdır. O, hem Kazakça hem de Rusçayı iyi konuşur. Her iki dilde de usta bir hatiptir. Bilime, eğitime çok önem verir. Özellikle Kazak halkının aydınlanması konusunda özel bir hassasiyeti vardır. Bu sebeple Kazaklar arasında eğitim-öğretim işlerine önem vermiştir. Onunla ilgili hatıralara baktığımızda, Saken’in öğütlerinden faydalanan pek çok Kazak gencine “Eğitimsiz ve bilgisiz olarak önümüzde duran engelleri aşamayız” dediğini ve gençleri daima eğitim sahibi olmaya yönlendirdiğini görürüz (Nurtazin 1970: 241; Bespayev 1970: 136).
Saken sanata düşkündür. Özellikle müzikten çok iyi anlar, kendi de dombıra çalar, halk arasında söylenen türkülerin hikâyelerini bilir, gençler arasında düzenlenen eğlence gecelerinde şarkı, türkü söyleyen bütün gençlere öğütler verir, söylenen şarkı ve türkülerin kimlerin ürünü olduğunu, nasıl ortaya çıktığını, hikâyelerini tek tek anlatarak gençlerin sanata olan ilgilerini artırmaya ve sanatın değerini anlamalarını sağlamaya çalışır (Badırov 1970: 110-111).
Saken tam bir entelektüeldir, özellikle tiyatroya oldukça önem verir. Etrafındaki tiyatro ile ilgilenen gençlere mutlaka Rus tiyatrosunu izlemelerini, onun inceliklerini öğrenmelerini ve tiyatro sahasında kendilerini geliştirmelerini önerir. Ayrıca ona göre tiyatrocular, halkın önünde örnek kişiler oldukları için, dış görünüşlerinden davranışlarına kadar halka örnek olmalıdırlar. Saken bu konuda da tiyatro ile ilgilenen Kazak gençlerine öğütlerde bulunur (Kojamkulov 1970: 106).
Saken, halk kültürüne büyük bir değer verir. Halkın sözlü geleneğinde yaygın olan türküler, efsaneler, menkıbeler, halk hikâyeleri onun eserlerinde dile gelmiştir. O, mesela kendi doğup büyüdüğü yer olan Kökşetav ile ilgili “Jeke Batır”, “Buvrabay”, “Okjetpes”, “Jumbaktas” menkıbelerine Kökşetav poemasında yer vermiştir. Bu menkıbeler, bahsi geçen yerlerin bu isimleri ne şekilde aldığını anlatmaktadır. Kökşetav poeması, onun Kökşetav’da halkın arasında derlediği halk edebiyatı ürünlerini yazıya geçirerek, sözlü kültürün sonraki nesillere aktarılmasında büyük bir rol üstlenmiştir (Baybolov 1970: 167-169; Kınacı 2008: 109-113; Kınacı 2010: 159-165; Kınacı 2012: 697-709 ).
Saken’in basına hizmeti de ayrıca belirtilmesi gereken bir konudur. O, Sovyet basınının kurucularından biridir. Gazeteciliğin sistemleştirilmesi ve geliştirilmesine önemli katkısı vardır. Saken, 1913 yılından itibaren eserlerini çeşitli yayın organlarında yayımlamıştır. İlk eserleri Aykap’ta basılmıştır. Onun Aykap’ta yayımlanan şiirleri daha sonra 1914’te Kazan’da basılan Ötken Künder adlı şiir kitabında toplanmıştır. 1917 yılında Akmola’da Tirşilik adlı ilk Sovyet gazetesinin çıkarılmasında onun çok önemli bir rolü olmuştur. Yine Uşkın, Enbek Tuvı gazetelerinde de devamlı yazılar yazmıştır. 1921-1922 yıllarında Bostandık Tuvı ile Ak Jol gazetelerinde pek çok şiiri ve çeşitli yazıları basılmıştır. Gazeteciliğe esas hizmeti ise 1922-1925 yılları arasındadır. Saken, Enbekşi Kazak gazetesi ile Kızıl Kazakstan dergisinin editörü olmuştur. Bu hizmeti kültürel açıdan bakıldığında, Sovyet basınının gelişmesine, Kazaklar arasından genç kalemlerin yetişmesine zemin hazırlamıştır. Kazakistan’da edebî faaliyetlerin gelişmesinde, güçlü bir edebî geleneğin oluşmasında onun bu görevinin önemli rolü olmuştur (Kakişev 1970: 234-235).
1936 yılının yazında Saken Seyfullin’in edebî hizmetinin yirminci yılının dolması münasebetiyle bir kutlama yapılmıştır. Şair, yirmi yıllık hizmeti için Emek Kızıl Tuğ madalyası ile ödüllendirilmiştir (Ismayılov 1970: 199). Bu kutlama oldukça önemlidir, çünkü Saken için hem bir zirve hem de bir düşüş noktasıdır. O günlerde Saken hakkında şu sözler söylenmiştir:
O Ekim Devrimi’ni düşmandan sadece kalemi ile korumadı, silahla da korudu. O, Kazak avulunda ilk Sovyet’i kurdu, ilk parti yuvasını açtı, ilk partizan olarak kaydoldu, Sovyet Hükümeti’ni korumak için ilk olarak düşman la mücadeleye girişti, ilk Alaş Orda ve Kolçak eşkıyalarının hayvanca azabını gördü… Emekçi ve fakir halka ebedî hürriyeti getirenlerden biri oldu… Onun adı yalnızca şair değil, Devrimci ve Bolşevik şairdir. O sadece emekçi fakir sınıfın şairi değildir. Ekim meydanında düşmanını yenen bir bahadırdır.” (Sobolev 1970: 187)
1936 yılında bu cümlelerle takdir edilen, övülen Saken Seyfullin, yalnızca bir yıl sonra Stalin’in aydın katliamında “halk düşmanı” olarak suçlanmış ve 24 Eylül 1937’de tutuklanmıştır. “Halk düşmanı” suçlamasıyla 27 Eylül 1937 tarihinde Komünist Parti üyeliğinden de çıkarılmıştır. Saken Seyfullin’e yapılan suçlamalar şunlardır:
1. Milliyetçi Kazak Partisi Alaş Orda’da görev yapan, eserlerinde milliyetçilik yapmakla suçlanan Mağjan Jumabayev’e yardımda bulunmak,
2. 1927 yılında yayımlanan Tar Jol, Taygak Keşüv adlı eserindeki bazı tarihî olayların Sovyet ideolojisi ile örtüşmemesi, (Kokybassova 2008: 318)
Saken’in 25 Şubat 1938’deki duruşması ardından hemen infazı da yapılmıştır. 1953’te Stalin’in ölümünün ardından yaşanan süreç içerisinde 1956 yılının Şubat ayında Komünist Parti’nin 20. Kurultayı toplanmıştır. Kurultay’da geçmişte yapılan hatalar kabullenilmiş, Stalin’in “tek adam” uygulaması tenkit edilmiş, kısmen de olsa bir demokratikleşme sürecine girilmiştir. Kurultay, Stalin devrinin Sovyet insanına güvenmeyen, ondan devamlı olarak düşmanlık bekleyen, komşu ülkelerle her zaman kavgalı olan, uluslararası kültür ve ekonomi siyasetinden kendini soyutlayıp uzak duran içe dönük siyasetini kınamıştır (Kıyrabayev 1998: 113; Kınacı 2014: 230). Bu yenileşme sürecinde Stalin döneminde suçsuz yere cezalandırılan ve öldürülen aydınların suçsuz oldukları kabul edilip itibarları da iade edilmiştir. Saken de bu bağlamda 1957 yılında suçsuz bulunup aklanmıştır. 1958 yılından itibaren eserleri üzerindeki yasak da kalkmıştır (Kokysbassova 2008: 318).
İlk eserlerini 25 yaşında yazmaya başlayan ve kısa ömrüne başarılı eserler sığdıran Kazak edebiyatının velud bir edebiyatçısı olan segiz kırlı, bir sırlı Saken, eğer vakitsiz öldürülmeseydi şüphesiz onun Kazak kültürel hayatına katkısı daha fazla olacaktı. Zamanı ne yazık ki geriye götüremeyiz, yaşananları geri alamayız. Ancak bizlerin yapabileceği bir şey var ki, o da bütüncül bir tarih anlayışıyla tarih yanılgısına düşmeden, o günleri, o günün şartları içerisinde değerlendirmektir. Kazakistan’ın bağımsızlığının 25. yılı yaklaşırken, aklar ya da karalar şeklinde bir ayrıma gitmeden, Kazak kültürel hayatına katkıda bulunan Saken’in edebî mirası hem Kazakistan’da hem de Türkiye’de sahiplenilmelidir. 20. yüzyıl Kazak edebiyatının klasiği olan Saken’in edebî mirası, günümüz bakış açısıyla yeniden değerlendirilmeli, hatta Türkiye ve Kazak bilim adamlarının ortak çalışmaları ile Saken ve onun Kazak kültürel hayatındaki yeri ortaya konulmalıdır.
KAYNAKLAR
BADIROV, Kapan (1970), “Akılşı”, Kızıl Sunkar (Saken Seyfullin Tuvralı Estelikter), s. 110-111, Almatı, “Jazuvşı” Baspası.
BAYBOLOV, Esim (1970), “Kökşetav Kalay Tuvdı”, Kızıl Sunkar (Saken Seyfullin Tuvralı Estelikter), s. 167169, Almatı, “Jazuvşı” Baspası.
BESPAYEV, Ahmediya (1970), “Sakendi Alğaş Körüvim”, Kızıl Sunkar (Saken Seyfullin Tuvralı Estelikter), s. 135-136, Almatı, “Jazuvşı” Baspası.
ISMAYILOV, Esmagambet (1970), “Saken Tvorçestvosı Jöninde”, Kızıl Sunkar (Saken Seyfullin Tuvralı Estelikter), s. 195-199, Almatı, “Jazuvşı” Baspası.
KAKİŞEV, Tursınbek (1970), “Jurnalister Kamkorı”, Kızıl Sunkar (Saken Seyfullin Tuvralı Estelikter), s. 234236, Almatı, “Jazuvşı” Baspası.
KAKİŞULI, Tursınbek (2003), Saken Ayalagan Aruvlar, Almatı, “Atamura”.
KINACI, Cemile (2007), Kazak Şairi Säken Seyfullin’in Kökşetaw PoemasıAktarma, Dil ve Üslûp Bakımından İnceleme-, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Çağdaş Türk Lehçeleri Anabilim Dalı, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara.
KINACI, Cemile (2008), “Saken Seyfullin’in “Kökşetav” Manzumesi ve “Taş Kesilme” Motifi”, Milli Folklor, yıl 20, sayı 78, s. 109-113.
KINACI, Cemile (2010), “Kazak Şairi Säken Seyfullin’in “Oqcetpes” Adlı Şiiri İle Kazak Şairi Mağcan Cumabayev’in “Oqcetpesin Qıyasında” Adlı Şiirinin Karşılaştırılması-İki Kazak Şairi Arasında Bir Karşılaştırma Denemesi”, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü II. Genç Bilim Adamları Sempozyumu Bildiriler 17-18-19 Mayıs 2010, s. 159-165, Ankara.
KINACI, Cemile (2012), “Kazak Şairi Säken Seyfullin’in “Kökşetaw Poeması”nda Sovyet Devri İdeolojisinin İzleri”, II. Uluslararası Türk Dili ve Edebiyatı Sempozyumu (Dil ve Üslûp İncelemeleri) 19-21 Ekim 2011 Bildiriler CiltII, Süleyman Demirel Üniversitesi 2012 ISPARTA, s. 697-709.
KINACI, Cemile (2014), Kazak Sovyet Edebiyatında İmaj ve Kimlik, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Anabilim Dalı Yayımlanmamış Doktora Tezi, Ankara.
KIYRABAYEV, Serik (1998), Kenes Davirindegi Kazak Adebiyeti, Almatı, Bilim Baspası.
KOJAMKULOV, Serke (1970), “Öner Janaşırı”, Kızıl Sunkar (Saken Seyfullin Tuvralı Estelikter), s. 106, Almatı, “Jazuvşı” Baspası.
KOKYBASSOVA, Gülnar (2008), “Kazak Şairi Saken Seyfullin ve Eserleri Üzerine”, Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Volume 3/1 Winter, s. 315-325.
NURTAZİN, Temirgali (1970), “Asa Ardaktı Esim”, Kızıl Sunkar (Saken Seyfullin Tuvralı Estelikter), s. 241248, Almatı, “Jazuvşı” Baspası.
SEYFULLİNA, Gülbaram (1970), “Partiyaga Rahmet”, Kızıl Sunkar (Saken Seyfullin Tuvralı Estelikter), s. 8994, Almatı, “Jazuvşı” Baspası.
SOBOLEV, Leonid (1970), “Revolütsiya Jırşısı”, Kızıl Sunkar (Saken Seyfullin Tuvralı Estelikter), s. 187-189, Almatı, “Jazuvşı” Baspası.