20. Yüzyıl Kazak Edebiyatının Klasiği: Saken Seyfullin (1894-1938) ve Türkiye’de Hakkında Yapılan Çalışmalar


 01 Şubat 2015

Saken Seyfullin 1894 yılında eski Akmola şehrinin Nildi kasabasına bağlı Birinci avulunda (şimdiki Jezkazğan şehri, Janaarka ilçesi) doğmuştur (Nurgaliyev 1994: 64). Avul mektebinde okuma-yazma öğrenip, kıssa ve hikâyeleri kendi başına okuyabilecek seviyeye gelmiştir. O zamanki Kazaklar genellikle çocukları bu seviyeye geldiğinde çocuklarına daha ileri derecede eğitim aldırmazlarken, Saken’in ailesi, daha ileri bir eğitim alması ve Rusça öğrenmesi için onu yönlendirmiş, Saken’i Nildi fabrikasına göndermiştir. Dokuz yaşında avulundan ayrılıp Akmola’ya (bugünkü Astana’ya) giden Saken, Rus bir ailenin işlerine yardımcı olmuş ve onlardan da Rusça öğrenmiştir. Bu arada iki yıl fabrikalara eleman hazırlayan bir okula1 da gitmiştir (Tamir 2000: 275). Saken’in dünya görüşü ve edebî kişiliği, 1908-1913 yılları arasında Akmola’daki prihod2 mektebinde ve 1913-1916 yılları arasında Ombı’daki Öğretmenler Semineri’nde okuduğu yıllarda oluşmuştur. Saken bu yıllarda Kazak folkloruna, Abay’ın eserlerine, Rus ve Avrupa edebiyatlarının klasiklerine merak sarmıştır. Saken Seyfullin, okumuş yaşıtları gibi çalışmaya Sileti-Buğılı adlı yerde avul öğretmeni olarak başlamıştır. 1916 ve 1917 yılında yaşanan olaylar, onun aydın ve şair kişiliğinde önemli bir yer etmiştir. Bu gelişmeler sırasında Şubat 1917’de, Çarlık yıkıldıktan sonra Akmola’ya gitmiştir. Komünist bir devrimci olarak buradaki Sovyet Komitesi’nin başkanı olmuştur. 4 Haziran 1918’de Beyazlar Kızıl Ruslara isyan etmiş ve Akmola’daki Devrim taraftarları tutuklanmıştır. Bu sırada Saken de önce Ataman3 Annenkov’un “Azap Vagonunda” 47 gün işkence görmüş, ardından Kolçakların Ombı’daki hapishanesine atılmıştır. 3 Nisan 1918’de bu hapishaneden kaçarak kurtulmuştur (Toğısbayev-Sujikova 2009:184). Bu tarihten itibaren Kazakistan’a Sovyet idaresinin yerleşmesi için faal olarak çalışmıştır. 1938 yılında Stalin’in aydın tasfiyesinde hayatını kaybedene kadarki dönemde yazdığı şiirlerde, hikâyelerinde ve romanında Devrim’i terennüm etmiştir. Kazakistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti (Kazak SSR) kurulduktan sonra Kazakistan Komünist Parti Merkez İcra Komitesi’nde üye olarak görev yapmıştır. 1922-1925 yılları arasında Kazakistan Komünist Partisi’nin yayın organı olan Enbekşi Kazak gazetesinde redaktörlük yaparak Kazak basınının Sovyetleştirilmesinde büyük rol oynamıştır. Yetenekli gençleri etrafında toplayarak gençlerin yetişmesine de yardımcı olmuştur. Bunun yanı sıra 1925-1937 yılları arasında Kazakistan Yazarlar Birliği’nde, Parti Tarihi Enstitüsü’nde başkanlık ve yüksekokullarda hocalık yapmıştır (Kazak SSR Kıskaşa Entsiklopediya 1989: 526; Nurgaliyev 1991: 435). 1936 yılında artık Kazak Sovyet edebiyatının klasiği hâline gelen Saken Seyfullin’in edebî hayatının yirminci yılı kutlanmış ve kendisine “Emek Kızıl Tuğ” madalyası verilmiştir (Nurgaliyev 1991: 436). Saken Seyfullin halkına derin bir sevgi duyan ve halkı için emek veren bir edebiyat adamıdır. Bunu yaparken de sosyalist görüşü benimsemiştir. Komünist Parti’nin halklara mutluluk ve hürriyet getireceğine samimiyetle inanmış (Toğısbayev-Sujikova 2009:185), ancak 24 Eylül 1937’de “halk düşmanı” olarak tutuklanmış ve 27 Eylül 1937’de de Komünist Parti’den çıkarılmıştır (Kokybassova 2008: 318). Saken Seyfullin, 26 Şubat 1938’de kırk dört yaşındayken Stalin’in muhalif aydınları tasfiye ettiği aydın katliamında öldürülmüştür. Stalin’in 1953 yılındaki ölümünün ardından Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nin 20. Kurultayı’nda Stalin’in “tek adam” uygulaması tenkit edilip demokratik kuralları düzenleme işine girişilmiştir. Stalin’in ölümünden sonra yaşanan Yenileşme Devri’nde Parti kurultayının kararına uygun olarak 1937 yılında suçsuz yere cezalandırılan Kazak aydınları da aklanmıştır. Kazakistan’da B. Maylin, İ. Jansügirov, S. Şaripov, M. Davletbayev gibi yazarlarla birlikte S. Seyfullin de aklanarak ismi ve eserleriyle edebiyat tarihinde yeniden yer almıştır (Kıyrabayev 1998: 114). Saken Seyfullin, Kazak edebiyatının Sovyetleştirilmesinde öncü rol oynamış bir şair, yazar ve siyaset adamı olarak Kazak Sovyet edebiyatının önemli bir ismidir. Kazak Sovyet edebiyatının ilk örneklerini o kaleme almıştır. Şiirler, hikâyeler, roman, tiyatro eserleri ve edebî incelemeler yazmıştır. Yenilikçi yazar, Kazak Sovyet edebiyatının bütün türlerinde ilk olarak sosyalist realizm prensiplerini yerleştirirken, halkın hayatındaki her bir sorunu, güncel meseleleri de dile getirmiş, hem derin bir fikrî alt yapısı olan hem de estetik bakımdan başarılı eserler vermiştir. Kazak edebiyat tarihçisi Rımğali Nurğaliyev Saken Seyfullin’in Komünist ideolojiye sıkı sıkıya bağlı olduğunu, kısa süren ömrü boyunca bu ideoloji uğruna mücadele ettiğini belirtmiştir (1991: 432469). Seyfullin’in yazdığı eserler, bağlı olduğu bu ideolojinin ışığında kaleme alınmıştır. 

SAKEN SEYFULLİN’İN ESERLERİ 

Saken Seyfullin’in eserleri, sosyalist realizm esasında yazılmış, derin muhtevalı edebî eserlerdir. 

I.            Şiir ve poemaları: Ötken Künder (1914), Asav Tulpar (1922), Dombıra (1924), Ekspress (1926), Turmıs Tolkınında (1928), Kökşetav (1929), Albatros (1933), Kızıl At (1934). 

II.           Hikâyeleri: Ayşa (1922), Jer Kazğandar (1928), Jemister (1935). 

III.          Romanı: Tar Jol, Tayğak Keşüv (1927). 

IV.          Tiyatroları: Bakıt Jolına (1917), Kızıl Sunkarlar (1920).     

V.            Edebî incelemeleri: Kazak Adebiyeti (1932), Kazaktın Eski Adebiyet Nuskaları (1933).  I.               Şiir ve Poemaları Ötken Künder (1914): Şairin 1914 yılında, daha yirmi yaşında Öğretmenler Semineri öğrencisi iken yazdığı ilk şiir kitabıdır. Eser, Kazan’da yayımlanmıştır. Genç şair şiirlerinde, Kazakların hayatlarındaki önemli vakıaları, edebî ve estetik olarak dile getirmiştir. Şiirlerde, Çarlık döneminin baskısı, Kazak halkının cehaleti ve fakirliğin çilesi ele alınmıştır. Saken, halkını ilim sahibi olmaya çağırmıştır. Okumak için şehre giden genç şairin halkına duyduğu özlem, doğduğu yere olan muhabbet, avul yaşayışının güzellikleri kitaptaki pek çok şiirde işlenmiştir. Asav Tulpar (1922): 1922 yılında Orınbor’da basılan Asav Tulpar şiirler antolojisi, Kazak şiirinde ilk olarak Sovyet Edebiyatının temel prensiplerini, şairin tecrübesiyle de birleştirerek ortaya koyduğu eserdir. Dombıra (1924): Bu şiir antolojisi, şairin kabiliyetini daha ilk zamanlardan ortaya koyduğu eseridir. Şair, çok çeşitli konuları ihtiva eden şiirleri bu antolojide toplamıştır. Tabiat, memleket sevgisi bu konulardan bazılarıdır. Ekspress (1926): Kızılorda’da basılmıştır. Şair, Ekspress şiirler ve manzumeler antolojisinde sosyalizm yolunda ilerleyen Kazak halkının ömrünü hızlı trene, eksprese benzeterek dile getirmiştir. Hızlı trende giden şair, doğduğu yurdun tabiatı ile hayatını (güzel ormanını, kuğularını, şarkıcı bülbülünü, parlak gölünü, ekin işçilerini, avul çobanını, özlediği anasını, oynayan çocuğunu, baharı ile güzünü, yazı ile kışını) lirik biçimde terennüm etmiştir. Turmıs Tolkınında (1928): Avuldaki köylülerin hayatını, psikolojilerini işlediği çeşitli şiirlerden meydana gelen eserdir. Kökşetav (1929): Saken Kökşetav Poeması’na 1925 yılında başlamış ve 1928 yılında eseri tamamlamıştır. Şair, Kökşetav’ın göğe erişen çam ağaçlarını, üstleri karla kaplı kayın ağaçlarını, gök mavisi buzların biran olsun eksik olmadığı zirvesini, zirvesine konan kuşlarını,    Doğumunun 120. yılında Ankara’da düzenlenen anma toplantısından misk gibi kokan havasını terennüm etmiştir. Halk arasında yaygın olan menkıbelere dayanarak “Okjetpes”, “Buvrabay”, “Jumbaktas”, “Kenesarı Üngiri” gibi yerleri tanıtmış ve bu yerlerin tabiî güzelliklerini dile getirmiştir. Saken poemada, Kazak-Kalmak savaşları sırasında yaşanan bir hadiseden yararlanarak savaşla ilgili olumsuz düşüncelerini belirtmiş, hümanist düşüncelerini aktarmıştır. Hürriyetin insan hayatındaki önemi üzerinde durmuştur. Albatros (1933): Şairin 1933 yılında basılan Albatros poeması, Ekim ihtilâli, İç Savaş (Azamat Sogısı) ve Lenin gibi güncel konuları, zamanın taleplerine uygun olarak yazdığı eseridir. Kızıl At (1934): Şair bu eserinde, alegorik tarzda Kazakistan’daki kollektifleştirme döneminde karşılaşılan büyük hataları, bu hataların doğurduğu felâket ve zorlukları, acı gerçekleri gizlemeden anlatır. Şair ile Kızıl At’ın diyoloğu şeklinde yazılan bu esere, Kazak Sovyet nazmında en etkili sosyal hicivdir demek mümkündür.  II. Hikâyeleri Jer Kazgandar (1928): İhtilâlci şair, işçilerin, fakirlerin hâlini göstermek, onların zihinlerindeki psikolojik değişiklikleri gözler önüne sermek için pek çok eser yazmıştır. Bu hikâye de onlardan biridir. Şair bu hikâyesinde, Kökşetav şehrine demir yolu açan işçilerin hayatlarını konu etmiştir. Hikâyenin, muhteva açısından Kazak Sovyet edebiyatında büyük bir önemi vardır. Kazak işçilerinin hayatını, fikirlerini anlatan, işçilerin ihtilâle, Sovyet hükümetini kurmaya katılmalarını dile getiren ilk eserdir. Ayşa (1922): Saken, Ayşa adlı hikâyesinde, o dönemin birçok şairi ve yazarı gibi, kadınların eşitliği konusunu işlemiştir. Başlık parası için, kızların istekleri dışında, aileleri tarafından zorla evlendirilmelerini tenkit etmiştir. Jemister (1935): Bu hikâyedeki vakalar on beş yıllık bir süreyi içine alır. Akmola’nın güneyindeki Nura nehri kıyısındaki Akkuvlı gölünü yurt kılan Tanbay avulunun 1919 yılından itibaren yaşayışları anlatılmaya başlanır. Avuldakilerin günlük hayatları, özellikle de Azamat Sogısı   (İç Savaş) devrindeki Kazak avullarının çektiği çileler Saken tarafından realist bir bakışla dile getirilir. Eserin sonunda, avul gençlerinden Niyaz’ın başından geçen değişiklikler beyan edilir. Onın Karsakpay’da çalışması, Moskova’da okuması, mühendis olup geri dönmesi, ihtilalin meyvesi ve yeni devrin neticesi olarak Saken tarafından örnek verilir. III. Romanı Tar Jol, Taygak Keşüv (1927): Kazak Sovyet edebiyatının en güzel, fikrî derinliği olan, sosyal muhtevası oldukça zengin ve uzun ömürlü eserlerinden biri Saken Seyfullin’in Tar Jol, Taygak Keşüv adlı tarihî hatırat romanıdır. İlk bölümleri 1922 yılından itibaren Kızıl Kazakistan gazetesinde yayımlanan bu eser, ilk olarak 1927 yılında kitap hâlinde basılmıştır. Saken, Kazakistan’da Sovyet idaresinin yerleşmesi için verdiği mücadele günlerini bu romanda dile getirmiştir. Yazarın, kendi devrindeki en güncel ve mühim meseleleri, Kazakistan’daki Ekim ihtilâlinin tarihini anlatmak için yazdığı Tar Jol, Taygak Keşüv romanı, Kazak Sovyet edebiyatında sosyal öneme sahip, fikrî ve edebî açıdan yüksek seviyeli ve sosyalist realizmin ilklerinden birisidir. Eser, zamanın sınavını geçmiş ve klasikler arasında yerini almıştır.  IV.    Tiyatroları Bakıt Jolına (1917): 1917 yılında kasım ve aralık aylarında yazılan eser, 1918 yılının başında Akmola şehrinin gençleri tarafından sahnelenmiştir. Bu piyes, 1916 yılından başlayarak, o dönemdeki bolısların, biylerin ve mollaların halka, bilhassa da kadınlara gösterdikleri baskı ve zulmü ortaya koyar. Eser, Ekim ihtilalinin halka ve kadınlara hürriyet sağlayacağının avulda da duyulması ve avuldakilerin sevinmeleriyle sona erer. Bu eser için, Ekim ihtilalinden sonra meydana getirilen Kazak tiyatro eserleri içinde, ekim ihtilalinden söz eden ilk piyes olduğunu söylemek mümkündür. Kızıl Sunkarlar (1920): Bu tiyatro eseri şairin ihtilâlci ömrünü anlatır. Kazak tiyatrosunda Kızıl Sunkarlar, Ekim ihtilâli uğruna yapılan      mücadeleyi ve kazanılan galibiyeti dile getiren ilk piyestir. Bu sebeple piyes, SSCB döneminde Ekim ihtilâlinin her yıl dönümünde Kazak tiyatrolarında sahnelenmiştir.  V. Edebî İncelemeleri Kazak Adebiyeti (1932): Bu çalışmada yazar, ihtilalden önceki Kazak Edebiyatını iki döneme bölüp inceler. Birinci döneme Kazak halkının sözlü edebiyatını dâhil eder, ikinci döneme de Kazak halkının Rus Çarının hâkimiyetini kabul ettiği devirden kalan edebiyat nüshalarını dâhil eder. Saken kitabın girişinde, Kazak halkının ihtilalden önceki devirdeki sözlü edebiyatı hakkında herhangi bir çalışma yapılmadığını dile getirir. Kitabını bu alandaki eksikliği gidermek için kaleme aldığını açıkça ortaya koyar. Eserde sözlü edebiyat ürünlerinden geniş ölçüde faydalanır. Kazaktın Eski Adebiyet Nuskaları (1933): Saken bu eseri meydana getirirken ilmî bir amaç gütmüştür. Esere “Ayman-Şolpan” hikâyesi, “Alpamıs” destanı, akınlardan Buhar Jırav’ın, Bazar Jırav’ın, Şortanbay’ın, Şöce’nin, Kempirbay’ın, Süyinbay’ın şiirleri dâhil edilmiştir. Aytıs örneklerine yer verilmiştir. Saken edebî incelemelerle hayatının son dönemlerinde meşgul olmuştur. Nitekim Kazak Adebiyeti ve Kazaktın Eski Adebiyet Nuskaları adlı hacimli iki monografik eser de hayatının bu dönemlerinde doğmuştur. Saken Seyfullin şair ve yazarlıktan başka yayıncılıkla da meşgul olmuştur. Kazak basınının Sovyetleştirilmesine hizmet etmiştir. Çeşitli gazetelerde redaktörlük yapmış ve yetenekli gençleri etrafında toplamıştır. Böylece kabiliyetli gençlerin yetişmesine de yardımcı olmuştur. Ömrünü Marksizm-Leninizm ideolojisine adayan Saken Seyfullin, kısa ömrüyle Kazak Sovyet edebiyatında bir şimşek gibi parlayıp geçmiştir. 4. Saken Seyfullin’in eserleri hakkındaki bilgiler şu üç eserden faydalanılarak hazırlanmıştır: Nurğaliyev 1991, s. 432469; Seyfullin, M. 1970; Kıyrabayev S., 1974.   TÜRKİYE’DE SAKEN SEYFULLİN VE ESERLERİ Türkiye’de Saken Seyfullin’in hayatı ve edebî kişiliği ile ilgili biyografik tarzda yazılan iki temel makale mevcuttur. Bunlardan biri, Kardeş Kalemler dergisinin 2008 Mayıs sayısında yayımlanan “Kazak Şairi Säken Seyfullin ve Edebî Kişiliği” başlıklı yazı ile (KINACI 2008 a), yine 2008 yılında Turkish Studies dergisinde yayımlanan “Kazak Şairi Saken Seyfullin ve Eserleri Üzerine” adlı makaledir (Kokysbassova 2008).  I. Kökşetav Poeması ve Türkiye’de Hakkında Yapılan Çalışmalar Kökşetav Poeması, 1925-1928 yılları arasında yazılmıştır. Sovyet ideolojisine bağlı bir şair olan Saken Seyfullin poemada, eski-yeni çatışmasına uygun olarak büyük Kazak Hanı Abılay şahsında Sovyet devrinden önceki Kazak Hanlığı devrini tenkit etmiştir. Şair Kökşetav Poeması’nı üç yıl gibi bir zaman diliminde yazmıştır. Poemayı yazmadan önce Kökşetav bölgesini gezmiş, buradaki avulları dolaşmış, avullardaki yaşlıları ziyaret edip, onların anlattığı masalları, menkıbeleri, hikâyeleri dinlemiştir. Daha sonra ise poema yazma işine girişmiştir. Kökşetav Poeması’nın nasıl doğduğu, buna şahit olan Esim Baybolov tarafından daha sonra dile getirilmiştir (Seyfullin 1970: 167169). 1925 yılı yazında, Saken Buvrabay’a geldiğinde, o zamanlar Buvrabay gölünün kıyısında bulunan Baybolov’un evinde bir ay gibi bir süre kalır. Baybolov ile birlikte Buvrabay’ın dağını taşını, ormanlarını gezer. Bu bölgeyi gezerken hissettiklerini, düşündüklerini ara ara defterine not eder. Aldığı notları yanında bulunan Baybolov’a da okur, onun yorumlarını sorar. Bu notlardan birisi de aşağıdaki dörtlüktür: Arkanın kerbez suluv Kökşetavı, Damılsız suluv betin juvgan javın. Jan-jaktan erteli-keş bulttar kelip, Jüredi bilip ketip esen-savın. Şair ve yanındaki Baybolov Okjetpes’in karşısına geldiklerinde, şair bir süre Okjetpes’e      Doğumunun 120. yılında Ankara’da düzenlenen anma toplantısından   bakar ve defterine birkaç dörtlük yazar. O sırada Okcetpes’in zirvesine doğru uçan bir kartala şairin gözü takılır ve daha sonra kartal da poemadaki yerini alır: Basına atsan-dagı ogın jetpes, İyilip eşbir tavga tacim etpes, Sol şınga jan şıkpagan uya salıp, Şankıldap karşıga men bürkit ketpes.  Saken ile Baybolov Jekebatır dağına çıkarlar. Saken, bu dağa neden Jekebatır isminin verildiğini sorar, Baybolov halk arasında dağla ilgili anlatılan menkıbeyi şaire aktarır. Sonraki günlerde ikisi Jumbaktas’ın üstüne çıkarlar, Saken o civarda kaç göl olduğunu sorar, Baybolov Buvrabay’dan doğan bazı göllerin adlarını söyler. Saken Kökşetav’da kaldığı dönemde, akşam eve geldiğinde kapının önüne yuvarlak bir masa koydurur, gündüz aldığı notlarını temize çeker, bazen bu yazdıklarını etrafındaki kişilere okur, onların da yorumlarını alır. Şair, Kökşetav’da kaldığı bir ay gibi bir sürenin ardından, gezdiği yerleri, duyduğu menkıbeleri poemasında terennüm etti. Bilhassa,  yeniliğe yüzünü çevirmiş Kazak avullarındaki hayatı etkili bir şekilde gözler önüne serdi. Saken, Kökşetav’a 1925 yılı başlayıp, 1928 yılı tamamlayıp, tek bir kitap olarak bastırdı. Kökşetav Poeması’nın esası, Kökşetav ile ilgili halk arasında anlatılan menkıbelere dayanır. Poemaya Kökşe tabiatının güzelliğini tasvir ederek başlayan şair, bu tabiatla ilgili halk arasında yaygın olarak anlatılan menkıbelere kulak verir. Talay sır ertegini el aytadı, Izındap tavdan sokkan jel aytadı. Sırlasıp sıbırlaskan japıraktar Kündiz-tün künirengen köl aytadı.  Tolganıp tömen karap şal aytadı, Tamsanıp-tanırkanıp bala aytadı. Tav-tastı tunjıragan küva kılıp, Ot-bası, katın-kalaş – bari aytadı. Saken, Kökşe ile ilgili menkıbelerden “Jeke Batır”, “Buvrabay”, “Okjetpes”, “Jumbaktas” ile ilgili olanlarını poemada kullanmıştır. Bu menkıbeler, bahsi geçen yerlerin bu isimleri ne şekilde aldığını anlatmaktadır. Şair, folklorik malzemeleri ayrıntılı bir şekilde ele almış ve geniş ölçüde bu malzemeden yararlanmıştır. Saken Seyfullin, Kökşe tabiatının güzelliği ile bu folklorik malzemeyi birleştirmiş ve sonuçta ortaya Kökşetav Poeması çıkmıştır. Kız jumbagı (bilmecesi), halkın sözlü edebiyatında çok rastlanılan bir unsurdur. Poemada Kalmak kızı kendi başından geçen hikâyeyi bilmece şeklinde dile getirir. Bu bilmecede kendisini ve diğer kahramanları kuşlar olarak anlatır. Kendisini güvercin olarak gösterirken, ihanetçileri karakuş ve baykuş; halkının koruyucu yiğitlerini laçin ve sevdiği yarini sungur, hanı da yırtıcı kartal olarak bilmecesinde temsilî olarak dile getirir. Kızın sorduğu bilmecedeki kartal, Abılay handır. Kalmak kızı onu sadece yırtıcı bir kuş olarak tasvir etmez. Abılay Han, yem için kendi halinde yaşayan ormandaki canlıları kıran, ormanda tozu dumana katan, ormandaki canlılara kan ağlatan bir zalim olarak tanıtılır. Kızın bilmecesinde sorduğu “Hangi kuş daha yiğittir” sorusunu hanın tebaasından kimse çözemez. Kızın öne sürdüğü yarışma şartları konusunda şair, Abılay’ın yanındaki yiğitlerin sadece asılsız yere kendini beğenmeleriyle ünlendiklerini, oysa gerçekte akılsız, cahil kişiler olduklarını açık bir şekilde gözler önüne serer. Onların içinden aslında ne avcılıktan anlayan ne de zekâsıyla beğeni toplayan bir kişi dahi çıkmaz. Poemada Abılay Han da askerleriyle aynı mizaçta tasvir edilir; zira zirve başındaki yazmayı hiç kimse vuramayınca, Abılay Han, kıza ikinci şartının gerçekleşmesi mümkün olmayan bir şart olmaması için uyarıda bulunur; yani kızın koyacağı ikinci şartı gerçekleştirememekten korkar. Bu bölümde Abılay Han kendinden emin değildir, şartı gerçekleştirme konusunda cesaret gösteremez. Saken onları yem avlamak için yığılmış cahil yırtıcılar olarak nitelendirir. Buradan hareketle, Saken’in poemasını hanlık dönemini ve hanlık devrinin zorbalıklarını gözler önüne sermek için kurguladığını söylemek mümkündür. Ökşetav Poeması’nda Abılay Han ve ordusu şair tarafından devamlı surette tenkit edilirken, hikâyedeki Adak adlı kahraman, kızı içinde bulunduğu esaret tuzağından kurtaran halk vekili olarak tanıtılır. Hikâyenin sonunda yiğit Adak, kızın bütün şartlarını yerine getirir, Kalmak kızı onun payına düşer; fakat Adak, kıza izin verir ve onu yurduna geri gönderir. Şair burada okuyucuya, adaletin, zekânın her zaman zorbalığı yeneceği fikrini vermeye çalışır. Adak, hem zekiliği hem de adilliği açısından şair tarafından idealize edilir. Adak, kıza sahip olmak için yapılan yarışmaya başlangıçta katılmaz; çünkü o kıza sahip olmak için birbirleriyle tartışan kaba saba askerlerden çok farklıdır. Arkadaşlarının ısrarlarına rağmen, bahaneler bularak bu yarışmadan uzak durur. Ne zaman ki kız bilmecesini sorar, Adak o zaman kızın sırrını çözüp onu yurduna geri göndermek için yarışa katılmaya karar verir. Kızın bilmecesini çözmeden önce, hana kızın hürriyeti konusunda şart koşması, bunu ispatlamaktadır. Yiğit Adak da Abılay Hanın işlerine tenkitçi bir gözle bakar. Adak, kızın bilmecesindeki kendi halinde yaşayan hayvanlara saldıran kartalın han olduğunu çözer ve: Jazıksız kalmakpenen javlasamız, Ayanbay anşa kırıp avlasamız. Kalmak ta el özimizdey degen bolsa – Tengermey boyımızga davlasamız. Ayrıca burada Sovyet devrinin önemli bir argümanı olan “halkların dostluğu” fikrini de okuyucuya vermeye çalışır. Poema okunup bitirildiğinde, Saken’in asıl amacının Kökşetav tabiatını terennüm etmek ve Kökşetav’a olan sevgisini dile getirmek olduğu anlaşılır. O, poemada her ne kadar pek çok vakıaya değinmişse de Kökşetav’ın tabiat zenginliğiyle, gölünün, dağının etkileyici görünüşlerini poemada terennüm eder. Kökşetav Poeması, Saken’in doğduğu yerin tabiatını ayrı bir zevkle dile getirdiği eseridir. Bilhassa Kökşe’nin dağı ile ayna gibi dupduru gölü ustalıkla ortaya koyulur. Aşağıdaki iki dörtlük, şairin bu tabiatı ne kadar büyük bir ustalıkla tasvir ettiğini göstermektedir: Jartastın bir cagı şın, bir cagı suv... Tav işi kalın orman, jap-jasıl nuv.      Doğumunun 120. yılında Ankara’da düzenlenen anma toplantısından   Orman da, tav da, köl de, erteli keş, Sıbırlap, sınkıldagan bari de duv-duv. Altın kün, kümis suvga nurın bürkip, Sagımmen kökke uşadı torgınday buv, Sızıltıp ademi anin sınkıldatıp, Ertedi balapanın kölde eki akkuv.  Milliyetçi şair: Avası dertke dava Kökşetavdı Molda aytkan mın “ujmakka” balamaymın. Ujmagın Kökşetavmen katar koysa, Ujmaktı” akı berse kalamaymın,diye yazmıştır.  Aktarması: Havası derde deva Kökşetav’ı Mollanın anlattığı bin cennete eş tutmam. Cennetini Kökşetav ile eşit tutsa, Cenneti mükâfat olarak verse istemem. Şairin doğum yerine duyduğu bu derin sevgi, Kökşetav Poeması’nın doğmasında etkili olmuştur. Kökşetav Poeması realist bir tarzda yazılmıştır. 1928 yılında tamamlanan poema, 1935 yılında Kazak Türkçesi’nden Rusça’ya   tercüme edilmiştir.5 Kazak edebiyatının klasiği olan Kökşetav Poeması, 2007 yılında Kazak Şairi Säken Seyfullin’in Kökşetaw PoemasıAktarma, Dil ve Üslûp Bakımından İncelemeadıyla Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Çağdaş Türk Lehçeleri Anabilim Dalı’nda Prof. Dr. Fatih KİRİŞÇİOĞLU danışmanlığında Cemile KINACI tarafından yüksek lisans tezi olarak hazırlanmıştır. Tezde, Kökşetav Poeması, öncelikle Kiril harflerinden Latin harflerine çevrilmiştir. Poema metni daha sonra Kazak Türkçesinden Türkiye Türkçesine aktarılmıştır. Türkiye Türkçesine aktarılan Kökşetav Poeması, Türkiye Türkçesi’ndeki metin inceleme geleneğine uygun olarak dil ve üslûp bakımından ayrıntılı biçimde incelenmiştir (Kınacı 2007). Kökşetav Poeması hakkında Türkiye’de makaleler de yazılmıştır. Bu makalelerden biri, Milli Folklor dergisinde yayımlanan Saken Seyfullin’in “Kökşetav” Manzumesi ve “Taş Kesilme” Motifi başlıklı makaledir (Kıınacı 2008 b). Ma 5    Kökşetav Poeması hakkındaki bilgiler şu eserden faydalanılarak hazırlanmıştır: Kıyrabayev S. 1974: 298-322.      Makalede, Kazak Sovyet Edebiyatının kurucusu olan Saken Seyfullin’in Kökşetav Poeması’nda yer alan ve halk arasında yaygın olan efsaneler dile getirilirken, poemadaki taş kesilme motifi de işlenmiştir. Saken Seyfullin’in yazdığı Kökşetav Poeması’nda, sözlü gelenekte yer alan taş kesilme motifinin yazılı bir eserde de işlenmesine dikkat çekilmiştir. Makalede, Saken’in Kökşetav Poeması, sözlü kültürü yazılı kültüre aktarma bakımından önemli görülmüştür. Ayrıca poemada, halkın hafızasındaki efsanelerin, şairin ustaca anlatımıyla dile getirildiği ve edebîlik özelliği kazandığı da belirtilmiştir. Makalenin sonucunda halkın hafızasındaki efsanelerin Saken Seyfullin gibi bir sanatkârın kalemi ile yazıya geçirilmesi, halk kültürüne ait unsurların gelecek nesillere taşınması, Saken Seyfullin’in Kazak sözlü kültürünü yazıya geçirmesi bakımından önemli bir hizmet olarak değerlendirilmiştir (Kınacı 2008 b: 109). Türkiye’de Kökşetav Poeması hakkında yapılan bir başka çalışma, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü II. Genç Bilim Adamları Sempozyumu’nda sunulan ve daha sonra bildiriler kitabında yayımlanan Kazak Şairi Säken Seyfullin’in “Oqcetpes” Adlı Şiiri İle Kazak Şairi Mağcan Cumabayev’in “Oqcetpesin Qıyasında” Adlı Şiirinin Karşılaştırılması-İki Kazak Şairi Arasında Bir Karşılaştırma Denemesi başlıklı makaledir (Kınacı 2010). Kökşetav Poeması içinde yer alan Okjetpes bölümü ile Mağcan Cumabayev Ölenderi içinde yer alan Okjetpes’in Kıyasında adlı iki şiir arasında bir karşılaştırma yapılmıştır. Makalede, sanatçı-eser anlayışına uygun olarak farklı ideolojileri benimseyen iki Kazak şairinin ideolojilerinin, onların eserlerine ne şekilde yansıdığı ortaya konulmuştur. Makalede varılan sonuca göre, aynı konuyu işlemelerine rağmen, her iki şair de eserlerinde mücadelesini verdikleri kendi ideolojilerini bayraklaştırma çabasını göstermişlerdir ve bu uğurda çalışmışlardır (Kınacı 2010: 165). Türkiye’de Kökşetav Poeması hakkında yazılan bir diğer makale, 2011 yılında Isparta’da Süleyman Demirel Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Sempozyumu’nda sunulan Kazak Şairi Säken Seyfullin’in “Kökşetaw Poeması”nda Sovyet Devri İdeolojisinin İzleri adlı   makaledir. Makalede ideoloji-edebiyat ilişkisi bağlamında Sovyet devri ideolojisinin izleri, Kazak şairi Saken Seyfullin’in Kökşetaw metni esas alınarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. Saken Seyfullin’in Kökşetav Poeması’nı, eserin yazıldığı dönemin ideolojisine ve eski-yeni çatışmasına uygun olarak kaleme aldığı makalede ortaya konulmuştur. Makalede, her sanat eseri sanatkârından izler taşıdığı için, her sanat eserinin üslûbunda sanatkârının mührünü görmek mümkün olduğu için, Sovyet ideolojisine samimi olarak inanmış Saken Seyfullin’in devrimci kişiliği de yazdığı Kökşetav Poema metnine yansımıştır, sonucuna varılmıştır (Kınacı 2012: 709). II. Tar Jol, Taygak Keşüv (1927) ve Hakkında Yapılan Çalışma Tar Jol, Taygak Keşüv Saken Seyfullin’in, 1916-1919 yılları arasında yaşanan “gerçek” olayların kendi hayat hikâyesi etrafında konulaştırıldığı hatırat türünde sosyalist realizm akımının prensiplerine uygun olarak kaleme alınmış, Sovyet Kazak edebiyatının öncü romanlarından biridir. Romanın başkahramanı, İç Savaş (Azamat Sogısı) yıllarında Ekim Devrimi karşıtlarına esir olup eziyet çeken ve ardından kaçarak kurtulabilen yazar Saken’dir ve “yeni zaman”ın “yeni insanı” Saken’in devrimci mücadelesi üzerinden çatıştırılan gruplar, değer ve olgular 1916-1919 zaman kesiti yeniden araştırmaya tâbi tutularak sorgulanmıştır. Eser, yalnızca yazar Saken’in hatıralarından ibaret değildir; yeni düzenin inşasına gönülden sadık olan Saken, eserinde hatıralarını makale, mektup ve telgraflarla da destekleyerek denebilir ki, Kazak Sovyet edebiyatının belki ilk belge-roman (derekti roman) niteliğindeki eserini de ortaya koymuştur. Tar Jol, Taygak Keşüv adlı tarihî hatırat (Kz. tarihî-memuarlık) romanının ilk bölümleri 1922 yılından itibaren Kızıl Kazakistan gazetesinde tefrika hâlinde yayımlanmış, 1927 yılında ise ilk defa kitap olarak basılmıştır. Yazar kendi dönemindeki güncel ve önemli meseleleri, Kazakistan’daki Ekim Devrimi’nin tarihini anlatmak için edebiyatı araçsallaştırarak bu romanı kaleme almıştır.      Romanda Saken Seyfullin devrimci kimliği ile öne çıktığı için, genel olarak Devrim karşısında yer alan Rus Çarlığı, Beyazlar ve Alaş Ordacılar üzerinden çatışma unsurları yaratılmıştır. Romana dar anlamda bakıldığında ise romandaki çatışma, Ataman Annenkov ve Amiral Kolçak kuvvetlerini destekleyenler ile Akmola Sovyeti üyelerinin çatışması olarak görülmektedir. Yazar Saken Seyfullin, romanın yazıldığı dönemin gereklerine uygun olarak romanı Bolşevizm düşüncesiyle ve Bolşevizm değerlerine sadakatle kaleme almıştır. Bu sebeple romanda Bolşevizm düşüncesi ve değerleri hâkimdir. Tar Jol, Taygak Keşüv romanı, Kazak Sovyet edebiyatında sosyalist realizm prensibine uygun olarak kaleme alınan ilk eserlerden biridir. Roman, yazıldığı propaganda döneminin şartlarına uygun olarak Devrim konusunu işleyen ilk roman olması bakımından Kazak edebiyat tarihinde büyük bir öneme sahiptir. Eserin hem fikrî hem edebî yönünün başarılı olması, Kazak edebiyatında klasik hâline gelmesini sağlamıştır. Roman on dört başlıktan oluşmaktadır. Romandaki olaylar 1917 Devrimi’nden bir önceki yıl ile başlar. 1916 yılındaki askere alma ve Kazak ayaklanmaları birinci ve ikinci başlıklarda ortaya konulur. Devrim’in hemen ardından yaşanan Kerenskiy dönemi romanın üçüncü başlığını oluşturur. Dördüncü başlıkta yönetim Sovyet Hükümeti’ne geçer. Beşinci başlıkta Çekoslavak saldırısı ve Akmola’da Sovyet Hükümeti’nin düşürülüşü anlatılır. Akmola’daki Sovyet Hükümeti’nin düşüşünün ardından Saken de tutuklanarak Akmola Hapishanesi’ne atılır ve bu hapishanede oldukça zor günler geçirir. Altıncı başlığı Saken’in Akmola Hapishanesi’nde yaşadıkları oluşturur. Bir sonraki başlıkta, Amiral Kolçak’ın idareyi ele geçirmesi anlatılır. Sekizinci başlıkta Ataman Annenkov birliklerinin eline geçen Saken’in Akmola’dan ayrılışı konu edilir. Saken’in Ataman Annenkov’un Azap Vagonu’nda geçirdiği zor günler dokuzuncu başlıkta anlatılır. Azap Vagonu’nda geçen günlerin ardından Saken’in Ombı Lageri’ndeki çetin   günleri başlar. Hapishane çilesini, Annenkov Vagonu’nun ve Ombı Lageri’nin zorluklarını, romanın ana kahramanı Saken ile birlikte Katçenko, Baçok, Drizge, Pavlov, Nurkin, Asılbekov, Kondratyeva, Pankratova gibi Bolşevikler de çeker. Ombı Lageri’den kaçmayı başaran Saken, bir Bolşevik olarak yeniden Devrim mücadelesine girişir. Ombı’dan kaçışının ardından Bayanavıl’a gelir. Yaşanan karışık dönemin akabinde o günlerde artık Amiral Kolçak zayıflayıp geri çekilirken, Bolşevikler de güçlenmeye başlar. Romanın sonunda Saken önce güneye Türkistan’a, ardından da Akmola’ya geçerek devrimci mücadelesine aktif olarak devam eder. Konusunu Saken Seyfullin’in hayat hikâyesinden alan Tar Jol Taygak Keşüv romanı Türkiye’de bir doktora tezinde incelenmiştir. Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Anabilim Dalı’nda Prof. Dr. F. Sema Barutcu ÖZÖNDER danışmanlığında Cemile KINACI tarafından hazırlanan Kazak Sovyet Edebiyatında İmaj ve Kimlik adlı doktora tezinde incelenen Kazak Sovyet devrinde yazılan on altı romandan biri Tar Jol Taygak Keşüv’dür. Tezde hem yazar Saken Seyfullin’in biyografisi hem de Tar Jol Taygak Keşüv’ün özeti yer almıştır. Tar Jol Taygak Keşüv adlı romandaki imaj ve kimlik ögeleri ayrıntılı olarak ortaya konulmuştur (Kınacı 2014). 

SONUÇ 

20. yüzyıl Kazak edebiyatının klasiği olan meşhur şair, ünlü oyun ve nesir yazarı olan Saken Seyfullin Kazak edebiyatının önemli bir edebî şahsiyeti olarak Kazakistan’da olduğu gibi Türkiye’de de önemsenmekte, onunla ve eserleri ile ilgili çalışmalar yapılmaktadır. Saken, çok yönlü bir edebî kişilik olması sebebiyle edebiyatın pek çok türünde eserler vermiştir. Kazak edebiyatı içinde Saken Seyfullin’in yerini belirlemek, Saken ve onun mirasına sahip çıkmak için, ondan geriye kalan bu eserler üzerinde hem Kazakistan’da hem Doğumunun 120. yılında Ankara’da düzenlenen anma toplantısından    de Türkiye’de daha geniş çaplı akademik çalışmalar yapmak gereklidir.   

KAYNAKLAR 

KAZAK SSR Kıskaşa Entsiklopediya 4Tom (1989), Kazak Sovet Entsiklopediyasının Bas Redaksiyası, Almatı. 

KINACI, Cemile (2007), Kazak Şairi Säken Seyfullin’in Kökşetaw PoemasıAktarma, Dil ve Üslûp Bakımından İnceleme-, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Çağdaş Türk Lehçeleri Anabilim Dalı, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara. 

KINACI, Cemile (2008 a), “Kazak Şairi Säken Seyfullin ve Edebî Kişiliği”, Kardeş Kalemler Mayıs 2008, s. 20-24.

KINACI, Cemile (2008 b), “Saken Seyfullin’in “Kökşetav” Manzumesi ve “Taş Kesilme” Motifi”, Milli Folklor, yıl 20, sayı 78, s. 109-113. 

KINACI, Cemile (2010), “Kazak Şairi Säken Seyfullin’in “Oqcetpes” Adlı Şiiri İle Kazak Şairi Mağcan Cumabayev’in “Oqcetpesin Qıyasında” Adlı Şiirinin Karşılaştırılması-İki Kazak Şairi Arasında Bir Karşılaştırma Denemesi”, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü II. Genç Bilim Adamları Sempozyumu Bildiriler 17-18-19 Mayıs 2010, s. 159-165, Ankara. 

KINACI, Cemile (2012), “Kazak Şairi Säken Seyfullin’in “Kökşetaw Poeması”nda Sovyet Devri İdeolojisinin İzleri”, II. Uluslararası Türk Dili ve Edebiyatı Sempozyumu (Dil ve Üslûp İncelemeleri) 19-21 Ekim 2011 Bildiriler CiltII, Süleyman Demirel Üniversitesi 2012 ISPARTA, s. 697-709. 

KINACI, Cemile (2014), Kazak Sovyet Edebiyatında İmaj ve Kimlik, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Anabilim Dalı Yayımlanmamış Doktora Tezi, Ankara. KIYRABAYEV, S. (1998), Kenes Davirindegi Kazak Adebiyeti, Bilim Baspası, Almatı. 

KIYRABAYEV, Serik (1974), Saken Seyfullin Ömiri men Tvorçestvolık Jolı, “Jazuvşı”, Almatı. KOKYBASSOVA, G., (2008), “Kazak Şairi Saken Seyfullin ve Eserleri Üzerine”, Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Volume 3/1 Winter, s. 315-325. 

NURĞALİYEV, R. (1991), Arkav, Jazuvşı Baspası, Almatı. 

NURĞALİYEV, R., (1994), “Saken Seyfullin”, Kazak Adebiyeti 11, s. 64-87, “Ravan”, Almatı. 

NURĞALİYEV, Rımğali (1991), Arqav, “Jazuvşı”, Almatı. 

SEYFULLİN, Macit (1970), Kızıl Sunkar (Saken Seyfullin Tuvralı Estelikter), “Jazuvşı”, Almatı. 

TAMİR, F. (2000), “Kazak Edebiyatı”, Güneşe Uçan Kartal, 246-289, Tika, Ankara. 

TOĞISBAYEV, B, SUJİKOVA, A. (2009), Tarihi tulgalar, Almatı Kitapbaspası, Almatı.

* Dr. Gazi Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü, camiyla@gmail.com 

1. Kz. Zavod Mektebi.     

2. Ru. Prihodskaya şkola: Teknik lise. 

3. Ataman: Çarlık Rusyası dönemine ait bir tür askerî rütbe.   

     

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 98. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 98. Sayı