HaftanınÇok Okunanları
KEMAL BOZOK 1
NIKA ZHOLDOSHEVA 2
BEDRETTİN KELEŞTİMUR 3
HİDAYET ORUÇOV 4
SEYFETTİN ALTAYLI 5
Kardeş Kalemler 6
Emrah Yılmaz 7
Kırgız Edebiyatının şüphesiz en önemli şahsiyetlerinden biri olan Aalı Tokombayev’in, bu yıl 110. doğum yıldönümü. Yazar, şair, eleştirmen, tiyatro yazarı, siyasetçi gibi birçok kimliğe sahip olan Aalı Tokombayev, özellikle edebiyat alanındaki onca üretkenliğine ve güçlü eserler vermesine rağmen, bir Cengiz Aytmatov gibi dış dünyada tanınamamış/tanıtılamamıştır. Aalı Tokombayev güçlü edebiyatçılığının yanı sıra, her nedense, aynı kaderi paylaştığı birçok edebiyatçıyla, siyaseten ve edebiyat alanında muhalif olmuş bir kişiliktir. Tamamı artık tarihe mal olmuş o olayların değerlendirmesini geleceğe bırakarak, ilerleyen sayfalarda şiirlerini de okuyacağınız şairle ilgili yapmış olduğumuz röportajla sizleri baş başa bırakıyoruz.
(İ.T.) İbrahim Türkhan: Kırgız edebiyat adamlarından birisi olan Aalı Tokombayev’i Türkiyeli okurlara birkaç cümleyle tanıtacak olsanız, neler söylerdiniz?
Abdıkerim Muratov: Gerçeği söylemek gerekirse, Aalı Tokombayev olmadan 20. yüzyıldaki Kırgız edebiyatını düşünmem mümkün değildir. Ana dilimiz Kırgız diliyle ilk çıkan gazetemiz olan Erkin Too (Özgür Dağ) gazetesinin ilk sayısında 1924 yılında, onun “Oktyabırdın Kelgen Kezi” (Ekim’in Geldiği Zaman) şiirinin yayınlanması, o şiirin o yılların zor şartlarının dillendiriyor olmasından dolayı, daha yirmi yaşında bir delikanlı olan Aalı’nın adının kısa zaman içinde Kırgızistan’ın her tarafında yayılmasını, onun edebiyatın ilk saflarında yer almasın sağlamış ve adının Kasım Tınıstanov ve Sıdık Karaçev’lerle birlikte anılmasını katkıda bulunmuştur. 1934 yılında onun 30. doğum yıldönümü ve sanat hayatının 10. yılı bü yük bir törenle kutlanarak, şairin isminin uzak ülkelerde bile duyulmasını sağladı. Ülke çapında saygı ve hürmet kazanmıştır. Kırgızlar arasında o güne kadar da, o günden sonra da böyle bir dereceye bir tane bile sanatçı/ edebiyatçı yetişememiştir. Çeşitli sebeplerle hapiste yattığı zamanlar sayılmazsa, Aalı Tokombayev her zaman saygı ve hürmet görerek yaşamış, çeşitli yöneticilik kademelerinde görev yapmış ve Yazarlar Birliğinde karar merciinde bulunacak kadar yükselmiştir. Hiç ara vermeden birçok kitap çıkarmıştır. Onun her bir eseri, Kırgız edebiyatında büyük bir yere sahiptir. Örnek olarak, 1916 yılında yaşanan Ürkün (halk ayaklanması) olayının sebep ve neticelerinin ortaya konulduğu “Kanduu Cıldar” (Kanlı Yıllar) ve “Tan Aldında” (Şafak Öncesi) adındaki romanlara, şiir tarzıyla yazılmış romanlar olmanın yanı sıra, özel yere sahip edebî miras gözüyle de bakılmalıdır. Yakın zamana kadar iki roman bir romanın iki ayrı varyantı olarak görüle gelmekteydi. Bence, kahramanlarında ve işlenen olaylarda benzerlik olsa da ikisi iki farklı roman olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Bu iki eseriyle Aalı güçlü bir şair, Manas’ı ortaya çıkarak milletin kendine özgü geleneklerini devam ettiren eşsiz epik değere sahip bir ressam olduğunu göstermiştir. Elbette, bu iki eser 20. yüzyıl edebiyatının en önemli gurur kaynaklarından biridir. Bu şekilde, şiir tarzında yazılmış olan, halkın hayatını geniş bir şekilde yansıtabilecek güçlü eserlerin yeniden yazılması bundan sonra zor olsa gerektir! Şair Aalı’nın kabiliyeti hakkında söz edeceğimiz zaman onun epik ve aynı zamanda gönlün derinliklerini titreten lirik bir şair olarak da tarihte kaldığını söylememiz gerekir. Ana vatan, aşk, vatandaşlık, felsefî ve peyzaj temalı lirikleri ömrünün sonuna kadar yazmaya devam etmiştir. İşte o şiirlerinden onun şairlik gücü, nezaketi, saflığı da net bir şekilde görülür. İçindeki sırrını ve dünyasını mürekkep gibi her tarafa yayabilmekte ve gösterebilmektedir. Aalı’nın lirikleri Kırgız liriklerinin zirvelerinden biri olarak, birer ‘klasik şiire’ dönüşmeyi başarmıştır. Sanat adamlarının çok yönlülüğü, her tür ve dalda eser verme özelliğini, 20. Yüzyıl Kırgız edebiyatının bir özelliği olarak kabul edersek, işte o meydanda Aalı’nın sesi daha farklı bir şekilde duyulduğunu görürüz. O kabiliyetli bir nesirci, Kırgız edebiyatındaki nesir türünün gelişmesine büyük katkıda bulunan bir edebiyatçı olmuştur. “Küünün Sırı” (Ezginin Sırrı), “Caralangan Cürök” (Yaralı Yürek), “Mezgil Uçat” (Zaman Geçer) adındaki nesir eserleri ilk yayınlandığı günlerden başlayıp, yarım yüzyıldan beri ders kitaplarına gire gelmektedir. Bu eserler sayesinde halkımızın birkaç nesli, milletimizin geçmişini öğrenerek, ana dilin zenginliğiyle tanışmıştır. Bizler, ana dilimizin özelliklerini ne kadar biliyor, koruyorsak ve halkımızın geçmiş hayatından ne kadar haberdarsak, o derecede Aalı Tokombayev’e boçrluyuz demektir...
İbrahim Türkhan: Aalı Tokombayev’in Kırgız edebiyatındaki yeri hakkında neler söylerdiniz?
Abdıkerim Muratov: Aalı Tokombayev’in millî edebiyatımızdaki yeri çok büyüktür. O, geçen yüz yılın 30. Yıllarından başlayarak, SSCB Yazarlar Birliğinin, Kırgızistan Komünist Partisinin idarecileri ile her zaman fikir danışarak, edebiyatın yönünü, geleceğini, hazır zamandaki ahvali hakkında bilgi vermiştir. Mesela, 1933 yılında Kırgızistan Yazarlar Birliğinin genel kurul toplantısında, Tokombayev “Edebiyat yabancı fikirlerden temizlenmelidir” adıyla bir sunum yapar. 21-25 Nisan 1934 tarihinde Kırgız edebiyatçılarının 1. toplantısı yapılır. A. Tokombayev “Yüksek seviyeli ve yüce edebiyat için” adıyla bir sunum yapar. Bu sunum, onun, Kırgız edebiyatçısının nasıl olması gerektiği, kimlerden oluşması gerektiğini gösteren beyanlardı. Onun akabinde 6 Mayıstan başlayarak Kırgızistan’da SSCB Yazarlar Birliğinin üyeliğine kabul edilme süreci başladı. C. Bökönbayev, K. Cantöşev, K. Malikov, A. Tokombayev, C. Turusbekov, K. Tınıstanov, T. Ümötaliyev, Y. Şivaza, M. Elebayev ilk üyelerdendir. Onların başında A. Tokombayev vardı. Aynı yıl 17 Ağustostan 1 Eylüle kadar SSCB Yazarlar Birliğinin 1. Genel kurulu toplanır. Toplantıda M. Gorkiy sunum yapar ve birliğin tüzüğü kabul edilir. O toplantıya A. Tokombayev yanı sıra C. Bökönbayev, K. Malikov, C. Turusbekov ve M. Elebayev’i de alarak katılır. Buradan, Aalı Tokombayev’in Kırgız edebiyatçılarının önderliğini yaparak, bu kurumun nasıl bir seviyeye geldiğini göstermiştir. 1944 yılında Kırgızistan Yazarlar Birliğinin yapılan toplantısında A. Tokombayev “Savaş günlerindeki Kırgız edebiyatı” adıyla sunum yapmıştır. Sunumunda, devam eden savaş günlerindeki Kırgız edebiyatının genel değerlendirmesini yaparak, önlerinde duran görevler hakkında bilgi verir. Halk edebiyatının sözlü türlerini, halk ozanlarının eserlerini ve geçmişten kalan mirasları derlemek için görevlendirmeler yapar, kendisi de bu işte aktif olarak görev yapar. 1950’li yıllarda ünlü halk ozanımız Toktogul Satılganov’un eserlerinin yayınlanması sırasında ortaya çıkan hatalar ve eksikliklerle ilgili eleştirel bir makale kaleme alır. Onun, edebiyatçılarımız arasında böylesi aktifliği ve idealistliği 70.-80. yıllara kadar sürmüştür.
İbrahim Türkhan: Aalı Tokombayev Sovyet devrinde yaşamış bir edebiyatçı olarak, dönemin şartlarından dolayı resmî ideolojiyi, idarenin her türlü faaliyetini desteklemiştir. Diğer edebiyatçılar da aynı yolda olmalarına rağmen, bildiğimiz kadarıyla onunla, aynı ideal etrafında hareket eden diğer edebiyatçılar arasında neden kavga ve çeşitli tartışmalar olmuştur?
Abdıkerim Muratov: Bu durum öncelikle onunla K. Tınıstanov arasında yaşanmıştır. 1932 yılının başında Kırgız tiyatrosunda K. Tınıstanov’un “Akademiya Keçeleri” (Akademi Geceleri) adındaki piyesi sahnelenir. Aynı yıl “Leninçil Caş” (Leninci Genç) 16 Şubat tarihli sayısında A. Tokombayev’in “Akademiya Keçeleri tuuraluu” (Akademi Geceleri hakkında) adındaki makalesi yayınlanır. Ardından Kızıl Kırgızistan gazetesinin dört sayısına peşi peşine Aalı Tokombayev’in “Akademiya Keçesinin Tıyanağı” (Akademi Gecesinin Maksadı) adıyla eleştiri makalesi yayınlanır. Bunun sonucunda Komünist Partinin Kırgızistan bölümü yönetimince Kırgızistan Sovyet edebiyatı Hakkında başlıklı karar çıkarılır. Bu sırada Kırgızistan K.P Merkez Komitesinin “Edebiyat Kurumlarının Yeniden Düzenlenmesi Hakkında” kararnamesinin yayınlanması da denk gelir. Bunların hepsinin de ana konusu geçmişin övülmemesi, feodal-milliyetçilik düzenin idealize edilmemesi gerektiği yönünde talep koyar. Siyaset öyleydi çünkü. A. Tokombayev, olaya Proletar Yazarlar Birliğinin ideolojisinden ve partinin pozisyonundan bakıyordu. Onun için, bir yıl içinde “Ataka” (Atak), “Tutkun Marat” (Tutsak Marat), “Emgek Gülü” (Emek Gülü) gibi sosyalist toplumu öven şiirlerden oluşan kitaplarını çıkarmıştı. 1993 yılında Pravda gazetesinin 7 Mart tarihli sayısında K. Tınıstanov’un eserleri eleştirilir. 3 Haziranda Kırgız SSC Halk Komiserler Danışma Kurulunda Edebî Eserlerin Kalitesinin Artırılması Hakkında karar kabul edilir. Diğer bir ifadeyle, devir A. Tokombayev ile K. Tınıstanov arasındaki tartışmayı ilk kişinin lehine olacak şekilde karara bağlar. Bunu K. Tınıstanov da kabul eder ve Kızıl Kırgızistan gazetesinin 7 Haziran sayısında “Men baskan col, menin çığarmam, menin betim” (Benim yolum, benim eserim, benim yüzüm) adındaki makalesini yayınlatarak kusurunu kabul ettiğini dile getirir. 1934 yılının Ocak ayında Komünist Partinin Kırgızistan Eyalet konferansında K. Tınıstanov’un ideolojik hataları ortaya dökülerek, “Akademiya Keçeleri” (Akademi Geceleri) tiyatronun repertuarından çıkarılır. İşte bu durum o devrin mücadelesi, kavgası, kimin kime üstünlük göstereceğine yönelik olarak yürütülmekte olan kıldan ince, kılıçtan keskin devirdi. A. Tokombayev her kimse, birilerinin kılıcı olmuştur.
İbrahim Türkhan: Daha sonra T. Sıdıkbekov ile de birbirlerini eleştirmişlerdi?
Abdıkerim Muratov: Bu seferki tartışma, “Bizdin Zamandın Kişileri” (Bizim Zamanımızın İnsanları) romanının yayınlanmasıyla çıkmıştır. Diğer bir ifadeyle, alevlendi. Sanat hayatında iki sanat insanı arasında karşılıklı tartışma her zaman yaşanabilen bir durumdur. Eseri ya da oradaki bir kahramanı anlayamama, çekememe ya da farklı düşünme sıradan bir şeydir. İki edebiyatçınınki ilk zamanlar bu yönde bir tartışmaydı. Ancak, zamanla bir birinin edebî yönüne değil de, insanî vasıflarını hedef alma, biri makale yazdığında diğerinin buna karşı bir makale yazması, birinin diğerini kötülemesi etik kuralları bozması, Kırgız Edebiyatının lekeli sayfaları arasında yer almıştır, ne yazık ki. İki edebiyatçının arasındaki mücadele daha sonra Keneşbek Asanaliyev tarafından “Aykaş” (Mücadele) adıyla hatırata dönüştürülüp, yayınlanmıştır. Üzerinde durmaya gerek yok diye düşünüyorum.
İbrahim Türkhan: Öğrendiğimize göre, Aalı Tokombayev’e “Balka” (Balta) lakabı takılmasının sebebi neydi?
Abdıkerim Muratov: Yazar, edebiyat dünyasına adım attığı ilk yıllarda sınıf mücadelesi vardı. Zenginleri fakirlerin, eskiyi yenilerin yok etmesi gerekiyordu. Acıma, geri adım atma yoktu. Kardeşler arasında olduğu gibi, akrabalar arasında da devam eden bu mücadelede kimse kimseye acımıyordu. Topluca “kulakka tartuu” (eski devrin zenginlerini suçlu gösterme, sürgün, repressiya (siyasî suçlama) iyice yaygınlaşmıştı. İşte o yıllarda, zenginleri ve karşı tarafta olanlara şiir yoluyla da balta ile vurmuş gibi darbe vurmak gerekiyordu. A. Tokombayev bir balta gibi, sınıf olarak karşısında olduğu insanlara darbe vurmaktaydı. Onun için “Balka” (Balta) adıyla müstear isimle çok sayıda eserler vermiştir. O yıllarda doğrudan kendi hayatı da tehlikedeydi…
İbrahim Türkhan: Aalı Tokombayev siyasî baskının iyice arttığı 1930’lu yıllarda, sayısının 33 bini bulduğu söylenen Kırgız aydınlar gibi neden repressiyaya (siyasî suçlama) maruz kalmamıştır?
Abdıkerim Muratov: Aalı Tokombayev de, Kırgızların o yıllarda kaymak tabakası konumunda olan ilk aydın grubundaki insanlar gibi başından çeşitli zorlukları geçirmiştir. 1927-29 yıllarında Kızıl Kırgızistan gazetesinin, 1930-31 Moskova’daki Merkez matbaasının Kırgızca bölümünde, 1931 yılında Kırgız Devlet Matbaasında, 1931’de itibaren “Çabuul” (Akın) dergisinin baş redaktörü olarak, 1934 yılından başlayarak Kırgızistan Yazarlar Birliğinin genel müdürü olarak, aynı zaman “Sovettik Kırgızstan” (Sovyet Kırgızistan’ı) dergisinin baş redaktörü olarak hep siyasî-ideolojik görevlerde bulunmasına rağmen, onun yaptığı işlerde de birçok hata bulunmuştur. 1937 yılının Kasım ayından, 1939 yılının Haziran ayına kadar hapiste yatmış, o zamana kadar yayınlanmış olan kitaplarına yasak getirilmiş ve ona da ‘milliyetçi’, ‘Turancı’ gibi suçlamalar yönlendirilmiştir. SSCB Yazarlar Birliğinin genel müdürü A. Fadeyev’in girişimleri ile ancak temize çıkabilmiştir. Sonra 19 Şubat 1952 tarihinde Kırgızistan K.P Merkez Komitesinin toplantısında “Belegim” (Hediyem) adındaki kitabı çeşitli ideolojik hataları olduğu gerekçesiyle eleştirilmiş, hapisteyken yazdığı şiirlerden oluşan “Momuya” (Mumya) adındaki kitabı da 1970 yılında kitapçılardan toplattırılmıştır. “Kanduu Cıldar” (Kanlı Yıllar) romanı da büyük eleştiriye uğramış, daha sonra aynı kitabı 1957 yılında “Tan Aldında” (Şafak Öncesi) adıyla yeniden bastırmıştır.
İbrahim Türkhan: Aalı Tokombayev, Kırgız Millî Şairi Toktogul Satılganov’la da aynı devirde yaşamış ve bildiğimiz kadarıyla onunla ilgili bir roman çalışması yapmış. Ancak “Toktogul” adındaki roman, yazarın ölümünden yirmi beş yıl sonra, 2014 yılında ancak yayınlanabilmiş. Bu durumun sebebi neydi, sizce?
Abdıkerim Muratov: Bu romanın da kendine özgü bir kaderi var. Romanın yazılmaya başladığını Toktogul bilmiyordu. Kitap hazır olmasına rağmen basılamamıştır. Bunun en birinci sebebi: Sovyet siyaseti ile bağlantılıdır. Çünkü romanın yazılmaya başladığı yıllarda, Toktogul’u Andican İsyanına katıldığı, dolayısıyla Ruslara karşı geldiği suçlamasıyla tutuklamışlar ve karalamışlardı. Kitap o yıllarda çıkmış olsaydı, onun yazarı ve başkahramanı da siyasî baskıya maruz kalabilirdi. Onun için eser birkaç bölüm halinde yayınlanabilmiştir. Hatta yazar romanı sonuna kadar yazıp, bitirememiştir. Günümüzde yayınlanan kısım bitmeyen haliyle 250 sayfadır. Romanın bu bölümünde Toktogul’un çocukluk yılları ele alınmıştır. Demek ki, yazar, romanı çok geniş bir şekilde planlamış, ozanımızın başkahramanlığında, halkımızın bir asırlık hayatı resmedilmek istenmiştir. Romanda yazarın betimlemeleri çok geniş bir alanı içine almakta olup, kişiler ayrıntılı, dili halkımızın zengin diline oldukça yakındır. A. Tokombayev, Kırgızların gelenek göreneklerini, dilini en güçlü bir şekilde göstermeyi başarmıştır. Bu eserin, ilerleyen yıllarda birçok Kırgız dilciye materyal olacağına inanıyorum.
İbrahim Türkhan: Aalı Tokombayev Sovyet sistemini, komünizmi yürekten destekleyen bir insan ve edebiyatçı olmasına ve eserlerinin bir kısmı Rusçaya da çevrilmesine rağmen, Sovyet sistemi, neden onu da bir Cengiz Aytmatov gibi Dünya edebiyat sahnesine çıkarmamıştır?
Abdıkerim Muratov: Aslında bu sorunun iki farklı cevabı bulunmaktadır. Birincisi: Aalı Tokombayev Rusçayı çok iyi bilmiyordu. Yüksek eğitim de almamış, sadece Taşkent’teki Orta Asya Komünist Üniversitesi’nde (SAKU) kurs görmüştür. Eserlerini Rusça olarak kaleme almamıştır. Onun eserleri daha çok Kırgız gelenek göreneklerini yansıtan, Kırgızların hayatından kesitler sunan, bir kısmı kendi başından geçen olayları konu ettiği eserlerdir ki, bunların dış dünyayı pek de ilgilendirdiğini söylememiz mümkün değildir. Hatta şiir tarzıyla kaleme aldığı “Kanduu Cıldar” (Kanlı Yıllar) adlı romanında Ürkün hadisesi sırasında yaşadıkları anlatılmaktadır ki, Kırgızlar arasında yarım milyona yakın insanın Rus-Kazak askerlerinin yüzünden öldüğü bir olayı anlatması ve yazması Rusların hoşuna gitmeyecekti elbette. Dolayısıyla o yıllarda romanın yayınlanması, ondan bahsedilmesi bile yasaklanmıştı! Dolayısıyla SSCB harici ülkelerde tanınamamıştır. Zaten merkezî idarenin her bir yazara Aytmatov gibi bir izin vermesi de mümkün değildi.. Cengiz Aytmatov ise Yüz Yüze, Cemile (Selvi Boylum Al Yazmalı) ve Samanyolu eserlerinden hariç tüm eserlerini Rusça olarak kaleme almıştır. Çoğu zaman Moskova’da yaşayarak, dış dünyayı o yılların sınırlı imkânlarıyla da olsa tanıma fırsatı bulmuştur. Rusça kaleme aldığı eserlerinin İngilizce ve Fransızca gibi dillere çevrilmesiyle de dış dünyada hızlı bir şekilde tanınmıştır. Eserlerinde yerel olayları anlatıyor olsa da evrensel değerlere vurgu yapması ününü iyice artırmıştır. Dolayısıyla bir bakıma sistemin herhangi bir katkısı olmadan, Aytmatov kendi kendini tanıtmayı başarmıştır. Diğer yandan Aalı Tokombayev de SSCB genelinde tanınan, eserleri ilgiyle takip edilen ve SSCB’nin birçok diline çevrilmiştir. 1945 yılında Kırgız SSC’nin Halk Yazarı unvanını, 1954 yılında Kırgızistan İlimler Akademisinin ilk Akademik unvanını, 1967 yılında Kırgızistan Toktogul Devlet Ödülünü, 1974 yılında Sosyalist Emeğin Kahramanı unvanını almıştır. Sözün kısası, Aalı Tokombayev uluslararası arenada tanınmamış olmasına rağmen, SSCB dahilinde tanınan, Kırgızların ünlü yazar ve şairlerinden biri olarak edebiyat tarihindeki yerini almıştır.