Abay Araştırmaları


 01 Şubat 2020



1. Abay Araştırmaları

Abay’ın hayatı ve çalışmaları hakkında yapılan araştırmalarda yer alan giriş bölümleri alışılmış bilgiler içerir. Abay’ı tanıtan bilgilere burada özellikle yer veriyoruz. 

Ülkemizde Abay’ı tanımak için yapılan ilmi çalışmalar, ancak sosyalist rejimden sonra imkân bulmuş, değer kazanmıştır. 

Devrim öncesinde Abay’ı tanımakla ilgili hiç çalışma yapılmadı diyemeyiz. Fakat bu çalışmalar yeterli değildi, konuya gereken önem verilmedi. Abay’ın şiirleriyle ilgili eserlerinin üç tür olduğunu ve halk arasında yayıldığını hatırlamak gerekir.

Bunlardan birincisi, şiirlerin yayın evleri vasıtasıyla yayılması; ikincisi, halk arasında sözlü olarak yani ezber şeklinde yayılması: üçüncüsü ise el yazmalarının farklı yollarla kopyalanmasıdır. Böylece şairin şiir ve bestelerinin toplumla paylaşılması sağlanır. Abay’ın ömrünün ve büyüklü küçüklü her türden çalışmasının, kalıplaşmış sözlerinin bize ulaşmasını sağlayan bu kaynakları bilmemiz gerekir.

Bu bahsettiğimiz yollar, Abay’ın devrim öncesi mevkisini, ne kadar tanınıp tanınmadığını öğrenmemize kaynaklık eder.

Devrimden önce hangi şairlerin tanındığından ve Abay’ın eserlerini yayınevlerinin basması vasıtasıyla bilinen eserlerinden söz edelim.

Kazak edebiyatının en büyük temsilcisi olan Abay, pek çok gence eğitim vermiştir. Yetişen bu genç şairler, onun mirasıdır. Bu hususta Isak’ın oğlu Kekitay’ın (Abay’ın yeğeni Isak kardeşi) emeklerinden ayrıca bahsetmek gerekir.

Kekitay Abay’ın şiirlerini bir düzene sokarak 1909 yılında Petersburg’da Boranicky Matbaası’nda antolojik bir kitap olarak ilk defa bastırır. Bu antolojinin sonunda şairin biyografisine de yer verilir. Kekitay, şiirleri kendince düzene sokmuştur. “Oy tuvralı / Düşünce Hakkında”, “Özi tuvralı / Kendi Hakkında”, “El tuvralı / Memleket Hakkında”, “Ğaşıqtıq tuvralı / Âşıklık Hakkında” gibi konu başlıklarına ayırarak, bestelenen şiirleri içeriklerine göre de sınıflandırmayı amaçlamıştır.

Abay sağlığında şiirlerini bu şekilde toplamamıştır. Eserlerini bu şekilde toplayacak bir kişi de yoktur. Dışardan bir redaktörün şairin isteğine göre onun eserlerini kendince sınıflandırması, ilmi redaktörlük açısından doğru değildir. Bunlar dış etkilerle, güçlü müdahalelerle yapılan çalışmalardır. Abay’ın şiirlerinin mazmunlarına bakacak olursak “Oy tuvralı / düşünce” bölümünde kendi hakkındaki sözleri dile getirir. “Aqındıq Tuvralı / Şairlik Hakkında” bölümünde şairlikle ilgili fikirleri; “Gaşıqtıq tuvralı Aşk Hakkında” şiirlerinin içerisinde gönül ilişkisiyle ilgili lirik şiirleri yer almaktadır ve bu bölümlerde de karışıklıklar vardır.

Kısacası Kekitay’ın sınıflandırma çalışmaları tam tamına yeterli değildir. Lakin devrimin ilk senelerinde Abay’ın şiirlerini tekrar düzenleyip yayınlayan redaktörler, Kekitay’ın bu çalışmalarını incelemeden bazı ufak tefek kusurları düzeltmeden eskisi gibi yayına göndermişlerdir. Bunlar son yayınlarda Abay’ın otobiyografisi, Kekitay’ın verdiği bilgiler ve değerlendirmelerden oluşuyordu. Bu açıdan Abay’ın eserlerinin yayınlanmasında en çok emek sarf eden kişi Kekitay’dır diyebiliriz.

Elbette bu dönemde Abay’ın “Jaz yaz” gibi birkaç şiirinin 1890 yıllarında Omsk’ta “Dala Velayatı / Bozkır Vilayeti” gazetesinde yayınlandığını söylememiz gerekir ve bu yıllarda Abay kendisi hayattayken “Jigitter, Oyın Arzan, Külis Kımbat / Gençler, Oyun ucuz, Gülüş kıymetli” adlı bir şiirini Jüsipbek adlı biri kendisininmiş gibi göstererek Kazan yayınevi vasıtasıyla bir külliyatın başına koyar. Bu yayınevinde zengin bir kişiye yazdığı selam mektubunda;

 

Bizlerge oyın arzan, külki qımbat, 

Nerse ğoy eki türli sır men sımbat. 

Bizlere oyun ucuz, gülüş kıymetli, 

Her neyse ya iki türlü sır ile erdem. 

 

diyerek Abay’ın uzun sanatsal şiirini, edebi bir esere yerleştirmiş; kendisi bastırıp yayınlatmıştır.

Kısacası devrimden önce Abay’ın şiirlerinin yayına çıkması bilhassa antolojik olarak yayımlanması çok kıymetli, tarihi bir hizmet olmuştur. Kuşkusuz Kekitay’ın yayınları Abay’ın pek çok şiirinin bütün Kazakistan’a yayılmasını sağlamıştır. Bütün eserleri yayınlanmasa da seçilip yayınlanan şiirleri sayesinde Abay, batı Kazakistan, Sır Nehri çevresindeki halk, Aladağ ülkesi ve bütün merkez Kazakistan halkı tarafından saygıdeğer bir şair olarak tanınmaya başlar.

Abay’ın bu ilk antolojisinde yer almayan bazı şiir ve eserlerinden bahsedelim. Kekitay, Abay’ın eserlerinden Kara sözleri bütünüyle almıştır. Bundan sonra şairin hayat tarzı, babalık, dostluk, kaygı, hasret hakkında insanlara söylediği çok özel ve harika şiirleri ne yazık ki basında yer almamıştır. Mesela Abay’ın çok sevdiği oğlu Abdirrahman’ın hastalanıp ölmesinin ardından duyduğu acıyla usta bir şekilde kaleme aldığı şiirler yayına gönderilmemiştir. Kekitay, bu şiirleri Abay’ın ailevi meseleleri olduğunu söyleyerek uzun yıllar boyunca yayımlamaktan çekinmiştir. Daha sonra Abay’ın dönemin yöneticileri hakkında yaptığı sert eleştirileri içeren şiirleri ve sözleri ilk dönemde yayına göndermiştir. Bu sırada Abralıya, Dutbayğa, Külemnayğa, Kıztara, Köbayğa gibi her kademeden insana bilgelikle yaptığı eleştirileri basından uzak tutulmuştur. “Karaşa, jel toqsan men sol bir-eki ay/ Kasım rüzgarı ile bu bir iki ay’’ adlı ünlü şiirinin iki kıtası ve “Segiz jol/Sekiz Mısra’’ gibi tanınmış bazı şiirleri Kekitay’ın yayınladığı antolojiden çıkarılmıştır.

Kekitay’ın genellikle bu tarz şiirleri yayına vermemesinin sebebi bellidir. Bu tarz eserler yayına verilirse Abay’ın eleştirdiği bu insanlara veya çocuklarına, kardeşlerine insanlar tepki gösterir düşüncesiyle yayınlamamıştır.

Bu gibi sebepler nedeniyle Abay’ın eserlerinin yarısı Kekitay’ın yayınında yer almamıştır.

Devrimin ilk yıllarında Kekitay’ın çıkardığı bu antolojiyi yeni haliyle Kazan’da ve Taşkent’te yayınlayan editörler olmuştur. Bunlar Kekitay’ın yayınına hiçbir yenilik eklememiştir hatta Taşkent’teki editör bazen Abay eserlerini felakete uğratmıştır. Abay’ın dil hazinesini bütünüyle anlayamamış, şairin bazı sözlerinin yerine kendince uydurmalar yapmıştır. Mesela Abay;

Er jigit tañdap tavıp, eppen jürsin,

Töbetke ölekşenin beri bir bas

Her yiğit seçip alıp, edebiyle yaşasın

Köpek için leşin hepsi aynıdır

 

dediği şiirinde “ölekşin / leşin” kelimesinin köpek anlamını ‘’büyük-küçüğün hepsi aynı’’ diyerek değiştirmiştir.

Abay’ın Lermantov’dan yaptığı çevirilerindeki “Kinjalı/Hançer” kelimesini “Hançer” olarak aktarırken, “yelkeni” “sancak” diye aktarıyorsa bu redaktör, Abay’ın büyüdüğü ortamı ve o ortamda böyle sözler olup olmadığını dikkate almadan kendince aktarma yapmıştır, diyebiliriz.

Devrimden önce ve devrimin ilk yıllarında Abay’ın şiirlerinin halka yayılması sadece basın yoluyla oldu demek mümkün değildir. Onun pek çok şiirinin besteci şairler, gençler ve yaşlılar tarafından ezberlenerek ağızdan ağıza yayıldığını biliyoruz. Abay hayattayken onun yanına tüm komşu beyliklerden değilse de Semey ilinin beyliklerinden ve komşu Akmola Jetisuv illerinin beyliklerinden sırf Abay’ın şiirlerini ezberleyip memleketlerinde yaymak üzere gelen sanatseverler vardı. Bunların içinde erkek ve kadın pek çok usta şair bulunuyordu. Onlardan en meşhurları erkeklerden Kökşatav’dan gelen Bircan, Aset, Jağav, Musa, Aziz, Estay, Muqa, Mavqay, Şaşuvbay; kadınlardan Ajar, Zeynep, Sara, Quvandıq gibi şairlerdir.

Bu şairlerin ve Abay’ın çevresinde bulunan Kökbay, Mağaviya, Aqılbay, Erip, Beysenbay, Elmağambet gibi aydın bestekâr şairlerin şiirleri söylemesi vasıtasıyla Abay’ın birçok eseri yukarıda bahsettiğimiz beyliklere ve illere sözlü yolla yayılmıştır.

Bu şekilde Abay’ın şiirleriyle besteleri il fuarlarında, pazarlarda, her tür bayram ve düğün gibi eğlenceli toplantılarda sık sık söylenerek Muhtar Avezov. İ. İsabayev, 1967 halk arasında hızlıca yayılmıştır. Buralarda Abay’ın hayatı, büyüdüğü ortam ve yetişkinlik dönemi hakkında bilgiler verilmiştir. Abay’ın mevkisi de şiirleri gibi ağızdan ağıza yayılır.

Kazakistan’da folklor ve yazılı edebiyat tarihinin başlamasını sağlayan şairin, okuyucu ve dinleyicilere tanıtılması bu şekilde olmuştur.

Devrimden önce ve devrimin ilk yıllarında Abay’ın mirasını halka yaymak için emek veren birçok kişi onun eserlerini kopyalayarak değiştirmiştir. Bunların bir kısmı Abay’ın kendi çevresinden olan kişilerdir. Aralarından en meşhur olanlar Kökbay, Aqılbay, Mağaviya, Kekitay gibi şahsiyetlerdir. Bu kişiler dışında Abay’ın kendi köyünden ve komşu köylerden bazı mollalar da bu işi yapanlar arasındadır. Bu sırada Kazan’ın askeri görevinden kaçıp gelerek Abay’a sığınan, onunla dost olan Tatar imamları; Sabithan, Kişkene Molla, (Muhammed Kerim), Mahmut (Kişkene Molla’nın oğlu) ve Kazakların arasından yetişen Mürseyit, Samarbay, Ibıray, Hasen, Dayırbay gibi çocuk eğitimcileri de Abay’ın şiirlerini kopyalayıp dağıtmada önemli rol oynamıştır.

Abay yaptığı bütün çalışmaları değerlendirip toplamamıştır. Sadece Mağaviya, Kekitay ve Kökbay’ın söylediğine göre 1896 yılından itibaren bütün eserlerini toplayıp kopyalamaya niyetlenmiştir.

Az önce bahsettiğimiz mollalardan; Sabithan, Kişkene Molla gibi yaşı büyük olanlar Abay’ın şiirlerini erkenden toplayıp yazıya geçirmeye başlasa da sonraki dönemlerde Mürseyitten itibaren Abay eserleri ancak 1896 yılından itibaren toplanmaya başlamıştır.

Genelde Abay’ın eserlerinin kontrol edilmesi esnasında Mürseyit Birkeyoğlu’nun emeklerini özellikle vurgulayabiliriz. Bu kişiler Abay terbiyesinin doğru anlaşılması için, Abay’ın diğer dostları gibi kendi istekleriyle Rus dilinden de okumuşlardır. Yazısı tam oturmamış, ustalaşmamış olan şairler, Abay sözlerini benimsemiş ve onu halka titizlikle aktarmayı hayat felsefesi olarak benimsemişlerdir.

Şu anda Abay’ın sevdiğimiz şiirleri ya da eserleri Mürseyit’in yaptığı kopyalardır. Çünkü Abay’ın kendi eliyle yazdığı nüshalar saklanamadan ortadan kaybolmuştur. Sadece “Biraz söz qazaqtın tübi qaydan şıqqanı tuvralı / Biraz söz Kazağın dibi nerede çıkmış” adlı tek parça sözü kendi el yazısıyla elimizdedir, ondan başka el yazması yoktur. Bu nedenle Abay’ın zamanında onun eserlerini kopya etmeye başlayan Mürseyit’in el yazmalarını sağlam birer yazılı kaynak olarak sayabiliriz.

Mürseyit kış yaz demeden kalın bir kitap olarak Abay eserlerini kopyaladığında ona sürekli ilgi gösteren, hazır olan kopyaları satın alıp okuyan genç yaşlı birçok seveni de vardı. Bazılarının isteği üzerine Mürseyit, Abay şiirlerini kopyalıyordu. Yaşlı okuyucular çoğunlukla Kara sözleri kitap şeklinde kopyalatmışlardır. Daha pek çok büyük antolojiler yazılsa da şiirleri ve Karasözleri’nin tamamının yer aldığı yazmanın üstüne Abay’ın şair çırakları; Kökbay, Mağaviya, Aqılbaylar yayınlanan poemleri (uzun şiir) de birlikte kopyaladılar.

Gürcü halkının ünlü klasik şairlerinden Şota rustavelidi Gürcü halkının Abay’ı sevip saydığını bildirerek şairin “Jolbarıs terisin jamılğan batır/Kaplan derisine sarılmış bahadır’’ poemini kızların kendi çeyizlerine eklediklerini söylemiştir.

Biz de Kazak camiasında Abay’ın eserlerinin sevilip sayıldığını düğünlerde, kına gecelerinde özenle okunduğunu, Mürseyit, Samarbay, Dayırbay gibi kopyacıların yazdıkları poemleri çeyizine koyup giden pek çok Kazak kızı olduğunu biliyoruz.

Sonra Abay’ın el yazı kopyalarından bir kısmı; Vecile, Asiya, Rahliya, Ğaliya, Ğabida, Qonır gibi kızların kopyalatarak sakladığı eserler olarak bugüne ulaşmıştır.

Böylece Abay’ın eserlerinin el yazısı şeklinde kopyalanıp dağıtılması işi sadece Semey ilinde değil Karaütkel, Kerekı,Qarqalı, Öskemen, Zaysan , Lensi, Qapal vilayetlerinde degerçekleşmiştir.

Abay’ı tanıma yolunda devrimden önce ve devrimin baş döne minde yapılan işler böyleydi.

Devrimden sonra Abay’ı tanıma çalışmaları özellikle son dönemlerde epeyce gelişti.

1920’lerden sonraki otuz yıl içinde Abay’ı tanıma çalışmaları her sene pek çok alanda gelişip devam etmektedir. İlk olarak Abay’ın kendi eserlerinin yayınlandığını, daha sonra sırasıyla Abay’ın hayatıyla eserleri hakkında yayınlanan makaleler, özel kitaplar ve pek çok araştırma olduğunu söyleyebiliriz.

Abay’ı tanıma ve tanıtma çalışmaları sadece Kazak dilinde değil Rus dilinde de olmuştur. Diğer komşu (kardeş) ülkelerin dilinde de Abay eserleri çevrilerek yayınlanmıştır ve araştırmalar yapılmıştır.

Bir taraftan da Abay eserlerini genç nesillere tanıtan Sovyet Kazak Okulları vardı. Geçmiş kırk sene içerisinde bu okulların sayısı çoğaldı. Bu okulların hepsinin asıl amacı Abay eserlerini sürekli okutulan ders olmasını sağlamaktı ve bu amaca ulaştılar. İlkokul, ortaokul, son 10-15 yıl içerisinde Kazakistan’daki pedagoji enstitüleri ve kazak devlet üniversiteleri gibi yüksek seviyeli mekteplerde Abay’ı araştırmaları edebiyat tarihi ve edebiyat biliminin en büyük ve önemli bölümü olarak yer bulmuştur.

Bu mektepler, ilk olarak ders kitabına girmeye başlayan Abay eserleri için oldukça güzel ders kitapları piyasaya çıkardılar. İlkokuldan yüksek seviyeli okullara kadar devam eden bu metot kitapları ve Abay’ı tanıma ilminin, her sene genişleyerek ilerlediğini görmekteyiz.

Bunların içinde son senelerde ilmi seviyesini yükselten ortaokulların eserleri de ortaya çıktı. Mesela 9. sınıfın yıllık ders programı Kazak Edebiyat tarihini kapsar Abay’ın eserleri ve Abay çalışmaları yeteri kadar araştırılıp tanındı diyebiliriz.

Abay’ın hayatı ve devrini araştıranlar bazen küçük yanlışlıklar yapsalar da Abay’ı tanıma ilmi üzerinde birçok fedakârlık ve emekle çalışmışlardır. Bu kişiler; Sabit Muqanov, Muhtar Avezov, Kazım Jumaliyev, Esmağambet İsmayilov, Beysembay Kenjebayev, Belgibay Şalabayev gibi birçok edebiyat tarihçileri ile yazarlardır.

Abay’ın hayatı ile mirasını ilmi yol ile tanımamızı sağlayan, onun bütün eserlerinin yayına çıkmış olması ve şairin otobiyografisinin yayınlanmasıdır. Abay’ın tüm eserleri, ilk defa 1933 yılında Muhtar Avezov tarafından Latin harfleriyle yayınlanmıştır. Bu dönemde Abay’ın ele geçen sözlerinden yayına çıkmayan yoktur. Şairin eserleri Kekitay’ın önceki yayınında olan hatalardan arındı.

Büyük şairin mirası kronolojik bir şekilde sıralanıp kayda geçirildi. Böylece şairin eserleri çocuk yaşından itibaren söylediği şiirlerden başlayarak hayatının sonuna kadar kalemealdığı şiirlere kadar toplanmıştır. Böylece bu Sıralam adan Abay’ın şairlik yolunun nasıl gelişip bu seviyeye geldiğini görebiliriz. Abay hayattayken bütün şiirlerini toplamadığı için bu sıralamada pek çok şiirin yılı belli değildir, bu nedenle bazı eserler farklı gruba alınmıştır. Bir belirsizlik söz konusu olmuştur.

1933 yılında Muhtar Avezov’un kaleme aldığı bu yayında Abay’ın ilk kapsamlı otobiyografisine yer verilmiştir.

Şairin bu kapsamlı eseri, daha sonra 1939-1940 yıllarında iki cilt olarak da yayımlandı. Ondan sonra 1945 senesinde şairin yüz senelik hatırası adına büyük antoloji türünde bir yazı yayınlandı. Bu yazının önsözünü Sabit Mukanov yazmıştır.

Yukarıda bahsettiğimiz yayınlara dayanarak okullar için tüm öğrencilere uygun birkaç seçmeli kitap yayımlandı. Bunlar dışında ortaokullar için özel olarak basılan kitaplarda da Abay eserleri yerini buldu.

Abay’ı sosyalist medeniyet kurucusu olarak tanıtma çalışmaları ile Sovyet Devri’nin son senelerinde tanışıldı. Şairin dönemi, hayatı ve mücadeleleri, şairlik emeği, hünerleri geniş bir şekilde tanındı.

Kazakistan’ın halk şairleri ve yazarlarının Abay’a ithafen yazdığı pek çok şiirleri vardır. Sırf Abay için yazılan piyesler vardır. Abay’ın hayatının canlandırıldığı o perdeler de vardır. Bazı eksiklikler olsa bile Abay hakkında film çekilmiştir. Daha sonraları Abay’ın hayatı ve devri ile alakalı “Abay Jolı/ Abay Yolu” adlı romanlar yazıldı. Bunlar bütün Sovyet halkına sunuldu.

Söyleneceklerden biri Abay’ın şairliği ve yaşadığı zaman hakkında yazılan kıymetli tezler sayısı az olsa da ilmi araştırma ve çalışmaların sayısının çok olmasıdır.

Abay’ın eserlerini bölümlere ayırarak araştırma yapan tezlerin sayısında da artış vardır.

Son senelerde bazı ilim adamları doktora tezlerini Abay eserleri üzerinde kaleme almıştır.

1948 senesinde yayınlanan Profesör Kazım Cumaliyev’in “Abayğa deyingi qazaq poeziyası / Abay’a kadar Kazak şiiri” ve “Abay poeziyasının Tili / Abay şiirinin dili” adlı çalışmalarını örnek verebiliriz. Sadece edebiyat tarihçileri değil başka yan alan ilim alanlarının araştırıcıları tarihçiler, pedagoglar da kendi ilim dalları açısından Abay’ın hayatı ile eserlerini, şairlik hünerlerini araştırarak pek çok çalışma yayınlamışlardır.

Kısaca anlatacak olursak, Kazak Türkçesinde Abay’ı tanıma yolunda yapılan çalışmalar bununla sona erer. Abay’ı tanımak için yapılan çalışmalara 1946’da yayınlanan Nimet Sabitov’un bibliyografyasını da ekleyebiliriz.

Sayfa sayısının 80 olan bu kitabın içeriği, sadece Abay’ı tanımak için yayınlanan eserlerin listesidir. Bu kitaba bakınca büyük şairin devrim öncesi yayına çıkan tek kitabı olduğunu görürüz, sonraki senelerde bu kitapların sayısının arttığını da anlarız. N.Sabitov’un “Abay” adlı bibliyografyasına giren bölümlere bakarak belirlemeler yapmamız uygun olur.

O bölümler; “Abay Şığarmaları /Abay Eserleri”, “Jıynaqtarı /Antolojisi”, “Jeke Öleñderi / Özel Şiirleri” , “Kara Sözünen Üzindiler / Kara Sözlünden Parçalar” doğu dilinde yayınlananlar olarak birleştirilmiştir. Sonraki büyük bir bölümü Abay hakkında edebiyatlar olarak adlandırılan monografi, mecmua, makale, şiir, roman, özet, haber, eleştiri ve dilekler doğu dillerinde yayınlanan eserler olarak sınıflandırılmıştır. Bibliyografya, bunların kullanıldığı gazete ile dergilerin dizisinden oluşmaktadır.

2. Abay Hakkında Araştırma Yapanlar

Abay’ın ömrünü, bizlere bıraktığı mirası bilmemiz gerektiğini, bunun üzerine araştırma inceleme yapılması gerektiğini düşündük. Günden güne, yüz yıldan yüz yıla bu çalışmalara gönül verenlerin sayısı ve bu işe verilen özen arttı.

95 yıllık bir temeli olsa da, bu çalışmaların önümüzdeki yüzyıl boyunca büyük bir emekle devam edeceği görülüyor. “Sadece aslına ulaşalım” dememiz gerek. Ara vermeden devam eden bu süreçte yüz yıla değin yapılan birçok çalışmaya değineceğiz.

Bu arada Abayla ilgili herkesin bilmesi gereken birkaç konu daha vardır. Abay’ın sadece kendisini değil onun zamanını, ortamını, ev hayatını, geleneklerini, nasıl yaşadığını bilmek gerekir. Bunu sadece Abay olarak değil o dönemin bir yaşayış tarzı şeklinde düşünmek gerekli.

Biz, bugün Abay’ın durumunu araştırmayı daha derinden istiyoruz. Her derleyici, Abay söylemiş olmalı fakat yazılmadan basılmadan günümüze ulaşmamış olmalı dediğimiz şiirleri bulmak için hevesli olmalıdır. Bu şekilde bi çalışma yapıldıktan sonra ortaya çıkan şiirlerin sözlerinin hepsi uygun bir şekilde dizilmelidir. Bunun yanı sıra Abay’ın unutulup giden şiirleri de pek çoktur. Derleyicilerin buldukları şiirlerden hangi şiir daha çok bulunmuş hangi şiir daha az bulunmuş bilinmemektedir.

Abay’ın şiirleri toplanmasın demiyoruz, toplansın fakat toplama işi başka yayınlama işi başka. Araştırmadan, bilmeden öylesine yayın yapmak iyi bir iş değildir.

Abay eserlerini derlemedeki yetersizlikten dolayı bu alanda tam bir ilerleme sağlanamamıştır. Şiirleri, olduğu kadar olsun deyip araştırmadan, incelemeden derlemeye koymamalıyız. Abay şiirlerinin halk arasında yayılmaya başlamasının üzerinden pek çok zaman geçti. Geçen bu zaman içerisinde genç yaşlı, şair yazar, kadın erkek gibi çoğu insan Abay’ın şiirlerini örnek aldı. Gönül durumunu anlatan, ömrün amacını anlatan, at ile kuşu konu eden şiirler yazdılar. Bu şiirler, Abay tarzında yazıldığı için derleme yaparken dikkat edilmeli, yanılgıya düşülmemelidir. Bu kişilerin çoğu, Abay’ın öğrencilerinden, öğrencilerinin çevresinden, öğretmenlerden ve meraklı kişilerin içerisinden çıkmaktadır. Onlar da Abay’ın sözleriyle şiir yazıp onun ele aldığı konuları şiirlerinde işlemişlerdir. Bu kişiler Abay’ı benimseyen onun gibi yaşamaya Çalı şan insanlardır. Yazdıkları şiirler Abay’ın şiirlerine benzediği için karıştırılabilir. Özellikle asıl nüshaya birebir benzeyen taklitler Abay’ın kendi şiirleriyle karıştırılabilir. Şiirler arasındaki fark anlaşılmadan gerçek diye aldanır halkı da yanıltabiliriz. Bu nedenle araştırmacılar, buna dikkat ederek derleme yapmalıdır.

Her ne kadar Abay’ın izinden yürümek onun gibi şiirler yazmak istesek de bu mümkün değildir zaten Abay’ı Abay yapan da budur.

Abay şiirlerini çoğaltmak isteyenler, onun sözlerini genişletmek için uğraşanlar da vardır fakat bu pek parlak bir fikir değildir. Bu konu üzerine daha detaylı düşünmemiz gerekir. Abay sözlerini çoğaltalım diye onlar içi boş bir hale getirilmemelidir. Abay araştırmaları, dikkat gerektiren güç bir iştir. Yeni yapılacak araştırmalarda bu noktalara dikkat edilmesi gerektiğini tekrar hatırlatmakta fayda vardır. Abay hakkındaki yazılarda büyüklü küçüklü bilgiler vardır. Bunlar Abay şiirinin besinini, anlamını ve yönünü anlatır. Yazıların hepsi tek tek ele alınmalı ve incelenmelidir.

Mesela sosyal açıdan daha büyük durumları ele alacak olursak Abay zamanındaki kan davası, toprak kavgası, dulluk tartışması, eyalet kavgası, gasp, beylik kavgası gibi konuları kuru söz ile değil örnek hikâyelerle açıklayarak yazmak gerekir. Abay’ın zamanında katıldığı yemek, şölen, güreş ve atışma misalleri yazılabilir.

Yazılarda geçen avcılık, kuş salmak (kartal gibi hayvanlarla avcılık yapmak), eğlence yapmak, düşman yakalamak, köpek koşturmak, tazıyla avcılık yapmak gibi durumlar zamanın gerçeklerini yansıtır.

Abay zamanında ölünün arkasından bekleme, yas tutma, dua etme, ağlama sızlama, yemek verme gibi adetler nasıldı? Bunlar hakkında, ayrıca yazı yazmak gereklidir. Bu dönemdeki dünürlük, yöresel kıyafet giyme, kız çıkarma, çeyiz gönderme geleneklerinin uygulanması nasıldı? Tüm bunların tasvirlerinin yapılması Abay’a yakın olaylarla birlikte açıklanması iyi olacaktır. Abay zamanında ev içinde hayat nasıldı, çok kadınlı, eşli kumalı hayat nasıldı? Bunu da yazıya eklemek gerekir.

Konargöçer çiftçilerin kış, güz, yaz, bahar dönemlerinde neler yaptıklarını, eğitim durumlarını misalleriyle yazmak gerekir.

Bunun devamı olarak o dönemdeki Kazakların hava durumunu, yıl dönümlerini, yabancılar hakkındaki tecrübelerini de yazmak gerekir. Tarla, nisan, mayıs ayının ikinci yarısında görülen yağmurlar, su kanalları, ağustos ayı gibi ay ve gün ile ilgili isimlendirmeleri de hatırlatmak gerekir. Güzün koyun kırkma zamanı (küzem), otlak (otar), koç katım zamanı (küyek), kış için özel olarak kesilen hayvan ve bu j-hayvanın eti (soğım), hasat zamanı (navqan) gibi adlandırmaların da incelenmesi gerekir. Küçük işaretler ve birçok değerli bilgi kaybolmuş olsa gerek.

O dönemden fotoğraflar günümüze ulaşmamıştır. Bu nedenle Abay’ın yazın ve kışın kaldığı evler tasvir edilmelidir. Ev içindeki eşyaların nerede, ne olduğuna kadar yazılması gereklidir. Abay kışın ne giyer, yazın ne giyer, hanımları ne giyer, çocukları nasıldır? Bu konulara da değinmekte fayda vardır. Özellikle kullandığı eğerler, silahlar, eşyalar, atının damgası, koyununun damgası, ev içindeki süslemeler yazılması gerekli hususlardır.

Bu ve buna benzer durumları araştırarak Abay zamanını kırık aynanın parçaları gibi birleştirmiş oluruz. Böylece de Abay’ı daha iyi tanırız. Bu bilgileri bilmek vasıtasıyla Abay eserlerini bugünkü nesillere ve gelecek nesillere daha iyi aktarırız.

Biz, bugüne kadar Abay devri olarak adlandırdığımız bu dönem için ilmi bir şekilde olgulara dayalı olarak yazı yazmadık. Abay’ın yüzüncü yılında bu derin araştırmaları talep etmemizi sağlayan pek çok nokta vardır. Önceki araştırmalara yeni araştırma ve yazılar eklenerek toplanmalıdır.

Bu işlemler özellikle Abay müzeleri için çok önemlidir. Buralar için tasvirler, hikâyeler, o zamana şahitlik edecek bazı belgeler de toplanmalıdır. Bunların hepsi müzede yer alması gereken şeylerdir.

Araştırmacıların hepsi bunlara dikkat etmelidir.

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 158. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 158. Sayı