Afganistan'ın Türk Dünyası Bağlamındaki Önemi


 01 Eylül 2021


2015 Ağustos 2021 tarihinde Taliban güçlerinin Kabil’i almasıyla Afganistan tarihinde yeni bir dönem başlamış oldu. Uzmanlar Taliban ve Afganistan askeri güçleri arasındaki iç savaşın uzun süreceğini tahmin ederken, Taliban’ın bu hızlı zaferi, ülkenin ve bölgenin geleceğine dair analiz yapmamızı gerektirmektedir. Bu çerçevede Afganistan’ın Türk Dünyası bağlamındaki önemini masaya yatırmamız yararlı olacaktır.

Öncelikle Afganistan’ın, daha doğrusu Afganistan’ın kuzeyinin Türk Dünyasının bir parçası olduğunu belirtmemiz gerekmektedir. Güney Türkistan olarak tanımlayabileceğimiz bu bölgede ağırlıklı olarak Özbekler, Türkmenler, Kırgızlar, Kazaklar ve bu halklarla aynı kültür ve mezhebi paylaşan Tacikler, ayrıca Şii mezhebinde olmalarına rağmen Türk kökleri olan Hazaralar yaşamaktadırlar. Dolayısıyla, Afganistan’ın geleceği ile ilgili Türk Dünyasının kayıtsız kalması beklenemez. 

Nitekim Afganistan’daki olayların gelişmesi ile eşzamanlı olarak, bir yandan Orta Asya Cumhuriyetleri arasındaki işbirliği yoğunlaşmakta ve diğer yandan bu devletlerin uluslararası politikadaki etkinliği artmaktadır.

5-6 Ağustos Türkmenistan’ın Avaza turizm bölgesinde düzenlenen Orta Asya Devlet Başkanları İstişare Toplantısı, bölgesel işbirliğinde yeni bir sayfanın açıldığı anlamına gelmektedir. Toplantı sonucunda kabul edilen Ortak Bildiride Afganistan’la ilgili

şu cümlelere yer verilmektedir: “Taraflar, komşu Afganistan’daki durumun derhal çözülmesinin Orta Asya’da güvenlik ve istikrarın korunması ve güçlendirilmesinde en önemli faktörlerden biri olduğunu bir kez daha teyit ederler. Bu bağlamda taraflar,

Afgan toplumunda sivil barış ve uyumun hızla sağlanması için mümkün olan her türlü yardımı yapmaya hazır olduklarını ifade ederler. Taraflar, Afganistan’da güvenlik ve istikrarı sağlamak, ülkenin sosyal ve ekonomik altyapısını restore etmek ve onu dünya ekonomik ilişkilerine dâhil etmek için ilgili tüm devletlerin ve uluslararası kuruluşların çabalarını desteklemektedir.”

Bu açıklamaya bakıldığında, Orta Asyalı liderler Afganistan’ı güvenlik ve istikrar bağlamında Orta Asya’nın bir parçası olarak değerlendirmektedirler. Daha da önemlisi Orta Asya liderleri Afganistan konusunda her türlü yardımı yapmaya hazır olduklarını ifade etmektedirler. Böylece bölge devletleri Afganistan konusunda ortak tutum içinde hareket etmektedirler. Esasında, son günlerdeki gelişmelere bakıldığında Orta Asya devletlerinin Afganistan’daki değişikliklere hazırlıklı olduğu gözlemlenmektedir.

Bölge ülkelerinin Afganistan’daki değişim karşısında çok etkin tutum içinde olduğunu söyleyebiliriz. Eskiden olduğu gibi sadece Kazakistan’ın değil, aynı zamanda Özbekistan ve Türkmenistan’ın da etkin dış politika izlemeleri dikkat çekmektedir. Her iki devletin Doha’daki Taliban ve Kabil yönetimi arasındaki müzakerelere katılmaları bu etkinliği ortaya koymaktadır. Özellikle, BM tarafından kabul edilen daimi tarafsızlık statüsüne rağmen Aşkabat’ın bu etkin politikası dikkate değerdir. 18 Ağustos 2021 tarihinde Türkmenistan’ın Mezar-ı Şerif ve Herat başkonsoloslarının Taliban yetkilileri ile görüşmeleri, Aşkabat’ın dış politika anlayışındaki ciddi değişikliklere işaret etmektedir.

Orta Asya bölgesini Taşkent’in dış politika önceliği olarak belirleyen Özbekistan Cumhurbaşkanı Şavkat Mirziyoyev yönetimi tüm bölgeyi kucaklayıcı politika izlemektedir. 15-16 Temmuz 2021 tarihlerinde Taşkent’te düzenlenen “Orta ve Güney Asya: Bölgesel Bağlantısallık. Sınamalar ve Fırsatlar” başlıklı konferans, Özbekistan’ın uluslararası politikadaki önemli girişimi oldu. Konferans sonucunda bölgesel işbirliği adına “ABD-Afganistan-Özbekistan-Pakistan” dörtlü platformunun kurulması, Taşkent’in kendisinden beklenen sorumluluğu altık almaya hazır olduğunu ortaya koydu. Özbekistan’ın sadece Orta Asya bölgesel işbirliğinin değil, aynı zamanda Türk Konseyi’nin de üyesi olduğunu göz önünde bulundurursak, aslında bu dörtlü platform Türk Dünyasının Güney Asya’ya açılması anlamına gelmektedir. Bu çerçevede Özbekistan ve Pakistan’ın beraber hayata geçirmekte olduğu “Mezar-ı Şerif-Kabil-Peşaver” demiryolu hattı stratejik önem kazanmaktadır.

Sadece Afganistan’a komşu Türk Cumhuriyetleri değil, aynı zamanda Hazar’ın batısındaki Türk devletleri bu ülkeyle ilgili kayıtsız değildir. Bu bağlamda Türkiye’nin Kabil Havaalanı’nın güvenliğini sağlama konusu hala masadaki yerini korumaktadır. 

18 Ağustos 2021 tarihinde bu konuda açıklama yapan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, Türkiye’nin Afganistan’daki varlığının yeni yönetimin işini kolaylaştıracağını kaydederek Kabil Havaalanı ile ilgili “Şimdi sahada oluşan yeni gerçeklere göre planlarımızı yapıyor, görüşmelerimizi de ona göre sürdürüyoruz.” dedi. Taliban’ın bundan sonraki süreçte uluslararası tanınmaya ihtiyaç duyacağını göz önünde bulundurduğumuzda, Türkiye’nin daha önce de belirtildiği gibi Macaristan ve Pakistan ile beraber Kabil Havalimanı’na geri dönme olasılığı çok büyüktür.

Erdoğan’ın aynı demeçte “Afgan halkının huzuru, bu ülkede yaşayan Türk soydaşlarımızın selameti ve ülkemizin çıkarlarının korunması noktasında her türlü işbirliğine hazırız.” açıklaması da Afganistan’daki Özbekler ve Türkmenler ve diğer Türk halkları bakımından mühimdir. Erdoğan’ın Taliban yönetimini Türkiye’ye davet etmesi de oldukça manidardır. Esasında, Taliban’ın hızlı zaferi onun safındaki askerlerin ağırlıklı olarak Peştun olmalarından kaynaklanmaktadır. Bu da Taliban’ın bir bakıma Peştun kimliği temelinde ulus-devlet kuracağı ve bundan ötürü ülkedeki Türklerin baskıya maruz kalabileceği senaryoyu güçlendirmektedir. Bu çerçevede Türk askerinin Afganistan’daki varlığı ülkedeki Türk soylu halkların güvenliğinin garantisi olabilir.

Afganistan ile Türk Dünyasının ilişkilerinden bahsettiğimizde, Pakistan’a da değinmemiz gerekmektedir. Nitekim Pakistan, tarih boyunca Türk Dünyasına yakın durmuştur. Karabağ sorunundan dolayı Pakistan, Ermenistan’ı tanımamış tek ülkedir.

Kıbrıs konusunda da İslamabad Ankara’nın yanında yer almaktadır. Dolayısıyla, Azerbaycan, Türkiye ve Pakistan arasında belirli ölçüde ortak anlayış oluşmuş bulunmaktadır. 27 Temmuz 2021 tarihinde Azerbaycan-Pakistan-Türkiye parlamento başkanları tarafından kabul edilen Bakü Beyannamesi bunu teyit etmektedir. Buna ek olarak, İslamabad son dönemde Orta Asya devletleri ile de işbirliğini güçlendirmektedir. 

Örneğin, 12-13 Ağustos 2021’de Pakistan İslam Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri Müşterek Kurmay Başkanı General Nadim Reza’nın resmi ziyaretle Kazakistan’a gelmesi, zamanlama bakımından oldukça anlamlıdır. Pakistan’ın Taliban’la olan ilişkisini düşündüğümüzde Türk devletlerinin Pakistan’la işbirliği önem kazanmaktadır.

Sonuç olarak, Türk Dünyası devletleri Afganistan’daki değişimden dolayı dış politika önceliklerini yeniden gözden geçirmektedir. Bu çerçevede Orta Asya’nın küresel politikadaki öneminin yükselmeye devam edeceği söylenebilir. Dolayısıyla, öncelikle Orta Asya entegrasyon süreci ve daha geniş kapsamda Türk Dünyası bütünleşmesi stratejik boyut kazanmaktadır.

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 177. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 177. Sayı