Altın Köprü Türkiye Türkçesi ve Kırgızca Öğretimi Üzerine


 01 Haziran 2019

Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürlüğü tarafından hazırlanan “Altın Köprü Uzaktan Türkiye Türkçesi ve Kırgızca Öğretimi Portalı” 10 Nisan 2019’da açıldı. (altinkopru.manas.edu.kg ve altinkopuro.manas.edu.kg)  Yabancı Diller Yüksekokulunun Kurucu Müdürü ve Müdür Yardımcısı, Altın Köprü Türkiye Türkçesi Öğretimi Ders Kitapları ve Yardımcı Kaynaklar Projesinin sorumlusu Öğretim Görevlisi Muhittin Gümüş’le Türkçe Okutmanı ve Meslekî Gelişim Koordinatörü Burhanettin Çakıcı’nın yaptığı röportajı sizlere sunuyoruz.  

Burhanettin Çakıcı: Sayın Hocam,  siz Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesinin eğitim ve öğretime başladığı ilk günden bugüne kadar başarılı bir biçimde yürüyen Türkçe öğretimine büyük emek verdiniz. Kurduğunuz sistem sizin gayret ve alın terinizle oluştu. 10 Nisan 2019’da açılışını yaptığınız “Altın Köprü Uzaktan Türkiye Türkçesi ve Kırgızca Öğretimi Portalı”nı hazırlama düşüncesi nasıl oluştu? Bu tür çalışmaları yapmanın pek de kolay olmadığını biliyorum. Üniversitedeki Türkiye Türkçesi ve Kırgızcanın öğretim sürecini başlangıçtan bugüne kadar kısaca anlatır mısınız?

Muhittin GÜMÜŞ: Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi, 30 Eylül 1995 tarihinde İzmir’de imzalanan Türkiye Cumhuriyeti ile Kırgızistan Cumhuriyeti hükümeti arasında Kırgızistan’ın başkenti Bişkek şehrinde Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi kurulmasına dair anlaşmanın her iki ülke yetkili makamlarınca onaylanmasını müteakip Bişkek’te 26 Kasım 1997 tarihinde ilk dersimizi vermenin hazzını yaşadık.  Soğuk bir kış gününde sımsıcak bağların kurulmasına araç olan Türkiye Türkçesini öğretmek üzere başladığımız çalışmalarımızla oluşacak sonuçlardan elde edilecek faydalar, kazanımlar ebediyen devam edecektir.  Dilimiz, bilim ve eğitimde gönülden gönüle geçiş fırsatı veren Manas Üniversitesinde öğretilerek büyük bir ruhun yeniden canlanışını sağlayacak, 21. yüzyılda hak ettiği seviyeye ulaşacaktır. İlk yıl 95 öğrenciyle başladığımız Türkiye Türkçesi öğretimine artık 1470 öğrenciyle devam ediyoruz. 21 yıllık sürede nitelikli öğretime tabi tutulan C1 seviyesinde sertifikalı 16.200 öğrenciye Türkiye Türkçesi öğretilmiştir. Ara seviyelerdeyken öğrenenler, kurum dışında Türkiye Türkçesi öğretilenler bu sayıya dâhil değildir. Kırgızcayı ise yalnızca üniversitemizde öğrenim gören öğrenciler dikkate alındığında 3.700 civarında yerli ve yabancı öğrenmiştir.  İlk yıllarda Kırgızca öğretimi alanında ders kitabı değil, tek sayfalık materyal bile yoktu. Türkiye Türkçesinin öğretiminde kazanılan tecrübeden yararlanarak bu günkü seviyeye gelindi. Kırgızca öğretiminde öncü bir kurum olduk. Türkiye Türkçesi öğretiminde de yurt dışındaki en büyük ve en güçlü kadroyla marka olduğumuzu iddia edebilirim. Üniversitemizin zorunlu eğitim dili Türkiye Türkçesidir. Bir yıllık dil eğitiminden başarıyla çıkanlar ön lisans veya lisans eğitimlerine başlayabilir. Bu hususta meslekî bilgi, beceri ve yetkinlik bakımından büyük bir birikim ve tecrübeye sahip meslektaşlarımızın başarısı, Türkçe öğretimi alandaki başarımızın yolunun açılmasına müessir olmuştur. 

2015 yılında Üniversitemizin büyük stratejik planı çerçevesinde Mütevelli Heyetin ve Rektörlüğümüzün bazı akademik birimlerden talepleri vardı. Bu taleplerin tamamına yakını, çağı takip etmenin gerekliliğini vurgularken, önemli bir kısmının öncü ve önder olma rolünü kaptırmamak üzerine çalıştığı alanda ilk olma, keşfedici ve patent sahibi olabilmeyi yani uluslararasılaşmayı hedefliyordu. Sayın Rektörümüzün destek ve katkılarıyla bu işe başladık. Zor ve hiçbir hatanın kabul edilmeyeceği bir çalışma usulü ve türü içinde bulunmak için yola çıktık ve daha ilk teşebbüsümüzde unutamayacağımız hadiseler yaşadık. Yılmadan ilerlerken yüzümüz gülmeye başladı. Üniversitemizdeki alt yapının mükemmelliği, seçilen elemanların işinin ehli olması ve teknik araçların ihtiyacımıza cevap verir nitelikte olması işimizi kolaylaştıran önemli etkenlerdi. Hayatında ilk kez rol alan meslektaşlarımızın,  öğrencilerimizin ve teknik personelin heyecanı takdire şayan idi. Bir kare görüntüyü çekmek için kimi zaman saatlerce zaman harcanırken tecrübe kazandıkça ve yaptığı işten haz duydukça işimiz kolaylaştı. Görsellerin montajlanması, yazılım programının hazırlanması, eğitim materyallerinin sisteme aktarılması, öğretim tekniklerine ve yöntemlerine uygunluğunu tespiti ve kontrolü başlı başına profesyonel bir ekip çalışmasını gerektiriyordu. Türkiye Cumhuriyetinin kardeş Kırgızistan’daki üniversitemize böyle bir stüdyo, teknik araç gereç ve çalışma ortamı sunduğu için sonsuz şükran duygularıyla doluyum. Bir yılın sonunda gördük ki harika bir iş yapmışız ama farkında değilmişiz. Açılış yapıldığında ilk yorumların nasıl olacağını düşündük ve heyecanımız had safhaya çıkmıştı. Üniversitemizin değerli Rektörümüzün, Rektör Vekilimizin, Kırgız Cumhuriyeti Devlet Dili Komisyonu Başkanının ve çok sayıda akademisyen ve öğrencinin huzurunda takdir ve taltif edilmek güzel bir duygu olmakla birlikte büyük bir sorumluluğun altında ezilmeden Altın Köprü Uzaktan Türkiye Türkçesi ve Kırgızca Öğretimi projesinin sürdürülebilir olmasını sağlamak gerektiğinin de bilincindeyiz. Rektör ve Rektör Vekilinin doğrudan ve dolaylı destekleri bütün çalışmalarımızın sonuçlanmasında etkili olmuştur. 

Burhanettin Çakıcı: Bilgi ve iletişim çağında Üniversitelerin işlevi nedir? Altın Köprü Uzaktan Türkiye Türkçesi ve Kırgızca Öğretimi projesiyle neler yapmayı hedeflediniz? Hedef kitleniz kimlerdir? Bu ihtiyaç nerden hâsıl oldu? 

Muhittin Gümüş: İletişim ve bilgi çağında hayat hızla devam ederken insanlık âlemi kendini birden bire internet çağının kucağında buldu. “Öğrenme”nin ve “öğretme”nin özel anlam kazandığı süreçte daha hızlı, daha çabuk ve daha kolay yoldan verimli bir öğrenme ve öğretme eyleminin gerçekleşmesi arzusu,  artık herkesin kabul ettiği ve kaçınamadığı bir gerçektir. Buna cevap verecek gerekli alt yapıyı ve ortamı hazırlaması gereken eğitim kurumları; üniversiteler, araştırma ve uygulama merkezleri malumu ilam, bilineni tekrar, alışılanı kabul, her söyleneni emir telakki edemez. Onun yerine düşünen, üreten ve modern teknolojinin imkânlarından yararlanarak “yenilikleri yenmeli”, patent ve fikir üretmekten geri kalmamalı.  Klasik hâle gelmiş, maalesef akademik hayatın bazı hastalıklarıyla bir adım ileri atamayan arkasında problem üretmekten başka bir şey bırakmayanlardan farkımız olmalı. Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi çok şükür ki son 10 yılında çeşitli zorluklara rağmen istikrarlı ve ileriyi gören, alanında öncü olmayı başaran yüksek düzeyde eğitim, bilim, sanat ve iş dünyasına katkı sağlayan rolünü kaybetmedi. Dil öğretimini dört duvar arasındaki kurslardan ve sınıflardan çıkarıp bütün dünyada insanların modern teknolojinin fırsatlarından yararlanmasına imkân sağlanması gerekiyordu, biz ekibimizle bunu yaptık. Bizim uzaktan dil öğretimindeki hedef kitlemizi iki başlık altında ifade edebilirim. Birincisi; Türkiye Türkçesinin öğretimindeki öncelikli hedef kitlemiz ana dili Türk yazı dilleri olan yani Türk lehçelerini konuşan kardeşlerimiz, daha sonra diğer isteklilerdir. Bu portal ücretsiz olduğu için herkesin erişim imkânı bulabileceği, kolayca dil öğrenebileceği sanal bir alandır. İkincisi; Kırgızcanın öğretimindeki hedef kitlemiz ise, Kırgızca’yı öğrenmek isteyen yabancılar,  diğer Türk lehçelerini konuşanlar ile ülkede anadili Rusça olan vatandaşlardır. Kırgızistan kanunlarına göre “Devlet dili Kırgızcayı bilmeyenler üst düzey görevlere; yürütme organları, yargı organları ile resmî kurumlara yönetici olarak atanamazlar.” Hükmüne göre belli bir yaşa kadar öğrenememiş olanların kurslara katılma imkânı olmadığından kendilerine uzaktan Kırgızca öğretimiyle büyük bir öğrenme fırsatı sağlanıyor. Yabancı ülke vatandaşları ise Kırgızca’yı Kırgızistan’a gelmeden de öğrenebilir. Türkiye Türkçesini de Türkiye’ye ya da kurslara gitmeden öğrenme imkânına sahip oluyor.  Özellikle lisansüstü eğiti yapanların hem çalışıp hem de dil öğrenmeye zaman ayırmaları zor oluyordu. KTMÜ stratejik plana göre öğrencilerinin %30’unu lisansüstü öğrencilerden oluşturmayı hedefliyor. Lisansüstü eğitim görecek gençlerin işlerinden ayrılma zorunluluğu da uzaktan dil öğrenme yoluyla ortadan kalkacaktır.  Yabancılarla evliliklerde özellikle çocukların dil sorunu da çözülmüş olacaktır. T.C. Yunus Emre Enstitüsünün 15 yaş altı çocuklar için hazırladığı çalışmalar da çok yararlı olacaktır. 

Burhanettin Çakıcı: Meselâ bir insan, yabancı bir dilin bütün kurallarını bütün yönleriyle öğrenebilir ama konuşamaz, yazamaz, okuyamaz, anlayamaz ise o dili biliyor denemez. Bildiğiniz gibi dil öğretiminde bilgi kazandırmak yerine beceri kazandırmak daha önemlidir. Altın Köprünün kendine mahsus özellikleri var mıdır? Uzaktan dil öğretiminde nasıl bir öğretim yöntemi kullanılıyor? 

Muhittin Gümüş: İnsanların dil öğrenme ihtiyacını karşılamak üzere gerekli olan temel unsurların başında iyi bir öğretmen, iyi bir ders kitabı, iyi bir öğretim yöntemi ve iyi bir eğitim ortamı yer alır. Bunların her birini ayrı ayrı ele alarak incelemek, analiz ederek güncellemek, geliştirmek ve yenilikler kazandırmak mümkündür. Uzaktan öğretim sistemimizde belli aralıklarla canlı yayınla ders anlatımı olacak, iletişimsel yöntemin ilkelerine uygun tekniklerle hazırladığımız Altın Köprü ders kitaplarımızı esas alarak portalı oluşturduk. Sanal ortamda dil öğrenmekle öğretmen eşliğinde öğrenci merkezli yüz yüze öğrenmek arasında fark var elbette. Biz hiçbir zaman teknolojinin insan aklının önüne geçeceğini iddia etmiyoruz. Teknolojinin insanın kontrolünde olmak şartıyla hep insanın hayatını kolaylaştıran unsur olarak işlev görmesini istiyoruz. Sanal ortamda dil öğretimi teknolojinin bize sunduğu kolaylıktan yararlanmanın bir örneğidir. Edebî türlerin bütün ürünleri insan aklının, zekâsının ve yeteneğinin ürünü olduğu gibi teknoloji de insan aklının ürünüdür. Biz bunları birlikte kullanarak dünyaya açıldık, Altın Köprü Türkiye Türkçesi ve Kırgızca öğretimi ders kitaplarını kaynak olarak hazırladık ve sonra da sanal ortama aktardık.  Dil öğretiminde dört temel beceriye yani dinleme, okuma, yazma ve konuşma becerisi kazandırmaya uygunluk bakımından, Üniversitede okuyabilecek düzeyde haftada 20 saat olmak üzere  bir öğretim yılında 40 haftada dil öğretecek programı ihtiva etmesi, Türk lehçelerini konuşanlara göre hazırlanan kültürel ve bilimsel içeriklerle donatılmış olması, sözvarlığı sayısı ve nitelikleri bakımından üstün olması vb. nitelikleriyle dilimizin anlatım gücünü yansıtan ve sevdiren birer çalışma olarak diğer çalışmalardan farklıdır. Ayrıca görsel yayınlardan yararlanma yoluyla “izleme –anlama” çalışmalarının da Altın Köprü Ders Kitaplarında ilk ve yoğun olarak kullanılması bakımından da farklılık arz etmektedir. İletişimsel yöntemin bütün ilkelerine uygun olarak dil yapılarının araç olarak kavratıldığı, bilgiye değil beceri kazandırmaya dönük çalışmalar bizim sistemimizin omurgasıdır. 

Burhanettin Çakıcı: Altın Köprü Türkiye Türkçesi ve Kırgızca Öğretimi Projesi”nin yalnızca uzaktan öğretimle sınırlı olmadığını biliyoruz. Altın Köprü Türkiye Türkçesi ve Kırgızca Öğretimi Ders Kitapları ve buna bağlı yardımcı kaynakların hazırlandığını biliyoruz. Biraz da bunlardan söz eder misiniz?

Muhittin Gümüş: Ülkemizin stratejik öneminin artmasından ve uluslararası alanda etkin rollere sahip olmasından dolayı dilimizi öğrenmek isteyen yabancıların sayısı da artmaktadır. Türkçenin yabancı dil olarak öğretimiyle yabancı dil olarak öğretimi farklı alanlardır. Yabancı dil olarak Türkiye Türkçesi öğretiminde “öğreticinin nitelikleri, ders kitabı, yöntem ve eğitim ortamı” konusunda yapılan çalışmaların güncellemesi bu alanda akıl teri dökenlerin vaz geçemeyeceği önemli vazifelerdendir. Yabancı dil olarak Türkçe öğretimi alanındaki en temel araçlarından biri olan ders kitaplarının niteliği konusu sürekli güncelliğini korumaktadır. Türk Cumhuriyetleri ile Türk ve Akraba Topluluklarındaki gençler başta olmak üzere sürekli eğitime inanan her kesimden bireylerin birlikte öğrenmeleri ve ortak anlayış geliştirmeleri amacıyla, alanında yetkin ve özgüveni yüksek, ortak kültür değerlerimiz etrafında ahlaki ilkeler ve evrensel değerlerle donatılmış, toplumsal sorumluluk sahibi, çağdaş, uluslararası istihdam edilebilir nitelikte bireyler yetiştirmek ve başta Türk Uygarlığı olmak üzere dünya bilimine katkı sağlamak” gibi önemli bir misyonu var. Bu misyona uygun öğrenci yetiştirmek için ilk önce eğitim dillerimizi çok iyi derecede öğretmek maksadıyla kendi bilgi, tecrübe ve birikimlerimize güvenerek yeni çalışmalar yapmalıydık. Bu çalışmalardan biri de tabii ki  A1, A2,B1, B2 düzeyinde Muhittin Gümüş, İsmail Şen, Memet Saldıran, Gökcan Çelik, Rıfat Nergiz’in  ve C1 düzeyinde Muhittin Gümüş, Fatih Çelik, Recep Yürümez, Fatih Başkapan, Fatih Serçe’den oluşan komisyonca yazılan” “Altın Köprü Türkçe Öğretimi Ders Kitapları” ve yine şahsen bizim sorumluluğumuzda Kırgız meslektaşlarımızca hazırlanan “Altın Köpürö Kırgız Tilin Üyrötüü; Okuu Kitepteri”dir. Bu kitapların yazımına 2014 yılının sonunda başladık ve A1, A2, B1, B2 VE C1 düzeyinde 10 ders kitabı 10 alıştırma kitabı, Türkçe Öğretiminde İzleme Anlama Çalışmaları, Türkçe Öğretiminde Sınav Örnekleri, Türkçe-Kırgızca Temel Sözvarlığı Sözlüğü gibi eserler hazırlandı. Artık kendi eserlerini, kaynaklarını oluşturup kullanan, bunları geliştirip başka kurumlara örnek ve alanında öncü olan bir kurum hâline geldiğimizi gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Devam eden çalışmalarımızdan birkaç tanesinden de söz edecek olursak, Türkçe Öğretimi Kılavuzu, A1, A2, B1, B2 ve C1 düzeylerinde Dinleme Anlama Çalışmaları, aynı biçimde Okuma Anlama Metinleri, Anlatım Becerileri Kitabı uzman öğretim elemanlarımızca hazırlanmaktadır. Son olarak öğrenim çıktılarının yani beklenen hedef davranışların tespiti amacıyla iki dilde de “Altın Köprü Dil Öğretimi Programı” adlı projemizi güncelleyerek elektronik olarak hazırlayacağız. Uzaktan Türkçe ve Kırgızca öğretimi portalı dışında hazırladığımız hazırlayacağımız kitapların sayısı 40 civarında olacak. Bu kadar çalışmanın tabii ki sürekli güncellenmesi, yenilenmesi, tazelenmesi ve canlı tutulması gerekiyor. Bunu yapabilecek dinamik, tecrübeli ve meslekî yeterlikler bakımından üst düzeyde çalışkan bir kadromuz var.  Her şeyi kitap öğretmez, öğretmen her şeyi veremez, yöntemler kendi başına bir fayda sağlamaz, teknolojik donanımıyla mükemmel görünen sınıflar da dil öğretmek için bir başına yeterli değildir. Dil öğretimini bir bütün hâlinde düşünmek gerekiyor. Bu çerçevede kurumların temsilcilerinin yapılan çalışmalara yaklaşımları son derece belirleyicidir ve sonuca tesir edicidir.

Burhanettin Çakıcı: Ankara Üniversitesi mezunusunuz ve aynı üniversitenin TÖMER adlı kurumunda yetişip tecrübe kazandınız. 1992’de Taşkent’teki Dünya Dilleri Üniversitesinde ve Orta Asya’da uzun yıllar büyük fedakârlıklarla çalıştınız ve çalışmaya devam ediyorsunuz. Türkçe öğretimi alanında meslektaşlarla birlikte gerçekleştirmeyi planladığınız başka ne gibi çalışmalar var? Akademik düzeyde yapmayı planladığınız ve alan uzmanı yetiştirmek maksadıyla kurumda eğitim öğretimde sağladığınız bu istikrarı da sürdürmek için neler yapmayı düşünüyorsunuz? 

Muhittin Gümüş: Ankara Üniversitesi benim ve benim gibi nice Türkün eğitim gördüğü, yetiştiği çok önemli yükseköğretim kurumlarından biridir. Kısa adı TÖMER olan Türkçe Öğretim Merkezi ise 1984 yılında kurulduktan sonra ülkemizin yabancılara Türkçe öğretiminde çığır açan ilk kurumudur. 1992 yılından itibaren Türk Dünyası Büyük Öğrenci Projesinin Türkçe eğitim ayağını tek başına yürüterek tarihi bir misyona imza atmıştır. Öğretim elemanı ve yönetici olarak çalıştığım 11 yıllık süredeki çalışmalarımızda her zaman haz duyarak çalıştık. Birlikte çalışmaktan onur duyduğum Türkçe sevdalısı meslektaşlarımla hukukumuz hiç kesilmedi, ebediyen de devam edecektir. 20 yılı aşkın süredir Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesindeyim. Yukarıda sözünü ettiğimiz çalışmaların devamı ve istikrarlı çalışma ortamının sürdürülebilmesi için gerekli olan en önemli şey uzman öğretim elemanı yetiştirmektir. Ülkemizde hâlâ yabancı dil olarak Türkçe öğretimi lisans programı olmaması büyük eksikliktir. Lisansüstü eğitim programları ise genellikle teorik bilgiyle donatılmış, maalesef fantastik unsurlar içeren, uygulamaya elverişli olmayan programlardan ibaret. Üstelik ders verenlerin % 90’ı yabancılara Türkçe öğretimi uzmanı olmayıp akademik pozisyonunun gereği ders vermek üzere görevli olanlardır. Meselâ, Tıp Fakültelerinde Göz hastalıkları mütehassıslığı gerektiren bir tedaviye ya da ameliyata genel cerrahlar gönderilirse hastanın kör olması kuvvetle muhtemeldir. Bu sebeple yabancılara Türkçe öğretimiyle ana dili olarak Türkçe öğretimi ayrı uzmanlık alanlarıdır. Bunu kavramayan üst düzey yöneticilerin göreve başladıklarında ilk müdahale ettikleri yerlerden biridir bizim alanımız. Bazen konunun önemi ve özelliği muhatabınıza kavratılana kadar akla kara seçilir. Mesleğimin 31. yılını tamamlarken Yabancı Dil Olarak Türkiye Türkçesinin ve Kırgızcanın Öğretimi Anabilim Dallarının kurulmasını sağlayarak bu alanda yüksek lisans ve doktora öğrencisi yetiştirmek düşüncelerimin en başında yer almaktadır. 2015 yılından beri yüksek lisans ve doktora programı da hazır elimizde bekliyor. Sayın Rektörümüzün 2020 yılından itibaren yeni stratejik gelişim programında Yabancı Dil Olarak Türkiye Türkçesinin ve Kırgızcanın Öğretimi Anabilim Dallarının da yer alacağını belirtmesi bizi memnun etmiştir. Başka bir isteğim de şudur: Yabancılara ve Türk lehçelerini konuşanlara Türkiye Türkçesinin öğretiminde kurumsal akreditasyonu sağlayıp uluslararası alanda marka olmayı hedefliyoruz. Esasen dil öğretimi alanında uzman, kitap, kaynaklar, öğretim araç gereçleri ve yöntem ve eğitim ortamı yeterlikleri bakımından kendi bölgemizde öncü bir marka olduğumuzu biliyoruz ama belgelendirmek gerekir. 

Burhanettin Çakıcı:  Değerli Hocam. Manas Üniversitesi öğrencileri dışında uzaktan dil öğretimi portalı aracılığıyla büyük kitlelere ulaşmak için dünyaya bir pencere açtınız. KTMÜ Yabancı Diller Yüksekokulu dil öğretiminde özellikle de Türkiye Türkçesinin öğretimi alanında çalışan diğer kurumlarla işbirliği çalışmaları yapıyor mu? 

Muhittin Gümüş:  Üniversitelerin Türkçe Öğretim Merkezleriyle sıkı işbirliğimiz var dememiz maalesef zor. 2012 yılına kadar Ankara Üniversitesi TÖMER’le 9. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumunu Bişkek’te gerçekleştirdik. 212 başvurudan 193’ünün katıldığı sempozyum tarihte ilk defa bu kadar büyük bir sempozyuma ev sahipliği yaptı. İlişkiler kişilere değil, kurumsal sorumluluk temeline ve ilkelere dayalı olmalıdır. Yunus Emre Enstitüsünün kurulmasıyla birlikte yabancılara Türkçe öğretimi yeni bir ivme kazandı ve uzman eleman yetiştirmek amacıyla sertifika programları vs. düzenlenmekte, güzel çalışmalar yapılmaktadır. Uzmanların genellikle Ankara Üniversitesi TÖMER’de tecrübe kazanmış öğretim elemanlarından seçilmiş olması rastlantı değildir. Dr. Erol Barın, Mesut Dursun, Dr. Arzu Ateş ve daha birçok meslektaşımızın yetkinliğinden, bilgi ve becerisinden faydalanılması çok önemsenmesi gereken bir iştir. Üniversitemizin mezunu ve bizim yüksekokulumuzda 10 yıl okutmanlık yaparak yetiştirdiğimiz YEE Bilgi İşlem Müdürü Dr. Kerim Sarıgül’ün bilgisayar yazılım ve program kullanımındaki başarısı, Türkçe öğretimi portalını hazırlaması ve Türkçe öğretimiyle ilgili ürettiği kaynaklar eserler örnek alınacak niteliktedir. Alan uzmanlığı bulunmayan şahısların da geçmişte makam işgaliyle kurumlarını temsil edemediklerine, bu işi beceremediklerine de tanık olduğumuz zamanlar olmuştur. Yakın zamanlarda Yunus Emre Enstitüsü Türkçe Eğitim Müdürlüğüne atanan Prof. Dr. Yavuz Kartallıoğlu’yla kurmuş olduğumuz samimi diyalog sonucunda kurumlar arası işbirliğinin en güzel örneğini T.C. Bişkek Büyükelçiliği Eğitim Müşavirliğine bağlı okullarda görevli öğretmenler için 8-18 Ocak 2019 tarihleri arasında teorik ve uygulamalı Türkçe Öğretimi Sertifika Programı düzenleyerek sergilemiş olduk. Meslekî Gelişim Koordinatörü olarak sizin de dâhil olduğunuz ve söz konusu seminerde ders veren öğretim elemanlarımızın kalitesini, meslekî bilgi, beceri ve yetkinliklerini müşahede ettik.

Kısa süreli çalışmalar elbette ki yeterli değildir ama uygulamalı çalışmaların takibi ve denetimi de şarttır. 5-6 Nisan 2019’da ise Uluslararası Hoca Ahmet Yesevî Üniversitesine davet edildik ve “Türk Dünyasında Türkçe Öğretimi” adlı çalıştaya katıldık. Tecrübe paylaşımı bakımından çok yararlı oldu. Şimdi pek yakında Özbekistan’da yapacağımız çalışmada da sertifika programı yapmayı planlıyoruz. Önümüzdeki Ekim ayının son haftasında  “Türkçe Öğretiminde Tespit Edilen Sorunlara Somut Çözümler”  konulu çalıştayı Üniversitemizde yapacağız. Bu çalıştay KTMÜ’nün ev sahipliğinde olacak ve paydaşları ise T.C. Yunus Emre Enstitüsü, Uluslararası Hoca Ahmet Yesevî Üniversitesi, Özbekistan Alişir Nevâyi Özbek Dili ve Edebiyatı Üniversitesi olması bekleniyor. Bilgi, tecrübe ve materyal paylaşımı ve gerekirse öğretim elemanı değişimi gibi düşünceleri gerçekleştirmeye gayret edeceğiz. Uzaktan Özbekçe, Kazakça, Türkmence, Azerbaycan Türkçesi ve diğer lehçelerimizin de öğretimi için çalışabiliriz. Bizim yaptığımız çalışmaların örneğinde kısa sürede hazırlanabilir. 

Burhanettin Çakıcı: Yalnızca Türkiye Türkçesinin öğretimindeki çalışmalarınızla değil, bütün Türk lehçelerinin öğretimine katkı sağlayarak büyük bir kültür ve eğitim hizmetine imza atıyorsunuz. Bu kadar güzel çalışmalarınız var ama devletimizin yüksek kurumlarınca takdir ediliyor mu çalışmalarınız? 

Muhittin Gümüş: Bizim en büyük sevdamız Türkçeyedir. Onunla kimliğimizi ve kim olduğumuzu daha iyi hissederiz. Yaptığımız çalışmalarda tecrübeli meslektaşlarımızın yanı sıra genç ve dinamik öğretim elemanlarımızın da büyük katkısı var. Ders kitabı yazarlarının mesleğinde 10 yıl ve üzerinde tecrübeleri varken, uzaktan dil öğretimi çalışmalarında ise 2 ila 5 yıllık tecrübeye sahip gençlerimiz var. Biz onları teşvik ederek güzel işler yapıyoruz. Ödül ya da taltif edilmek niyetiyle çalışmak aklımızın ucundan dahi geçmez. Kırgız Cumhuriyeti Devlet Dili Komisyon Başkanlığı geçen yıl Kırgızcanın gelişimine ve ders kitaplarının hazırlanmasındaki katkılarımız sebebiyle bir madalya ile taltif etti. Türkiye’deki kurumlardan herhangi bir ödül almadık. Belki de uzaklarda olmanın dezavantajını yaşıyoruz, bunun yanı sıra çalışmalarımızın tanıtımına yeteri kadar önem vermemiş olabiliriz. Zamanı geldiğinde hak ettiğimiz takdiri ve taltifi görürüz diye düşünüyorum. Avrasya Yazarlar Birliği, mütercim olarak yer aldığımız üç eseri yayımlayarak bizi taltif etti. Yayın hayatına başladığı yıldan beri dil, edebiyat ve kültür alanında Türk Dünyasına katkı sağlayamaya devam edeceğine olan inancım gün geçtikçe artmaktadır. Avrasya Yazarlar Birliğiyle aynı ülküler doğrultusunda çalışmanın hazzıyla yolumuza devam etmekten dolayı mutluyum.

Portal adresimiz: altinkopuro.manas.edu.kg ( Kırgızca) ve altinkopru.manas.edu.kg (Türkçe). 

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 150. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 150. Sayı