HaftanınÇok Okunanları
Kardeş Kalemler 1
NURBEK NURZHAN 2
Nebiye Akbıyık 3
Muhittin Gümüş 4
Cabbar Eşankul 5
TÜRKEŞ AVŞARLI 6
ATA TERZİBAŞI 7
Annem vedâlaşırcasına, bahçemizdeki elma ve kayısı ağaçlarına bakıp gözünden yaşlar akıtırken “Keşke tâtile gelmeseydik, Hollanda’da kalsaydık.” dedim içimden. “Annemin yıllardır eziyetini çektiği şekerini tetikleyen belki de uzun yolculuk oldu.”
Annemin adım atacak dermânı olmadığı için babamla birlikte onun kolundan tutup, otomobilmizin arka koltuğuna oturmasına yardım ettik. Teyzeoğlu Cenk, bahçe kapısının iki kanadını açıp otomobilin çıkmasını bekliyordu.
Ben de geleyim diye ısrar etmeme rağmen babam evde kalmamı isteyip hastaneye Cenk’in gelmesinin daha iyi olacağını söyledi. Fakat keşke babamı dinlemeyip arabaya binseydim, tedâvi boyunca annemin yanından ayrılmasaydım.
Evde yalnız beklemek karanlık kuyuda olmaktan farksız gibiydi, çünkü sinirimden ne yapacağımı bilemez durumdaydım. “Ah baba ah! Beni aramak aklına gelmiyor değil mi?
Ya sen teyzeoğlu, sen bâri arasan, ya da mesajla annemin durumunu bildirsen n’olur sanki?” diye sitem ederek sehpayı yumruklamak istedim.
Fakat üzerinde annemin aldığı anadolu desenli örtü olduğu için vazgeçip, “Biraz sâkin olsam iyi olur. Şu hâlimi gören olsa yirmi yaşında adamsın, çocuk gibi ne bağırıyorsun demez mi?” diye kendimi teskin etmeye çalıştım. Oysa insan kaç yaşında olursa olsun annesi için üzüntüsünden bağıramaz mı, bunun neresi ayıplanabilirdi?
Otomobil sesini duyunca balkona çıktım. Cenk bahçe kapısını örterken, babam eliyle bana, “Gel yardım et.” diye seslendi.
Bahçeye iner inmez önce Cenk’e annemi sordum. Tebessüm ederek, “Merak etme, teyzem iyi.” dedi. Ama cevâbı o kadar yapmacıktı ki daha bir telaşlı adımlarla otomobile vardım.
Annem yorgun sesiyle, “Gel oğlum.” dedi. “Tut elimden ineyim.” Onun bitkin hâline uzun uzun baktığımı farkeden babam omzuma sertçe dokunup, “Ne bakıyorsun, annene yardım etsene!” diye kızdı.
Otomobilden inmesine yardım ettikten sonra, annemi doğruca yatak odasına götürüp yatırdım, teyzeoğluna da mutfağa gelmesini söyledim. Konuşmamızı annem ile babam duymasın diye kapıyı kapatınca merakla gözlerini kısıp,
“Kapıyı niye kapattın, bir şey mi söyleyeceksin?” diye sordu.
“ Evet“ dedim. “Çünkü sana kızgınım.”
“Kızgın mısın, seni kızdıracak ne yaptım ki?”
“Az önce annemin iyi olduğunu söyledin. Ama görüyorum ki o hâlâ kötü, parmağını bile kaldıracak hâlï yok. Neden beni çocuk muşum gibi avutmaya çalıştın?
Cenk, cevap vermek yerine dudaklarını ısırınca, annemin durumunun iyi olmadığını anlayıp üstüne daha fazla gitmedim. Babam da oturma odasında derin düşünceler içindeydi, hattâ ağladığını belli etmemek için gözlerini yerden ayırmıyordu.
Ben de, annemin yanına gidip uyandırmadan yavaş bir şekilde eline sarıldım. Sessizce,
“İyileşeceksin canım annem, Hollanda’ya berâber gideceğiz.” dedim. Sonra bütün gece ona şifa vermesi için Allah’a dua ettim.