HaftanınÇok Okunanları
İSMAİL BOZKURT 1
HİDAYET ORUÇOV 2
Serdar Dağıstan 3
SAFFET YILMAZ 4
Cemile Kınacı Baran 5
SEYFETTİN ALTAYLI 6
RAHMİ ALİ 7
Birbiriyle çok uyumlu kelimeler
vardır. Kafiyeli redifli
değillerdir ama onları söylerken
şiirsel bir haz alırız.
Kuru fasulye-pilav, çay-simit,
ay-güneş, yer ve gök, Leyla
ile Mecnun, Ferhat ile Şirin
gibi. Bu kelimeler ayrılmaz
bir bütün gibidir, biri olmadan
diğeri anlamsız kalır
veya işe yaramaz. Ama bunların
arasında şu iki kelime
kesinlikle çok şiirsel ve gerçekten
birbirini mükemmel
tamamlar:
Kâğıt-kalem.
Aslında bunlar neden iki kelimedir ki? Tek kelime
olsalar belki çok daha fazla anlam içerecek,
çok daha lirik ve şiirsel olacak.
“Nûn. (Ey Muhammed) Ant olsun kaleme ve
satır satır yazdıklarına ki, sen Rabbinin nimeti
sayesinde bir deli değilsin.”1
Allah, peygamberini överken kalem ve kâğıda
yemin ediyor. Sakın “Kâğıt bu ayetin
neresinde demeyin. -satır satır yazı kâğıttan
başka nerede olabilir ki- O’nu, sayısı milyonları
bulacak olan inananlarına kalem ve kâğıtla
anlatıyor. Belki de yeryüzünde kalem ve
kâğıda bu göndermeden daha fazla kıymet
verilmemiştir.
Ve biz insanlar asırlardır kâğıdın kalemin
önemini yazdık, konuştuk, dinledik ama yeterince
değerini bilemedik. Hiç şüphem yok ki
birileri asırlar sonra da benim bu sitem dolu
1 Kalem Suresi 1-2. ayetler
sözlerimi tekrarlayacak.
Hani Köroğlu, “Delikli demir
çıktı mertlik bozuldu.” der ya;
sakın kimse bilgisayar çıktı
kâğıdın kalemin pabucu
dama atıldı demesin. Kâğıt
ve kalem sadece birer nesne
değiller. Onlar kültürün,
ekonominin, teknolojinin,
edebiyatın, sanatın ve daha
birçok şeyin en özgün temsilcileri
ve koruyucularıdır.
Ben bir hikâyeyi bilgisayar
ekranından okumak yerine,
kitap sayfasından okumayı
tercih ediyorum. Tercihten öte özellikle edebi
metinleri ekrandan okurken bir şeylerin eksikliğini
duyumsuyorum. Şekersiz helva ya da
tuzsuz çorba gibi bir eksiklik bu.
Hele kalemler içinde bir tanesi var ki asırlardır
zirvede ve kim bilir daha kaç asır oradaki
yerini koruyacak. Şimdi adını söylediğimde
herkese tanıdık gelecek ve herkes onunla yaşadığı
bir anısını hatırlayacak. Tahmin edildiği
gibi o kurşun kalemdir.
İnternette kalemin tarihçesini araştırdım. Bir
internet sayfasında kalemin ilk kez 1565 yılında
İngiltere’de kullanıldığı yazılıydı. Modern
kalemin ise 1795 yılında icat edildiği anlatılıyordu.
O zaman Kur’an-ı Kerim’de sözü edilen
kalem neyin nesi? Üstelik o tarihlere ait
yüzlerce belki de binlerce yazma eser neyle
yazılmış? Benim aklım karıştı. İllaki bir buluşun
kaynağı dönüp dolaşıp Batılı birine mi
mal edilmeli?2
2
Kalem kelimesinin Latince yazılışı ise “pencillus”
muş ve kelimenin aslı, uzun kuyruk anlamına
gelirmiş. Bizim kalemin yanında Latinlerin
“pencillus” u ne kadar da uyduruk kalıyor
değil mi? Uyduruk, solgun, etkisiz. Anlamı
olan bir kelimeyi yeni bir mana için kullanmak
bence kolaycılık. Üç yaşındaki torunum
yumuşak g’ yi öğrenmiş. Sonra g harfini görünce
ona da “Bu da sert g.” dedi. İsimlendirmedeki
doğallık bu olsa gerek.
Aslında grafit parçalarını I.Yüzyılda Sibirya
Türkleri kullanmış ve onlara “Kara Taş” adını
vermişler. Türklerden Ruslara geçen kalem,
Rusça’da “karandaş” adını almış. İsviçreli
kalem markası “Carandache” markasını bu
isimden almış.3
Bu kadarcık araştırma bile bana çok şey söyledi.
Batılı, zaafımızı iyi tespit etmiş. Biz yaptığımız
ettiğimizi yazmıyoruz, kayıt altına almıyoruz.
O zaman herkes, her şeyi kendilerine
mal edebilir. Bizim ispat etme şansımız yok
nasıl olsa. Zira hukuk, delil ister.
Kalemin tarihçesi konusunu geçelim. Kalemin
güzelliklerini anlatırken, onun şerefinden, izzetinden
söz ederken birden araya sinir bozucu
cümleleri almanın çok da anlamlı olduğunu
düşünmüyorum.
Kalemle kâğıdın bu mutlu ve başarılı izdivacı,
öylesine muhteşem doğumlar yapmış ki bu
evlatlar insanlığı, mağaradan çıkarıp uzaya
götürmüş. Ve insan var oldukça bu izdivaç
kim bilir insan aklının fevkinde daha ne doğumlara
gebedir.
En güzeli, kalemi kâğıdı elden bırakmamaktır.
Kalemle beyaz sayfalara, parlak geleceklere
dair hayallerimizi yazmak ise bir başka
güzellik olacaktır.
Genellikle medeniyet ile moderniteyi karıştırırız.
Fakat medeniyet de modernite de varlıklarını
ve geleceklerini kâğıda ve kaleme
borçlular.
“Nûn. (Ey Muhammed) Ant olsun kaleme ve
satır satır yazdıklarına ki, sen Rabbinin nimeti
sayesinde, bir deli değilsin.”
3 https://tr.wikipedia.org/wiki/Kur%C5%9Fun _ kalem