Arkadaşımız


 01 Şubat 2023


Sezer ile ben Hasan’ın içinedüstüğü uyuşturucu işindenvazgeçmesi için çabalıyorduk.Hasan ise utancındangözlerini kaçırıyordu. Benonun kenarları mor içindekalmış gözlerine, uyuşukhâline iyice bakarak kendisinindekullandığından şüphelenirken,annesiyle babası,“Oğlumuz uyuşturucuyukendi kullanmıyor ya.” diyegururlanarak Hasan’ın omzunuokşuyorlardı.Bu vurdumduymaz davranışlarınainanamıyordum. Kullanmadığını nerdenbiliyorlardı? Morarmış gözlerine hiç mibakmadılar? Hem kullanmasa bile başkalarınasatmıyor muydu? O başkaları insan değilmiydi?Öfkeyle ayağa kalktım. Hatta “Yeter be! Siz,ne biçim ana babasınız?” diye bağırmak istedim.“ Ama yapamadım, zira Hasan ne deolsa arkadaşımızdı.Sezer kızdığımı anlayıp kendilerinden müsaadeisteyerek benimle berâber evden çıkarçıkmaz. “Ağabey, acaba hemen çıkmasakmıydık? diye sordu. “Belki bizi dinleyip anlayabilirlerdi.”Bu sözlerine daha da sinirlenerekdurdum;“Hasan’ın annesiyle babasının söyledikleriniduymadın mı?”Sezer başını eğip, “Duydum haklısın.” dedi.“Tamam sus!” diye devamedecektim, ama arkadaşımınkâlbini kırmak istemiyordum.Bu yüzden, “Keşke haksızolsaydım. Keşke kulaklarımyanlış duysadı, ya da hiçduymasaydı. “Bizim anamızlababamız cebimizde paragörünce kızmazlar mıydı?Gururlanıp bağrına mı basarlardı?”diye içimden söylendim.Hasan´ın durgunluğunu,annesiyle babasının umursamazhâllerini düşünmekten gözlerime uykugirmedi. Bir an, “ Bana ne ya, annesiyle babasıdüşünmüyorsa ben niye dert ediniyorumki..?” dedim. Sonra yanlış düşündüğümünfarkına vararak kendime kızdım..Düşünmekten yorgun düşen gòzlerim kapanırkenkapı zilim uzun uzun çalınca irkildim.Sonra söylenerek yatağımdan kalkıp dışarıbaktım. Sezer telaşlı bir şekilde kapıyı aç işâretiyapıyordu. Elbiselerimi aceleyle giyinipkapıya gittim. Açtıktan sonra birden içeriadım attı. Birisinden kaçıyor diye zannedip,“N’oluyor Sezer?” diye sordum. Seni tâkipeden mi var?” Yok ağabey ne tâkibi.” dedi.” Öyleyse bu hâlin ne?” dedim.” Hiç böyleyapmazdın.”“Hasan rahatsızlanıp Catharina hastanesinekaldırılmış.” “Rahatsızlandı mı, sen kimden duydun?”Komşularından birinin oğlu benim eski okuldanarkadaşımdir. Sen de tanırsın adı Rick,o arayıp bildirdi. Ben de sana haber vermekiçin geldim.”“Evet tanıyorum. O hâlde ne duruyoruz bizde hastaneye gidelim.”“Olur ağabey.”Annesi ile babasına geçmiş olsun diledik amakonuşmadık, zira benim onlara karşı kızgınlığımgeçmedi aksine daha da çoğsalmıştı. Sezerde tartışma olur diye korkusundan, banagözleriyle lütfen ağabey dercesine bakıpsandalyeye oturdu.Doktor yanımıza geldiğinde arkadaşımızındurumunu sorduk. Hasan yüksek dozda uyuşturucukullandığı için hayâti tehlikeyi atlatamadğını,bu yüzden yoğun bakımda olduğunu,ancak kurtulsa bile akli dengesi eskisi kadarsağlıklı olamayacağını söyledi. Biz duyduklarımızınkarşısında şok olurken, doktor yanımızdanayrıldı. Sonra Sezer gözlerinin yaşardığınıkimse görmesin diye sırtını döndü.Ben de ne yapacağımı bilemez hâlde yumruklarımısıkıp, uyuşturucu illetini insanlığınbaşına belâ edenlere lânet okuyordum.Hasan’ın annesi Hollandaca bilmediği içindoktorun ne dediğini sordu kocasına, ama obir türlü karısına cevap veremiyordu, sonrakendisine sarılıp ağlayarak anlattı. Karı kocanınbirbirine sarılı hâlde uzun süre ağlaşmaları,koridordaki diğer insanların dikkatiniçekiyor, hatta n’oldu diye soran oluyordu.Sonra, doktor sanki az önce sebebini anlatmamışgibi Hasan’in babası, “Neden böyleoldu?” deyince bu sefer Sezer’de ona kaşlarınıçatarak baktı.Ben ise avazım çıktığı kadar,“Niye ağlıyorsunuz?Bunun sebebi birazda ikinizsiniz! Sezer’leben arkadaşımız için endişelenirken, sizanne ile baba umursamadınız, hem de paraiçin gurur duydunuz; oğlunuzunda uyuşturucuyukullanabileceğini dùşùnmediniz.” diyehaykırmak istedim. Fakat Hasan’ın durumugözümün önüne gelince, “Şimdi sırası değil”diyerek yine kızgınlığımı içime attım.

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 194. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 194. Sayı