HaftanınÇok Okunanları
AYSUN DEMİREZ GÜNERİ 1
KEMAL BOZOK 2
Nergis Biray, Sema Eynel 3
HİDAYET ORUÇOV 4
İSMAİL BOZKURT 5
Ece Türköz Oğuz 6
SEYFETTİN ALTAYLI 7
Osman Çeviksoy: Sayın Yakup Ömeroğlu Avrasya Yazarlar Birliği Başkanı ve Birliğin süreli yayınlarından Kardeş Kalemler dergisinin sahibisiniz. 100. sayıya ulaşan Kardeş Kalemler’le ilgili bazı sorularımız olacak. Derginin kesintisiz her ay yayınlanarak 100. sayıya ulaştırılması bir edebiyat dergisi için, hele de uluslararası bir edebiyat dergisi için bizce küçümsenmeyecek, anlamlı bir başarıdır. Böyle bir dergi çıkarma fikri ilk ne zaman ve nasıl doğdu?
Yakup Ömeroğlu: Dergiler, fikir ve kültür hayatının en önemli taşıyıcılarından biridir. Yeni edebî akımlar, kitaplardan önce kendilerini dergilerde gösterirler. Hatta bu o kadardır ki, bazen o edebî veya fikrî akım dergilerinin adıyla anılırlar.
Türk Dünyası ile edebî ilişkilerimizde öncelikle bir dergi olmalı diye düşündük. Kitaplarla beraber ve belki kitaplardan önce bir edebî dergi yayınlanmalıydı. Yazarları, şairleri tanıtmalı, her ay bir sıcak selam gibi okuyucunun postasından çıkacak bir dergi. Günlük hayatın çilesi unutturur bazı şeyleri. Her ay inatla kapımızı çalıp, oradan getirdiği şiirlerle, hikâyelerle Türk Dünyasını unutturmayacak, sevdirecek bir dergi. Tüm Türk Dünyasında şair ve yazarları takip edecek, onların eserlerini sayfalarına taşıyacak, Tanrı Dağlarının eteğindeki bir şairin mısralarını sayfalarına taşıyıp Ege sahiline serpecek bir dergi. Yazarları birbirine tanıtacak, yazarlar ve yazdıklarını tanıtırken ülkeleri ve halkları yakınlaştıracak bir dergi olmalıydı. Bir dergimiz olmalıydı. Dergi yalnızca dergi değildir, yazarıyla, yayıncısı ve okuyucusuyla bir teşkilattır adeta.
Avrasya Yazarlar Birliği, 2006 yılında kurulurken, bir dergimiz olmalı diye kuruldu adeta. Başka işler de yapmalıydık ama mutlaka bir edebiyat dergisi çıkarmalıydık. Bu yüzden öncelikle bir dergi yayınlamak için gayrete başladık. Daha önce yayınlanabilirdi ama 2007 yılının birinci ayı ile birlikte ilk sayısı çıksın istedik.
Kardeş Kalemler, Ali Akbaş’ın yönetiminde yayınlanması, dergi için büyük bir şans oldu. Ali Akbaş, bir Türk Dünyası şairidir. Onun, Sibirya’dan Bosna’ya; Kazan’dan Kudüs’e Türk Dünyasının her köşesi için yazılmış şiirleri var. Böyle bir şair ne yaşayan şairlerimiz arasında ne de edebiyat tarihimizde mevcuttur. O yüzden Ali Akbaş’a Türk Dünyası Şairi diyorum ve Türk Dünyası Şairi Ali Akbaş, Türk Dünyası Edebiyat Dergisinin editörlüğünü üstlendi. Bu müthiş bir buluşmaydı.
Çeviksoy: Dergi çıkarmanın ve yaşatmanın zorluğunu yakından bilen birisiydiniz. Sizi bu zorlu işi göğüslemeye hangi sebepler razı etti?
Ömeroğlu: Dergi çıkarmanın ve yaşatmanın zorluklarını biliyorduk ama bir derginin kültürümüze irfanımıza katabileceklerini de biliyorduk. Kardeş Kalemler’e yüklediğimiz misyon ve eğer hayal ettiğimiz şeyi başarabilirsek onun vereceği bahtiyarlık yaşayabileceğimiz tüm zorlukları göze almamıza sebep oldu.
Bir aydının veya sanatçının insanlara karşı temel görevi, güzellikleri yaymak ve kötülükleri azaltmaya gayret etmektir. Biz de Kardeş Kalemler’le Türkiye’de ve Türk Dünyasında güzellikler yayılsın, bir bölgedeki güzellikten diğerlerinin de haberi olsun, bu dergi sanatın edebiyatın eserlerini yayan, dost elinden haberler veren bir mektup olsun istedik.
Öyle de olmuştur, inşallah.
Çeviksoy: Kardeş Kalemler, Türk Dünyasında nasıl karşılandı, nasıl tepkiler aldı? Ve 100 sayı dile kolay, yorulmadınız mı?
Ömeroğlu: Bir edebiyat dergisinin, Türk Dünyasının tanışmasına, yakınlaşmasına ve kaynaşmasına yapabilecekleri konusundaki düşüncelerimiz, hayallerimizin verdiği heyecan, bizi bir dergi çıkarmaya yönlendirdi. Kardeş Kalemler’in ilk sayısından itibaren, ona verdiğimiz önemde hiç de haksız olmadığımızı gördük. Türkiye içinden ve Türkiye dışından çok güzel tepkiler aldık. Bunlardan beni en çok etkileyenlerinden biri Kırım’dan Şakir Selim’in tepkisi oldu.
Kardeş Kalemler’in ilk sayısını, Türk Dünyasından önemli yazarlara gönderdik. Daha sonra da hep öyle devam etti. Bu yazarlar arasında Kırım Tatar Yazarlar Birliği Başkanı merhum Şakir Selim de vardı. Dergi eline geçince, Yazarlar Birliği’nin yönetim kurulunu, ileri gelenlerini hepsini bir araya toplayıp, Kardeş Kalemler’i elinde sallayarak “Bakın, adamlar yapıyorlar! Siz yatıyorsunuz! Bundan sonra vazifeniz birdi, iki oldu: Kardeş Kalemler’e kim hangi yazısını, şiirini gönderecek düşünmeye başlasın!” demiş. Kızı Leniyara Selim nakletmişti, çok duygulanmıştım.
Ankara’da bir dergi yayınlıyorsunuz, Kırım’dan, Bakü’den, Kazan’dan, Taşkent’ten Türk Dünyasının dört bir yanından, taa Sahaeli Yakutistan’dan ses geliyor. Nasıl yorulursunuz? Nasıl dayanmazsınız? Yine ilk sayımız Yakutistan’a ulaşınca adeta yer yerinden oynadı. Ali Akbaş’ın Oyinski Sagusu şiiri bu sayıda yayınlanmıştı. Kendilerini büyük kültür adamı için binlerce kilometre uzakta yazılan bu şiir okuyunca, ağlamışlar. Oyinski Sagusu Sahacaya çevrilerek önde gelen gazetelerde basılmış, televizyon ve radyolarda tekrar tekrar okunmuş. Oyinski’nin kızı Sargılana, bir televizyon programında kendisi de bu şiiri okuyup, gözyaşları içinde düşüncelerini söylemiş.
Daha ilk sayısında Kardeş Kalemler, böyle büyük bir ilgi ile karşılanınca zorluklar aklınıza gelmiyor.
Gerçekten ilk sayısından itibaren Kardeş Kalemler hem Türkiye’de hem Türk Dünyasında ümit ettiğimizin, beklediğimizin çok üstünde ilgi gördü. Yayınladığınız derginin edebiyat çevrelerindeki etkisini yaşarken görüyorsunuz. Bir yayıncı için bundan büyük bahtiyarlık olur mu?
Kardeş Kalemler’den bir hatıra daha: Azerbaycan Edebiyat Akademisi Başkanı Prof. İsa Habipbeyli ile Iğdır’da lise müdürü Oğuz Şimşek hocanın destansı fedakârlıklarını anlatmalıyım. İsa Hoca o günlerde Nahcivan Üniversitesi Rektörü ve aynı zamanda milletvekili olarak görev yapıyor. Kardeş Kalemler’in belki 80 sayısını belki daha fazla her ay biz Ankara’dan Oğuz Hocaya, Iğdır’a gönderiyoruz, o dergileri alıp Nahçıvan’a İsa beye götürüyor. İsa Bey de Nahçıvan için gerekli miktarı aldıktan sonra Bakü’ye gönderiyor ve Kardeş Kalemler her ay Bakü’de dağıtılıyor. 150 dergiyi her ay böyle gönderdik. Bazen altı ay bir sene arayıp teşekkür bile etmeden yalnızca dergi gönderdik ve onlar alıp dağıttılar. Bir kere teşekkür beklemediler, bir kere yorulduk demediler. Onlar yorulmadan bize yorulmak olur mu?
Çeviksoy: Derginin adını ve ne tür yazılar içermesi gerektiğini, bir anlamda derginin çizgisini belirlerken öncelikleriniz neler oldu? 100. sayıya kadar çizginizde herhangi bir farklılaşma oldu mu?
Ömeroğlu: Derginin adı, Türk Dünyasının yazar ve şairlerini buluşturacağı için bu geniş coğrafyanın bin yıllardan günümüze taşıdığı ortak değerlere vurgu yapmak için Kardeş Kalemler olarak seçildi. Ali Akbaş hocamla birlikte epey uğraştık doğrusu ama öyle zannediyorum, beğenilen bir isim oldu.
Ülkemizde, 70’li yılların aşırı siyasî yüklenmelerinin bıraktığı olumsuz izler, kültür dünyamızın, sosyal hayatımızın her yerinde hâlâ yaşıyor. Bunlardan biri de ne yaparsanız yapın arada bir siyasete göz kırpmak hatta başka bir şey yapıyor görünürken siyaset yapmaya çalışmak. Biz öyle yapmamak üzere karar aldık. Kardeş Kalemler, Türk Dünyası edebiyatlarını Türkiye’ye taşıyacak, edebiyat siyasetten ne kadar ayrı ise o kadar uzak duracak, en azından gündelik politikadan uzak durarak edebiyatla meşgul olacaktı.
Öyle de yaptık.
Türk Dünyasının geleceği için güzel bir şeyler yapıldığını gördüğümüzde alkışlamaktan da geri kalmadık. Sayın Nursultan Nazarbayev’in tarihî Antalya konuşmasını tam metin olarak yayınladık. 3 Ekim Nahçivan Anlaşmasını kapağına taşıyan belki tek yayın organıydık. Sayın Abdullah Gül, kendi sağlığını riske atarak Kırgızistan zirvesine katıldığında ayakta alkışladık ve özel teşekkür yayınladık. Sayın İlham Aliyev, Azerbaycan edebiyatının önemli eserlerini Latin alfabesiyle bastırma kararını verdiğinde bu durumu her uygun ortamda gündem yaptık ve teşekkür ettik.
Kardeş Kalemler ne çizgisini ne de tarzını hiç değiştirmeden yürüdü ve öyle zannediyorum çok kısa zamanda da kendi alanının klasiği hâline geldi.
Çeviksoy: İlk sayının hazırlıklarına başladığınızda sizi en çok düşündüren konular, daha açıkçası endişe ve korkularınız var mıydı, varsa nelerdi ve nasıl üstesinden geldiniz?
Ömeroğlu: En mühim endişemiz mali konulardı çünkü Kardeş Kalemler yayınlanmaya başladığında hiç paramız yoktu. Bize güvenen çok değerli dostlarımız vardı, onlardan bazılarını burada yad etmeliyim. Dergiyi hazırlayıp matbaaya gönderiyoruz, basılıp geliyor. Dört beş ay böyle gitti ve biz matbaaya hiç ödeme yapmadığımız gibi nasıl ödeyeceğimize dair bir şey de konuşmadık. Uzun süre dergiyi Sistem Ofsette bastırdık. Bir gün matbaanın Strazburg caddesindeki bürosuna uğradım. Matbaa adına Muzaffer Tuncer Hoca Kardeş Kalemler’le ilgileniyordu. “Bizim borcumuz ne kadar oldu?” diye sordum. Defteri açıp baktı, epeyce yükselmişti. Sağ olsunlar, bir gün olsun arayıp borcumuzu hatırlatmadılar, biz de borçlu kalmadık şükür.
Birikmiş borcumuzu Kültür Bakanlığının yatırdığı abone ücreti ile ödemiştim. Bu da bizim için bulunmaz bir destekti. O dönem Kültür Müsteşarımız olan Sayın Prof.Dr. Mustafa İsen Hoca, Kardeş Kalemler’i Kütüphaneler için alınan dergiler arasına dahil etmişlerdi. Aslında Bakanlık, prensip olarak, dergiler birinci ciltlerini tamamladıktan sonra abone olur. Halen de bu uygulama sürüyor çünkü ülkemizde pek çok dergi bir sayı, iki sayı sonra çıkmaz olur. Kardeş Kalemler’e ise Sayın İsen’in talimatlarıyla ilk sayısından sonra Kültür Bakanlığımız abone oldu. Bu bizim için maddî-manevî çok önemli bir destekti. Bakanlık abone ücretini yatırınca hemen gidip matbaa borcumuzu kapatmıştık.
Dergi uzun zaman Sistem Ofsette basıldı ve biz oradan Değerli dostum, Ali Rıza Koç’un isteği ile ayrıldık. Çünkü önemli bir süre Kardeş Kalemler’in matbaa masraflarını Ali Rıza Koç karşıladı. O kendi çalıştığı matbaada bastırmak istediği için biz de Muzaffer Hoca’nın da rızasını alarak Ali Rıza Beyin matbaasına verdik.
O ilk yıllarda Prof. Dr. Baki Erdoğan’ın ve Ömer Kayır’ın desteklerini de ifade etmeliyim. O gün de bugünde her zaman yanımızda oldular.
Tabii derginin finansı kadar, muhtevasının da arzu ettiğimiz gibi seviyeli ve bir o kadar da Türk Dünyasının her bahçesinden derilmiş bir çiçekle oluşturulmuş buket gibi renkli ve çeşitli olması çok önemliydi.
Kardeş Kalemler, daha ilk sayısında bu manada yüksek bir seviye yakaladı ve ondan sonraki 99 sayı ilk sayıda çıtayı koyduğumuz seviyenin gerisine düşmemek gayreti ile çıktı.
Kardeş Kalemler, yayınlanmaya başlanmasının ardından Türkiye’de ve Türk Dünyasında kabul gören, beğenilen, yazarlar ve şairler için eserlerinin yer almasının arzu edildiği bir dergi haline geldi.
Yazarlarımıza, çevirmenlerimize, yazı kurulu üyelerimize, tasarımdan postalamaya varıncaya kadar tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bu bir ekip çalışmasıydı ve 100 sayı bir ekibin çalışması için hiç az bir zaman değil. Ekip içindeki ufak tefek sıkıntıları bir kenara bırakırsak uyumlu çalışan bir grup olmayı başardık diyebilirim. Örneğin 100 sayının istisnasız tamamının mizanpajı, İbrahim Sağlam arkadaşımız tarafından yapıldı. Başlangıçta profesyonelce bir iş olarak gördüğü dergiyi, eminim artık o da bırakmak istemez. Kardeş Kalemler, tüm ekip için çok önemli.
Çeviksoy: Kardeş Kalemler için baştan koyduğunuz hedeflerin 100. sayıda neresindesiniz, diye sorsak ne dersiniz?
Ömeroğlu: Bu 100 sayıda; Kardeş Kalemler, Türk Dünyasının ilk ortak edebiyat dergisi oldu. Türk Dünyasında Kardeş Kalemler’in karşılığı olan bir dergi, bir yayın bulmak mümkün değildir. Türk Dünyasının yazar ve şairlerinin sayfalarında buluşturma misyonunu üstlendi ve bu durum diğer ülkelerde de benzer girişimlerin başlamasına sebep oldu. Daha önceki yıllarda edebiyat araştırmaları yayınlayan bazı yayınlar olsa da edebî ürünler yayınlayan ilk dergi Kardeş Kalemler oldu.
Bu 100 sayıda; Kardeş Kalemler, Gaspıralı’nın Tercüman Gazetesinden 100 yıl sonra, her sayısı Türk ülkelerinin dört bir köşesinde beklenen ve bir kardeş mektubu gibi okunan ilk yayın oldu. Kardeş Kalemler’in, yayına başladığı günden itibaren pek çok sayısı Türk Cumhuriyetlerinde yayınlanan gazete ve televizyonlarda haber oldu. Bu da bize dergimize yalnızca edebiyat çevrelerinde değil genel kamuoyundan da ilginin olduğunu düşündürmektedir.
Bu 100 sayıda; Kardeş Kalemler, Türk Dünyasının edebiyatlarını Türkiye’de tanıtan ve sevdiren dergi oldu. Bir yayının nerelerde okunduğunu ve kimlerin ruhunda nasıl etkiler bıraktığını tahmin etmek mümkün değildir. Kardeş Kalemler, Türk Dünyasından bine yakın yazar ve şairin eserini yayınladı. Bunlardan pek çoğunun eseri, ilk kez Kardeş Kalemler aracılığı ile Türk okuyucusuna ulaştı. Türk Dünyasından yazarların Türkiye’de tanıtılmasına en ilgi geçici örnekler de yaşandı. İran’da Türkmen Sahra bölgesinde yaşayan Türkmenler, yazar ve şairleri az olan bir topluluktur. Onlardan biri de dergimiz yazarlarından Oğulmaya Saparova hanımdır. Oğulmaya Hanım Bolu’da Kardeş Kalemler Dergisinin bir okuyucusu ile karşılaşır. Kendisinin Türkmen Sahradan olduğunu söyleyince, Bolulu okuyucumuz, kendisinin Türkmen Sahra’dan Oğulmaya Saparova isimli yazarın hikâyelerini severek okuduğunu söyler. Oğulmaya, o yazarın kendisi olduğunu söyleyince gözyaşları içinde sarılıp hikâyelerin kahramanlarının hallerini konuşmaya başlarlar. Türk Dünyasından yazarların Türkiye’de tanıtılması ile ilgili yaşanılan en güzel örnekti.
Bu 100 sayıda; Kardeş Kalemler, Türk Dünyası edebiyatlarından çevirileri kendisi yayınladığı gibi pek çok dergiye de bu anlamda örnek oldu. Kardeş Kalemler, kendisinden önce Türk Dünyası edebiyatlarından eser yayınlayan dergi sayısı yok denecek kadar azken, bugün Türkiye’de 15 civarında dergi, Türk ülkelerinde ise hemen her ülkede önemli birkaç derginin, Türk halklarının şair ve yazarlarının eserlerini yayınlamasına vesile oldu. Yaptığımız faaliyetlerin en memnun olduğumuz husus da budur ve ben bu durumu Kardeş Kalemler dergisinin ve Avrasya Yazarlar Birliği faaliyetlerinin Türk Dünyasında edebiyat ortamını etkilemesinin somut göstergesi olarak kabul ediyorum. Türkiye’de Türk Edebiyatı, Hece, Kümbet Altında, Bizim Eyvan, Külliye, Çıngı, Arasta, Erciyes, Güney Postası, Temrin, Yağmur gibi irili ufaklı pek çok edebiyat dergisi son yıllarda Türk Dünyası edebiyatlarından eserler yayınlamakta, özel sayılar çıkarmaktadır. Türk Devlet ve Topluluklarında da edebiyat dergileri gerek Türkiye’den gerekse başka Türk ülkelerinden edebî eserler yayınlamaya dikkat göstermektedirler. Hiç kuşkunuz olmasın bu dikkatin önemli bir kısmı Kardeş Kalemler’in ve onun öncülük ettiği Türk Dünyası Edebiyat Dergileri Kongresinindir. Önceki yıllarda Türk Dünyasından yazar ve şairlere sayfalarında hiç yer vermezlerken bugün pek çok derginin her sayısında Türk Dünyası edebiyatlarına ayrılmış özel bölümler var. Bazı dergileri Türk edebiyatı, Türk Dünyası edebiyatları ile ilgili özel sayılar yayınladılar. Bu süreçte Tatar edebiyatının lokomotifi olan Kazan Utları Dergisi’nin tavrı çok anlamlıydı. Kazan Utları dergisi 1100 sayıyı aşmış bir dergi. 1922 yılından beri sürekli yayınlanan köklü bir edebiyat dergisi. Kazan Utları gibi bir dergi, inanılması güç bir işe imza attı. Hemen her dergi, Türk Dünyası edebiyatlarından yaptıkları çevirileri dergilerin son kısımlarında yayınlarken Kazan Utları, bu yazıları derginin ilk bölümünde yayınlamaya başladı. Kazan Utlarının editörü, İfat İbrahim’e teşekkür ediyorum.
Kardeş Kalemler; Kazak yazarı Tataristan’a, Azerbaycanlı şairi Özbekistan’a tanıtan, sevdiren elçi oldu.
Kardeş Kalemler, hazırladığı özel sayılarla edebiyat dünyasında yeni gündem başlıkları açtı.
Kardeş Kalemler, Türk Dünyasının bazı bölgelerinde ürettikleri edebî eserleri kendi ülkelerinde yayınlama imkânı bulamayan yazarların ve şairlerin dünyaya açılan penceresi oldu.
Kardeş Kalemler, 100 sayıda Türkçemize, yaklaşık on bin sayfalık bir edebiyat külliyatı kazandırdı.
Çeviksoy: Geçtiğimiz yıl Türk Dünyası Edebiyat Dergileri Kongresinin yedincisi yapıldı. Bir anlamda Kardeş Kalemler’in ev sahipliğiyle başlayan ve gelenekselleşme yoluna giren bu kongrelerde neler konuşuluyor, ne tür kararlar alınıyor?
Ömeroğlu: Türk Dünyası Edebiyat Dergileri Kongresi, kendi alanında bir ilk. Türk edebiyat tarihinde böyle bir faaliyet olmadığı gibi mesela Avrupa Birliği içinde de yok. Burada edebiyat dergilerinin yöneticileri bir araya geliyorlar. Türk Dünyasında edebiyatların karşılıklı etkileşimi için çok güzel bir ortam.
Çeviksoy: Türk Dünyasında yayımlanan edebiyat dergilerinden otuz, kırk hatta seksen yıllık olanlar var, birkaç yıllık olanlar da var. Kongrelerde dergiler arası etkileşim gerçekleşiyor mu? Türk dünyası dergileri arasında Kardeş Kalemler’in yeri ve önemi nedir?
Ömeroğlu: Geçtiğimiz yıl yedincisi toplanan kongreye 80 civarında dergi katılmış. Bunlardan 46 tanesi daimî üyeler, diğerleri ise gözlemci olarak davet edilen dergiler. Yeni dergiler genellikle gözlemci olarak katıldılar. Bu dergilerin genel yayın yönetmenleri arasında artık ciddi dostluklar var. Bu dostluklar edebiyatlar arasında ilişkilere de elbette yansıyor ve Kongre Türk Dünyası edebiyatlarının önemli bir zirvesidir. Kardeş Kalemler bu kongrenin lokomotif dergisidir.
Çeviksoy: Türk Dünyası Edebiyat Dergileri Kongresi 2011 yılında bir ilke imza atıp Türk Dünyasında Yılın Edebiyat Adamı’nı seçti. Ondan sonra da her yıl toplanan kongrelerde bu uygulamaya devam edildi. Sırasıyla 2011’de Ali Akbaş, 2012’de Anar Rızayev, 2013’de Tölen Abdik, 2014’te İsmail Bozkurt, 2015’te Omor Sultanov Türk Dünyasında Yılın Edebiyat adamları seçildiler. Bu uygulamanın edebiyat dergileriyle ilgisi hakkında neler söylersiniz?
Ömeroğlu: Türk Dünyası Edebiyat Dergileri Kongresi’nin en önemli faaliyetlerinden birisi hiç şüphesiz Türk Dünyasında Yılın Edebiyat Adamı çalışmalarıdır. Kongre her yıl bir edebiyatçımızı seçiyor ve yıl içerisinde onun eserleri kongre üyesi dergilerde yayınlanıyor. Dolayısı ile yılın edebiyat adamı ilan ettiğimiz isim bir yıl içerisinde Türk Dünyasında tanınan ortak yazar veya şairlerimizden biri oluyor. Biz bunu çok önemsiyoruz.
Çeviksoy: Kardeş Kalemler’in geleceği hakkındaki düşünceleriniz, planlarınız, beklentileriniz nelerdir?
Ömeroğlu: Kardeş Kalemler pek çok ilki başardı. Bu süre içerisinde arzu edip de henüz yapamadıklarımız da var. Mesela, Kardeş Kalemler Türk Dünyasında çok merkezli olarak basılan ilk dergi olsun istiyoruz. Bunun için finans dışında bir problemimiz de yok. Ankara’da Türkçe yayınlanan dergi, Astana’da Kazakça, Kazan’da Tatarca vb. yayınlansın arzusundayız.
Dilerim yakın zamanda bunu da başarmış oluruz.