HaftanınÇok Okunanları
Serdar Dağıstan 1
HİDAYET ORUÇOV 2
MİNEHANIM NURİYEVA (Tekeli) 3
MARUFJON YOLDAŞEV 4
FEYZA TUĞÇE FIRAT 5
Kardeş Kalemler 6
Coşkun Haliloğlu 7
Avrasya Yazarlar Birliği, 2006 yılında Ankara’da kurulmakla yalnızca yeni bir sivil toplum ve kültür kurumu olarak ortaya çıkmamış; aynı zamanda Türk dünyasının farklı coğrafyaları arasında müşterek bir edebî ve kültürel zemin kurma iradesinin somut bir göstergesi olmuştur. Birliğin kuruluş felsefesi, edebiyatı yalnızca estetik üretim alanı olarak değil; kültürel belleği koruyan, dili canlı tutan ve Türk toplulukları arasında bağ kuran temel bir vasıta olarak değerlendiren bütüncül bir yaklaşıma dayanmaktadır. Bu çerçevede Avrasya Yazarlar Birliği, farklı Türk lehçelerinde üreten yazarları ortak bir kültür ufku içerisinde buluşturarak Türk dünyasının ortak edebî birikiminin görünürlük kazanmasına önemli katkılar sağlamıştır.
Birlik, kuruluşundan itibaren yayımladığı dergiler, gerçekleştirdiği yarışmalar, düzenlediği kongreler ve yazarlık atölyeleri aracılığıyla Türk dünyası içindeki kültürel dolaşımı canlandıran kurumsal bir işlev üstlenmiştir. Kardeş Kalemler ve Bengü Yayınları, bu kurumsal çabanın en belirgin ürünleri arasında yer almaktadır. Böylece farklı coğrafyalarda ve farklı Türk lehçelerinde kaleme alınan metinler, münferit ürünler olmanın ötesine geçerek ortak bir edebî hafızanın unsurları hâline gelmiştir.
Bu kurumsal ve kültürel girişimin merkezinde yer alan isim Yakup Ömeroğlu’dur. Ömeroğlu, bir kurucu olmanın ötesinde, Türk dünyasının farklı bölgelerinde faaliyet gösteren edebî çevreleri ortak bir ideal etrafında buluşturan bir kültür organizatörü ve yayıncı olarak öne çıkmıştır. Yayıncılıktan kültür programlarına, yarışmalardan uluslararası edebî ilişkilere uzanan çok yönlü faaliyetleriyle Türk dünyasının müşterek kültürel sesinin güçlenmesine önemli katkılar sunmuştur. Bu bakımdan onun adı, bir kurumun kuruluşuyla sınırlı biçimde değil; kültürü sınırları aşan bir perspektifle ele alan, süreklilik taşıyan ve kapsayıcı bir kültür anlayışıyla birlikte anılmayı hak etmektedir. Nitekim bugün Avrasya Yazarlar Birliği, kurumsal bir başarı örneği olmanın ötesinde, Türkçenin farklı kollarını ve edebî tecrübelerini ortak bir zeminde buluşturmayı amaçlayan uzun soluklu bir kültür girişimi olarak değerlendirilmelidir.
* * *
Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun, Atatürk Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesinde sürdürdüğü verimli akademik çalışmaların ardından 1983 yılında Gazi Üniversitesine geçtiğinde, Türkoloji sahasında uzun yıllar etkisi hissedilecek bir bilim çevresinin ve araştırma geleneğinin oluşmasına öncülük etmiştir. Onun teşvik ve yönlendirmeleriyle Gazi Eğitim Fakültesi bünyesinde Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü, Fen-Edebiyat Fakültesi bünyesinde ise Türk Dili ve Edebiyatı ile Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları bölümleri kurulmuştur. Bu bölümlerde yetişen öğrenciler, araştırmacılar ve akademisyenler zamanla Türkiye’nin farklı üniversitelerine yayılmış; böylece Ercilasun’un ilmî etkisi, görev yaptığı kurumların sınırlarını aşan geniş bir akademik alanda sürmüştür. Bugün Türk dili ve Türk lehçeleri sahasında çalışan pek çok akademisyenin ilmî formasyonunda onun doğrudan yahut dolaylı izlerine rastlamak mümkündür.
Bilgiyi paylaşmayı, öğrenmeyi ve öğretmeyi akademik hayatın temel ögeleri arasında değerlendiren Ercilasun, 2000’li yılların başlarından itibaren öğrencileri ve yakın çalışma çevresiyle haftalık bilim toplantıları gerçekleştirmeye başlamıştır. İlk aşamada Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Kütüphanesinde düzenlenen bu toplantılar, katılımcı sayısının artması üzerine dekanlık toplantı salonuna taşınmıştır. Gazi Üniversitesi’ndeki kurumsal yeniden yapılanmanın ardından Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi döneminde de aynı gelenek, Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü salonunda sürdürülmüştür. Zaman içerisinde bu toplantılar, yalnızca müdavimleri arasında değil, daha geniş Türkoloji çevrelerinde de Perşembe Seminerleri adıyla bilinir duruma gelmiştir.
Eğitim-öğretim dönemleri boyunca her hafta perşembe günü 14.00–17.00 saatleri arasında gerçekleştirilen bu seminerler, zamanla sıradan bir akademik toplantının ötesine geçerek Türkoloji alanının süreklilik arz eden önemli ilmî buluşmalarından biri olmuştur. Seminerlerin işleyişinde bir hafta belirli bir konu çerçevesinde hazırlanan sunumlar ve bunlara bağlı tartışmalar, sonraki hafta ise Ercilasun’un serbest konuşmaları yer almıştır. Konulu toplantılarda, araştırmacılardan biri kendi uzmanlık alanına ilişkin bir meseleyi ele almakta; sunumun ardından konu çok yönlü tartışmalara açılmaktaydı. Serbest seminerlerde ise Ercilasun, üzerinde çalıştığı meseleleri paylaşmakta, bazen yeni yayımlanan eserleri değerlendirmekte, bazen de tek bir kelime veya kavram etrafında dil, tarih ve kültür ilişkilerini geniş bir perspektifle tartışmaya açmaktaydı. Bu yönüyle söz konusu toplantılar, yalnızca bilgi aktarımının değil; ilmî muhakemenin, tartışma kültürünün ve akademik terbiyenin de inşa edildiği bir zemin niteliği taşımıştır.
Perşembe Seminerlerini farklı ve kıymetli kılan yön, ele alınan konuların çeşitliliğinden ziyade, bu toplantılarda zamanla oluşan ilmî ciddiyet, entelektüel nezaket ve müşterek öğrenme ahlâkıdır. Katılımcı sayısı zaman zaman değişse de seminerlerin asıl karakterini belirleyen öge, sürekliliği ve yaşattığı ilmî ruhtur. Ercilasun’un Ankara’da bulunduğu yıllar boyunca bu toplantıların düzenli biçimde sürdürülmesi, onların ders dışı bir faaliyet olmanın çok ötesine geçtiğini açıkça göstermektedir. Bu bakımdan Perşembe Seminerleri, ilmî disiplinin, araştırma isteğinin ve bilime adanmış bir ömrün tabii bir görünümü olarak değerlendirilebilir. Merhum Tuncer Gülensoy’un hatıra ve deneyimleriyle zenginleşen katkıları, Leyla Karahan’ın derinlikli değerlendirmeleri, ayrıca Ercilasun’un artık akademisyen olmuş öğrencilerinin ve farklı akademik çevrelerden katılan isimlerin tartışmalara taşıdığı birikim, bu seminer halkasını daha da değerli hâle getirmiştir. Perşembe Seminerlerinin, özellikle genç akademisyenlere bir başka önemli katkısı da, gündelik akademik hayatta görme ve tanıma imkânı bulmanın güç olduğu bu değerli isimlerin fikirlerinden doğrudan istifade edebilme fırsatı sunmasıdır.
* * *
Perşembe Seminerlerinin zamanla yalnızca sözlü görüş ve tartışmalarla sınırlı kalmaması, bu toplantılarda ele alınan meselelerin yazılı ve kalıcı bir zemine taşınması gerekliliğini de gündeme getirmiş; bu düşünce de, seminerlerde değinilen konuların makalelere dönüştürülmesini sağlayacak bir akademik dergi ihtiyacını doğurmuştur. İlk aşamada seminer katılımcıları, kendi imkânları ölçüsünde her ay belirli miktarda maddi katkı sağlayarak bir yayın zemini oluşturmayı düşünmüş; bu amaçla ortak bir banka hesabı açılarak birikim yapılmaya başlanmıştır. Böylece derginin kuruluş süreci fiilen başlamıştır. Dergi için çeşitli adlar düşünülmüş; ancak daha önce yayımlanmış süreli yayınlarla çağrışım kurabilecek isimlerden kaçınılmıştır. Nihayet, derginin yalnızca dil sahasındaki araştırma yazılarına yer vermesi gerektiği düşüncesi doğrultusunda Dil Araştırmaları adı benimsenmiştir. Bu aşamada dönemin Avrasya Yazarlar Birliği Başkanı merhum Yakup Ömeroğlu’nun, Perşembe toplantılarından birine katılarak derginin yayımlanmasını Birliğin imkânlarıyla üstlenebileceklerini ifade etmesi üzerine, Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun’un editörlüğünde Dil Araştırmaları dergisinin ilk sayısı 2007 yılının baharında yayımlanmıştır.
Mayıs (Bahar) ve Kasım (Güz) aylarında yılda iki sayı olarak yayımlanan Dil Araştırmaları, 2007 yılından bu yana çıkardığı 37 sayıda, 430 farklı kalemin imzasını taşıyan 737 yazıyla kendi alanında dikkat çekici bir ilmî birikim ve güçlü bir akademik bellek oluşturmuştur. Bu birikimin ana gövdesini 434 araştırma makalesi oluşturmaktadır. Bunları 216 yayın değerlendirmesi ile 63 çeviri makale takip etmektedir. Bu dağılım, derginin yalnızca yeni bilgi üreten bir akademik mecra olmadığını; aynı zamanda üretilen bilgiyi değerlendiren, farklı ilmî gelenekler arasında bağ kuran ve akademik düşüncenin dolaşımını mümkün kılan bir yayın organı olduğunu göstermektedir. Sayıca daha sınırlı olan nekroloji ve haber yazıları da bu bütünün ikincil ögeleri değil; tersine ilmî hayatın sürekliliğini, kurumsal belleğini ve insani yönünü tamamlayan önemli metinler olarak değerlendirilmelidir. Bu itibarla Dil Araştırmaları, Avrasya Yazarlar Birliğinin kültür ve edebiyat alanında üstlendiği kurucu misyonun akademik alandaki en kalıcı görünümlerinden biri sayılabilir. Yakup Ömeroğlu’nun desteğiyle şekillenen bu yayın çizgisi, yalnızca bir derginin devamlılığını değil; Türk dünyasının ortak ilmî belleğini besleyen uzun soluklu bir bilim hizmetini de ifade etmektedir.
Dil Araştırmaları’nda yayımlanan yazılar ile dergide imzası bulunan araştırmacıların çeşitliliği, bu ilmî etkinin açık göstergelerinden biridir. Alfabe sırasıyla Asiye Mevhibe Coşar, Abdulkadir Öztürk, Ahmet Bican Ercilasun, Ahmet Buran, Ali Akar, Ayşe İlker, Ayşe Melek Özyetgin, Bilgehan Atsız Gökdağ, Caner Kerimoğlu, Cengiz Alyılmaz, Çetin Pekacar, Dilek Ergönenç, Dursun Yıldırım, E.V. Krainiuchenko, Ekrem Arıkoğlu, Emine Atmaca, Engin Çetin, Erhan Aydın, Éva Csáki, F. Y. Veysälli, Ferruh Ağca, Feyruze H. Garipova, Feyzi Ersoy, Figen Güner Dilek, Galip Güner, Gulshen Sakhatova, Gulvira Darmenova, Gürer Gülsevin, Habibe Yazıcı Ersoy, Hacer Tokyürek, Hakan Akca, Hakan Aydemir, Hatice Şirin, Hülya Arslan Erol, Hülya Kasapoğlu Çengel, Hüseyin Yıldız, Işılay Işıktaş Sava, İbrahim Taş, İsa Sarı, Kamil Stachowski, Kenan Azılı, Kentaro Suganuma, Leyla Karahan, M. Fatih Kirişçioğlu, Marek Stachowski, Marta Andrič, Mehman Musaoğlu, Mehmet Vefa Nalbant, Mihail Tarelka, Mustafa Argunşah, Mustafa Öner, Nándor Erik Kovács, Nebahat Sülçevsi, Nurdin Useev, Nurettin Demir, Oksana Sorokina, Orçun Ünal, Osman Fikri Sertkaya, Özen Yaylagül Üstünel, Özer Şenödeyici, Raghed Mohammad, Reshide Adzhumerova, Robert Dankoff, Sadettin Özçelik, Selahittin Tolkun, Serkan Şen, Soheila Ahmadi, Sultan Tulu, Süer Eker, Tamar Karosanidze-Kırsaç, Tasnim Trabelsi Köseli, Tuncer Gülensoy, Turanə Zeynalova, Uwe Bläsing, V. İ. Rassadin, Vahit Türk, Viktor G. Guzev, Vladimir Tishin, Vügar Sultanzade, Yakup Karasoy, Yavuz Kartallıoğlu, Yuu Kuribayashi, Zeki Kaymaz ve Zeynep Korkmaz gibi alanın önde gelen yerli ve yabancı isimlerinin yanı sıra, farklı kuşaklardan ve farklı coğrafyalardan çok sayıda araştırmacının bu dergide yer almış olması, derginin yalnızca belirli bir akademik çevrenin yayın organı olmadığını; Türk dili araştırmalarının ulusal ve uluslararası ölçekte buluştuğu müşterek bir ilmî zemin hâline geldiğini göstermektedir. Bu bakımdan Dil Araştırmaları, hem kurucu bir akademik gelenek oluşturmuş hem de farklı araştırma çizgilerini aynı yayın disiplini içinde bir araya getiren saygın bir mecra niteliği kazanmıştır.
Bu çerçevede Dil Araştırmaları, Perşembe Seminerleri’nde şekillenen ilmî birikimin en kalıcı ve en önemli yansımalarından biri olarak değerlendirilebilir. Yalnızca Türk dili alanında yayımlanan akademik çalışmaların bir araya geldiği süreli bir yayın olmanın ötesinde, farklı kuşaklardan ve farklı coğrafyalardan araştırmacıları ortak bir ilmî ciddiyet ve araştırma disiplini etrafında buluşturan saygın bir yayın organı olarak Dil Araştırmaları, bir yandan Ahmet Bican Ercilasun’un ilmî rehberliğini ve akademik titizliğini, öte yandan merhum Yakup Ömeroğlu’nun yayın hayatına sunduğu kurumsal desteği görünür kılan önemli bir ortam oluşturmaktadır. Netice itibarıyla derginin ortaya koyduğu birikim, yalnızca yayımlanmış yazıların toplamı olarak değil, Türk dili araştırmalarının kurumsallaşmasına, süreklilik kazanmasına ve ortak bir ilmî bellek içinde gelişmesine hizmet eden kalıcı bir akademik değer olarak görülmelidir.
Kaynakça
Avrasya Yazarlar Birliği (2026). “Dr. Yakup Ömeroğlu (1966-2024)”.
https://www.ayb.org.tr/ozgecmis/dr-yakup-omeroglu-br-1966-2024-63d2d3cf75a9b (Erişim Tarihi 10.03.2026).
Arıkoğlu, Ekrem (2024). “Bir Ercilasun Okulu: Perşembe Seminerleri”. Ses Bayrağımız Türkçenin Sancaktarı Ahmet Bican Ercilasun Kitabı. (Edt.: Hakan Paksoy). Ankara: Buğra Yayınevi, 74-80.