Ayaz İshaki İle Yan Yana


 01 Temmuz 2023



Asırlar boyunca ezilen halkın için kalbin parçalandığında akla hemen Tukay gelir. Tatar’ın ulusal bağımsızlığı hatta öz vatanında, kendi eliyle kurduğu ülkesinde birçok yönden haklarının ellerinden alınmasının yasını tutarken ilerleme yoluna adım attıktan sonra gerilemeler hakkında düşünürken karşına İshaki’nin hayali dikilir ve endişeli-dertli hislerin iliklerine kadar işler. Sen, sanki bu iki şahsın ateş saçan kurşun alaşımına dönüşürsün.

Yıllardır halktan adı bile saklı tutulan İshaki, Perestroyka Dönemi başladıktan sonra muzaffer bir şekilde öz vatanına geri dönmüş gibi oldu. Bu; yazarın yazdıklarının, keskin kaleminin büyük zaferiydi. Tatar’ın milli reformu İshaki’nin mirasının dönüşü ile birlikte daha da güçlendi. Doksanlı yıllarda millettaşları onu kendilerinin ulusal liderleri olarak kabul etmiş, onun önemli fikirlerini özgürlük mücadelesinin sloganına dönüştürmüşlerdi. Bu mücadelenin güçlü bir döneminde, 2001 yılında, “Yevşirme’nin Gizemli Çeşmesi”1nde Lena Şagıyrcan2 Tatar’ın kalbinde İshaki ruhu sönerse onun3 yok olacağını hatırlatır; “Ayaz İshaki Yolundan”4da:

Kaybetmeyelim biz şu ışığımızı

Yere sağlam basalım ayağımızı,

diye yazar.

Şayet biz son iki yüzyıl içinde halk gazeteciliğinin; tarih, dil ve edebiyat biliminin ve son olarak güzel söz söyleme sanatının ustalarını incelersek onlar temelde -çoğunlukla İshakiciler- sosyal ve siyasi hareketin ön saflarında, halkın yararı için yapılan şu ya da bu çalışmaların başında duranlardır: Mülikov, İ. Tahirov, Z. Zeynullin, A. Helim, R. Yegferiv, E. Mehmudi, V. Hakov vs. Bu daha da uzun olabilecek listedeki şahısların çoğu artık aramızda değil ama şimdi de aktif çalışan F. Beyramova, V. İmamov gibi cesur yazarlarımız, siyasi şartların sert değişimine rağmen ilerledikleri yoldan sapmadan hala Tatar halkı için yazarlar; yaşarlar, halkı bilinçlendirmek için faaliyetlerde bulunurlar.

Yeni dönem Tatar edebiyatının gelişiminde İshaki mirasının olumlu tesiri, şüphesiz etkili olur. Nesirde o, en başta özgürlük mücadelesi temasının canlanmasıyla tekrar gündeme gelir. Yazarlar geçmişten tarihi kahramanları arar; Batırşah, Seyit Batur hakkında tarihi eserler yazılır; farklı kahramanlar da edebiyatta yerini alır. İshaki yazarlarımızı Sovyet dönemindeki sosyal ve siyasi vakalara, hâlete de farklı bakış açısıyla bakmayı öğretir; nesirde, sahne eserlerinde uydurma konseptler ya da hayatın birçok yönünü görmezden gelerek yazma durumları azalır çünkü bu yönden onun mirası bir örnek olur. Bilim adamlarının yanı sıra yazarlar da tarihteki “ak izler”5i aydınlatmaya, bu konuyu okura iletmeye çalışır. Milli düşünce, halkın özgürlüğü, onu yaşatma fikri; edebiyatın ana fikrini oluşturur ve onun birçok yönü de bu fikre dayandırılır.

İshaki’hin birilerinin kalemine herhangi bir etkisi Sovyet Dönemi’nde bile olmuştur çünkü aramızda onun sanatını yakından bilen, fikirlerini kalbinde yaşatan büyüklerimiz de var. Bir zamanlar Tataristan Yazarlar Birliğindeki küçük bir toplantıda bu konuda kendi nesli hakkında muhterem yazarımız Emirhan Ağa6 Yeniki’ni anlattıklarını hatırlıyorum. Örneğin, Rabit Batulla da “Mekânları Cennet Olsun!”7(2007) adlı kitabında şöyle der: “Elime ilk kalemi aldığım 1963 yılından beri Ayaz İshaki’nin ruhu ile8 hep karşılaşırdım”.

İbrahimov’un adının “en büyük klasik yazar seviyesinde” diye konuşulduğunda Salih Battal da şöyle demişti: Tatar edebiyatının en büyük yazarı Alimcan İbrahimov değil Ayaz İshaki’dir!

Edebiyatta iletişim birçok farklı düzeyde gerçekleşir. Her şeyden önce, nesir için en önemli şey tematik etkidir. Tematik hareketliliğe diğer hareket unsurları eşlik eder. Bunlar arasında edebi imgeler, türlerin aktarılabilirliği, metin yapısı, konuşma özellikleri, terminolojideki ortaklık veya benzerlik (T. Minnullin: “Mulla Babay”9) vb. yer alır. A. İshaki’nin hangi eserini ele alırsak alalım, başkalarının “mirashanesinde”10 yan yana koyarak incelenecek çalışmalar ve metinlerarası diyalog şeklinde örnekler bulabiliriz (R. Rahman “Sünnetçi Ebe” [“Sünnetçi Dede”]). R. Zeydulla’nın “İki Uç” eserinde A. İshaki’den hiçbir alıntı yoktur ama “İki Yüz Yıldan Sonra İnkıraz” epigrafı şiiri, yazarın “…İnkıraz”ının yankısına dönüştürüyor.

İshaki, ifade özgürlüğünün baskı altında olduğu dönem koşullarında bile Tatar edebiyatına etkisini sürdürmüştür. Örnek olarak da geçtiğimiz yüzyıllarda Tatarların zorla Hristiyanlaştırılmasının vurgulandığı F. Beyramova’nın “Güleyza” eserini gösterebiliriz.

“Güleyza” romanı ile İshaki›nin “Zuleyha” draması arasında çarpıcı bir benzerlik vardır. İsimleri farklı olsa da isimlerde fonetik bir benzerlik vardır. Edibe11, Dünya Tatar Kongresi’nin internet sitesinde yer alan “Tarihin Yazdığı Kaderler” (17.09.2018) yazısında vaftiz (Hristiyanlaşma) konusuna Tatar edebiyatında yeterince yer verilmediğinden, özellikle 19. yüzyılda olan vakaların iyi incelenmediğinden ve sadece İshaki’nin “Zuleyha” dramasının istisna olduğundan söz eder.

Bilindiği gibi iki yazar da gerçek hayattaki vakalardan yola çıkarak ve “kadın”ın kaderine odaklanarak halkımızın İslâm dininde kalma savaşının ve millet olarak yaşam mücadelesinin öyküsünü oluşturmuştur. F. Beyramova bu çalışmasında Güleyza ile Züleyha’nın aynı yöreden olduklarına, Güleyza’nın Kır_Şuntalası köyünde, Züleyha’nın ise yakınındaki Yevşirme’de (A. İshaki’nin doğduğu köy) doğup büyüdüğüne dikkat çeker. Kadın kahramanlar aynı dönemde yaşamış, kaderleri aynı hatta iki köy arasındaki “Kreşin (Tatar Hıristiyanları) Mezarlığı da ortak”mış. Sanki İshaki, görünmez bir şekilde rehberlik ederek ortak ideallere hizmet eden yazarı kendisinin yürüdüğü yollara, civarlara götürür.

Ayaz İshaki’nin zengin mirası, sadece Tatar edebiyatını değil, diğer Türk söz sanatlarını da düşünce ve içerik açısından yüzyıllarca etkileyebilecek durumdadır ancak onun asıl gücü, yetenekli insanları inançla yaşamaya, millete hizmet yolunda kendilerini esirgememeye ve cesurca konuşmaya davet etmektir. Sanatçının cesareti, dürüstlüğü, mücadeleci ruhu sadece milli bir konuya odaklandığında görülmez; o, sıradan bir insanın kaderini düşündüğünde de diğer milletlerin sorunlarını gündeme getirirken de bu niteliklerini muhafaza eder ve yansıtır.

Doksanlı yıllar milli özgürlük için bir mücadele dönemiydi. Tatar edebiyatının söz sanatını sanatsal ve idea yönünden yukarıda tutacak umuduyla baktığımız genç ve orta kuşak yazarlar; o yıllarda doğdular, büyüdüler, yetiştiler ve arka arkaya sanat meydanına girdiler. Şimdi biz bugün Rüzel Muhammetşa, Fenil Gıylec, Gülüse Battalova gibi gençlerimizin milli coşkuyla yazdıkları şiirlerle gurur duyuyorsak burada şüphesiz İshaki’nin eserlerinin şifa verici etkisini inkâr edemezsiniz. Elbette bazen edebi etki doğrudan olmayabilir ama her yeteneği dönem doğurur, keşfeder, yazarın kendisi de halka kazandırdığı ve güçlendirdiği sosyal fikir aracılığıyla kalemdaşlarını12 etkiler.

2000’li yılların ilk on yılında, özellikle Kazan Devlet Üniversitesinde Tatar Filolojisi13 okuyan öğrenciler, A. İshaki’yi özel kurslarda derinlemesine incelediler. Onun mirası her yönden araştırılıp çok sayıda tez savunuldu, kitaplar yazıldı. A. İshaki bu dönemde kapıyı geniş açıp Tatarca konuşan her eve girmiş gibi oldu çünkü gazete-dergilerde, ders kitaplarında, kitaplarda, televizyon ve radyoda yazarın adı devamlı yer aldı.

İshaki’nin çalışmalarında günümüzün tüm sorularına cevaplar var. Mesela Tatarları yok olma felaketinden kurtarmak için yapılması gerekenleri anlatır ve bu sorunu dönemin şartlarına göre aydınlanmanın gerekliliklerinden yola çıkarak çözer. Ona göre milli ilerleme için eğitim şarttır. Bunu biz şimdi Tatar halkı milletsever olmalı ve anadilde eğitim veren okullarda okumalı diye anlamalıyız. Halkın bilincini geliştirmenin en etkili yolu Tatarlara tarihlerine sevgiyi, saygıyı ve Tatar oldukları için gurur duymayı öğretmektir. Bu da ancak çeşitli düzeylerdeki milli eğitim kurumları aracılığıyla gerçekleştirilebilir. Bu sorun çözülmezse halkımızın geleceği yoktur.

Ayaz İshaki, 28 Nisan 1929’da Reşit Rahmeti Arat’a yazdığı bir mektupta, süreli yayınlarda millî durumların anlatılmasının önemini belirtmekte; yazarlara, gazetecilere çarpıtarak yazan Tatar gençlerine Tatar Türkçesinin güzelliğinin ve ahenkliliğinin gösterilmesi gerektiğini belirtmektedir ve bunu çalışmaların bir yönü olarak tanımlamaktadır. Bu giderek acil hale gelen bir sorundur. İshaki’nin gazetede değindiği konular arasında yer alan Tatar tarihi, Tatar sosyal ve siyasi hayatı ve pek çok soruna dair görüşleri dünya halklarına ulaştırılmak üzere tercüme edilmelidir. Ne yazık ki bugüne kadar çözülmedi14. Bu sebeple Ishaki’nin edebi ve gazetecilik mirası, gelecekteki çalışmalarımıza rehberlik etmeye devam ediyor.

Şiirde miras bırakmamasına rağmen Ishaki’nin tesiri şiirimizde ayrıca büyük oldu. İshaki›nin yazıları, Tatar sosyal ve siyasi şiirinin idea ve sorunsal ufkunun genişlemesi hatta lügat sahasının gelişmesi, milli görüşün gerektiği yerde net bir şekilde duyulmaya başlanmasında önemli rol oynamıştır;halk şiirinin yeni soluk almasında, felsefi ve gazetecilik yönünün niceliksel ve niteliksel değişimlerinde İshaki’nin eserlerinin etkisi büyüktür. Söz sanatında onun konusu tekrar yer aldı: Yazar için yazılan şiirlerle birlikte hacimli eserler de yayınlandı (Emir Mehmüd, “Peygamber” poem15i). Bir zamanlar yazılarıyla Tukay gibi büyük yeteneklere ilham kaynağı olan A. İshaki’nin doksanlı yıllarda yazan “aksakal»lar üzerinde de günümüz şiirinin ön saflarında yer alan Gazinur Morat, Rkail Zaydulla, Lais Zülkarney gibi yaşları ilerleyen yazarlara da gençlere de güçlü tesiri olduğunu düşünüyorum.

Ne mutlu bize, milletin haklarını savunmaya çağırıp tarihi vatanına dönen Ishaki, her zaman yanımızda; onun yaktığı ışık ise önümüzdedir ve hala bizi felaketlerden korumaktadır.

1 Eserin Tatar Türkçesinde adı: “Яуширмәнең серле чишмәсе”

2 Lena Şagıyrcan: Resmiyette adı Lena Şakircanova. Şair, araştırmacı, eleştirmen.

3 “Onun”, yani Tatar milletinin.

4 “Ayaz İshaki Yolundan’da”, yani “Ayaz İshaki Yolundan” şiirinde. Eserin Tatar Türkçesinde adı: “Гаяз Исхакый юлыннан”.

5 Tarihteki aydınlatılmamış önemli olaylar, şahıslar.

6 “Ağa” – ağabey, saygı ifadesi.

7 Kitabın Tatar Türkçesindeki adı: “Урыннары җәннәттә булсын!”

8 Burada yazarın tesiri, etkisinden bahsedilmektedir.

9 Molla Dede, Hoca Dede.

10 Burada “başka yazarların eserlerinden” anlamında kullanılmış.

11 Edibe: kadın yazar, burada Fevziye Beyramova’dan bahsedilmektedir.

12 “Yazar ve gazeteci arkadaşlarına”

13 Tatar Filoloji Fakültesinde.

14 “Sorun çözülmedi” – A.K.

15 Poem: Uzun şiir


 

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 199. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 199. Sayı