Ayaz İshakî’nin Şahsî Arşivi Hakkında


 01 Temmuz 2023



1990’larda Rusya’da siyasi ve sosyal-kültürel değişimler başlanınca muhacerette yaşamak zorunda kalan Tatar edebiyatı klasiklerinden, ünlü toplum önderi Ayaz İshakî’nin yazılı mirasını araştırma ve halka tanıtma işi de başlamıştır. Edebiyatçının hayatı, toplumsal-siyasi faaliyetleri, edebi mirası bilimsel açıdan ciddi bir şekilde araştırılarak çeşitli çalışmaların konusu olmaktadır. Bununla birlikte Tataristan Cumhuriyeti Bilimler Akademisi G.İbrahimov adını taşıyan Dil, Edebiyat ve Sanat Enstitüsü’ün Yazılı Miras merkezinin düzenlediği arkeografik seferler neticesinde, ayrıca farklı şahısların yardımı ile yazarın mirası toplanmaya başlamıştır. Böylece 1990 yılında yazarın şahsi vakfını kurma işi de mümkün olmuştur ve aynı yıl onun birinci tüzüğü yapılmıştır (135.fon). Sonra A. İshaki eserleri doğduğu memleketinde öğretilmeye başlanmış, eserleri yavaş yavaş halkına geri verilmiş, hayatını, eserlerini aydınlatacak çalışmalar çoğalmıştır. Onların kopyaları da merkezde toplanıyordur. Âlimin kızı Saadet Çağatay’ın kurduğu “Ayaz Tahir Türkistan İdil-Ural Vakfı” bu çok değerli iş için her zaman yardım etmektedir. Şurası önemlidir: 1993 yılında G. İbrahimov Dil, Edebiyat ve Sanat Enstitüsü’nün araştırmacıları yazarın eserlerini 15 ciltlik külliyat halinde yayınlama işine giriştiler. Bu yönden A. İshakî’nin muhaceret dönemini aydınlatmak için söz konusu Vakıf ile sıkı bir şekilde çalışmalar yürütülmüştür. 2008 yılında yazarın doğum yıldönümü dolayısıyla Türkiye’de bulunan “Ayaz Tahir Türkistan İdil-Ural” Vakfının Başkanı Tülay Duran A. İshakî mirasının bir kısmını vatanına geri getirme işinde çok yardım etmiştir. Büyük millettaşımızın nadir belgeleri, elyazmaları, bazı makaleleri ile mektuplarının dijital kopyaları Enstitümüzün Müzesine teslim edilmiştir. 2018 yılında ise yazarın arşivindeki belgelerin asli halleri de Enstitüye verilmiş, 7 Eylül 2018 tarihinde Bilimler Akademisinde eserlerin teslim töreni düzenlenmiştir.

Ayaz İshakî arşivi yazarın edebî, toplumsal-siyasî faaliyetleri, özel hayatına ilişkin belgelerden ibarettir. Onların arasında eserlerinin elyazmaları, yazarın 1919 yılından vefatına kadarki dönemini kapsayan hatıra defterleri, resmi kağıtları, çeşitli toplantılara gönderilen müracat-mektupları, resimler, kendisi hayattayken yayınlanmış yayınları vardır. Bunların içinde Saadet Çağatay tarafından yazılmış günlük defterleri (toplam 36 defter: YMM, 135 f. 5 t. 1-36 sakl.b.) çok kıymetli eser sayılmaktadır. Onları okurken dönemin vaziyetine, A.İshakî’nin çevresine ve yazarın son günlerine dair bilgiler bulabiliriz. Bu eser 2022 yılında tamamen dijital formata taşınmıştır.

Yazarın arşivinde, onun muhaceret dönemini aydınlatan kaynaklar arasında günlükleri büyük bir öneme sahiptir. Günlükler Nisan 1919’dan başlayarak 10 Kasım 1953 tarihine kadarki olayları, yani A. İshakî’nin muhaceret hayatını kapsamaktadır. Onlar Arap harfleriyle öğrenci defterine yazılmış ve hacimleri açısından değişiktir. 1919 yılından 1921 yılına kadar yazılmış günlükler 20 defterden ibaret olup, her günkü olayların detaylı açıklamasını içermektedir. Ama bundan sonra günlüklerin arası üzülmüş ve 1928-1932 yılları arasının hatıraları 2 deftere toplanmıştır. Ondan sonra, yani 1932 yılından 1942 yılına dek sessizlik dönemi sürmektedir. Yeniden günlükler 1943 yılında Türkiye’de ele alınmıştır. “İstanbul’daki Hatıra Defterlerim/İstanbuldagı hatire defterlerim” diye adlandırılmış hatıralar 19 defterden ibarettir. Bu 13 Ağustos 1943 tarihinden Kasım 1953’e kadarki zamanı kapsamaktadır.

Günlükler yazarın Paris Barış Konferansı’na gittiğindeki ağır, zor ve sorumlu seferin değişik yönlerden anlatılmasıyla başlıyor ve edebiyatçının muhaceretteki – Avrupa ve Asya’nın çeşitli ülkelerinde sürdürdüğü hayatını, faaliyetlerini gözler önüne seriyor: “Rusya’dan gittiğimden beri günlük defteri yazmak alışkanlığım olmuştu. Ama bu üç seneden fazla devam etmedi. Almanya’ya göç edince hayatım çok sıradanlaştı. Pek ehemmiyet vermedim. Türkiye’ye geldim. Buraya büyük bir ümitle, çok şeye heveslenerek gelmiştim. Türkiye gerçekten bizim gibilerin hizmetlerine muhtaç idi. Bir de bizim de zamanımız çoktu. Türkiye kendi yaşamında pek çok değişikliklere imza atmaktaydı ve yazacak çok şey vardı. Fakat Türkiye’de az da olsun rahat bulamadığım için hatıralarımı kaleme alamadım.” – diyordu. Hayatı boyunca “şahsi mücadele, millî mücadele, siyasi mücadele” ile yaşayan edebiyatçının günlüklerinin son sayfalarında hastalık günleri yazılmıştır. Hastanede yatarken de o günlük yazmayı bırakmamış, kısa da olsa bir şeyler karalamaya çalışmıştır. Kendisini bakımını yapan hekimler, tedavi süreci, sonuçları hakkında bol bol bilgiler vermektedir: “Çok kişi geldi-gitti, beni yalnız tek başıma bırakmadırlar. Halkın bu samimi dostluğu, bizim gibi halkı için hasta olanlara manen şifalı ilaç gibi geliyor. 15 Ekim 1953.”

Hayatının yarısından çoğunu yurtdışında geçirmeye mecbur kalan yazarın yaşamını açık bir şekilde ortaya koymak için onun arkadaşlarına, hemfikirlerine yazdığı mektuplar da değerlidir. Örneğin A. İshakÎ Finlyandiya’daki Tatarları toplamada büyük emeği geçmiştir. İlk başta Zinnet Vafin’lar ailesi ile sıkı bir ilişki kurmuş, sonradan onların kızları Halide Vafina ile mektuplaşmıştır (135 f., 3 tasv., 28 sakl.bir.). Arşivte İdil-Ural Millî Merkezinin Amerika’daki Daimi Vekili Hamid Reşid (1912-1964) ile (135 f., 3 tasv., 26 sakl. bir.), Amerika Elçiliğine, Kvantun Ordusu Binbaşısı Yamako’ya (135 f., 3 tasv., 13 sakl. bir.), Azerbaycan Yazarlar Başkanlığına (135 f., 3 tasv., 22 sakl. bir.) vs. yazdığı mektupları görmekteyiz. Vakıfta A. İshakî’nin yaklaşık otuz tane mektubu mevcuttur. Onlar edebiyatçının arayışları, istekleri ve memnuniyetsizlikleri de yansımıştır. Mektupları okurken gururlu, sivri dilli ve talepkar yazarı, millettaşlarının yaşamını daha anlamlı, daha iyi yapmak için bütün gücüyle çabalayan, kendisine acımayan kişiliğe şahit oluyoruz.

Ayaz İshakî’nin çalışkanlığını bütünüyle görmemize imkan sağlayan yazıları, onun Türk-Tatar dünyasının güncel sorularını dile getiren köşe yazıları, makaleleri ayrı bir önem taşımaktadır. Bazıları Türk, İngliz, Alman dillerine de tercüme edilmiştir. Örneğin, “Türk Uçağının Tesisi Hakkında”, “Türk Dünyası Çok Büyük Manevi İnkılap Geçirdi…”. “Maarif Nezaretleri”, “Milletime”, “Alfabe Meselesine” gibi makalelerinin taslakları, bununla birlikte K. Nasrî, F. Emirhan hakkındaki kısa yazılarıyla tanışabiliriz. Onun siyasi konulara yazılmış yazılarında o yılların siyaset dünyasındaki olayları tasvir edilmiş, her biriyle olan ilişkisini belirtmiş, millî beraberliğin olmamasını vurgulamıştır. Bununla birlikte vakıftaki yazarın Berlin’de basılmış, muhaceretin ilk dönemlerinde kaleme alınmış kitaplarından da bahsetmemiz gerekmektedir. Örneğin “Eve Doğru/Üyge Taba”, “Güz/Küz” hikayeleri, “Jan Bayoğlu/Jan Bayeviç” tiyatro oyun bunların arasındadır. Bilindiği gibi yazar bundan sonra uzun bir süre edebi eserler yazmamıştır.

A.İshakî Vakfındaki en değerli objelerin birisi de – resimlerdir. Burada onun 1908 yılında sürgün sırasında çekinmiş resmi başta olmak üzere, yazarın imzasının bulunduğu “Sibirya’da Pinega Şehrinde” resmi, 1913 yılında Arhangelsk’te sürgün yıllarında çekilmiş fotoğraf, 1919 yılında Tokyo’da, 1920’de S. Maksudî ve F. Tuktar ile birlikte çekindiği resim, 1925 yılında Ankara’da, 1928 yılında Varşova’da, 1934 yılında Japonya’nın Kobe şehrinde, 1935 yılında Mukden’de Birinci Kurultay’ın açılış töreninden kalma resim, yazarın son doğum gününü kutlaması vs. çok değişik ilginç resimler korunmaktadır.

Ayaz İshakî’nin mirasını toplamak ve araştırmak yolunda bilimsel çalışmaların devamı olarak onun vakfında bulunan kaynaklar temelinde “Ruhanî Miras: Arayışlar ve Buluşlar” başlıklı serisinin birinci kitabı yayınlanmıştır.1 Böylece edebiyatçının hayatını, toplumsal-siyasi faaliyetlerini, eserlerini tanıtan elyazılar, bugünün okurlarının haberi olmayan arşiv kaynakları okurun dikkatine sunulmuştur. Bunun dışında “Resimlerle A. İshakî”2 başlıklı eser de yayınlanmıştır. Bugün de bu iş devam etmektedir: yazarın hatıra defterleri günümüz alfabesine aktarılarak yayına hazırlanmaktadır.

“Hakikat nasıl unutulmadıysa, hak yolunda şehit olan da unutulmaz.” – diye yazmıştı A. İshakî, Fuad Tuktarov’la ilgili makalesinde. Bu sözü bir onun kendisi için de söyleyebiliriz. Tatar Millî Kurtuluş harekatının önderi olan, bu yolda kendisine de acımadan mücadele eden ulu yazarımızın mirasının halk tarafından öğrenilmesi, korunulması ve aydınlatılması bir borçtur.

1 Duhovnoe naslediye: poyski i otkrıtıya: Vıp. 5 / pod red. İ.G.Gumerova; sost.: L.Ş.Garipova, G.M.Hannanova, N.Ş.Nasibullina – Kazan: İYaLİ, 2018. – 280 s.

2 Gayaz İshaki v fotografiyah / A.M. Ahunov. – Kazan: İYaLİ, 2018 – 60s.

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 199. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 199. Sayı