HaftanınÇok Okunanları
KEMAL BOZOK 1
MEHMET İRGE 2
Kardeş Kalemler 3
İsa Habibbeyli, Mehdi Genceli 4
TAHİR MELİK 5
Ece Türköz Oğuz 6
SEYFETTİN ALTAYLI 7
Ayaz İshaki’nin edebi hayatında çok önemli bir yeri olan “Züleyha” piyesi bir solukta yazılmamış. Yazar onu 1907 yılında Çistay Hapishanesi’ne atıldıktan sonra yazmaya başlar. Rus hükümetinin ve Hristiyan kilisesinin o zamanlarda Tatarları zorla vaftiz ettikleri hakkında bilimsel araştırmalar olmaz. Üstelik o konu hakkında konuşmak yasaklanır ama halkın hafızasında bu kahrolası eylem onulmaz bir yara gibi saklanır.
İshaki’nin doğduğu köy Yevşirme’de de halkın bir kısmı vaftiz edilir. Ama değinmemiz gereken bir şey var: 18. yüzyılın ortalarında kurulan “Yeni Vaftiz Ofisi”1nin çalışmaları sonucunda Rusya Tatarları içinde oluşan bu grup, hükümet tarafından Ortodoks zannedilse de gerçekte çoğu gizlice Müslüman olarak kalmış, fırsat olduğunda hemen İslam’a geri dönmüşler. Onlar, şimdiki Kreşin Türk ve Türkleşmiş Fin-Ugor halklarının nesilleri. Yüzyıllar geçince kalplerine Hristiyan dini iyice işlemiş. Kabul de etmişler, elbette. “Yeni Kreşin’ler” hakkında söz etmemiz gerekirse 1905 yılındaki Birinci Rus Devrimi neticesinde Çar manifestosu “vicdan özgürlüğü” ilan edince onların neredeyse tümü Hristiyanlıktan vaz geçer.
İshaki, Tatarların vaftiz edilme siyasetine karşı durmalarını milli özgürlük mücadelesi olarak görür ve İslam dininin halkı bir araya getirip özünü kaybetmeden korumasını tüm dünyaya, en önemlisi ise Tatar halkının kendisine duyurmaya çalışır.
Ona göre edebiyat, estetik değerle birlikte en başta millî hakları kazanmanın bir aracıdır. Halkını başkalarıyla eşit görme hayali kuran yazar, edebi yeteneğini siyasi amaçlar için de kullanır.
“Kimsin sen? Dur! Mutluluğunu bir tek mücadelede bulursun!” Açıkça ifade edilmese de bu slogan onun her eserinde yankı bulur. Halkını bir araya toplamak isteyen ve onları özlerine dönmeye çağıran İshaki, Rus hükümetinin ve kilisenin Tatarları vaftiz etme siyasetine karşı kayıtsız kalamaz. Yüzyıllar boyunca siyasi boyunduruk altına alınmalarına rağmen buna direnmeyi başaran Tatarların fedakâr yiğitliğine hayran kalır.
Aşağılamalara ve zulme boyun eğmeden özüne sadık kalan ana karakterin de bir kadın olması anlamlıdır. Züleyha’nın, elbette bir prototipi olmuş ama yazarın asıl amacı, milletin bekasının her şeyden önce kadına bağlı olduğunu, bir tek onun mili ateşi söndürtmeyeceğini, geleceğin kahramanlarını doğuracak ve yetiştirecek olan bir ana olduğunu göstermektir.
Yüce Tatar kadını!
Rusya’nın en kuzeyindeki Arhangel sürgününden kaçıp gelince İshaki, eserini yazmaya İstanbul’da devam eder. “Devam eder” demek belki de pek doğru olmaz çünkü o onu sil baştan yazar, ana karakterin adı da değişir. Ama bu defa da tamamlayamaz. Ancak 1912 yılının Ocak’ında Türkiye’den Petersburg’a dönünce bitirebilir. O günlerde eseri, General Şeyh Ali’nin evinde payitahtın edebiyatla ilgilenen Tatarlarına da okur.
Zahid Şamil’in (Kazan zengini Apakov’un kızı Meryem ile evli olan Dağıstanlı Şamil›in oğlu) evinde başka bir toplantı planlanır ama o gün İshaki Çar’ın polisi tarafından tekrar tutuklanır. Öngörmüş olmalı ki o önceden “Züleyha’nın elyazmasını Petersburg’da Yüksek Bestujev kurslarında2 okuyan Gülsüm Hanım Kamalova’ya (Roza Tufitulova’nın Türkiye’de yayınlanan “Gülsüm” romanı bu hanımla ilgili) verir. Böylece bu büyük eser yok olmaktan kurtulur.
Çar sansürü kaldırılınca “Züleyha”, 1917 yılının Şubat Devrimi’nden sonra sahneye konur. Rusya’nın tüm Türk-Tatar dünyasında ünlü olan “Seyyar” grubu onu ilk defa Kazan’ın Rus Bolşoy Tiyatrosunda 17 Mart 1917’de yönetmen ve oyuncu, Tatar tiyatrosunun kurucularından biri olan Abdullah Kariev benefisi3 dolayısıyla sahneler.
Gösterinin müziği ünlü besteci Sultan Gabeşi tarafından bestelenir.
Tiyatroda ayakta bile yer olmaz, çok izleyici gelir. Neredeyse her gün aynı durum yaşanır. Moskova’da Rusya Müslümanlarının I. Kurultayı delegeleri de gösteriyi izler. “Züleyha’nın şöhreti tüm imparatorluğa yayılır. Belki de Ayaz İshaki kendisi de memnun olmuştur çünkü Tatar-Türk dünyasında edebi eserin bu kadar kuvvetli siyasi silaha dönüşmesi o güne kadar yaşanmamıştır. Ne yazık ki bu durum tekrar hiç yaşanmadı. Bolşevikler tahtta yerlerini sağlamlaştırınca bir tek “Züleyha” değil, İshaki’nin başka eserlerine da yasak konur. Yine de yurtdışındaki Tatar muhacirler bu eseri ara-sıra amatör sahnelerde sahnelerler. Onu Tokyo’da, Harbin’de, Tampere’de oynadıkları bilinmektedir.
Profesyonel Tatar sahnesinde ise “Züleyha” 75 yıl sonra, 1992 yılında Kazan’ın Galiasker Kamal ismindeki Akademiye tiyatrosunda yönetmen Prazat İsenbet tarafından sahnelendi. İki yıldan sonra Ufa’daki “Nur” Tatar Tiyatrosu onu sahneye koydu. (Yönetmeni Bayras İbrahimov). 2004 yılında “Züleyha” isimli film yapıldı (Senaryo yazarı Yunus Safiullin, yönetmeni Ramil Tuhfatullin). Bunların hepsi de doksanlı yılların başlarındaki reformların, demokrasi esintilerinin başlamasıyla yapılabildi. Tatarın milli bilincini uyandırmak için “Züleyha” yeniden dirildi!
Son yıllarda “Züleyha”nın yeniden sahnede oynandığını hayal etmek biraz güç. Çarlık ya da Bolşevik rejimlerinde olduğu gibi Rus tarihi, okullarda sadece resmi devlet bakış açısıyla öğretilmeye başlandı. Bu tarih kitaplarında Tatarların ya da diğer Rus olmayan halkların zorla vaftiz edildiği sayfaların olmadığı açıktır. Rus Kilisesi de karanlık çağlardan beri işlediği suçları reddediyor ve güya Rusya’da hiçbir zaman Rus olmayanlar zorla Hıristiyanlaştırılmamış ve herkes kendi seçtiği dini tutmuş!
Tatarların çoğu Müslümandır! Tatarların Müslümanlıklarını, kan ve gözyaşları, acılar ve güçlü bir maneviyat ve sağlam inançları sayesinde kurudukları saklanmaya çalışılıyor. Ama tarihte sadece belli bir süre yalan söyleyebilirsin, sonunda tarihi gerçekler her zaman gün yüzüne çıkar!
“Züleyha” beyaz başörtüsüyle yeniden sahnelenecek! Çünkü o, Tatar halkının manevi gücünü yansıtan bir karakter; Süyümbikeler, Güleyzalar; Mühlisalar ile birlikte ebediyen panteonumuzdadır.
1 Orijinali: Яңа керәшен конторасы (Yaňa Kreşin Kontorası). A. K.
2 Adı “kurs” olsa bile fakülteleri olan yüksek eğitim kurumu. A. K.
3 Bir sanatçı adına düzenlenen gösteri.