Babama şiir yazıyorum


 01 Haziran 2026

Düşünüyorum olmuyor  
Babamın sevdiği gibi bir şiir yazmayı  
Gözleri dolu dolu okur bazen  
Üzülsün istemem  
Ama isterim kalbine dokunmayı
Babam fırtınalı hayatın yalçın kayalığıdır.
Bir sahil değil belki ama oda adam kurtarır.
İnişi çıkışı zor ama ellerimden tut derim.
Ben ne vakit dara düşsem ona giderim.
Yamacı biraz rüzgârlıdır.
Bazen karlı dağın etekleri gibi olur aramız.
Sonra o kardelenler çıkartıp verir.
Nazlanmak yakışır servi gibi bana.
Güneş vurur yaslanırım kayaların bağrına. Değme keyfime.
Babam bilir ne zaman hangi türkü söylenir. Güneşli havalarda ıslık kuşları gelir.
Savururum saçlarımı rüzgâra.
Bir el tarar saçlarımı.
Sonra saksağan olasım gelir.
Kayaların üzerinden bir o taşa bir bu taşa atlarım.
Kızgın bir dalga oturtturur beni yerime.
Nasıl giriyor dalgalar kayaların içine?
Hayretle bakarım.
Düşünüyorum olmuyor yine.
Çekilip kayalara vuran sularda söylemiyor babamın sevdiği gibi bir şiirin nasıl yazılacağını.
Midyeleri toplarım sıcak havalarda.
Yıkarım kabukları tuzlu suda.
İyice yıkarım.
Annem kızar çünkü deniz kokusuna.
Çerçeve yaparım midyelerden.
Kendi yalnız fotoğraflarım sığar bir tek çerçeveme.
Hem dolu hem boş olur.
Vitrine yakışmıyor der annem odama koyarım. Severim okşarım çerçeve resmimi.
Şefkatle çekerim içime deniz kokusunu.
Bir bunu birde cekete sinmiş tütün kokusunu severim.
Birde çok yazınca genzi yakan mavi mürekkep kokusunu.
Ne severim listesi değil ya canım bu.
Babamın sevdiği gibi bir şiir yazmayı düşünüyorum.
Olmuyor.
Bahattin Karakoç gibi yazsam onun gibi olmuyor.
Abdurrahim Karakoç gibi zaten yazamıyorum.
Çileden ezbere bildiği şiirler gibi olsun isterdim. Olmuyor.
Sevdiği dizeler geliyor aklıma.
Bunlar zaten yazılmış diyorum.
Hayatım geçiyor da aklımdan.
Bazılarını zaten yazmak istemiyorum.
Ya ben büyük adamlığa soyundum ya da şairliği zaten ve bazen zannediyorum.
Kalemim dinlemiyor elimi.
Varsa yoksa kendi bildiği.
Sekiz hece cinaslı anlat babamı diyorum.
Olmaz diyor sekiz hece.
Her yiğidin vardır bir aslı.
Yaslamışım kayalara başımı
Şairlik mi veriyor benim aşımı?
Uzatmadan şöyle nazlı nazlı bakarım.
Nasıl olsa ben babamın ilk göz ağrısıyım.
Söylememe gerek var mı çok sevdiğimi?
Hasretle öpüyorum ak ellerini.


biten şiirin şiiri
Belki de şiir bitmesin devam etsin istemişti
Yani tam da vurgulu bir tonda bitirdim
Nedense bakıp kalmış
bitmedi sandım demişti
Belkide şiir harelenmiş yansımaya devam etmişti
Belkide şiir onun için devam etmeliydi bitmemişti.
Bitmemeliydi
Hani bitsin istemezsin güzel bir günün
Uzun bir tatilin veya seven gönlünün
Ayrılığın son dakikasının
Kavuştuğun o ilk anın bitmesini istemediğin gibi.
Ama bitti işte ma mafih
Veya ne yazık
Yahut tüh ki ne tüh
İşte şiir bitti.


çocuk ve bulut
Nereden çıktı bu koca bulut
Sıcacık hava kocaman bulut
Yağmur yağar mı hadi bi umut
Yağar mı yağar
Bilir mi bilmez  Temmuz yada Mart
sonuçta bu bir bulut
Yağmur yağsın koşarak çıkarım evden dışarı
Islansam da olur bu sıcak havada yok zararı
Çiçek gibi açarım ben kaçma bulut gel aşağı
Savdım şimdiden kederi gamı
gel bulut
beyaz bulut in aşağı
Elma dersem gel armut dersem gelme
Sende haklısın bu yaz günü ama gitme
Ne lazımsa sana onu yapalım küsme
Çocuklar  gelin dokuz taş oynayalım.
Yağ yağ yağmur teknede hamur olsun heryer çamur
Gel bulutum gel gitme
Ak bulutum
Gül bulutum
Elmaaa Elma aaa

her gün ve her akşam
Ah o saçlarını tarayan kadın
Yağmurlu günlerde aklıma gelir
Saçlarının içinden gamı kederi
her vakit buldukça süpürüverir
Saçları uzundan biraz kısadır
Gözleri tasadan belki karadır.
Özünde yiğittir delikanlıdır
Ah o saçlarını tarayan kadın
Güzelsin gönlümün hüzün rehberi
Tozlu sayfaların mimli ezberi
Geçmişte tanıması zor değil seni
Bulurum ince nakıştır senin adın
Saçların bu resminde daha bir sarı
Delilikten bu sefer gözü karardı
Bulamazlar buralarda beni sanma
Uzun saçların savrulmuş bir o yana
Ellerini arkanda kavuşturmuşsun
Bir elinde tarak var yemin ederim
bir elinde ayna. Şu resimde olmasa
İnansınlar diye yok başka kanıtım.
Bakmasan  bana öyle kızarcasına
Ben bilirim tarağın rengine kadar
Az uyuya kalmadım başının ucunda
Uzun uzun saçlarını sor kim tarar
Belki bir huzurla uyumuştun o gün
Sabah uyanana kadardı bir gecen
Bitince başlıyor hasreti konsolun
Üstünde bekleyen tarak ve tutançen.

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 234. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 234. Sayı