Bağımsızlığın Şerefli Yolu ve Bağımsızlık Dönemi Azerbaycan Edebiyatı


 01 Eylül 2020


Azerbaycan ve bağımsızlık yolunda şerefli bir tarih

Azerbaycan'ın bağımsızlık tarihi, çok şerefli bir tarihtir. Bu süreç, devletimizin bağımsızlığının 25 yıllık geçmişini oluşturur. Halkımızın, toplumumuzun bir bağımsızlık hikâyesi olduğu gibi, özgür ilmin, sanatın ve edebiyatın da kendine özgü bir gelişme yolu vardır. Bu tarih şerefli, göğüs kabartan ve büyük başarılarla dolu olduğu kadar zor ve sorumluluk yüklü yollardan geçilerek oluşturulan bir süreçtir. Azerbaycan halkı, bir zamanlar bünyesinde olduğu Sovyet yönetiminin bağımlılığından kurtularak, üç renkli bayrağını Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın binasında en yükseklerde dalgalandırmış, dünya çapındaki organizasyonlara liderlik etme yetkisine ulaşmıştır. Halkımız, sosyo-ekonomik ve kültürel gelişimin yüksek temposuyla, bir zamanlar dünya çapında az bilinen bir toplumken, dünyanın her yerinde kabul gören, örnek gösterilen bir millete dönüşmüştür. Sovyetlerin dağılmasından sonra Karabağ savaşına dâhil edilen, topraklarının beşte biri işgal edilen, bölünme tehlikesiyle karşı karşıya kalan ve Haziran 1993’te büyük devlet adamı, Ulu Önder Haydar Aliyev’in kurtarıcılık misyonu ile ulusal kurtuluşu sağlayan millî devletimiz ve halkımız, bugün dünyada petrol ve maddî zenginlikler ile beraber, zengin geçmişi, tarihî ve kültürel gelenekleri, millî-manevî özellikleri, modern yaşam tarzı ve çok kültürlü değerleri ile tanınmakta ve gerçek bir örnek teşkil etmektedir.

Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Millî İlimler Akademisinin 70. yıl töreninde bu hususu da bilim adamlarımızın dikkatine sunmuştur:

Sosyal Bilimler hakkında birkaç söz söylemek istiyorum. Bu alan daima desteklenmektedir. Son yıllarda Azerbaycan’da yapılan farklı organizasyonlarda – Bakü Humanitar Forumu, Kültürlerarası Dialog Forumu – artık Azerbaycan’ı dünyadaki çok kültürlülüğün merkezi olarak tanıtmıştır. Çok kültürlülük Azerbaycan’da devlet politikasıdır ve aynı zamanda, sosyal taleptir. Çünkü bu, bizim için sıradan bir yaşam tarzıdır. Halbuki, biz şimdi bazı ülkelerde farklı manzaralar görüyoruz. Hatta bazı siyasî liderler çok sakıncalı ifadeler kullanarak, çok kültürlülüğün iflas ettiğini, bunun geleceğinin olmadığını söylüyorlar. Bu hem yanlış, hem de tehlikeli bir düşüncedir. Çünkü çok kültürlülüğün alternatifi yoktur. Nedir alternatif – yabancı düşmanlığı, ayrımcılık, ırkçılık. Maalesef, bütün bunları televizyonlarda her gün görüyoruz. Azerbaycan bu alanda da kendi modelini sergilemektedir. Bence, Azerbaycan bilim adamları bu konuda daha aktif olabilirler.[1]

***

Edebiyat: Halkın değerleri, yaşam tarzı, mücadele ve başarılarının yansısı

Bağımsızlık dönemi Azerbaycan edebiyatı, bağımsız bir devlet kuran ve bu gerçekleri bütün değerleriyle, yaşam tarzı, mücadele ve başarılarıyla yansıtan insanların edebiyatıdır. Bağımsızlık yılları edebiyatının oluşturulmasında bir takım sosyo-politik ve tarihsel-kültürel faktörlerin rolü vurgulanmalıdır. Bu açıdan öncelikle toplumsal-siyasî bağımsızlığın kazanılması ile edebiyatımızın Sovyet döneminden önce var olmuş Azerbaycan Halk Cumhuriyeti değerlerine dönüşü dikkat çekici olmuştur. Azerbaycan’ın üç renkli bayrağı, devlet adamı Haydar Aliyev tarafından önce 17 Kasım 1990’da Nahcıvan’da tanınmış, daha sonra 18 Ekim 1991’de Bakü'de Azerbaycan Cumhuriyeti'nin bağımsızlığının yeniden sağlanması üzerine “Bağımsızlık Bildirgesi” kabul edilerek ve ulusal devlet niteliklerine dönülerek ulusal edebiyatın ana ideolojik temeli ve yönü belirlenmiştir. Üç renkli bayrakta temsil edilen sembolik değerler şunlardır: Mavi renkte belirtilen Türklük, kırmızı renkte yer alan modernite ve yeşil renkle seciyyelenen İslâmî değerlerdir. Bu değerler yetmiş yıllık yasaktan sonra modern Azerbaycancılık ideolojisinin nitelikleri gibi yeniden vatandaşlık hakkı kazanmıştır. Bu, aynı zamanda edebiyatın yeni fikir ufuklarının merkezine dikkatleri çekmiştir. Haziran 1993'te Azerbaycan'da devlet yönetimine geri dönmesiyle cumhuriyeti düştüğü zor ve karmaşık sosyo-politik krizden çıkaran ümummillî lider Haydar Aliyev Azerbaycancılığı bir devlet ideolojisi ilan etmiş, Azerbaycan Cumhuriyeti değerlerinin kapsamlı bir şekilde geliştirilmesini ve modern gereksinimlerin seviyesine yükseltilmesini bir görev olarak belirlemiştir. Bilindiği gibi "Azerbaycan ve Azerbaycancılık kavramlarının çok eski bir tarihi olmasına rağmen, bu kavramlar yüzyıllar boyunca coğrafi olarak kullanılmış ve son yüzyıldan beri ulusal bir fikir olarak şekillendirilmiştir. Devlet politikasında Azerbaycancılığın ulusal bir ideolojiye dönüşmesi ve bağımsız devlet yapısı ile koordinasyonu, ulusal liderimiz Haydar Aliyev'in Azerbaycan devletinin ve halkının önünde bulunan en büyük tarihî hizmetlerindendir.”[2] 

Bağımsızlık edebiyatının oluşmasında Türkçülüğün ve Azerbaycancılığın rolü yadsınamaz. Bu fikirleri somutlaştıran, geniş kitlelere ulaştıran realizm ve romantizm edebiyatının, Celil Memmedkuluzâde, Ali bey Hüseynzâde, Ahmed bey Ağaoğlu, Mirza Alekber Sabir, Hüseyn Cavid, Mehemmed Hâdi, Mehemmed Emin Resulzâde, Neriman Nerimanov, Üzeyir Hacıbeyov, Abdurrahim bey Hakverdiyev, Ahməd Cavad, Cafer Cabbarlı, Samet Vurğun, Mikayıl Müşfik, Mirza İbrahimov, Mir Celal, Bahtiyar Vahabzâdə, Halil Rza, Memmed Araz ve onlarca diğer ediplerimizin, şairlerimizin ve yazarlarımızın bağımsızlık savaşında ulusal bağımsızlığa değerli hizmetleri ve katkıları olmuştur. İstiklal fikirleri ve özgürlük arzularının edebiyatta yankı bulmasında Cumhuriyet dönemi değerleri ile birlikte, ondan önceki "Molla Nasreddin"cilik ve "Füyuzat"çılık hareketinin de, sonraki Sovyet dönemindeki vatansever terbiyenin ve millî-manevî varlığın korunması uğrunda çalışmaların da önemli rolü vardır. Özellikle edebî-sosyal düşünceyi yaygınlaştıran “Molla Nasreddin” hareketi, Azerbaycan felsefesi ve realist edebiyat ideolojisinin desteğini daha da güçlendirmiş ve sürdürülebilir kalkınma umutlarını belirlemiştir. 

Edebiyatın gelişmesi için, aynı zamanda bağımsızlığın da nitelikleri olan ifade özgürlüğü ve yaratıcılık özgürlüğü önemli birer şarttır. Yine de, edebiyat sadece yeni çağın gelişini yansıtmakla kalmamış aynı zamanda bağımsızlığın da kazanılmasına aktif olarak katılmıştır. Tüm Sovyet dönemi boyunca edebiyatta bağımsızlık düşüncelerinin yetişmesi ve şekillenmesi birkaç şekilde kendini göstermiştir: 

  1. Ana dilinin ve millî bilincin korunması ve geliştirilmesi; 
  2. Ulusal-tarihsel belleğin onarımı;
  3. Azerbaycan idealinin, ulusal vatanseverlik ruhunun yaşatılması; 
  4. Azerbaycan insanının karakterinin edebî yansıması; 
  5. Nihayet, doğrudan millî bir fikir yoluyla kurtuluş çağrısının edebî ifadesi. 

Azerbaycan Yazarlarının X. Kongresi'nde Ulu Önder Haydar Aliyev, edebiyatımızın özgürlük misyonuna övgüde bulunarak şöyle demiştir: 

...Biliyorsunuz, bizim edebiyatımızın halkımıza yaptığı en büyük hizmet şudur ki, şairlerimiz, yazarlarımız kendi eserleri ile Azerbaycan'da, halkımızda, milletimizde daima millî duyguları uyandırmaya çalışmışlardır. Ulusal özgüven, ulusal uyanış, canlanma süreci, her şeyden önce edebiyattan geçer. Bazı eserler var ki, onlar açıkça halkımıza ulusal canlanma, uyanış hissiyatlarını iletmişler: Bahtiyar Vahabzade’nin, Halil Rza’nın ve başkalarının eserleri. Ama diğer eserler ise dolaylı olarak, ayrı ayrı fikirlerle milletimizde vatanı sevmek, vatana sadık olmak, Azerbaycan'ı sevmek, Azerbaycanlı olmak hissiyatlarını yaratmışlardır...[3]

Aynı zamanda, dil faktörüne özel önem veren Haydar Aliyev  şunları belirtir: 

Bugün bağımsız bir devlet olarak kendimizle gurur duyuyoruz ve çok güzel bir Azerbaycan dilimiz var. Azerbaycan dilinin oluşmasında, gelişmesinde, bugünkü seviyeye ulaşmasında yazarlarımızın, şairlerimizin, edebiyat bilimcilerin, dilbilimci akademisyenlerin büyük hizmeti var.[4]

Azerbaycan edebiyatının, önde gelen devlet adamı Haydar Aliyev tarafından özel olarak vurgulanan bu âli misyonu, kendini Sovyet hâkimiyetinin son yıllarında daha da parlak bir şekilde göstermiştir. Toplumda çelişkilerin artması, resmi sosyalizm uydurmaları ile gerçek hayat ilişkilerinin ters düşmesi, sosyal adaletsizlik, sosyal ahlâkın bozulması, insan maneviyatına aykırı olan bir ortamın sağlanması Mirze İbrahimov, Mir Celal, İlyas Efendiyev, İsmail Şıxlı, İsa Hüseynov, Anar, Elçin, Yusuf Semedoğlu, Hüseyin İbrahimov, Sabir Əhmədov, İsi Melikzade, Mevlid Süleymanlı, Akil Abbas, Afaq Mesud ve başka yazarların nesir eserlerinde ve piyeslerinde sert şekilde eleştirilmiş, keskin yazar itirazı ile karşılanmıştır. 1980'lerin bednâm “yeniden yapılandırma” ve “açıklık” politikası bu çirkinliği ortaya koymuş ve Sovyet toplumunun geleceğinin olmadığı, ulusal gerçeğin arka planında daha belirgin olduğu anlaşılmıştır.

Sovyet gerçeklerine karşı şiir, açık şekilde itiraza kalkışmıştır. Büyük söz ustaları Resul Rıza'nın, Bahtiyar Vahabzade’nin, Mehmet Aras'ın, Halil Rıza’nın, Sabir Rüstemxanlı’nın her tür çifte standarta isyan eden vatandaşlık şiiri, halk şairleri Süleyman Rüstem'in, Kabil'in, Neriman Hasanzade'nin, Hüseyin Arif'in ve başka şairlerin vatanseverliği anlatan şiirleri ile tamamlanmış, artık yabancı olduğu apaçık görünen ortama karşı, millî-ahlâkî düşüncenin oluşturulmasında bu eserler önemli rol oynamıştır.

Edebiyatta “Azerbaycancılık” için mücadeleye daha Sovyet döneminde Azerbaycan'a liderlik etmiş Haydar Aliyev büyük önem vermiş ve buna uygun bir ortam yaratmıştır. Büyük lider daha sonra bu dönemi hatırlayarak şöyle demiştir: 

Moskova'da bir gazeteci ile röportaj yaparken, Azerbaycan'ı yönettiğim zamandan bahsettik. Bana “Sizde, Azerbaycan'da o zaman muhalif var mıydı, yoksa yok muydu?” diye sordu. Yoktu demiştim. Dedi, neden? “Biz muhalif aramıyorduk” dedim. Doğal olarak, bakacak olsaydık, çok muhalif çıkarmak mümkündü. Mesela, eğer 60-70'li yıllarda Azerbaycan'da muhalifler aramaya kalksaydık pek çok kişi vardı. En büyük muhalif Bahtiyar Vahabzade idi. Hatta benim hatırımdadır, ben İstihbarat Bakanlığı’nda çalıştığım zaman onun hapsedilmesi konusu kararlaştırılmıştı. Yahut, Halil Rıza en büyük muhaliflerden biriydi. Çünkü onun eserleri, özellikle Bahtiyar Vahabzade'nin eserleri, gerçekleri söylüyordu. Fakat bu gerçek, o zamanlar Komünist ideolojiye aykırıydı ve bu yüzden onlar muhalifdiler. Bununla birlikte, Halil Rza'yı koruduk ve muhafaza ettik... [5]

1995 yılında Ulu Önder Haydar Aliyev, Bağımsız Azerbaycan'ın ilk "İstiklâl" nişanı ile Bahtiyar Vahabzade, Memmed Araz ve Halil Rıza Ulutürk’ü taltif ederek, onları ulusal özgürlük mübarizleri gibi karakterize etmiştir. Bunların hiçbiri tesadüf değildir. Ulu Önder Haydar Aliyev şöyle demiştir: 

Bildiğiniz gibi, bağımsız Azerbaycan'ın en yüksek nişanı "İstiklâl" nişanıdır. Şimdiye kadar bu nişanla hiçbir vatandaş, hiç kimse ödüllendirilmemiştir. Dün ise Bahtiyar Vahabzade, Mammad Araz ve merhum Halil Raza'yı "İstiqlal" nişanı ile ödüllendirmek için bir kararname sundum. Bu bir tesadüf ya da aniden ortaya çıkmış, benim tarafımdan aniden kabul edilen bir karar değil. Bu konuda ben çok düşünüyordum. O anlamda biz millî özgürlüğümüz için çalışmış, savaşmış, mücadele etmişiz. Ama bu mücadele hep açık gitmemiş, bazen gönüllerde, bazen o üstü kapalı yazılarda gitmiştir... [6]

Böylece, bağımsızlık edebiyatının gelişmesinde yüzyılın başlarındaki millî fikir ve estetik değerleri ile birlikte, 1960-1980 yılları edebiyatının dolaylı rolü ve katkısının olduğunu görüyoruz. Bu zengin cephanelik sayesinde 1990'lı yılların tüm zorlu, karmaşık, sosyo-ekonomik durumuna rağmen edebiyatımız bağımsızlık fikrini ve değerlerini korudu, yükseltti ve onu ulusal bağımsızlık edebiyatı düzeyine getirdi.

***

Azerbaycan edebiyatının kendi şerefli görevini hayata geçirmesine rağmen, 1990'lı yılların başlarında ülkede cereyan eden olaylar, ekonomik sistemin çöküşü, Karabağ savaşının komplikasyonu, yurtlarından kovulan mülteciler ve göçmenler ordusunun karşı konulamayan akımı, sosyal-siyasî hayatta kaosun artması, ülkedeki edebî-kültürel süreçleri de kapsamıştır. Edebî hayatta belli bir durgunluk oluşmuş; edebî basın ve yayınlar maddî kaynak bulamadığından faaliyetini durdurmaya mecbur kalmıştır. Böylece, edebiyatın kendi misyonunu gerçekleştirme olanakları giderek daralmıştır. Ancak millî lider Haydar Aliyev'in halkın talebi ile 1993 yılında iktidara dönüşünden sonra, edebiyata devlet desteğinin gösterilmesi sayesinde edebî hayat normalleşmeye başlamıştır. Halk tarafından bağımsız Azerbaycan'ın baş mimarı olarak değerlendirilen Haydar Aliyev, tüm alanlara olduğu gibi edebiyatın mevcut zor durumuna da zamanında önem vermiştir. İleri görüşlü devlet adamı siyasî iktidara dönüşünden sonra ilk görüşmesini 21 Eylül 1993 tarihinde Azerbaycan Millî Bilimler Akademisi'nde ülke aydınları ile gerçekleştirmiştir. Çok hassas bir dönemde yapılan bu tarihî görüşmede bilimin, edebiyatın, kültürün geliştirilmesi, gelecek talebi ile bağlı bir çok konulara açıklık getirilmiştir. Çünkü o yıllarda ülkemizin bağımsızlığı için yapılan mücadele dalgasında, Sovyet döneminde oluşturulan bilimsel kuruluşlara güvensizlik ifade edilmiş, yazarlar ve bilim adamları itibarsızlaştırılmış, hatta Bilimler Akademisi, Yazarlar Birliği'nin kapatılması hakkında beyanatlar seslendirilmiştir. Hassas bir tarihî noktada Cumhuriyet’e rehberlik eden seçkin devlet adamı Haydar Aliyev'in âlimler ve yazarlarla görüşmesi ve cesur açıklamaları, bilimin ve edebiyatın geliştirileceğine, Bilimler Akademisi ve müteşebbis birimlerin faaliyetlerini devam ettireceklerine dair büyük umut ve güven hisleri doğurmuştur. Haydar Aliyev, Sovyetler Birliği'nin dağılması ile ilgili olarak toplumda yaşanan kaostan yararlanıp kendilerini kahraman gibi göstermek isteyen yıkıcı ve inkârcı kuvvetlere kararlı bir şekilde şunları söylemiştir: 

Son zamanlarda Neriman Nerimanov'dan başlayarak Azerbaycan'da tüm bürokratların düşman oldukları konusundaki düşüncelerle barışamayız. ...Neriman Nerimanov kendi devrinin, yaşadığı muhite uygun yetişmiş mühim bir simasıdır, büyük siyaset adamıdır.. ...Tarihimizde olan şahsiyetlerin tümü bizim için değerlidir. ... Büyük bestecimiz Uzeyir Hacibeyov'u alalım. O, yüzyılın başlarında Azerbaycan'da klasik müziğin kurucusu, opera sanatının kurucusu, Musavat Partisi’nin üyesi ve Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti Marşı'nın bestecisi olmuştur. ... Şimdi Üzeyir Hacıbeyov'u ikiye mi bölmek gerekiyor? Onu, Musavat ve Sovyetler dönemindeki faaliyetlerine mi bölelim?.. Onu, 1938 yılında Moskova'da büyük gururla Stalin'le görüştüğü, Kalinin ona “Lenin nişanı” hediye ettiği için suçlamalı mıyız?.. Cafer Cabbarlı’yı alalım. Büyük yazarımız, büyük dramaturg, Azerbaycan kültürüne büyük katkıda bulunmuş bir kişidir.... Geçmişte yaşayıp üretmiş akademisyenlerimiz, yazarlarımız, şairlerimiz, bestecilerimiz büyük miras bırakmıştır. Bunları temel alarak bilimimizi, kültürümüzü geliştirmek şimdiki neslin borcudur. Malesef, bilimi tüketip, kültüre kayıtsız kalıyoruz... Tüketmek kolay, kurmak, yaratmak zor. ... Tüketenler her zaman tarihten silinmiştir.[7]

Azerbaycan aydınları ile yapılan tarihî toplantı sırasında Haydar Aliyev'in toplumda Bilimler Akademisi'ne beslenen yıkıcı görüşlere karşı belirttiği keskin itiraz, geniş anlamda Azerbaycan yaratıcı aydınlarının "denizde kasırganın yıktığı, dalgaların kıyıya attığı gemiye" benzettiği ülkedeki karmaşık durumda, kasırganın dalgalarından ülkeyi kurtarmak misyonunun kesin ifadesi idi: 

Bana gelen söylemlere göre, Bilimler Akademisi’ni, enstitüleri yok etmek istiyorlar ve bilime karşı kayıtsız bir tutumları var. Tüm bunlara bir son vereceğiz. Ne pahasına olursa olsun sona erdireceğiz. Ekonomi nasıl ne olursa olsun, bilim gelişmelidir. Bilimler Akademisi halkımızın tarihî bir başarısıdır. ... Bilimler Akademisi’nin de, enstitülerinin de çalışacağından emin olabilirsiniz ve bunun için uygun koşulları yaratacağız.[8]

Ve gerçekten de Bilimler Akademisi de, Yazarlar Birliği de zor şartlarda ileri görüşlü bir siyasetin sonucu olarak devletin desteği ile yaşatıldı, yoluna devam etti.

Sovyet döneminde klasiklerin yıldönümlerinin devlet düzeyinde kutlanmasına büyük önem veren Ulu Önder Haydar Aliyev sosyal-ekonomik zorluklara rağmen, Muhammed Fuzulî'nin 500. yıldönümünün kutlanmasına karar vermiştir. 1996 yılında büyük tören ile, uluslararası düzeyde kutlanan yıldönümü, millî edebiyatın büyük törenine dönüşmüştür.. Azerbaycan Millî Bilimler Akademisi’nin 2015 yılında yapılan 70. yıldönümünde bu muteber bilimsel kurumun başkanı olan akademisyen Akif Alizade, bu olguları minnettarlıkla hatırlamıştır: 

Ulu önder Haydar Aliyev'in bağımsız Azerbaycan'a yönetimi, kendimize ve geleceğimize güven hissini geri getirerek, halkımızın tarihî hafızasında millî ideallere fedakârca hizmet örneği olarak kalacaktır. İki olguyu not etmek yeterlidir. Biz ekonomimizin en zor döneminde UNESCO çerçevesinde dahi  Muhammed Fuzulî'nin 500. yıldönümünü ve muhteşem Azerbaycan destanı "Kitab-ı Dede Korkut" un 1300. yılını büyük  bir tören ile kutladık. Tüm bunlar aslında Haydar Aliyev'in Azerbaycancılık mefkûresine hizmet ederek, halkımıza onun millî-manevî mirasının iade edilmesi yolunda çok önemli adımlar oldu.[9]

Türk dünyasının muhteşem bir abidesi olan "Kitab-ı Dede Korkut" destanlarının 1300. yıldönümünün Bakü'de, Drezden'de ve UNESCO’da kutlanması, 1997-2000 yılları arasında bu muhteşem anıt eserin isminin Azerbaycan ile anılmasına hizmet etmiştir. Yıldönümü günlerinde sırf Haydar Aliyev'in nüfuzu sayesinde "Kitab-ı Dede Korkut"un Drezdend'de bulunan elyazmasının faksimile nüshası Azerbaycan'a hediye edilmiştir. 

Yirminci yüzyılın edebî eleştirmenlerinden Calil Mammadguluzade, Huseyn Cavid, Samed Vurgun, Süleyman Rustam, Rasul Rza, İlyas Afandiyev ve başkaları gibi XX. asr edebiyatının önemli simalarının yıldönümlerinin törenlerle kutlanması, halkın ilgisini edebiyata geri döndürmede büyük rol oynamıştır.

Görkemli devlet adamı Haydar Aliyev'in klasiklerle beraber, dönemin yazarlarına ilgisi, Bahtiyar Vahabzade, Halil Rıza Ulutürk gibi canlı klasiklere hasta ziyaretlerinde bulunması, Mehmet Araz, Mirvarid Dilbazi, Anar, Yusuf Səmədoğlu, Maksud İbrahimbeyov ve başka yazarları tebriki, doğum günlerine katılımı, halk yazarı fahri adı, "İstiklal" ve "Şöhret" ordenleri ile ödüllendirmesi de edebiyatın gelişmesine gösterilen hassasiyetin açıkça örneğidir. Millî liderin 1997 yılının Ekim ayında yapılan Azerbaycan Yazarlar Birliği X. Kurultayı’na bizzat katılımı, kurultaydan önce Cumhurbaşkanlığı konağında yazarların temsilcileri ile, ayrıca edebî gençlikle samimi görüşlerini paylaşması, edebî kamuoyunda son derece büyük ruh yüksekliğine neden olmuştur. 

Sovyet döneminde Cumhuriyete başkanlık ettiği yıllarda yazarların tüm kongrelerinde yer almış millî lider, bağımsızlık aşamasında ilk defa yazarların âli tedbirine gelmekle, edebiyatın gelişmesine özel önem verdiğini vurgulamış, aynı zamanda, yazar ve şairlerin Azerbaycan Yazarlar Birliği etrafında toplanmasını desteklemiştir. Kongredeki konuşmasında Haydar Aliyev şöyle demiştir:

Yazarlar Kongresi'nin çalışmaya başlaması ve bu salona çok sayıda temsilcilerin toplanması, Azerbaycan edebiyatının sorunlarının, aynı zamanda, Cumhuriyetimizin hayatının bazı alanlarının müzakere edilmesi, toplumumuzun yaşamında önemli bir olaydır. Ben çok memnunum ve mutluyum ki, ilk kez Azerbaycan yazarlarının kongresinde 27 yıl önce konuşma yapmıştım, o kongrenin katılımcısı oldum ve ondan sonraki kongrelere de daima katıldım, yazarlarımızla, şairlerimizle, kültür adamları ile bir arada oldum, bugün de sizinle bir aradayım.[10]

Gerçekten de, kongreden sonra, Azerbaycanlı yazarların, Yazarlar Birliği çevresinde daha da yakınlaştıkları görülmüş ve edebî süreçte bir canlanma hissedilmiştir. Edebiyata devlet ilgisi geri getirilmiştir. Tüm zorluklara rağmen Yazarlar Birliği'nin faaliyetleri genişlemiş, edebî yayınları - "Edebiyat Gazetesi", "Azerbaycan", "Yıldız", "Gobustan", Rusça "Literaturnıy Azerbaydjana" dergileri devlet desteği ile süreli olarak yayımlanmaya başlamıştır. Yaşlı ve genç yazarlara Cumhurbaşkanı bursu verilmiştir. 

Büyük lider Haydar Aliyev'in kongrede derin ve kapsamlı konuşması, bağımsızlık edebiyatının yöneliminin ve ideoloji kavramının tanımlanmasının temeli olmuştur. Haydar Aliyev’in konuşmasında net bir şekilde görülmüştür ki, Sovyet zamanının tam aksine, bağımsızlık yıllarında devlet edebiyatın işine karışmayacak, yazarların hangi konularda, hangi yaratıcı yöntem ile yazması gerektiği konusunu onların özgür tercihlerine bırakacaktır. Fakat aynı zamanda, edebiyat, halkın ve toplumun karşılaştığı sorunları doğru bir şekilde tanımlamalıdır. Haydar Aliyev yazarları, şairleri, oyun yazarlarını eserlerinde bağımsız Azerbaycan'ın sorunlarına, özellikle Karabağ sorununun çözümü konularına özel önem vermeye çağırmıştır. Aslında, bu tezler, bağımsızlık edebiyatının temel yönünü göstererek, Azerbaycan ideolojisine öncelik vermiştir. Diğer yandan ise edebî-toplumsal ortamda demokrasi ve yaratıcılık serbestliği ilkelerinin rehber tutulması sayesinde, bağımsızlık mefkûresi kaynaklı edebiyatın formülünün ileri sürülmesine yönelik görevler gerçekleştirilmiştir. Gerçekten bütünüyle 1990'lar boyunca ve genellikle de bağımsızlık döneminde edebiyatın baş konusunu - Ulu Önderin ileri görüşlülükle tanımladığı gibi -  Azerbaycancılık kaygıları ve Karabağ Savaşı konusu oluşturmuştur. Aynı zamanda, çağdaş dünya sorunlarının yansıması ve millî edebiyatın dünya edebî sürecine katılımı sayesinde edebiyatımızın sanatsal-estetik yönden zenginliği sağlanmıştır.

Genel olarak, bağımsızlık literatürünü iki aşamaya ayırmak gerekir: 1) Sovyet edebî düşüncesinin bağımsızlık döneminde "geçiş edebiyatı" olarak nitelendirdiği 1990'lar; 2) XXI. yüzyıldan başlayarak bağımsızlık zemininde tam ifadesini bulan çağdaş dönem edebiyatı. 

İşte Ulu Önder Haydar Aliyev'in devamlı dikkati ve çabaları sayesinde Azerbaycan edebiyatı da "geçiş dönemi"ni hızla geride bırakarak modern aşamaya girmiştir. Millî liderin iki yüzyılın kavşağında "üçüncü bin yılı karşılamak" hakkında "milenyum"u ve kültürle ilgili bir takım önemli belgeleri imzalaması, millî hayatta yeni mefkûrenin - kültür oluşturma döneminin - başladığını haber vermiştir. Mevcut koşullar altında Haydar Aliyev'in Azerbaycan toplumunun modernizasyonu, dünyaya entegrasyonu, ileri dünya standartlarının edinilmesi, iyi düşünülmüş edebî ve kültürel yapı programı ile ilgili görüş ve istekleri, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından başarılı bir şekilde uygulanmaktadır.

***

Millî lider Haydar Aliyev'in edebiyata yönelik siyaseti, günümüzde Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından sürekli desteklenerek yaratıcılıkla geliştirilmektedir. Azerbaycan yazarlarının XI. (2004) ve XII (2014). kongrelerinin, Yazarlar Birliği ve "Edebiyat Gazetesi"nin 80., "Azerbaycan" dergisinin 90. yıldönümlerinin, Azerbaycan Millî Bilimler Akademisi Nizamî adına Edebiyat Enstitüsü 80. yaşının geniş çapta kutlanması, ülkede edebiyata verilen önemin gerçekliğine dair bariz birer göstergedir. Ediblere bağlanan Cumhurbaşkanı maaşı ve ödülleri, kalem ehlinin verimli yaratıcılığını olumlu etkilemiştir. Başkan serencâmı ile klasik mirasın 100 ciltlik büyük tirajla yayımlanması ve kütüphanelere dağıtımı, "Dünya edebiyatı kütüphanesi" serisinden 150 ciltlik dünya yazarlarının eserlerinin çevirisi ve basımı, modern okuyucular neslinin yetişmesinde esaslı rol oynamıştır. 16 Mayıs 2014 tarihli Cumhurbaşkanı kararnamesi ile Bakanlar Kurulu yanında Çeviri Merkezi’nin oluşturulması, edebî eserlerin tercümesi, tanıtımı ve basılması işlerine büyük katkı sağlamıştır.

Halk yazarı Anar'ın "Unutulmaz Görüşler" kitabının Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından Haydar Aliyev ödülüne layık görülmesi (2011), Azerbaycan Millî Bilimler Akademisi Edebiyat Enstitüsünün hazırladığı "Haydar Aliyev ve Azerbaycan Edebiyatı" kitabının (2010), yazar-publisist Elmira Axundova’nın 6 ciltlik "Haydar Aliyev: Kimlik ve Zaman" adlı romanının (2014) ve halk şairi Fikret Koca'nın on ciltlik eserlerinin (2016) Edebiyat alanındaki Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet ödülünü alması, edebiyata devlet desteğinin somut tezahürleri olmuştur. 

Devlet törenleriyle klasiklerin yıldönümlerinin kutlanması, kültürel mirasa saygının yadsınamaz bir ifadesidir. Ülke başkanının kararnameleri ile Samed Vurgun’un, Süleyman Rüstem'in, Mir Celal'in, Mehdi Hüseyin'in, Ebülhesen Elekberzade’nin, Mirze İbrahimov’un, Resul Rıza'nın, İlyas Efendiyev’in yüzüncü, Süleyman Rehimov’un ve Mehmet Arif Dadaşzadə’nin yüz onuncu, Memmed Emin Resulzade’nin yüz otuzuncu, Ali Bey Hüseynzade’nin yüz ellinci yıldönümlerinin çok sayıda törenle kutlanması, edebî mirasın tanıtımı açısından büyük önem arz etmektedir. 2008 yılının Kasım ayının onunda Paris'te, UNESCO'nun binasında görkemli edip, akademisyen, eğitimci Mir Celal Paşayev’in ve 2015 yılında halk yazarı İlyas Efendiyev’in yüzüncü yıllarına adanmış törenlerin organize edilmesi, Azerbaycan’ın kültür alanındaki zaferinin bir başka teyiti olmuştur. 

Çağdaş Azerbaycan hem sosyal-siyasî istikrar açısından, hem ekonomik-demografik yönden, hem de kültürel-entelektüel yaşam kalitesi itibariyle çok değişmiş ve güzelleşmiş, barışçı ve yaratıcı insanların örnek ülkesine dönüşmüştür. Modern Azerbaycan'ı, yirmi yıl öncesindeki parçalanmak, dağılmak, iç savaşa sürüklenmek tehlikesi karşısında kalmış ülke ile karşılaştırmak zordur. Ülkemiz 25 yıl boyunca sadece gelişmiş ve tüm dünyanın dikkatini çekmiş, aynı zamanda en yüksek uluslararası organizasyonların, büyük ölçekli sosyal-ekonomik ve kültürel etkinliklerin devamlı olarak yapıldığı bir mekâna, gerçek bir kültür merkezine dönüşmüştür. Özgür, müreffeh bir hayatı ve toplumun gelişmesini bize anlatan bu başarılar, halkımızın ve entelektüel alanın edebiyatında ve sanatında yankı bulmaktadır.

Azerbaycan'da yaşam, modern dünyayla bütünleştiği için, edebiyatımız da dünyanın edebî sürecine dâhil olmuş ve onun ayrılmaz bir parçası hâline gelmiştir. Yazarların eserlerinin Rus, Türk, İngiliz, Fransız, Yunan, İtalyan, İspanyol, Japon ve diğer Avrupa ve dünya dillerine tercüme edilmesi ve yabancı ülkelerde yayımlanması, ülkemizi ve Azerbaycan edebiyatını dünyada tanıtmaktadır. Anar'ın eserlerinin dünya dillerinde yayımlanması, Elçin’in piyeslerinin Londra'da ve Amerika'da sahneye konulması, Vaqif Semedoğlu’nun şiir kitabının ABD'de İngilizce basılması, son yıllarda edebiyatımızın başarısına dair önemli haberlerdendir. Kemal Abdullah'ın dünyanın birçok dillerine çevrilmiş Eksik Elyazma romanının İtalyan dilinde neşrinden sonra ünlü yazar ve akademisyen Umberto Eco ile görüşmesi, kültürlerarası diyaloga önemli bir katkı olmuştur. Dünya çapındaki edebiyatçılardan Cengiz Aytmatov'un ve Oljas Süleymanov’un Azerbaycan'a seferleri, Oljas Süleymenov'a 2016 yılında Nizamî adına Edebiyat Enstitüsü fahri doktora adının verilmesi, büyük kültürel olaylar olduğu gibi, çağdaş edebiyatımızın ilişkilerini de göstermektedir. 

Günümüzde modern Azerbaycan edebiyatı hızla gelişmekte ve dünyada gelişen olaylar karşısında kimliğini koruyabilmektedir. Bu açıdan bakıldığında, 2016 yılında Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından Çok-Kültürlülük Yılı'nın ilan edilmesi ve ülke çapındaki çok kültürlü değerlerimizin daha da geliştirilmesi, tesadüf olarak değerlendirilmemelidir. Çok kültürlü fikirler, Azerbaycan edebiyatında her zaman öncü çizgilerden biri olmuştur. Azerbaycan Millî Bilimler Akademisi 70 yıllık jübilesinde Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, âlimlerin dikkatini bu noktaya çekerek şöyle demiştir: 

Bence Azerbaycanlı bilim adamları bu konuda daha aktif olabilirler. Azerbaycan'da çok kültürlülüğün tarihi, gelenekleri, günümüze dair gerçekleri, bilimsel kanıtları ve devlet politikası temelinde, hem Azerbaycan, hem de yabancı dillerde daha büyük bilimsel çalışmalar yaratılabilir. Bu alandaki bilimsel araştırmanın da bizim için çok ilginç ve faydalı olacağını düşünüyorum.[11]

"Azerbaycan Multikulturalizminin Kaynakları" serisinden 2016 yılında basılan ilk kitabın "Azerbaycan Multikulturalizminin Edebî-Bedii Kaynakları" olması bunun açık bir göstergesi olmuştur. Devlet Danışmanı ve aynı zamanda bir akademisyen olan Kamal Abdulla’nın kitabın "Önsöz"ünde yazdığı gibi: "“Aşktır mihrabı yüce göklerin” fikrini yaratıcılığının cevheri beyan eden Nizamî'den başlayarak, “Benim tanrım güzelliktir, sevgidir” itirafında bulunan Cavid'e kadar Azerbaycan edebiyatı muhabbet üstünde gelişmiştir. Bu edebiyat, ırk, renk, din ya da dilden bağımsız olarak tüm insanlığı, tüm sosyal ve politik dönemlerde sever. Aynı zamanda, bu edebiyatın sahibi olan Azerbaycan halkı, evrensel değerlerin hazinesine ahlakî, edebî ve sanatsal katkılarını cömertçe sağlamıştır."

***

Bağımsızlık dönemi Azerbaycan edebiyatı iki aşamada geliştiği için bu yazıda aşamalı araştırma ve tahlil esas alınmıştır. İlk aşamayı kapsayan 1990'lar, Sovyet yönetiminin son yıllarından bağımsızlığa kadar “geçiş işaretleri” ile karakterize edilmiştir. Bu dönemin edebiyatının başlıca konuları şunlardır: 

  1. 20 Ocak'ın bağımsızlığı ve teması;
  2. Karabağ savaşının konusu; 
  3. Sosyal kriz ve çöküş konusu; 
  4. Yenilikçi sanat.

Bağımsızlık mücadelesinin tanımı, ulusal bağımsızlığın değerleri, Azerbaycan'ın özgür idealinin ifadesi ve idealler için mücadele, 70 yıllık yasağın ardından yeni dönem edebiyatının köşe taşları olmuştur. 1980'lerin sonu ve 1990'lı yıllarda romantik yükselişle birlikte, ulusal özgürlük fikirleri ve arzularının doğrudan ifadesi olarak edebiyata giren bu konu 1990'ların trajik olayları ekseninde daha somut içerik ve gerçekçi noktalar arz etmiştir. Karabağ sorunu temelinde 1990 yılının 20 Ocak gecesi yaşananlar halkın haklı tepkisini çekmiş, edebiyatta 20 Ocak konusu ayrıca geniş yer bulmuştur. 

"Kara Ocak" konusuna ayrıca dikkat çekilmiş, şair ve yazarların büyük bir acı ve tepki ile edebiyatın tüm türlerinde yarattığı sanatsal örnekler kronolojik bir sırayla, ayrıntılı olarak açıklama ve tahlile dâhil edilmiştir. Halil Rıza Ulutürk’ün "Benden Başlanır Vatan", "Devam Ediyor 37", "Lefortovo Günlüğü", Bahtiyar Vahapzade’nin "Şehitler", "Cumartesi Gecesine Götüren Yol", "Umuda Heykel Koyun", Mehmet Aras'ın "Dünya Düzelmiyor", "Taş Çığlığı" , Sabir Rüstemxanlı’nın "Ömür Kitabı", "Zaman Benden Geçiyor", Cabir Nevruz'un "Kendini Koru, Halkım", Nebi Xezri’nin "Salatın", "Gam Defteri", Kabil'in "Giden Yerim Olsaydı", Neriman Hesenzade’nin "Tüm Milletlere", Mehmet Aslan'ın "Ağla, Karanfil", Nusret Kesemenli’nin "Hepsi Sevgiden", Zelimhan Yakup'un "Kabul Olsun Ziyaretin", Hüseyin Kürdoğlu’nun "Yaralı Toprağım, Yaralı Sevgim" şiir ve makaleler topluları, Sabir Ehmedli’nin "Kanlı Ocak Hikayeleri" ve "Kütle" romanı, Anar'ın "Şehitler Dağı", Yaşar Qarayevin "Ruhlar Hafızada Yaşıyor - Şehitler", Refik Semender’in "Şehitler ", Hidayetin" Kara Ocak", "Şahitler", İsa İsmayılzade’nin "Kanlı Gecenin Vahimesi", Mehmet Oruc’un "Eve Haber Et", Tevfik Kahramanov’un "Cəlladımız Zalim İdi" publisistik/makale türündeki eserleri ve onlarca başka eser, bağımsızlık için mücadele eden, bağımsızlığın bekçiliğini yapan bir ulusun sanatsal imajını ortaya çıkarmıştır. 

Şehit kanı ile yazılmış "20 Ocak'tan başlanan yol", bağımsızlık dönemi edebiyatının alfabesini oluşturur. Şehitlik konusunu anlatan sanatsal örnekler Azerbaycan edebiyatında hiçbir zaman 1990'lı yıllardaki kadar olmamıştır. Bu konuda yazılan ve her birinin kendine özgü fikir-sanat özelliği ve önemi olan birçok sanat eserinin içerisinde Bahtiyar Vahabzade’nin "Şehitler" şiiri ve Mehmet Aslan'ın "Ağlama karanfil, ağlama" şiiri daha çok popülerlik kazanmıştır. Sabir Rustamhanlı'nın 1988-1989 yıllarında geniş bir tirajda yayımlanan Ömür Kitabı, bağımsızlık edebiyatının büyük bir eseri olarak ortaya çıkmıştır.

Fakat bağımsızlık bayrağını elde tutmak hiç de kolay olmamıştır. Ulu Önder Haydar Aliyev'in haklı olarak beyan ettiği gibi: "Bağımsızlığı koruyup-saklamak onu elde etmekten daha güçtür." Aşağılık Ermeni saldırganlarının uluslararası şer güçlerinin fetvası ile Azerbaycan'a karşı başlattığı işgal savaşı, öncelikle Azerbaycan'ın bağımsızlığına karşı yöneltilmiş bir saldırıdır. Çünkü savaşın ilk günlerinden itibaren Azerbaycan şairleri ve yazarları, topraklarını koruyan, savaşan, zorbalık ve işgalle barışmayan halkı ile bir arada olmuş, kalemi süngüye dönüştürebilmiş, savaş acılarını onlarla birlikte yaşamış ve paylaşabilmişlerdir. Karabağ Savaşı, edebiyatımızda özel bir "Karabağ konusu"nun oluşmasına neden olmuştur. Bu konuda yazılan eserlerden birkaç cilt "Karabağname"ler yaratmak mümkündür.

Azılı Ermeni siyasetçilerinin 1980'lerin sonlarından, "Karabağ oyunu"nu ortaya attığı zamandan itibaren Azerbaycan edip ve şairlerinin - İsmail Şıhlı'nın, Bahtiyar Vahabzade'nin, Halil Rıza Ulutürk'ün, Mehmet Aras'ın, Ferman Kerimzade'nin, Yaşar Garayev'in, Anar'ın, Elçin'in, Sabir Rüstemhanlı'nın, Hidayet'in, Kemal Abdullayev'in, Vilayet Guliyev'in, Agil Abbas'ın ve başkalarının - edebî-publisist yazılarında, şiir ve makalelerinde düşmanın niyeti ifşa edilmiş, keskin itiraz ve vatanseverlik duygusu ile karşılanmıştır. Savaşın ilk dönemlerinde M. Araz'ın, B. Vahabzade'nin, X. R. Uluturk'ün, Gabil’in, N. Hazri’nin, M. Dilbazi’nin, S. Rustamhanlı’nın, N. Hasanzade’nin, F. Mehdi’nin, Z. Yakub’un, F. Mammadli’nin, C. Novruz’un, H. Kürdoğlu’nun ve onlarca diğer şairlerin çağrı ruhlu şiirleri düşmana nefret yağdırmış, mücadele azmini kuvvetlendirmiştir. Bunlar, Azerbaycan bağımsızlık edebiyatının ders niteliği taşıyan ilk eserleri olmuştur.

Anar, Elçin, Vidadi Babanlı, Alibaş, İli Malikzade, Alibala Hajizade, Movlud Süleymanlı, Ağrı Rahimov, Aydın Dadaşov, Elçin Huseynbeyli, Mahire Abdulla, Eyvaz Zeynalov, Kamran Nazirli, Ali Samedli, Marziye Selahaddin, Şelale Hasanli, Nigâr, Râset, Miraslan Bekirli ve başka yazarların, hikâyelerinde savaşın doğurduğu ilk tepkileri, ağır manevi atmosferi, cephe gerçekliklerini, Ermeni milliyetçiliğinin iç yüzünü açıkça göstermiş olması, esirlik ve kaçkınlık manzaralarıyla birlikte Karabağ savaşının benzer yöndeki diğer gerçeklerini ortaya koymuş ve sanatsal biçimde yansıtmıştır.

Hocalı faciası Azerbaycan edebiyatında ayrı bir çizgi olarak yer almıştır. Nurəngiz Gün’ün, İsa İsmayılzade’nin, Sabir Rüstemxanlı’nın, Zelimhan Yakup’un, Vaqif Bayatlı Oder’in, Gaçay Köçerli’nin ve onlarca diğer şairlerin şiirlerinde, nesir ve sahne eserlerinde Hocalı gerçekleri dünyaya beyan edilmiş, Ermeni vahşeti ve kötü niyetli komşuların Azerbaycanlılara karşı yürüttüğü soykırım politikası işfa edilmiştir.

 Yapılan ateşkes, savaşın bitmesi anlamına hâlâ gelmemektedir. Azerbaycan halkı Karabağ savaşındaki geçici yenilgisi ve Azerbaycan topraklarının işgali ile hiçbir zaman barışmamıştır. Bunu 2016 yılının Nisan savaşlarında Azerbaycan ordusunun muzaffer zaferi de kanıtlamıştır. Uluslararası âlemin barış çağrılarına saygı göstererek Azerbaycan Cumhurbaşkanı’nın verdiği hümanist karar ve sorunu kan dökmeden, annelerin göz yaşlarını akıtmadan, diplomatik görüşmeler yoluyla çözmek niyetleri hiç de mevcut ortamla barışmak şeklinde anlaşılmamalıdır. Cumhurbaşkanımızın da beyan ettiği gibi, Azerbaycan ordusunun Nisan savaşlarındaki zaferi bir kez daha göstermiştir ki, Azerbaycan halkı topraklarını her an geri alma kapasitesindedir.

Bu gerçek aynı zamanda Azerbaycan edebiyatına da yansımıştır. Ateşkes döneminde Karabağ konusunda yazılan eserler azalmamış, aksine yazarlar konunun daha derinden anlaşılmasını sağlamıştır. Hikâyeler ve şiirlerin yanı sıra Karabağ konulu hikâyeler ve romanlar da yazılmaya başlamıştır. Anar, Elçin, Agil Abbas, Mevlid Süleyman, Sabir Ahmedli, Aliabbas, Huseynbala Miralamov, Azer Abdulla, Ağarehim Rahimov, Elçin Mehraliyev, Eyvaz Zeynalov, Elçin Huseynbeyli, Hanemir, Şerif Ağayar, Azad Karadereli ve diğer yazarların roman ve hikâyeleri kapsamlı şekilde tarif edilmiş, hem Azerbaycan halkını bu belaya musallat edenler, hem de genel olarak tüm savaşlar lanetlenmiştir. 

Bağımsızlık Dönemi Azerbaycan Edebiyatı adlı kitapta 1990'lar edebiyatına tamamen ayrı bir bölüm de ayrılmış, bu dönemin konuları, "geçiş" karakterli belirtileri, yenilikleri analiz edilerek yorumlanmış, edebî ortam ve süreç dikkatle izlenmiştir. Ayrıca bu edebiyatın seciyyesi ayrı edebî türler açısından gözden geçirilmiş ve değerlendirilmiştir. Bu aynı zamanda yeni dönemde edebî türlerin ve tarzların özelliklerine, sanatsal gerçekliğin takdim edilmesinin genel ve farklı özelliklerine dikkat edilmesini sağlayacaktır. Genel olarak 1990'larda hem şiir, hem nesir, hem de tiyatroda daha çok zamanın çelişkilerine, toplumsal ve sosyal hayattaki sıkıntılara, insanın acılarına dikkat çekilmiştir.

Bunun yanı sıra, nesirde tarihî konulara, baskı hakikatlerine ve genel olarak Sovyet döneminde yasaklanan tarihin "beyaz noktaları"na geniş yer verilmiştir. İsa Muğanna, İsmail Şıhlı, Anar, Elçin, Ferman Kazımzade, Azize Caferzade, Vidadi Babanlı, Kılman İlkin, Hüseyin Abbaszade, Manaf Süleymanov, Hüseyin İbrahimov, Nabi Hazri, Fikret Koca, Kumral Sadigzade, Aleviyye Babayeva, Mustafa Çemenli, Mammad Oruç, Sadık Elcanlı, Davud Nesib, Cengiz Elekberzade, Gülrühün, Mənzər Niyarlı ve başka yazarların eserlerinde millî tarihin gerçekleri modern bakış açısıyla, bir aynadan yansıyan görüntü gibi açıkça tarif edilmiştir. Bu noktada, anı tarzının imkân verdiği olgu hakikatlerine özel önem verilmektedir. Tarihî konuda yazılmış edebî eserler Azerbaycan halkının bağımsızlık yolunun hiç de kolay ve rahat bir süreç olmadığını, büyük bir direnişle karşı karşıya kaldığını göstermektedir.

1990'ların şiirleri toplumda daha fazla yozlaşma, ahlakî aşınma ve itiraz ruhunu ortaya çıkarmıştır. 1960-1980 arasındaki süreçte şiirin göze çarpan modernist yönü, bu dönemde gelişme için elverişli koşullar yaratmıştır. B. Vahabzade, M. Araz, Gabil, N. Hasanzade, S. Rustamhanli, Hidayet, V. Behmenli, V. Mammadov vb. şairlerin sosyal-manevî çatışmaları sanatsal süzgeçten geçirerek ortaya koyan şiirleri ile birlikte V. Samedoğlu'nun, R.Ruhşe'nin, V. B. Oder'in, A. Mirseyid'in, R. Behrudi'nin, S. Sarvan'ın modern tarzı ve felsefî içerik ile öne çıkan şiiri de "geçiş dönemi"nin dağınık olan tutumlarını hissetmeye, değerlendirmeye” imkân vermektedir. 

Başka bir yön de gençlerin şiirsel etkinliğinde ortaya çıkan öncü şiir eğilimleridir ki, bu da literatürde kendisini çeşitli edebî grup ve akımlar şeklinde ("Baca", "Beyaz yol", "2+", "Deniz", "Vanguard", "Ego" vs.) gösterir. Kitapta bağımsızlık şiirinin bileşik yolunu yansıtacak şiirsel manzaraya çeşitli açılardan ışık tutan birkaç deneme verilmiştir. Ayrıca "Güney Konusu" ulusal şiiri düşündüren kalıcı sorunlardan biri olarak ele alınmış, aslen Güneyden olan şairlerin, - Balaş Azeroğlu’nun, Ali Tude’nin, Hökume Bülluri ve Söhrab Tahir'in - eserlerinin örneğinde bu mesele açıklanmaya çalışılmıştır. 

1990'ların draması yeni döneme özgü yeni tiyatro estetiği arayışları ile karakterize olmuştur. Azerbaycan sahnesinde, İlyas Efendiyev, Bahtiyar Vahabzade ve Nariman Hasanzade'nin eserleriyle birlikte, geleneksel, ulusal-tarihsel ve sosyo-ahlakî sorunlar ele alınırken, Elçin'in absürt oyunları, Vagif Samadoğlu ve Kemal Abdulla'nın yenilikçi karakteri ile farklı bir drama anlayışı yer almıştır. 

Genel olarak, “geçiş dönemi”nin edebiyatı, bağımsızlık yıllarının getirdiği yeni estetik eğilimlerin polemikleri ve diyaloğu üzerinde devam etmiştir. Bu aşama uzun sürmemiş, fakat bağımsızlık edebiyatının oluşumunda önemli rol oynamıştır. Bu süreç kitapta geniş ve kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır .

***

21. yüzyıldan itibaren Azerbaycan'ın edebiyatı, tam bağımsızlık koşullarının yarattığı raylar üzerinde giderek gelişmiş ve bağımsız bir ülkenin bağımsız edebiyatı olarak ideolojik ve sanatsal özellikleriyle kendini kanıtlamıştır. Fikrî esası Azerbaycan ve çok kültürlülük değerlerine dayalı, sanatsal niteliklerini klasik Azerbaycan ve modern dünya edebiyatı temelinde sentezleyen bu edebiyat, her şeyden önce çağdaş Azerbaycan'ın imajını oluşturabilmiş, dünyaya tanıtmıştır. Üstelik, şu anda modern dünya edebî sürecinin bağlamında gelişen Azerbaycan edebiyatı millî-manevî değerlere ağırlık vermekle beraber, uluslararası ölçekte yaşanan gelişmelere entegre olarak dünya edebiyatının bir parçası hâline gelmiştir.

Bağımsızlık döneminin yarattığı bu edebiyat, kitabın "Azerbaycan Edebiyatı Çağdaş Aşamada" olarak isimlendirilen ikinci bölümünde kapsamlı, ayrıntılı, hem sanatsal yön ve akımlar üzere, hem de ayrı-ayrı tarzlar manzarası ve başarıları esas alınarak yorumlanmış ve incelenmiştir. 

Büyük devlet adamı Haydar Aliyev, Azerbaycan Yazarlarının Onuncu Kurultayı’nda şöyle demiştir: 

Biliyorsunuz, bugün genellikle bağımsızlıktan söz ederken, edebiyatımızın, halkımız için ne kadar zengin bir servet olduğunu belirtmek gerekir. Bizim edebiyatımız, kültürümüz, halkımızın millî servetidir ve entelektüel mülkiyetidir.[12] 

Yeni yüzyılda da bu entelektüel zenginliği öncelikle halkımızın XX. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan büyük simaları olan B. Vahabzade, M. Araz, İ. Muğanna, İ. Şıhlı, Anar, Elçin, N. Hasanzade, F. Koca, V. Samedoğlu, S .Rüstəmhanlı, Z. Yakup, K. Abdulla ve başkaları tanıtmışlardır. Azerbaycan edebiyatı kendi gelişiminde dünya edebiyatının sanatsal Arsenal'ına giren modern ve postmodern tecrübeden yaratıcı şekilde başarıyla yararlanmış, tüm edebî türler ve tarzlar - şiir, düz yazı, drama, roman, anlatı ve hikâye örnekleri ortaya koymuştur. 

"Geçiş dönemi"nde tarz ilişkileri açısından gözlenen belirli tek tiplik ve atalet mekanizması bağımsızlık eğilimlerinin gelişmesi ile ortadan kalkmış, Çağdaş Azerbaycan edebiyatında hemen hemen tüm edebî türlerde tarz hafızasının uyanması olgusu kaydedilmiştir. Bu durum, kendisini özellikle nesirde daha fazla göstermiştir. Türler arasında böyle bir karşılaştırma yapmak mümkündür. XXI. yüzyılın başlangıcında edebî süreçte roman tarzının pozisyonu zayıf görünüyor ve bu edebî tür, yaşlı yazarların yazdığı az sayıda romanlarla temsil olunuyordu. 2010'dan beri edebiyat eleştirisi, Azerbaycan edebiyatında yeni bir patlama olarak dile getirilmiş ve bu durum edebiyatçı gençlik de dâhil olmak üzere tüm yazarların yaratıcılığında da gözlenmiştir. 

Kitabın ayrı bir bölümünde, Çağdaş Azerbaycan romanlarının eleştirisine geniş yer verilmiş, nesirde roman tarzının "savaş romanları", "gerçekçi-psikolojik roman", "geleneksel-mecaz roman", "modernist-varoluşçu roman", "tarihî roman", "sanat-belgesel roman", "postmodern roman" gibi tarzları tasnif edilmiş, çok sayıda örnekleri analiz edilmiş ve özetlemeler yapılmıştır. Aynı zamanda, edebî gençliğin "roman arayışları" da ayrıca gözden geçirilerek bilimsel açıdan değerlendirilmiştir.

Çağdaş Azerbaycan edebiyatında anlatı ve hikâye tarzları da geliştirilmektedir. Bu tarzların başlıca özelliği millî hayatın manzara ve konularını yaygın olarak edebiyata yansıtmak ve bunu çağdaş insanî değerler açısından yorumlamaktır. 

Bağımsızlık dönemi nesrinden bahsederken önemli bir eğilim de burada belirtilmelidir. Günümüzde türler arasında sınırların hareketli/geçişken olduğu görülmektedir. Yeni tarihsel aşamada aynı eserin çeşitli türlere ait kabul edilmesi, yahut farklı türlerin sentezi olan anlatıların görülmesi doğal sayılır. Zaman ve edebiyat, nesir türleri arasındaki sınırın en aza indirilmesi sürecini ortaya çıkarmıştır. Yazarlar, yazdıkları türden bağımsız olarak, toplumun ve insanın derin katmanlarına daha fazla dikkat etmişler ve sosyal ve ahlakî problemlere daha geniş bir şekilde bakmışlardır. Bu açıdan, Anar'ın "Nazar Boncuğu" eserinin hem anlatı, hem roman türünde incelenmesi veya Elçinin "Karabağ Şikestesi" hikâyesinin anlatı olarak da adlandırılması, roman-monolog, roman-deneme, anı-roman vb. olguların özelliği sayılmalıdır. 

Bağımsızlık dönemi şiirinin çeşitliliği yeni yüzyılda daha da artmış ve Azerbaycan'ın şiiri dünya edebiyatının estetik-felsefî eğilimlerine dönüşmeye başlamıştır. Ayrıca, Çağdaş Azerbaycan şiirinin çok sesliliği ve çok üslublu olması, bin yıllık millî şiir cephesinin yeni ortaya çıkan en çağdaş şiir birikimleri ile karşılaşmasından doğmuştur. Kitapta çağdaş şiir bu yönleriyle tanıtılmakta ve analiz edilmektedir. Modern şiirde savaş, doğa, sevgi gibi geleneksel motifleri ile birlikte postmodernizm tonları, yozlaşmış ovqat, yapıcı şiir, oyun estetiği, yapıbozumcu şiir vs. gibi tezahürler de kaydedilmiştir. Bugün, ülkemizde şairin edebî kişiliğinin özgürce yansıtma fırsatına sahip olması, Azerbaycan şiirinin zenginliğini sağlamaktadır. Bu durum, bağımsızlığın tümüyle Azerbaycan edebiyatına, özellikle de şiire getirdiği en önemli özelliklerden birisidir.

Edebiyatımızın modern aşaması, drama ve tiyatroda başarılı arayışları ile karakteristiktir. Azerbaycan dramalarının bağımsızlık döneminde gelişmesi, klasik drama ve modern tiyatro estetiğinin birliğini şart kılmıştır. Son yıllarda millî dramanın başarıları Elçin'in, Kemal Abdullah'ın, Ali Emirli'nin, Firuz Mustafa'nın, Afak Mesud'un, Hamit Arzulu'nun, Hasanlı Eyvazov’un farklı drama yaratıcılığı ile temsil edilmiştir.

Eski Sovyet edebiyatı, sosyalist realizmin yaratıcılık yöntemi esas alınarak oluşturulmuştur. Mevcut ideoloji, Sovyet edebiyatını tek yaratıcılık yöntemine dayanan bir edebiyat gibi görmek istediğinden, bu yöntemin biraz kenarında oluşan bir edebiyatın hangi "izm"e ait olması gerektiği meselesinden uzun zaman söz etmek mümkün olmamıştır. Sadece XX. yüzyılın altmışlı yıllarında Sovyetler Birliği çapında düzenlenen realizm toplantıları "tek yaratıcılık yöntemi" kavramını kırmış, mevcut edebiyatta diğer "izm"lerin de var olduğuna dair düşünceler belirmeye başlamıştır. Bu dönemde XX. yüzyılın başlarında eğitimci realizmin varlığı kabul edilmiş ve bu edebiyatın tanınmış kurucularının isimleri ve idealleri dikkate alınmıştır. Ayrıca, bazı Sovyet edebiyatçıları itiraf etmelidir ki, artık sosyalist realizminin bir parçası olarak kabul edilen devrimci romantizmin kendisi, bağımsız sosyalist romantizmin yaratıcılık akımına dönüşmüştür. Böylece, bağımsızlık dönemi edebiyatı arifesinde artık "tek yaratıcı yöntemi" ilkelerinden çok yöntemli, hatta edebî akımları olan bir edebiyattan söz edilmeye başlanmıştır. 

Bağımsızlık dönemi edebiyatı, geleneksel gerçekçilik ve romantizm akımları ile birlikte dünya edebî-toplumsal fikrinde gelişen süreçlerle ilgili olarak bu tarihî aşamayı, kendisinin meydana çıkardığı yeni edebî akımları da dikte etti: sürrealizm, postmodernizm, dekadentizm ve sihirli realizm. Edebî akımların ve sanatsal yöntemlerin kavşağında da ilginç sanatsal eserler meydana çıkmaktadır. Şimdilik aşağıdaki akımların Azerbaycan'da yeni birer edebî akıma dönüşmekte olduğu görülmektedir.

1. Sihirli realizm (Büyülü Gerçekçilik) 

Dünya edebiyatında Garcia Gabriel Markes'in ünlü eserleri, özellikle "Yüz Yılın Yalnızlığı" romanı, sihirli realizmin en mükemmel örneğidir. Azerbaycan edebiyatına sihirli realizmi/büyülü gerçekçiliği "İdeal" isimli romanı ile İsa Muğanna getirmiş, sonraki eserleri ile bu türü daha da güçlendirmiştir. Şamil Sadık, edebiyatta İsa Muğanna’nın yoluna kendi tuğlalarını koymaya devam etmektedir. Bazı genç yazarların eserlerinde de, sihirli realizmin çizgilerinin belirginleştiği görünmektedir. Gerçek yaşamla gerçeküstü dünya arasındaki bağlılık, yazarın inanarak canlandırdığı ütopik dünya ve kendine güven sistemi, gelecek hakkında farklı düşünceler, sihirli realizmi karakterize eden unsurlardandır. Bu istikametin kurucusu İsa Muğanna'nın 2014'teki ölümünden sonra, Azerbaycan'ın sihirli realizmdeki eserlerinde belirli bir durgunluk görülmektedir.

2. Postmodernizm. 

Azerbaycan edebiyatında yirmi yıldan fazla bir süredir, posmodernist görüş gelişmektedir. Gerçekliğe şartlı bakış, gerçekliğin çıplaklığı, hayatın adiliklerinin edebiyatını yaratmak, edebiyattaki geleneksel postmodernizmin ana tezahürleridir. Azerbaycan'da postmodernist yaklaşım bediî nesirde daha çok gelişmiştir. Artık şiirde de bu tip bir bakışın edebiyatı dikkat çekmektedir. Modern dramada postmodernist ruh hâli de görülebilir. Böylece, Azerbaycan edebiyatında postmodernizm, bir edebî akıma dönüştürülebilmiştir. Kemal Abdulla, Azerbaycan'ın postmodern edebiyatının esas kurucusudur. Onun postmodernizm örneği olan "Yarım Kalmış Elyazma" romanı dünyanın birçok dillerine tercüme edilmiş ve ilgi çekmiştir. 

3. Gözlemler

Azerbaycan edebiyatınde çökmekte olan süreçlerin yaşandığını göstermektedir. Özellikle XX. yüzyılın doksanlı yıllarında "geçiş dönemi" edebiyatında belirmiş yalnızlık, teessüf, manevî kriz, umutsuzluk gibi eğilimler XXI. yüzyılda toplumun gelişimi ile ilgili olarak bir miktar azalsa da bu tip yaklaşımın belli belirtileri bir süre daha devam etmiştir. Şimdi de manevî aşınma, yalnızlık düşüncesi, sıkıcı ruh hali vb. yaklaşımlara edebiyatın çeşitli türlerinde yazılan eserlerde rastlamak mümkündür. Çöken ruh hâli, XX. yüzyılın doksanlı yıllarında Azerbaycan şiirinde daha geniş bir yere sahip olmuştur. Vakıf Samedoğlu, Ramiz Ruhşen, Rüstem Behrudi, Vakıf Bayatlı Oder ve başkaları Dekadans şiirin ilginç örneklerini yaratmışlardır. Tüm bunları dikkate alarak, 1990-2005 yıllarında Azerbaycan edebiyatında Dekadanizm’in edebî bir cereyan olarak yaşadığını söylemek mümkündür.

“Bağımsızlık Dönemi Azerbaycan Edebiyatı”, gelenek ve yenilikler ışığında analiz edilmiş ve bu analiz ve genellemede yeni toplumdan sanatsal yöntemler ve edebî eğilimlerle ilgili yeni bir edebiyat ortaya çıkmıştır.

Modern dünyadaki sosyal-edebî süreçler ve küreselleşme, olayların demokrasi ve çoğulculuk bakış açısına hitap ettiğini ileri sürmektedir. Azerbaycan edebiyatının çağdaş aşaması da bu yaklaşım tarzından uzak değildir. Aynı zamanda, böyle bir noktada şuna dikkat edilmelidir ki, çoğulculuk ve çok seslilik sadece sanatsal örneklerin çeşitliliğinde ortaya çıkmamakta, ayrıca farklı farklı yazarların bilimsel analizlerinde de kendini göstermektedir. 

***

Olaylara ve gelişmelere modernlik açısından yaklaşım, bağımsızlık dönemi edebiyatında öncelik teşkil ettiği gibi, bu edebiyatı araştıran bilimin - edebiyat biliminin - gelişiminde de önemli bir faktördür. Çünkü edebiyat eleştirisi, bağımsızlık dönemine ait edebiyat eleştirisine paralel olarak artmış, yükseliş sürecine geçmiştir. Elbette, bilimsel bir eser olarak, Modern Azerbaycan edebiyat eleştirisinin başarılarından ve sorunlarından söz eden bir monografi gereklidir. Bu nedenle, çağdaş edebiyatta bu bilimin gelişmesindeki genel eğilimlerle ilgilenmekte, özellikle akademik edebî çalışmaların başarısına odaklanmaktadır.

Son yıllarda Azerbaycan Ulusal Bilimler Akademisi'nin çalışmalarında dikkate değer olaylar yaşanmıştır. Akademinin 70. yıldönümünde AMEA-nın Başkanı akademisyen Akif Alizade ülke başkanına raporunda şöyle demiştir: "Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in ülkemize liderlik ettiği yıllar içinde başka alanlarda olduğu gibi, akademik bilimde de başarılar ve kazanımlar elde edildi. Muhterem Başkan İlham Aliyev'in döneminde, bilimin gelişimi ile ilgili alınan kararlar sırasında yer alan "2009-2015 yıllarında Azerbaycan Cumhuriyeti'nde bilimin gelişmesi Ulusal Strateji" ve 2012 yılı Aralık ayında özel Fermanla onaylanan "Azerbaycan 2020: Geleceğe Bakış" gibi kararlarda, kalkınma kavramı önemli yer tutmaktadır. Bu belgeler, küreselleşme sürecinin ve bilgi toplumunun yeni hedefler belirlediği bir aşamada zamanın zorluklarına cevap vermek için bizi harekete geçirmektedir.”[13] 

Azerbaycan edebî eleştirmenleri her zaman dönemin çağırıları için hazır olmuş ve büyük başarılar elde etmişlerdir. 2013 yılında Nizamî'nin adını taşıyan Edebiyat Enstitüsü 80. yıldönümünü kutlamış ve tarih boyunca ulusal bilim edebî çalışmaları üzerine araştırmaları özetleyerek ve değerlendirerek yeni programlar ve projeler başlatmıştır. Son yıllarda edebiyat eleştirisi, bilimsel ulusal edebiyatın çeşitli sorunlarına adanmış bir dizi temel monografi ve kitaplarla akılda kalmıştır. Nizamî adına Edebiyat Enstitüsü hazırladığı yedi ciltlik Azerbaycan edebiyatı tarihinin beş cildi yayımlanmış olup (2004-2016), son iki cildi de baskı aşamasındadır. Aynı zamanda, Enstitünün yeni şekliyle, 10 ciltlik Azerbaycan Edebiyatı Tarihi projesine ve bu projenin ilk cildinin çalışılmalarına başlanmıştır. Görkemli edebiyatçı âlimlerden Bekir Nebiyev'in beş cildliyi, Yaşar Qarayev'in beş cildliyi, Azade Rüstemova'nın iki cildliyi, Mehmet Arif'in ve Kemal Talıbzade'nin seçilmiş eserleri, "Büyük Edip ve Düşünür Ali Bey Hüseyinzade" ve "Yaşar Karayev: Yakından ve Uzaktan" isimlerini taşıyan makaleler koleksiyonu, Edebiyat Enstitüsü'nün hazırlayıp bilim kamuoyuna sunduğu temel yayınlardır. 

Bağımsızlık yılları boyunca, edebî eleştirinin gelişim hızı, geçtiğimiz on yıl boyunca yayımlanmış sayısız bilimsel çalışmalar ve yayınlarda açıkça görülmektedir. Akademisyen Memmed-Cefer Ceferov’un üç ciltlik, akademisyen Kamal Abdulla’nın “Miften Yazıya ve yahut Gizli Dede Korkut”, akademisyen İsa Habibbeyli’nin “Edebi-tarixsel Hafıza ve Çağdaşlık”, “Edebi Şahsiyet ve Zaman”, akademisyen Rafael Hüseynov’un “Mehseti Gencevi – Özü, Sözü, İzi”, “Var Söz” ve klasik ve çağdaş edebî kültürün sorunlarına ve şahsiyetlerine adanmış bir çok kitapları, akademisyen Teymur Kerimli’nin "Nizamî’nin İsgender-name Eseri ve Tarih", “Nizamî ve Tarih”, “Görülmeyen Füzuli” monografileri, AMEA-nın üyeleri Nizami Ceferov’un beş ciltte “Eserleri”, Nergiz Paşayeva’nın “İnsan Bedii Tetkik Nesnesi Olarak”, Aliyar Seferli’nin “Azerbaycan Edebiyatı”, “Divan Edebiyatı Sözlüğü”, Muhtar Kazımoğlu’nun “Folklorda Karakterin İkileşmesi”, Möhsün Nağısoylu’nun kaynak konularına dair eserleri, Teymur Ahmedov’un 5 ciltlik ve Mirza İbrahimov hakkında monografisi, profesör Gazanfer Paşayev’in yedi ciltte “Eserleri”, profesör Yavuz Ahundlu’nun 3 ciltlik, profesör Şirindil Alışanlı’nın “Çağdaş İnsani Düşünce ve Azerbaycan Edebiyatşünaslığı”, profesör Rehile Geybullayeva’nın “Karşılaştırmalı Edebiyat Tipolojisi ve Edebiyat Türleri”, profesör Tahire Memmed’in “20. Yüzyıl Azerbaycan Dramasının Şiirleri”, profesör Bedirhan Ahmedov’un “XX. Yüzyıl Azerbaycan Edebiyatı. Aşamalar. Eğilimler. Sorunlar”, profesör Zaman Asgerli’nin “Abbas-kulu Ağa Bakıhanov”, profesör Mahire Kuliyeva’nın “Klasik Arap-Müslüman Edebiyatşünaslığına Giriş”, profesör Rehim Aliyev’in “Cavitanname – Tektanrılığın Dördüncü Kitabı”, Niza-meddin Şəmsizade’nin 3 ciltlik, profesör Vakıf Yusifli’nin “Şiirin Yolları ve Yılları (1960-2000)”, profesör Tahran Alişanoğlu’nun “20. Yüzyıl Azerbaycan Nesrinin Şiirleri”, “Bağımsızlık Köprüsünü Geçenler”, profesör Alizade Asgerli’nin “20. Yüzyıl Azerbaycan Şiirinin Poetikası”, “Halil Rıza Ulutürk”, filoloji Doktoru Parvana Isayeva'nın "20. Yüzyıl Azerbaycan Edebiyatının Mitopojeni ve Şiirsel Yapısı" ve diğer yayınlar, Azerbaycan edebiyat eleştirisinin gelişimini ve kapsamını hayal etmek için bir fırsat sunmaktadır.

Bağımsızlık yıllarında çeşitli edebî eleştiri alanları geliştirilmiş ve yeni araştırmalarla zenginleştirilmiştir. Bununla beraber folklor çalışmalarına dair Tevfik Hacıyev "Dede Korkut: Dilimiz, Düşüncemiz", Şamil Cemşidov'a "Kitabı Dedem Korkut", Kamran Aliyev'in, Muharrem Kasımlı'nın, Cavanşir Aliyev'in kitapları, Halit Alimirzayev'in "Kitab-ı Dede Korkut Destanında Kimlik ve Toplum Sorunu", Vakıf Arzumanlı'nın "Dede Korkut'un Mezarı İzinden", Rüstem Kemal'in sistemli çalışmalarının sonucu olarak vücuda gelen "Oğuz Ruhu: Restorasyon ve Yorum", "Dede Korkut: Arkaik Ritüel Semantikası", "Kitab-ı Dede Korkut ve Igor Polku Hakkında Destan: Türün Hermenevtikası", "Kitab-ı Dede Korkut: Konuşma, Türler ve Davranış Poetikası" eserleri edebiyat biliminin bu alandaki gelişiminin önemli birer göstergesi olmuştur.

Klasik edebiyata ait Nüşabe Araslı'nın "Nizamî'nin Poetikası", Vakıf Arzumanlı'nın "Şöhreti-cahani Nizamî Gencevi", Cengiz Sasani'nin "Ortaçağ Azerbaycan Şiirinde Doğa Bilimci Edebî-Felsefî Görüş", İmamverdi Hemidov'un "Azerbaycan-Arap Edebî İlişkilerinden Sayfalar", "Azerbaycan Edebiyatı Klasikleri Arap Edebiyatşünaslığında", Zehra Allahverdiyeva'nın" Azerbaycan'da Nizamîşünasliğına Oluşumu ve Gelişmesi", Hanali Babayev'in "Nizamî'nin Hamse’sinde Kur'an Ayetleri ve Kıssa Motifleri", "Ortaçağ Hamse Şiirsel Tarzında Türkçe Kelime" gibi monografileri, Siraceddin Hacı'nın" Hazret Nizamî Gencevî'nin Faaliyetlerinde Peygamberlik Anlayışı ve Hazreti Muhammed", "Sırlar Hazinesi"ne ilişkin 7 cildlik eseri, Ata-emi Mirzayev’in “Füzulî’nin “Hadikatüs-süada” eseri ortaçağ çeviri anıtı gibi, “Azerbaycan Edebî Çeviri Tarihi ve Füzulî”, Rehim Aliyev’in “Nesimî ve Klasik Dini Tarzın Oluşumu”, Feyzullah Nesimi’ye Ait Eserleri Yakup Babayev’in “Tarikat Edebiyatı: "Azerbaycan Bedii Çeviri Tarihi ve Fuzulî”, Rehim Aliyev’in “Nesimî ve Klasik Dinî Üslubun Oluşumu”, Fezullah Nesimi’ye ait eserleri, Yakup Babayev’in “Tarikat Edebiyatı: Sufizm, Hürufizm”, Firidun Kurbanov’un “Ortaçağ Azerbaycan Edebiyatında İrfanî Sembollerin Evrimi”, Zekulla Bayramlı’nın “Fuzulî ve Çağdaş Edebî-Teorik Görüş”, Leyli Aliyeva’nın “Fuzulî ve İngiliz Oryantal Çalışmaları”, Gülşen Aliyev’a-Kengerli’nin “Azerbaycan Fuzulî Çalışmasının Oluşumu”, “Azerbaycan Fuzulî Çalışması”, “Sanatsal Düşünce: Tarihsel Gerçeklik ve Estetik İdeal”, Gülbeniz Babahanlı’nın “Azerbaycan Edebî Düşüncesi ve Hüseyn Cavit”, “Haydər Aliyev ve Hüseyn Cavit”, Lütfiye Asgerzade’nin “Hüseyin Cavid: Ortamı ve Çağdaşları”, Asif Rüstemli’nin «Edebî İstiklâlimiz», «Cafer Cabbarlı: Hayatı ve Ortamı», "Bayramali Abbaszade: Ordamı ve Mücadelesi" kitapları ve diğer kitaplar bağımsızlık ışığında ortaya çıkan önemli çalışmalardır. 

Edebiyat tarihine ve edebî şahsiyetlere ait Yaşar Karayev'in "Tarih: Yakından ve Uzaktan", "Azerbaycan Edebiyatı: XIX. ve XX. Yüzyıllar", "Bin Yılın Sonu", Elmeddin Alibeyzade'nin "Azerbaycan Edebiyatı Tarihi", Baloğlan Şefizade'nin “Azerbaycan Edebiyatı Tarihi (en eski dönemler)”, Bedirhan Ahmedov'un "XX. Yüzyıl Azerbaycan Edebiyatı" Veli Osmanlı'nın "Eski Türk Edebiyatı. VI-X Yüzyıllar", Aliyar Safarli'nin ve Halil Yusifli'nin ders kitapları ve monografileri, Tahira Memmed'in "XIX. Yüzyıl Azerbaycan Edebiyatı", Şamil Valiyev'in "Fuyuzat Edebiyat Okulu" monografisi, Asger Gadimov'un "Encumeni-Şüara" edebî meclisi ve onun temsilcilerine adanmış araştırması, Panah Khalilov, Şirmammad Huseynov, Kamran Aliyev, Celal Gasimov, Sanan İbrahimov, Allahverdi Mammadov, Ferman Halilov’un kitaplarında çok asırlık edebiyatımızın tarihi gelişimi, evrim süreçleri araştırılmış ve özetlenmiş, seçkin simaları dikkat odağı hâline getirilmiştir.

Edebiyat teorisi alanında Mehmet Aliyev’in, Tahire Mehmet’in, Rahim Aliyev’in, Rahel Gabullayeva’nın, Refik Yusifoğlu’nun, Cavanşir Yusifli’nin, Hüseyin Haşimli’nin yeni kitapları edebiyat bilimi alanında önemli adımlardır.

Muhacir çalışmaları alanında Kemal Talıbzade’nin "Ahmet Ağaoğlu», Bekir Nebiyev'in "Bayrak İnmedi (Mehmet Emin Resulzade)", Elçin'in "Azerbaycan Muhacirleri Hakkında", Vilayet Kuliyev'in "Neyimiz Var, Neyimiz Yok», "Ahmet Ceferoğlu", "Muhacirlik Hafızaları, Akide Arkadaşları", Nizameddin Şemsizade'nin "Unutulmuşlar Hakkında Uvertür" gibi makale ve denemeleri; Bekir Nebiyev'in "Göçmen Şair", Elçin'in "Mehmet Emin Resulzade", Vilayet Kuliyev'in "Ağaoğlular", Aziz Mirahmedov'un "Ahmet Bey Ağaoğlu", Nikpur Cabbarlı'nın «Muhacirlik ve Klasik Edebî Mirası», «Azerbaycan Muhacirlik Nesri», Abid Tahirli'nin "Azerbaycan Muhaceret Basınında Publisistika", Azer Turan'ın "Ali Bey Hüseyinzade" monografi ve kitapları bağımsızlık dönemi edebiyat biliminin başarısı olarak görülmeye değerdir.

  Nizamî adına Edebiyat Enstitüsü tahsis ettiği "Azerbaycan muhaceret edebiyatı kütüphanesi» serisinin ilk cildi, «Mehemmed Emin Resulzade» cildi artık baskıdan çıkmış, birkaç cildi ise baskıya hazır duruma getirilmiştir. 

Modern edebî süreç hakkında Vakıf Yusifli'nin, Tahran Alişanoğlu'nun, Rüstem Kemal'in, Himalay Kasımov'un, Cihangir Memmedli'nin, Vakıf Sultanlı'nın, Esat Cahangir'in, İrade Musayeva'nın, Besti Alibeyli'nin, Elnare Akimova'nın, Nergis Cabbarlı'nın, Aygün Bağırlı'nın, Günay Karayeva'nın, Meral Yaqubova'nın, Salide Şerifova'nın, Lale Hasanova'nın ve diğerlerinin eserlerinde esaslı araştırmalar ve analizler yapılmıştır. Edebî ilişkiler alanı da bağımsızlık yılları boyunca gelişmiştir. Güler Abdullabeyova, Almaz Ulvi, Ramiz Asker, Tamara Şerifli, Elman Kuliyev, Aida Feyzullayeva, Nizami Tagizoy, Sadi Sadiyev, Lyudmila Samedova, Şahbaz Musayev ve diğerleri, edebiyatın karşılıklı ilişkileri üzerine önemli çalışmalar yazmışlardır. 

Halk yazarı ve ünlü edebiyat bilimci/eleştirmen Elçin'in "Azerbaycan Edebî Eleştirisinin ve Edebî Sürecin Sorunları", "Sosyalist Realizmi Bize Ne Kazandırdı", "Aqoniya mı Evrim mi? XIX. Yüzyıl Azerbaycan Edebiyatına Bakış", Moskova'da Rusça çıkmış hacimli "Arzu, Hatyat, Edebiyat" eleştirileri makaleler koleksiyonu vs. gibi eserleri millî-edebî mirasın ve çağdaş edebî sürecin yeniden değerlendirilmesi açısından önemli adımlar olmuştur.

Halk yazarı Anar'ın «Azerbaycan Edebiyatı, Sanatı ve Kültürü» 3 ciltte toplanan  denemelerde ve makalelerde edebiyatımızın ayrı simalarının yaratıcılık portreleri canlandırılmıştır.

Son yıllarda Nizamî'nin adını taşıyan Edebiyat Enstitüsü'nün edebî sürece müdahalesi yoğunlaşmıştır. Enstitüde klasik dönem şubeleri ile birlikte, yeni kurulan "Azerbaycan muhaceret edebiyatı", "Edebî eleştiri", "Basın tarihi ve gazete yazarlığı", "Nizamîşünaslık" şubeleri, "Fuzulîşünaslık" sektörü, bilimsel araştırmaların edebiyatın tüm yönlerini ve taraflarını kapsamasını sağlamıştır. Enstitünün geleneksel yayınları - "Edebiyat Mecmuası" ve "Edebî İlişkiler" dergileri ile birlikte, yeni "Poetika.izm" dergisi faaliyete başlamış ve ilk sayıları ilgiyle karşılanmıştır.

Elbette, bağımsızlık yıllarında Azerbaycan Millî Bilimler Akademisi diğer kurumlarında ve ülkemizin yüksek eğitim kurumlarında, ayrıca başkentte ve bölgelerdeki bilimsel merkezlerde de edebiyat bilimini zenginleştiren değerli araştırmalar yapılmış, dikkate değer yayınlar ortaya çıkmıştır. Gururla söylemek mümkündür ki, diğer bilim dallarında olduğu gibi, edebî çalışmalar alanında da, bağımsızlık döneminde ülke çapında büyük bir bilimsel potansiyel oluşmuştur. 

Azerbaycan'ın bağımsızlık dönemi edebiyatından ve edebiyat bilimi çalışmalarından zengin bir kütüphane oluşturmak mümkündür. Hiç şüphesiz, oluşturulan bilimsel ve sanatsal eserler ayrı ayrı her yazarın veya onların temsil edildikleri bilim ve sanat kurumlarının, genel olarak ise edebiyatımızın ve edebiyat biliminin bağımsız devletimizin ihtişamlı yıldönümüne katkılarıdır. XX. yüzyılın sekseninci yıllarından itibaren oluşturulan bu zengin edebî-bilimsel miras nice kitapların konusu olacaktır. Azerbaycan halkının millî lideri Haydar Aliyev'in ölümsüz ilan ettiği ve hızla gelişen bağımsız devletimizin geniş imkânlarının ışığında, Azerbaycan edebiyatının asırlık tarihi gelişim yolundan, devamlı geleneklerinden, seçkin kurucularından ve aynı zamanda sistemli şekilde incelenmesine yeni başlanan bağımsızlık dönemindeki başarılarından bahseden cilt cilt kitaplar ortaya konulacaktır. Bu duyarlı ve onurlu dönemin büyük edebiyatını ve edebiyat biliminin başarılarını tüm yönleri ve yaratıcı güçleri ile birlikte tam inceleyip özetlemek, edebiyat hakkında bilimin önünde duran ana görevlerden birisidir. 

***

1970'lerde ve 1980'lerde Nizamî'nin adını taşıyan Edebiyat Enstitüsünde bulunan ve güncel edebiyatın gelişimini aktif olarak etkileyen edebî sürecin yıllık müzakeresi geleneği yeniden başlamıştır. Tecrübeyle sabittir ki, türlere dair (nesir, şiir, dramaturji ve edebî eleştiri) raporların toplu şeklinde basımı edebî süreci aktif etkilemektedir. Enstitütde bu türden "Edebi süreç-2013", "Edebi süreç-2014", "Edebi süreç-2015" topluları yayımlanmış, bu yolla edebiyatın gidişatını yakından takip etmek, geniş bilimsel analizini yapmak mümkün olmuştur. 

Bağımsızlığımızın 25. yıldönümüne katkı olarak hazırlanan Azerbaycan'ın Bağımsızlığı Edebiyatı adlı kitap, modern çağda Nizamî'nin adını taşıyan Edebiyat Enstitüsü'nün etkinliğinin önemli bir göstergesi olarak düşünülebilir. Kitap, son yılların araştırmaları temelinde, Bağımsızlık Dönemi Azerbaycan Edebiyatı Bölümü'nde hazırlanmıştır. Aynı zamanda, diğer şubelerin - Edebî eleştiri, XX. yüzyıl (Sovyet dönemi) Azerbaycan edebiyatı, Yeni dönem Azerbaycan edebiyatı, Güney Azerbaycan edebiyatı, edebiyat teorisi, Azerbaycan sözlü halk edebiyatı ve edebî anıtlar, Türk halkları edebiyatı, Dünya edebiyatı ve karşılaştırmalı Azerbaycan-Özbekistan-Türkmenistan edebî ilişkileri, Azerbaycan-Asya edebî ilişkileri, Basın Tarihi ve gazete yazarlığı birimlerinin çalışanları da kitabın hazırlanmasında etkin görev yapmışlardır. 

Azerbaycan edebiyatının 25 yıllık bir dönemi, edebî-tarihî gerçeklere objektif yaklaşım ile temel olarak değerlendirme denemeleriyle izlenmekte, yorum ve analizi yapılmaktadır. Değerlendirmelerde Azerbaycan yazarlarının bağımsızlık döneminde üreten tüm nesillerinin eserlerine atıfta bulunulmakla beraber, konunun gerektirdiği gibi, bağımsızlığın getirdiği genç neslin yaratıcılığına biraz ağırlık verilmesine dikkat edilmiştir. En yeni dönem edebiyatının temel meşruluklarını fikir-sanat, konu-sorun, stil-tarz değişimlerinde gözden geçiren değerlendirme makalelerine ek olarak, kitaba dönemin edebiyatının tipoloji yanlarını yaratıcılığında yansıtan yazar ve şairler hakkında belli portre-denemeler de dâhil edilmiştir. Elbette bu portreler, seçilen bağımsızlık dönemi Azerbaycan edebiyatını imza bolluğu ve zenginliği nedeniyle tam olarak kapsamamaktadır. Mümkün olduğu kadar kitapta yaratıcılık biyografisi bağımsızlık yılları, fikirleri, sorunları ile ilgili olan ve hakkında belirli araştırma yapılmış yazarların portrelerinden sadece örnekler verilmekle yetinilmiştir. Genel olarak bağımsızlık dönemi Azerbaycan edebiyatının ne kadar zengin ve renkli olduğunu, kısa süre içinde nasıl büyük bir mesafe katettiğini, artık yeni edebî yüzlerini yetiştirdiğini kitabın her sayfasından görmek mümkündür.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in ülkemizin bilim adamlarına çağrısına yanıt olarak yayımlanmış olan Bağımsızlık Dönemi Azerbaycan Edebiyatı kitabı, Millî Bilimler Akademisi Nizamî adına Edebiyat Enstitüsü'nün Bağımsız Azerbaycan'ın 25. yıldönümü hediyesidir, ilmimiz karşısında raporudur.

 

[1] “Azərbaycan” qəzeti, 11 noyabr, 2015-ci il.

[2] İ. Həbibbəyli. Heydər Əliyevin dövlətçilik təlimi və müasir dövr. Naxçivan, “Əcəmi”, 2013, s. 24.

[3] Azərbaycan Respublikasının Prezidenti Heydər Əliyevin Azərbaycan yazıçılarının X qurultayında nitqi. Bax: Azərbaycan Yazıçılar Birliyi-75. Bakı, 2009, s. 107.

[4] Azərbaycan Respublikasının Prezidenti Heydər Əliyevin Azərbaycan yazıçılarının X qurultayında nitqi. Bax: Azərbaycan Yazıçılar Birliyi-75. Bakı, 2009, s. 108.

[5] Anar, Unudulmaz görüşlər, Bakı, “Təhsil”, 2011, s. 48-49. 

[6] Heydər Əliyevin Xalq şairi Məmməd Arazın yaradıcılıq gecəsindən sonra ziyalılarla görüşdə 16 aprel 1995-ci il tarixli çıxışından // Heydər Əliyev, Müstəqilliyimiz əbədidir. Üçüncü kitab. Bakı, Azərnəşr, 1997, s. 363.

[7] Heydər Əliyev. Ədəbiyyatın böyük borcu və amalı. Bakı, “Ozan”, 1999, s. 186-191.

[8] Heydər Əliyev. Ədəbiyyatın böyük borcu və amalı. Bakı, “Ozan”, 1999, s. 186-191.

[9] AMEA-nın 70 illik yubileyində akademik A.Əlizadənin nitqi. “Azər¬baycan” qəzeti, 11 noyabr 2015-ci il.

[10] Bax: Azərbaycan Yazıçılar Birliyi-75, Bakı, 2009, s. 100.

[11] Azərbaycan Respublikasının Prezidenti İlham Əliyevin Milli Elmlər Akademiyasının 70 illik yubileyindəki nitqi. “Azərbaycan” qəzeti, 11 noyabr 2015-ci il.

[12] Bax: Azərbaycan Yazıçılar Birliyi – 75, Bakı, 2009, s. 101.

[13] “Azərbaycan” qəzeti, 11 noyabr 2015-ci il.

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 165. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 165. Sayı