Bahtiyar Vahabzade (1925 – 2009)


 01 Ocak 2019

Azerî şairi, dram yazarı ve bilim adamı olan Bahtiyar Vahapzade, Türk dünyasının en çok tanınan sanatkârlarından birisidir. Bahtiyar Vahabzade 16 Ağustos 1925 tarihinde Şeki şehrinde köylü bir ailenin çocuğu olarak doğar. Babasının adı Bahtiyar Mahmud’dur. 1934’te ailesiyle birlikte Bakü’ye göç eder. İlköğrenimini Şeki’de tamamlar. 1942 yılında girdiği Bakü Devlet Üniversitesi Filoloji Bölümü’nden 1947 yılında mezun olur ve aynı bölümde öğretim üyesi olarak ders vermeye başlar. 1964 yılında tamamladığı “Samet Vurğun’un Hayat ve Yaradıcılığı” isimli monografisi ile filoloji doktoru unvanını alır. 1980 yılında Azerbaycan İlimler Akademisi üyeliğine seçilen Vahabzade, 2001 yılında emekli olana kadar üniversitede ders verir.

İlk şiirlerini II. Dünya Savaşı’nın en hararetli yıllarında yazan Vahapzade’nin sanat faaliyetlerinde ilk adımını saflık, doğallık, sıcaklık ve samimilik gibi duyguları içeren mektep şiirleri oluşturur.

Şiirinin ikinci devresi dünya ve insanlık için duyulan kaygıların dile getirildiği “İnsan ve Zaman”, “Men ve Dünya” gibi eserlerinde kendisini gösterir. Kozmik düşünce, bu dönemde şairi besler.

Şairin edebî kudretinin ortaya çıktığı üçüncü devre 1980’li yıllarda başlar. Yazdığı destan, dram ve öteki şiirlerinde insanın temsil edildiği ‘ben’ probleminin ele alındığı görülür. Onun bu yıllarda yazdığı eserlerde edebi diyalogun en önemli kısmı, “Men ve Dünya, Men ve Zaman” eserlerinden daha fazla; “Özümle Özüm, Menle Men, Bahtiyarla Bahtiyar”dır. “Dağda Şelale Kimi, Özümü Ahtarıram, Sür’et, Özümüzden Öyrenek, Üzümden Na-razıyam, Nesense Özün Ol, Şehitler, İkinci Ses” gibi eserler, söz konusu merhalenin özelliklerini en iyi şekilde ifade eder.

Şiir yanında bilimsel incelemeler ve çeviriler de yapmış olan Bahtiyar Vahapzade’nin edebî eserlerinin büyük kısmı başka dillere de çevrilmiştir.

Vahabzade, 1960'larda başlayan özgürlük hareketlerinin öncülerindendir. Bu konuda kaleme aldığı 1959 tarihli “Gülistan” isimli şiirinde, ikiye bölünen (İran’da Güney ve SSCB’de Kuzey) Azerbaycan halkının yaşadığı felaketleri anlatır. Adı geçen eserinden dolayı 1962 yılında milliyetçi damgası vurulan şair iki yıllığına üniversitedeki görevinden de uzaklaştırılan Vahabzade  bu olumsuzluklara ve Sovyet rejiminin baskılarına rağmen özgürlük mücadelesinden hiç yılmamıştır. Azerbaycan halkının sıkıntılarını konu ettiği pek çok eserini yurt dışına kaçırarak yayınlanmasını sağlamıştır.

Şiirinin kaynağını vatan toprağında arayan şair, bütün felsefî söylemlerini, ait olduğu toprağın ve milletin kültürel birikiminden yararlanarak oluşturmaya çalışır. Sovyet döneminde birçok yazar gibi Lenin’e övgüler düzen Vahapzade’nin daha sonra millî ve vatansever çizgiye geldiği görülür. Özellikle Brejnev döneminde ve Gorbaçov’la başlayan dönemde şairin daha vatansever ve milliyetçi bir söyleme kavuştuğu söylenebilir. Türk edebiyatı ve Türkiye ile olan yakın münasebetlerin, Vahapzade’nin Türk dünyası ile ilgili meselelere daha geniş bir perspektiften bakmasına katkı sağladığı bir gerçektir.

Eserlerinde Azerbaycan Türkçesi'ni en temiz şekilde kullanmaya özen gösteren ve halkının duygularına tercüman olan Vahabzade, Azerbaycan'da Halk Şairi adıyla anılır. Azerbaycan’ın azatlığı (hürriyeti) için uğraştığı, eserlerinde sürekli bu konuları gündeme getirdiği için Sovyetler birliği hükümetince kovuşturma geçiren hatta tutuklanan şair buna rağmen Sovyet Birliği hükümetince birkaç kez eserlerinden ve hizmetlerinden dolayı devlet ödülleri ve nişanları alır. 1974 yılında başarılı sanatkâr nişanı, 1975 yılında hükümet, 1984 yılında SSCB devlet nişanına layık görülür. O, ülkesinin özgürlük simgelerinden biridir. Vahabzade 1980–2000 yılları arasında beş defa milletvekili seçilmiştir. 13 Şubat 2009 tarihinde Azerbaycan'ın başkenti Bakü'deki evinde vefat eder. Bahtiyar Vahapzade'nin cenazesi, uzun yıllar ders verdiği Bakü Devlet Üniversitesi’nin salonunda düzenlenen törenden sonra tanınmış şair, edebiyatçı, bilim ve siyaset adamlarının mezarlarının bulunduğu Fahri Hıyaban'da toprağa verilir. XX. asır poetik görüşlerinin görkemli sanatçısı, halk şairi Bahtiyar Vahabzade’nin şöhreti, sadece Türk Edebiyatı’nın değil, lirik ve dramatik şiirler yazan düşünce adamı şair, gayretli istidatlı bir bilim adamı olarak Türk dünyasının da sınırlarını aşar. Onun eserleri, şiir kitapları, dramları ve diğer bilimsel yazıları İngilizce, Fransızca, Almanca, Farsça, Türkiye Türkçesi, Lehçe, İspanyolca, Macarca ve Rusça gibi  birçok dile çevrilir.

Eserleri:

Türkiyeli kaynaklar Bahtiyar Vahabzade’nin basılmış 40 şiir kitabı olduğunu yazar. Fakat Azerbaycan kaynaklarına göre bu sayı 70’tir. Bahtiyar Vahabzade şiir kitaplarının haricinde 11 ilmî eser, 2 monografi, çeşitli piyesler ve yüzlerce makale yayınlamıştır. Eserlerinde genellikle özgürlük, yurt sevgisi, din gibi temaları işlemiştir.

Başlıca eserleri arasında;

Menim Dostlarım (Bakü, 1949),

Bahar (Bakü, 1950),

Dostluk Nağmesi (Bakü, 1953),

Ebedi Heykel (Bakü, 1954),

Çınar (Bakü, 1956),

Sade Adamlar (Bakü, 1956),

Ceyran (Bakü, 1957),

Aylı Geceler (Bakü, 1958),

Şairin Kitaphanası (Bakü, 1961),

Seçilmiş Eserleri (Bakü, 1961),

Fuzuli’nin hayatını anlattığı Şeb-i Hicran (Bakü, 1962),

İnsan ve Zaman (Bakü, 1964),

Bir Ürekte Dört Fesil (Bakü, 1966),

Kökler-Budağlar (Bakü, 1968),

Semed Vurgun (1968),

Deniz-Sahil (Bakü, 1969),

Dan Yeri (Bakü, 1969),

Bindörtyüzonaltı (Bakü, 1970),

Bir Baharın Garanguşu (Bakü, 1971),

Tan Yeri (1973),

Seçilmiş Eserleri (Bakü, 1974-1975),

Yücelikte Tenhalık (1978)  Piyesler, (Bakü, 1980),

Muğam (Bakü, 1982),

Özümle Sohbet (Bakü, 1985),

Şehidler (Bakü, 1991), ana dili (Atatürk Kültür Bakanlığı Yayınları, 2000),

Ömürden Sayfalar (Ötüken, 2000), Vatan, millet, ana dili (Atatürk Kültür Başkanlığı yayınları, 2000),

Sandıktan Sesler (2002),

Soru İşareti (Kaynak yayınları, 2002) sayılabilir. 

Şiirlerinden Örnekler:

 

Ana Dili

Dil açanda ilk defa 'ana' söylerik biz. 

'Ana dili' adlanır bizim ilk dersliyimiz. 

İlk mahnımız laylanı anamız öz südüyle 

İçirir ruhumuza bu dilde gile-gile. 

 

Bu dil - bizim ruhumuz, eşgimiz, canımızdır, 

Bu dil - birbirimizle ehdi-peymanımızdır. 

Bu dil - tanıtmış bize bu dünyada her şeyi 

Bu dil - ecdadımızın bize goyup getdiyi 

En gıymetli mirasdır, onu gözlerimiz tek 

Goruyub, nesillere biz de hediyye verek. 

 

Bizim uca dağların sonsuz ezemetinden, 

Yatağına sığmayan çayların hiddetinden, 

Bu torpağdan, bu yerden, 

Elin bağrından gopan yanığlı neğmelerden, 

Güllerin renglerinden, çiçeklerin iyinden, 

Mil düzünün, Muğanın sonsuz genişliyinden, 

Ağ saçlı babaların aglından, kâmalından, 

Düşmen üstüne cuman o gıratın nalından 

Gopan sesden yarandın. 

Sen halgımın aldığı ilk nefesden yarandın. 

 

Ana dilim, sendedir halgın aglı, hikmeti, 

Ereb oğlu Mecnunun derdi sende dil açmış. 

Üreklere yol açan Füzulinin sen'eti, 

Ey dilim, gudretinle dünyalara yol açmış. 

Sende menim halgımın gahramanlığla dolu 

Tarihi verağlanır. 

 

Sende neçe min illik menim medeniyyetim 

Şan-şöhretim sahlanır. 

Menim adım, sanımsan, 

Namusum, vicdanımsan! 

Milletlere halglara halgımızın adından 

Mehebbet destanları yaradıldı bu dilde. 

 

Bu dil - tanıtmış bize bu dünyada her şeyi 

Bu dil - ecdadımızın bize goyup getdiyi 

En gıymetli mirasdır, onu gözlerimiz tek 

Goruyub, nesillere biz de hediyye verek.

 

Elveda

Deyirem sefası bitdi ömrümün, 

İndi dağ çıhıram, düze elveda. 

Göze duman çökür, başa gar yağır, 

Bahara elveda, yaza elveda. 

 

Aşgına her zaman mügaddes dedin. 

Günler elden gedir, sen teles  dedin. 

Çohu istemedin, aza bes dedin, 

Dedim, çoh yoh ise, aza elveda. 

 

İndi öz kökünden üzülen menem. 

Özge budaglara düzülen menem. 

İndi ne sen, sensen, ne de men, menem. 

Biz ki, biz değildik, bize elveda. 

 

Bahtiyar, derinde sızlayıp yaran. 

Seni keçmişine bağlar her zaman. 

Zulmet üreğini işıglandıran, 

Yoluna şam  tutan göze elveda.

 

Allah

(Aktaranlar: Seriyye - Bayram Gündoğdu)

İdrakte yol açmış geceden gündüze Allah. 

Güldürmesen öz gönlünü, gülmez yüze Allah. 

Dünyaya şafaklar gibi Tanrım sepelenmiş , 

Kalbin gözü yanmazsa, görünmez göze Allah. 

 

Allah! Biliriz cisim değil, ya nedir Allah? 

En yüksek olan hakta, hakikattedir Allah. 

Dondunsa Tekâmül ve güzellikler önünde, 

Derket, bu taaccübde , bu hayrettedir Allah. 

 

Bildik, biliriz, gizlidir insandaki kudret, 

Herkes onu fehmetmese , acizdir o, elbet. 

İnsanın ezel borcudur insanlığa hürmet, 

İnsanlığa hürmette, liyakattedir Allah. 

 

Gerçek de şu ki: Gizlidir her zerrede vahdet. 

Bir zerre iken külle kavuşmak ulu niyet. 

Gördüklerimiz zahiridir , batna  nüfuz et. 

Batındaki, cevherdeki fıtrattadır Allah. 

 

Fıtrat da yatar sözde, sözün öz yükü fikrim, 

Seçmiş, seçecek daima tüyden tüyü fikrim. 

Ben bir ağacım, yaprağı sözler, kökü fikrim, 

Sözlerde değil, sözdeki hikmettedir Allah. 

 

İnsan! Tepeden-tırnağa, sen arzu, dileksin. 

Nefsinde doyumsuz, fakat aşkında meleksin 

Zulmün yüzüne hak denilen silleni çeksen, 

Sillende mühürlenmiş o gayrettedir  Allah. 

 

Cahil İner alçaklığa, öz kalbine inmez, 

Vicdandan eğer dönse de, hayrından o dönmez. 

Zulmette, cehalette, adavette görünmez, 

İlgarda , sadakatte, muhabbettedir Allah.

1984 

                                                                           

Adsız Şiir

(Aktaranlar: Seriyye - Bayram Gündoğdu)

 

Gözümde göllendi, güllendi yaşlar 

Dağıldı başımdan dostlar, tanışlar 

Bedbahtlık- yüreğe çapraz dağ çeken 

Tekliğin zamanda ikiz kardeşi 

Teklik – gönül sıkan, teklik bel büken 

Dünyanın en büyük, en ağır taşı! 

 

Yalan bin boyalı, gerçek boyasız 

Yalan-kıpkırmızı, gerçek- ak olur 

Yalan kışkırıkçı, yalan hayasız 

Gerçekse her zaman utancak olur.

Şubat 2001 

 

Akıl Başka Yürek Başka

Birbirine benzese de 

Yel başkadır, külek başka 

Itrı da hoş, rengi de hoş 

Gül başkadır, çiçek başka. 

 

Her diki yokuş bilme gel 

Her meyi meyhoş bilme gel 

Her uçanı kuş bilme gel 

Kuş başkadır, böcek başka. 

 

Her derdine ortak benim 

Her ağrını ten bölenim 

Sen çekensin, Ben gelenim 

Gemi başka, yedek başka. 

 

Hakkın yolu öz yolumdur 

Eğilmeyen düz yolumdur, 

Hayırla şer sağ solumdur 

Şeytan başka, melek başka. 

 

Bir dileğe ben calandım 

Kah kazandım, kah talandım. 

Ömrüm boyu haçalandım 

Akıl başka, yürek başka. 

 

Dilek oldu benim adım 

Pervazlandı kol kanadım 

Yetmedi sabrım, inadım 

Amel başka, dilek başka. 

 

Kaynakça:

KOLCU, Ali İhsan (2013). Çağdaş Türk Dünyası Edebiyatları, Salkımsöğüt Yayınları, Ankara.

Türkiye Dışı Türk Edebiyatları Antolojisi (1993 - 1997). Türkmenistan Türk Edebiyatı, 1, 2, 3, 4, 5, 6. ciltler, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara.

ZAL, MAYADAĞLI, Hüsniye (1996). Bahtiyar Vahapzade ve Eserleri, (Dan. Prof. Dr. Celal Tarakçı), 19 Mayıs Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı, Samsun.

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 145. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 145. Sayı