Bala Balkan Yazarlığa Hazırlık Atölyesi Üçüncü Yılında


 15 Nisan 2025

Türkiye Yazarlık Atölyemiz 2008’den, Balkanlar Yazarlık Atölyemiz 2019’dan beri gelişerek devam ederken 2023’te bir liste tutuşturuldu elimize. Kuzey Makedonya’dan Kosova’dan ilköğretim seviyesindeki küçükler de atölye istiyorlardı. Avrasya Yazarlar Birliği olarak biz, Türkiye’de atölye için üst yaş sınırı koymamıştık ama okul derslerine zarar vereceğini düşündüğümüz için alt yaş olarak lise bitirmiş olmayı esas alıyorduk. Rahmetli Başkanımız Yakup Ömeroğlu ile “Ne yapabiliriz?” diye uzun uzun düşündük. Yetişkinlerle yaptığımız atölyeyi bunlarla yapamazdık, henüz çok küçüklerdi. Sekiz, on üç yaş arası çocuklara hem okullarındaki dersler hem de atölye çalışmaları ağır gelecekti. Bu ağırlığın altından kalkabilecekler miydi? İsteklerini geri çevirmek, “Büyüyün de gelin!” demek de hiç doğru olmayacaktı. 

Bazı değerlendirmelerden sonra küçükler için yeni bir atölye açmaya karar verdik. Bu yeni atölyenin hocası da ben olacaktım. Atölyemize doğrudan yazarlık atölyesi diyemeyeceğimiz gibi yazarlıktan bağımsız bir isim de veremezdik. İlköğretimde öğretmenlik deneyimi bulunan bir emekli öğretmen olarak, yazarlığı ötelemeden, yaşlarını da çağrıştıracak biçimde bir ad teklifim kabul gördü. “BALA BALKAN YAZARLIĞA HAZIRLIK ATÖLYESİ” diğerleri gibi çevrim içi olacaktı. Hızlıca bir program hazırlayıp başladık.

İtiraf etmeliyim; fazla umutlu değildim. Kırsaldaki çocuklar internet problemleri yaşayacaklardı. Devam ettikleri okulların dersleri, ödevleri, sınavları üzerine bir de atölye çalışmaları eklenince omuzlarındaki yük ağırlaşacaktı. İkisini bir arada yürütemeyecekler, muhtemelen bir iki dersten sonra bırakacaklardı. Böyle düşünüyordum.   

İlk atölye çalışmamıza listede adı geçenlerin çoğu katıldı. Kendimi tanıttıktan sonra onları tanımaya çalıştım. Özellikle okullarına, yaşlarına, kaçıncı sınıfa devam ettiklerine dikkat ediyordum. Bu atölyeye niçin devam etmek istediklerini soruyordum. Büyük çoğunluğu, Türkçe okumalarının, konuşmalarının, yazmalarının ilerlemesini istedikleri için atölyeye devam edeceklerini belirtiyorlardı. Mutlaka büyükleri tarafından yönlendirilmişlerdi. Söyledikleri, büyüklerinin sözleriydi. Bu, sevindirici bir durumdu. Bazıları pek fazla istekli görünmese de çoğunun heyecanlı, istekli görünüşü de sevindiriciydi. 

Yine itiraf etmeliyim; Balkan balaları beni şaşırttı. Birkaç yıldır futbol, müzik, tasarım gibi kurslara devam etmekte olan ve bırakamayan az sayıda çocuk dışında atölyeyi kimse bırakmadı. Başlangıçta isteksiz gibi görünenler de istekle devam etmeye başladılar. Verdiğim haftalık okuma ve yazma ödevlerini, özellikle de yazma ödevlerini hiç aksatmadan yapıyorlardı. Onlardaki bu isteklilik ve heyecan bana da yansıdı. İlk yılı zevkle, başarıyla tamamladık. 

İkinci yıl katılımcı sayımız daha da arttı. Üçüncü yıl, yani bu yıl, ilk iki yılla kıyaslanamayacak artış oldu. Şu an elliden fazla kayıtlı katılımcımız var, her hafta atölye çalışmamızda kırka yakın kişi oluyoruz. Hastalık, sınav, zorunlu seyahat gibi mazereti olanlar dışında okuma ve yazma ödevlerini aksatan yoktu. Bu kutlu görevi yine atölyelerimizde yetişen, değerli öğretmenimiz, koordinatörümüz, sevgili kızımız Burcu Aliyyi ile beraber yürütüyoruz. Atölye çalışmalarımızın balalarımıza iyi geldiğini gördükçe, çalışma azmimiz daha da artıyor. Desteklerinden dolayı TİKA’mıza ne kadar teşekkür etsek azdır. 

21 Aralık Türkçe Eğitim Günü 2025 buluşmamızı anmadan geçmek olmaz. Birbirlerini atölye dersleri yapılırken ekranda gören balalar ve öğretmenler ilk kez buluşacaklar, yüz yüze görüşeceklerdi. Sadece balalar değil, gizli kahramanlar olarak anneler, babalar, balaların okullarındaki onları öğretmenleri de yüz yüze görüşeceklerdi. Aynı salonda iki Balkan atölyesinin dönem sonu iki ortak kitabının tanıtımı yapılacağı için yetişkinler atölyesinin katılımcılarından da gelenler olacaktı. Bizden sonra Balkanlarla ilgili önemli çalışmalar yapmış, Türkiye’den gelen akademisyenlerin görev aldığı bir panel vardı. Biz, kendi programımızdan sonra salondan ayrılmayacak, paneli de izleyecektik. 

Üsküp’ün büyük bir otelinde efsane bir buluşma gerçekleştirdik. Dışarıda hüküm süren soğuk havayı, sevgili balalarımızın ışıklı bakışları, sıcacık gülümseyişleri ısıtıverdi. Sadece Üsküp’ten değil farklı yerlerden gelmişlerdi. Sabahın erken saatlerinde Kuzey Makedonya’nın uzak köşelerinden otobüslerle, minibüslerle yola çıkarak gelenler vardı. Kosova’nın farklı şehirlerinden (yani sınır ötesinden) gelenler vardı. Çeşitli aksaklıklardan dolayı buluşmaya gecikerek katılanlar vardı. Geçerli mazeretlerinden dolayı gelemeyip annelerinden, babalarından, öğretmenlerinden selam ve sevgilerini gönderen birkaç çocuğumuz dışında herkes buluşmadaydı.    

Salonda bulunanların hayranlıkla izledikleri, coşkulu, güzel, unutulmayacak bir buluşma yaşadık, desem abartılı olmaz. Bütün balaların gözlerinde parıltı, yüzlerinde mutluluk vardı. Kendi eserlerinden oluşan ortak kitaplarını onların bana imzalaması gerekirken benim onlara imzalamamı ısrarla istediler. Yüzlerindeki mutluluğun gölgelenmesini istemezdim. Kendi kitaplarını yine onlara hem de ayakta imzalarken büyük mutluluk duydum. Bu beklenmedik, zorunlu imza etkinliğim, Türkiye’nin kitap fuarlarında, okullarında, kültür şenliklerinde düzenlenen imza ve söyleşi etkinliklerinden çok farklı, çok özel ve güzeldi. Hemen hepsi benimle hatıra fotoğrafı çektirdi. Hepsiyle kısa kısa konuştum. Yanımdan ayrılmak istemeyişleri, mutluluğumu artıran güzel bir ayrıntıydı.

Bana karşı gösterdikleri ilginin, saygının, sevginin, yakınlığın aynısını, belki biraz daha fazlasını Burcu Aliyyi öğretmenlerine de gösterdiler. Balalarımızın çoğu onunla da ilk kez yüz yüze görüşüyordu. Her balamız Burcu öğretmenleriyle de hatıra fotoğrafı çektirdi.

Balalarımızın okullarındaki öğretmenlerinden bazıları, öğrencilerini yalnız bırakmayıp onlarla birlikte 21 Aralık Türkçe Eğitim Günü buluşmamıza katılmışlardı. Bunlardan Tansu Asan ve Tayre Asan ikiz kardeşleri mutlaka anmalıyım. Dilin gücüne inanan, Türkçe giderse nelerin gideceğini bilen bu iki öğretmenin okullarından atölyemize yoğun katılımlar sağladığını biliyordum. Öğrencilerin bu iki öğretmeni ne kadar çok sevdiklerine gözlerimle tanık oldum. Bu iki öğretmene ve orada tanıştığım babalarına ayrı ayrı teşekkür ettim.   

Sevgili okuyucu; 

Dergimizin atölyeler özel sayısındaki balalarımıza ait yazıları, lütfen yaşlarını da dikkate alarak, yetişkin yazarlar olarak değil de yazarlığa hazırlanan çocukların yazıları olarak okuyunuz. Ben, atölye hocaları olarak, gelecekte onların arasından değerli, verimli yazarların çıkacağına inanıyorum. Lütfen siz de inanın. Çünkü kendini geliştirmek üzere okuyanlar, etkili güzel gözlemlerini ifade edebilenler, her yazdığını bir öncekinden daha güzel yazanlar var. Bunlar yazarlığa yürüyüşün işaretleridir.   

İki atölyemizden de desteklerini esirgemeyen TİKA’mızın Başkanı Abdullah Eren Bey’in salona hitaben yaptığı konuşmasında balalarımızı Türkiye’ye, Ankara’ya davet etmesi onların sevincini, mutluluğunu kat kat artırdı. Desteklerinden ve bu anlamlı davetlerinden dolayı hem balalarım adına hem de atölye hocaları olarak teşekkür ediyorum. 

Ayrıca Balkanlar Yazarlık Atölyesi ve Bala Balkan Yazarlığa Hazırlık Atölyesi katılımcıları ve hocaları olarak bizlere rahat, verimli çalışma olanağı hazırlayan Balkan Yazarlar Birliği Başkanı Mürteza Sulooca’ya, Avrasya Yazarlar Birliği Başkanı Ufuk Tuzman’a, öğrenci velilerimize, öğretmenlere teşekkür ediyoruz. 

Yeni buluşmalarda, yeni özel sayılarda buluşmak üzere…

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 232. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 232. Sayı