Başlarken


 01 Ocak 2007

Yazılarıyla Kardeş Kalemler’i yaşatacak ve kanatlandıracak olan uzak-yakın diyarlardaki gönüldaşlar merhaba! 

Her dergi yeni bir misyon üstlenmek ve mevcut yayın yelpazesi içinde kendisine bir yer aramak için çıkar. İşte Kardeş Kalemler de böyle bir ihtiyaçtan doğdu. Yurdumuzda yayınlanan diğer dergiler genel olarak yurtiçine hitap ederken Kardeş Kalemler bütün Türk dünyasına, yeryüzünde Türkçe’nin konuşulduğu çok geniş bir coğrafyaya seslenecek. 

Ayrıca asırlardır kader birliği ve tatlı bir ünsiyet peyda ettiğimiz Balkanlardan Kafkasya’ya, Cezayir’e, Tunus’a kadar uzanan bir kütür ve gönül havzasına,  Osmanlı coğrafyasına seslenecek ve oralardan yankılar alacaktır.

Bunun için bir hafıza tazelememiz gerekiyor. Kafkasların, yani Kafdağları’nın ardı, bizim için daha düne kadar tam bir masal ülkesiydi. Bizler de oralardan geldiğimiz hâlde kaynağını unutan sular gibi anayurdumuzu unutmuşuz. Günümüzde uzaklara türkü yakan çok az şair ve yazar kalmış, fakat elbirliğiyle onları da susturmak için ne lazımsa yapmışız.  

Binlerce kilometreyi katederek tekrar doğduğu kaynaklara ulaşan somon balıkları insanoğlundan akıllı mı ne?.. Unuttuğumuz bu diyarlarda bizimle aynı dilden, aynı dinden, aynı soydan insanlar yaşıyor. Asırlardır bu kardeşlerimizin çilesine sağır ve duyarsız kalmışız. Oysa onlar bizim kara günümüzde “Uzaktaki kardeşime!” diye ağıtlar yakıyorlar. 

Modern edebiyatımızda yazarlarımız, şairlerimiz, ressamlarımız eserlerinde hep başka kültürlerin motiflerini kullanıyorlar. Onların şuuraltını asırlardır başka medeniyetlerin destanlarından, mitolojilerinden alınan misaller ve motifler süslüyor. Promete, Sisifos, Narses, Penelop, Oidipus gibi yüzlerce motif ve kahraman hep Yunan mitolojisinden alınmış. Bizim destanlarımız, masallarımız, mukaddeslerimiz yok mu? 

Elbette her millet, büyük insanlık ailesinin bir üyesidir, birbirinden alacağı çok şey vardır ve içe kapanmak bir ilkelliktir. Bin yıldır yurt edindiğimiz Anadolu’daki eski medeniyetler de bir zenginlik olarak bizim kültür mirasımıza yansıyacaktır. Ama bir asalak durumuna düşmemek için bizim de bu ziyafet sofrasına koyacağımız bir şeylerimiz olmalı... Deli Dumrul, Tepegöz, Küçük Şehzade, Keloğlan, Mankurt, Köskaman, evliya menkıbeleri,  gibi konular kaç sanatçının eserini süslemiştir bu güne kadar?.. 

Tam bir hafıza kaybıdır bu, Alev Alatlı’nın deyimiyle bir afazidir… Ama öyle üstünü kapatmakla kaybolmuyor kültür mirası. Behcet Necatigil de “Kaldır at uzağa, döner gelir bumerang!” diyor millî kültür için. Yani koca mâzi, eteğimizden çekerek tekrar kendini hatırlatıyor bize.

Mesnevî’siyle dünyayı sarsan Mevlânâ’da, Yunus’ta, Fuzûlî’de, Şeyh Gâlip’te böyle bir acziyet ve kompleks yok. İşte bizim örneğimiz daha çok onlar olmalı. İnsan, Dünyayı tanımaya önce kendisinden başlar.

Yazmayan kalem, düşünmeyen zihin ve sevmeyen gönül de paslanır kullanılmayan aletler gibi. Gelin yine bir dergi etrafında derilelim, dirilelim. 

Bu boşluğu daha önce kıymetli ilim adamımız Prof. Dr. Yavuz Akpınar’la genç yaşta kaybettiğimiz yiğit insan avukat İbrahim Bozyel’in çıkardığı Kardaş Edebiyatlar dolduruyordu. Fakat Yavuz Bey’in akademik çalışmalarının yoğunluğu dolayısıyla bu dergi bir süredir yayınına ara vermiştir. Onların hizmetini saygıyla anıyor ve bu bayrak yarışına onların kaldığı yerden devam etmek üzere yola çıkıyoruz. 

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 1. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 1. Sayı