Bebiha


 01 Nisan 2020


1982’de Beyaz Yürüyüş adlı hikaye kitabıyla tanışıp, Tutuklu Yürek, Ağlamak Yasak, Duvarın Öte Yanı, Kar Yağar Gül Üstüne, Derdimi Gül Eyledim, Geriye Hüzün Kalır, Sana Seni Anlatmak, Aklıma Yıldız Düştü, Karanlıkta Ses Gibi, Seninle Bin Yıl hikâye kitaplarındaki hikâyelerle bizden içimizden birilerini bulduğumuz , hikâyedekilerle benzer duyguları, sevinçleri, hüzünleri, acıları, yoklukları yaşadığımız, bizi biz yapan değerleri bize hatırlatan değerli yazarımız Sayın Osman Çeviksoy’un “Bebiha” romanı da adı gibi aşkın ve yokluğun en güzel timsali olan bir roman olmuş.

Erhan’ın yokluklar içinde ilkokulu bitirip, okuluna hayli uzak şehrin kenarında suyu, tuvaleti olmayan, kışın buz gibi bir göz odada üç kişi kalıp bir taraftan ders çalışma, okuma, diğer taraftan yokluk içinde karnını doyurup, yazın bir çocuk için ağır olacak işte çalışması bugün birçoklarına örnek olacak niteliktedir sanırım. Cebinde yüz kırk kuruşla aç karnına suyun akışını seyretmenin nasıl bir işkence oluşu, sonra ihtiyar adamın verdiği simitle ilk kez simit yemek. Hele ilk yıl bir dersten sınıfta kalmasına rağmen pes etmeyip, azimle çalışmaya devam etmesini takdir etmemek mümkün değil.

Okula kaydolurken Erhan’ın bağış parası ödeyecek parasının çıkmaması üzerine okul aile birliği başkanının “Babam fakir köylüdür.” yaz imzala demesi üzerine yazıp imzalarken gözlerinin dolması, iki damla gözyaşının pıt pıt diye ses çıkarması ne güzel tasvir edilmiş. Erhan o güne kadarki en zor, en ağır, en onur kırıcı anını yaşamış. Bu sahne karşısında duygulanmamak mümkün mü?

Ya cebinde hiç parası kalmamış, bir çift lastik ayakkabıyı veresiye almış, oğluna harçlık dahi verememiş bir babanın yüreği nasıl parçalanır. Yaz tatilinde çalışıp üç beş kuruş kazanan oğlunun patoz parasını vermesi karşısında gözleri dolan babanın duygularını kim anlayabilir?

Erhan’ı asıl keşfeden ve yazmaya teşvik eden Nesrin Hanım gibi eli öpülesi öğretmenler, adsız kahramanlar. Onların sayılarının artması için onlar gibi öğretmenler yetiştirmek için gayret edenlere ne mutlu. Alfabeyi yanlış telaffuzla, “elfaba” deyip gözünün yaşını kimseye göstermeden lavaboya gidip yıkadıktan sonra Erhan’ın başını anne şefkatiyle okşayıp “Bugün sana gülenleri yarın kendine hayran bırakabilirsin. Yeter ki bunu iste çocuğum!” diyen ve onu okumaya, yazmaya teşvik eden eli öpülesi Nesrin Öğretmen…

Ve şiirler yazılan Rüya…

Sonu duygu dolu, bir solukta okuduğum, gerçekten de aşkın ve yokluğun romanı: BEBİHA…

 

27 Mart 2018 

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 160. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 160. Sayı