Ben Dondurmayı Külahta Severim


 01 Temmuz 2025

Ben dondurmayı külahta severim. Hele de sadesi olursa…  Kıvrım kıvrım, kat kat külaha yerleştirilmiş o beyaz kütle, dilimi her salladığımda eşsiz bir nektar bırakmalı damağımda. Neymiş o, madenî kaşık ve tabaklar arasında yemek yer gibi parça parça buz çiğnemek. Dondurma dediğin külahta olmalı, dudaklarına yakın durmalı.  Ona her baktığında iştahın kabarmalı. 

Tabii hemen bitirmeyeceksin. Bir çırpıda yalayıp yutmayacaksın. Bırak gün ışığı görsün, gevşesin. Güneş görmüş o tatlı, serin, lezzet yumağını yavaş yavaş, iştaha ile yalayacaksın. Dilini alttan yukarı, her sallayışında o yumuşak, ferah, eşsiz lezzeti içinde hissedeceksin. 

Çocukluk bu ya, isterdim ki, gittikçe küçülen dondurmam hiç bitmesin. Ve ağzımda çıtır çıtır külah sesleri duyulmasın.       

Böyle diyorum ya, yıllar var ki dondurmaya hasretim. Külahta dondurma ise çocukluk aşkım olarak çok uzaklarda kaldı. Çünkü gençlik yıllarımdan beri  ağır şeker hastasıyım. Doktorun “asla” dedikleri arasında o da var. Şimdi nerede külahlı dondurma yiyen birini görsem imrenirim. İçimdeki çocuğa sığınırım. 

Off… Canım nasıl dondurma çekti bir bilseniz. 

Çarşı kalabalık. Ve ben yürüyerek eve gidiyorum. İşte tesadüf diye buna denir. Tam karşımda bir levha: “DONDURMAM KAYMAK”. Özel giysiler içindeki dondurmacının başı kalabalık... Millet adeta sırada. Bir müddet uzaktan seyrediyorum.  İçimde bir ikilem: “Alsam mı, almasam mı? Ya şekerim? Doktorun söyledikleri…”

Çocuklar, kadınlar, erkekler ellerinde külahta dondurmalar, iştiha ile yalıyorlar.  Onlara yutkunarak, imrenerek bakıyorum.  Boğazım kuruyor. İçimden bir ses: “Bir defadan bir şey olmaz.” diyor. Kendime engel olamıyorum. 

Elimde külahta koca bir dondurma oradan ayrılıyorum. Şimdi ben nasıl yalarım milletin gözünün içine baka baka. Hele de benim gibi emekli öğretmenseniz, karşınızdan gelen üç kişiden biri öğrencinizse… 

En iyisi caddeyi geçene kadar elimde saklamak… Öyle yapıyorum. Dondurmanın külahı sağ elimde, elim ise arkamda… Kalabalık caddeyi hızla geçiyorum. Dondurmam erimeden her zaman tenha olan bizim sokağa ulaşıyorum. Şimdi rahat rahat yalayabilirim. Dondurma yüklü külah elimde. Yer yer kenarları erimiş. Tam dondurmayı ağzıma götürüyordum ki genç bir kadın ile üç dört yaşlarında  bir kız çocuğu   karşıma çıkmaz mı? Tanıdım, üstelik annesi öğrencim. 

Çocuk elimdeki dondurmayı gördü. Koşarak geldi, tam önümde durdu. İki eli havada: 

-Ver! Ver! dedi. Bir kez bile yalayamadığım, eriyen damlaları  parmaklarıma dökülen külahı eline tutuşturuverdim. Yüzünün yarısı dondurma bulaşığı kız ne kadar sevimliydi.

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 223. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 223. Sayı