BENİM DEDE KORKUT’UM


 01 Kasım 2022


Dede Korkut’un Bamsı Beyrek ile Bânu Çiçek hikâyesini anlattıktan sonra, “Unutmayasın torunum.”” dedi dedem tebessümle.  “Aşk için yiğitlik gerek, çünkü aşk yiğit olmayana uzaktır sonsuza dek.“ 

Babam ise bize alaycı gülümsemeyle, hatta kıskanırcasına bakarak, “Yine mi hikâye, acaba ne işe yarıyor?” dedi. “ 

Dedem derin bir ah çekerken boğazından hırıltılı ses geliyordu, öksürdükten sonra cevap verdi:

“Adam gibi sevmeye yarıyor oğlum. Sana da anlatırdım unuttun mu? Seni rahmetli annenle berâber Hollandaya getirmeden önce, oku diye mektuplarımda Dede Korkut’un hikâyelerini yazardım. Ama bakıyorum têsır etmemiş, inşallah torunuma eder.”          

Namaz vakti geldiği için dedem odasına gitti. Babam da ona cevap verememenin kızgınlığıyla mı, yoksa başka sebepten dolayı mı anlayamadığım bir davranışla bana kaşlarını çatıp baktı.

Bir şey söylemek isterken o sırada annem gelince, gözlerini benden ayırıp “Nerdeydin Emel?” diye sordu.    

“Alışverişteydim Kaya. Nasıl kalabalıktı bi görseydin, bence biz de internetten alışveriş yapsak iyi olur.” 

“Zaten uyuştuk tamâmen hareketsiz kalalım değil mi?”. 

“O zaman kafe bara gidip içki içeceğine sen de gel, bıktım markete tek başına gidip gelmekten. Yeter artık!”

Babam, annemin bağırmasına sinirlenip, “Konunun kafe barla ne alâkası var? Hem ben içerim, sana ne!” diyerek annemle karşılıklı bağırışmaya başladıktan sonra dedem geldi: “Ne bağırışıyorsunuz! Hadi birbirinize ve bana saygınız yok, namaza da mı yok?”  

Kızmaya devam edecekti ama birden duralayıp gözlerini kapattı, yüzünün rengide değişti. Ayrıca sesi yine hırıltılıydı, eli göğsünde nefes almakta zorlanarak koltuğa oturdu. “Babam “Ne oldu?” dedi dedeme şaşkınlıkla. Annemle ben ise yerimizde donup kalmışız gibi bakıyorduk.     

Babam, sağlık ekibiyle dedemi sedyeyle ambulansa bindirip berâber gittiler.   

Ben ağlarken, “Lânet olsun, bu ne biçim hayat!” diye söylendi annem. “Yıllardır ihtiyar babanın, kocam olacak oğlunun derdini çekmek için mi geldim Hollanda’ya?” Annemin kendi kendine söylenmesine, ilk defa benim duymamı umursamayıp hakâretler savurmasına, sehpayı yumruklamasına hayretle baktım. Başka zaman kızgınlığı çabuk geçerken, bu sefer âdeta kendini kaybedercesine bağırması beni ürkütüyordu. 

Annem sinirden dalgın hâldeyken, kapı açılıp hızlıca kapandığını duyarak yerinden doğruldu, ben de korkumdan yanına sokuldum. Babamın içeri girdiğini görünce rahatladık, ama neden geldiğinide merak ettik. Zira dedem ile hastanede kalacağını zannediyorduk.    

Baba diye seslenirken yine kızgın baktı bana, fakat bu sefer gözlerinin içi hüzünlüydü. Dedeme bir şey oldu diye benimde içimi korku sardı. Babam korktuğumu anlayınca, “Korkma, deden bir müddet hastanede kalacak.” dedi. “Hem sen daha yatmadın mı? Geç oldu, git uyu.”          

Yatağıma oturduğumda babamın ağladığını duydum. Konuşmalarını dinlemek için oturma odasına sessizce vardım. 

“Durumu çok kötü Emel.” dedi babam. “Hep torunum diye sayıklıyor. Akşamki kavgadan dolayı babama bakacak yüzüm olmadığı için yanında kalamadım. Düşünüyorumda, Hollanda’ya işçi olarak geldiğinden beri doğru dürüst yüzü gülmedi adamın. Üstelik biz de az üzmedik onu.”   

Annem önce cevap vermemek için yanından kalktı. Kendiside dedemin rahatsızlanmasına sebep olmamış gibi öfkeyle babama dönerek, “Kendi adına konuş! Ben ne yapmışım ki, benim ne suçum var?” deyince, babam da ona bağırıp üzerine yürüdü. Sanki karı koca değilde, İki ezelî düşman gibi birbirini itekliyor, yüzlerine tokat atıyorlardı. Ben de kavgalarını seyretmeye daha fazla dayanamadım, ağlayarak odama gittim.         

Dedemin fotoğrafına bakarken onun beni sayıkladığını, sonra da annemle babamın hâllerini düşündüm. Duyup kızarlar diye korkumdan, “Bamsı Beyrek ile Bânu Çicek gibi birbirini hiç mi sevmediler?” dedim sessizce.   

Yine sessiz vaziyette ellerimi açıp, “ Güzel Allah’ım, n’olur anneme ve babama sevgi ver, artık kavga etmesinler. Dedemi de iyileştir birbirimizden ayırma. Zira o benim Dede Korkut’um, arkadaşım, her şeyim.” diye dua ettim.      

 

 

 

 

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 191. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 191. Sayı