HaftanınÇok Okunanları
Coşkun Haliloğlu 1
Ercan Argınbayev 2
Serdar Dağıstan 3
Süleyman Abdulla 4
Enver Abidcan 5
Coşkun Haliloğlu 6
Osman Çeviksoy 7
16 Ağustos 2024’teki kara haberin ardından yokluğuna inanamadığım için farklı duygular içindeyim. Hâlâ her yılın temmuz ayının üçüncü cumartesi günü Avrasya Yazarlar Birliği’nde beni bekleyen bir dostum olarak göresim geliyor. Kimi zaman havaalanına indiğim anda “Gelmeni bekliyorum. Ulu Türkistan’ın kokusunu, Tanrı Dağları’nın esintisini hissedeyim gel de… Çayımız demli, içelim yudum yudum…” diyordu. 2024’te bu sözleri diyemedi… 2025’te ve ebediyen diyemeyeceği için hasretim kardeşime…
Ebedî âleme göç eden kardeşim Yakup Ömeroğlu’nun “İki Çınar” adlı eserini okurken hissettiklerimi yazacağım. Devamında duygularım ve kalemim beni nereye götürecek bilmiyorum. Böyle hallerde kalemin izinden gitmeyi tercih etmek gerekir.
Yakup Bey, eserinde Ağustos sıcağında sanki bir çınarın gölgesinde kelimeleri adeta huzur veren bir nağme tadında icra eden bir usta çalgıcı edasında kullanmış. Her cümlesinde hem yurdumuzun derinliklerine hem Türk dünyasının ufuklarına uzanan geniş bir üslûp varlığı hissediliyor. Hikâyelerinde yalın bir Türkçe tercihi ile derin bir tasvir gücü, okuru hem başka coğrafyalara taşıyor hem de evrensel duyguların ortak paydasında buluşturuyor. Yazdıkları yalnızca estetik bir haz vermekle kalmıyor; insanın iç dünyasına inen bir keşif yolculuğuna davet ediyor okuyucu. Aslında eserlerinden daha fazlası kendi kişiliğinde mevcut idi. Buna her zaman şahit olurduk.
Kurucusu olduğu Avrasya Yazarlar Birliği çatısı altında, “Kardeş Kalemler” dergisiyle Türk dünyasını ortak edebiyat sahasında buluştururken; dilin, düşüncenin ve kardeşliğin bir zincir halkası olduğuna olan inancını yansıtmaktan çekinmedi. Metin yazarlığı ve radyo-televizyon programları aracılığıyla sesini gönüllere taşırken, bu ortak kültür mirasını yeni nesillere miras bırakmayı en ulvi görev saymış olduğuna biz şahidiz.
Dr. Yakup Ömeroğlu’nu tanımlayan en harika nitelik, yüreğindeki zarafet ve samimiyetti. Onu dinleyen herkes, sözlerinin ötesinde bir merhamet iklimini hisseder, nazik tavırlarıyla insanlarda örnek tavırların hatırlanmasına vesile olurdu. Onun hayatında öne çıkan erdemlerden bahsetsek de bizim sözlerimiz tamamını ifade etmeye kifayet etmez.
Her zaman karşısındakini incitmemeye özen gösteren ince bir üslûbun sahibi olarak nazik ve mütevazı insandı. Bir başkasının yüreğine adım atma cesaretini, insana umut aşılayan bir pencere gibi açarken diğerkâmlık yani empati niteliğini hep hissettik. Hayatı boyunca üstlendiği gönüllülük esasına dayalı her projede; maddi karşılık beklentisine girmeden, kalıcı izler bırakmayı amaçlayan fedakar bir yapısı vardı. Hem edebî kimliğinde hem de insani ilişkilerinde sadakat ve ahlâkî duruşundan asla taviz vermeyen dürüstlük ve güven veren kişiliğini dost düşman biliyordu. Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik!” düsturuna uygun biçimde Türk dünyasının birliği için canı gönülden çalışarak hem fikir hem de fiilî bir mimar rolü üstlenerek yazarlık atölyesinden nice genç yazarlar çıkardı. Kardeş Kalemler dergisinde isimsiz kahramanları tanıttı ve nice bilge şahsiyetleri yeni neslimizin örnek almasını sağladı.
Yakup Bey, Türk dünyasında şair ve yazarların yanı sıra gençlik teşkilatlarının mensupları için de motivasyon sağlayıcıydı. Geride bıraktığı eserler ve örnek hayatı, geleceğin kalemlerini büyük bir sorumlulukla motive etmeye devam edecektir. Bugün onun izinde çok büyük fedakârlıklarla başkanlığı yürüten kıymetli kardeşim AYB Başkanı Ufuk Tuzman’ın Yesevî Ocağından başlayan ateşini söndürmeden devam ettirmesin de Yakup kardeşimin katkısı çoktur. Kemal Bozok, Serdar Acar, Oğuz Alparslan Çatal gibi genç öğretim görevlisi meslektaşlarımın ve daha nicelerinin Türk dünyasına hizmet etmelerine vesile oldu.
Onun gibi köklü değerlere sahip bir karakterin hal ve davranışları Türk milletinin de temel karakterini yansıtan dayanışma, misafirperverlik ve aile birliği gibi temel değerleriyle uyumlu biçimdeydi. Bulunduğu ortama doğrudan olumlu katkı yaptığına; çevresindeki kişileri negatif duygulardan uzaklaştırırken onlara ilham vermesi de bize yabancı olmayan özeliklerindendi. Hiç çelişkiye düştüğünü görmedim. Zor şartları göğüsleyen, vicdanıyla hareket eden Yakup Bey gibi kahramanlar Türk romanında da yer bulur.
40 yıllık dostluk ve kardeşlik duyguları içinde bizim uzun yıllarımız Türk dünyası sevdasıyla Tanrı Dağları’nın eteğinde, Kahraman Manas’ın diyarında, Yesevî’nin dergâhında, Maturûdi’nin izinde, Navâi’nin diline alın teri dökmekle geçti. Kaşgarlı Mahmut’un Divan’ındaki sözlerde, Yusuf Has Hacib’in Kutadgu Bilig’indeki belagat ilminin en şahane ve muhtevası derin beyitlerinde yüzmeye çalıştık bir ve beraber. Çok şükür yalnız değildik. Türk dünyasının tarihinde pek çok kutup yıldızı şahsiyetler vardır. Dil, edebiyat, kültür sahasında en çok ışık saçan Yunus gönüllü kardeşime yüce Allah’tan rahmet diliyorum.
Ankara, 21.07.2025