Bir şiirsin


 15 Ekim 2026


Bir şiirsin yüreğimin başında,  
Ne kaleme kıyabiliyorum seni ne de dilime.  
Mısra mısra dokundun ömrüme,  
Bir heceye bin hatıra sığdırıyorum.  
Tanrı'nın huzuruna çıkıyorum  
Günde beş vakit,  
Gözlerinin kıblesine dönerek.
Avucundaki muhabbeti bulalı
Bütün dinler tahtından devrildi.
Parmağımda çiçek açtı
Saçlarının, dudağının izleri.
Öyle geldin ki, bir daha kalkmamak üzere
Ayrılığın dizleri yere değdi.
Rüzgâra bıraktım hafızamı,
Geçmişim toza dönüştü.
Ne güzelmiş
Acıları ellerinde unutabilmek...
Bugün gökten sevgi yağıyor,
Azizim,
At şemsiyeni,
Gel, birlikte ıslanalım.

Hiç
Ölmek için çok gençtik,
Yaşamak içinse geç kaldık...
Biz sevmeyi bir okşayış,
Hasreti ise ölüm sandık.
Şimdi bir deniz gerek
Kıyısında batmaya...
Bir de Allah'ın bir kulu;
Göğsüne başımı koyup
Sonsuza kadar uyumaya...

 

düşünce
Bir yürek düşün...
Yılların yorgunu bir yürek...
Yağmurun dövdüğü,
Güneşin kavurduğu,
Kederin elinde oyuncak olmuş,
Dertlerin sofrasına meze edilmiş...
Bir kız çocuğu düşün...
Gülüşünü rüzgârlara kaptırmış bir kız...
Sevinci,
Taş yürekli bir ejderhanın hırsına esir düşmüş.
Güveni
İnsanların yalanlarında intihar etmiş...
Bir sevda düşün...
Yokluğa bulanmış bir sevda...
Doğrusunun duası okunmuş,
Çatlamış dudaklarda kıvrılan bir tebessüme asılmış,
Bir çift gözün çukurunda mezarı kazılmış...
Bir de sen...
Yorgun yüreği dert sofrasından alıp
Mutluluk sarayının sultanı yapan,
O masum kıza kaybolan gülüşünü geri veren,
Bir sevdaya hayat suyu olan,
Taş yürekli ejderhanın düşmanı,
Sevincin kurtarıcısı,
Bu dünyanın masal kahramanı...

 

Ay adam
Bu aralar en çok ellerimden utanıyorum.
Öylesine inceldi, öylesine kırılganlaştı ki...
Her gece, tırnak uçlarında sakladıkları
Saçlarının kokusuna sarılarak uyuyor.
Sana yazdığı her mektubu
Yine kendi elleriyle yırtıyor.
Biliyor…
Ne sen geleceksin,
Ne de ben seni çağıracağım.
Eğer gülüşümün çaresi olsaydı,
Yüzüme tükürür giderdi.
Kızmazdım.
O da yoruldu artık sahteliklerden.
Ama gitmiyor.
Biliyor;
Bütün acılarımın tek yüz akı sensin.
Gözlerime bakacak yüzüm de kalmadı.
Seni göreceğim umuduyla
O kadar çok çıktım ki evden,
O kadar dolaştım ki sokakları...
Artık yalanlarıma bile inanmıyor.
Sana ulaştıramayan yolların öcünü
Hatıralar benden,
Ben de ayaklarımdan alıyorum.
Sonra birlikte dolaşıyoruz
Bir zamanlar el ele yürüdüğümüz yerleri...
Ben,
Ayaklarım
Ve hatıralarım...
Yerini biliyorum,
Ay Adam...


mahkeme
Bir gün pişmanlıkların kapını çalacak.
Dizlerine artık kolların değil,
Günahların sarılacak.
Acı gözyaşları yakana düşecek.
Ellerin boşluğa uzanacak.
Hayat dediğin,
Dişlerini göstererek yüzüne gülecek.
Bütün duvarlar acımasızca karşına dikilecek.
Sözlerin,
Dudaklarının çatlaklarında kaybolacak.
Bir gün aynalarla aran bozulacak,
Telefonun tuşları bile sana yabancılaşacak.
Parmakların yüreğine,
Dilin aklına avukatlık edecek.
Biri diyecek ki:
"Git, kırdığın meleğin gönlünü al.
Yoksa yalnızlıktan,
Issız kafe köşelerinde ölüp gideceksin."
Diğeri ise yalnızlığını
Özgürlük diye vicdanına satmaya çalışacak.
Geceler boyu sürecek mahkemelerin...
Bazen savcı olacaksın,
Bazen mahkûm.
Bazen duygularınla yüzleşeceksin,
Bazen aklın çıkacak kürsüye.
Dilin demir parmaklıklara dönüşecek,
Bedenini donduracak.
Bir zamanlar söylediğin yalanlar,
Ağzında ateş topuna dönüşecek,
Boğazını yakacak.
Gücün tükenecek,
Takatin kalmayacak,
Kendini savunacak hâlin bile olmayacak.
Bir rüzgâr,
Yarı açık dudaklarından çalıp götürecek fısıltını.
Uyuyan şehrin rüyasına karıştıracak:
"Affet...
Affet...
Affet...".


ölmedim
Ufuktan kızıl bir güneş yükseliyor.
Yeni bir sabah doğmak üzere.
Pencerenin önünde zaman değişmiyor.
Bir ben varım, Bir gece, Bir de hüzün...
Gelmedin...
Yüzüne hüzün yerleşti.
Umudun başını sisler sardı.
Bir tek gülüşünün dilencisi gibi
Gözlerim, Gözlerine asılı kaldı.
Gülmedin...
Gittin. "Kal" demeye gücüm yetmedi.
Dilim ağzımın içinde kor oldu.
Sevgimi göklere fısıldamıştım.
Ay öğrendi, yıldızlar öğrendi...
Sen öğrenmedin.
Tövbe bu sevdaya, Bu aşka tövbe...
"Seviyorum." diyordun...
Ne diyelim...
Sevmedin.
"Hani ayrılık ölümdü?" Bunu söyleyen nerede?
Çağırın gelsin...
Görsün...
Ölmedim.

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 238. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 238. Sayı