Biri


 01 Nisan 2020


‘Şekere sevinmek için çocuk olmaya gerek yok.’

Yolda yürürken, otobüste giderken, bir bankta otururken, ayakta öylece dikilirken iç ses beraberinde getiriyor içlenmeyi, imrenmeyi, istemeyi. Kendimiz için çok bir şey yapamıyoruz. Bir dakika önceki seni bırakıp yeni sen oluyorsun. Her an diğer sen kayboluyor, hemde boşlukta. İç sese dokunulması lazım, iç geçirişlere ve isteklere, gözden söylenenlere dokunulması lazım. İçtekiler, yapılan olmalı ya da yapılmaya çalışılan en kötü ihtimalle sese dönüşüp dalgalar halinde yayılan. Sesin o dalgaları gidip bir kuşun kanadında durmalı, az sonra rüzgarın uçuracağı yerdeki yaprağın üstünde durmalı, bir kızın örgülü saçının kurdelesine değip orda kalmalı ya da belki şanslıysanız birinin yüreğine değip hayata geçmeli.

Çocuktan farkın yok denmesin bize ama çocuktan çok farklı da düşünülmeyelim. Sadece anlamaya, hareketlerimizden bakışımızdan anlam çıkarmaya çalışan yok. Gözümüze bakıp nereye bakıyor, ne istiyor diyen, alt dudağı neden büzüldü diyen yok.   

Bir el aslında iyi gelir herkese, Casper falan değiliz hayalet değiliz sanıyoruz ama geçtiğimiz yerden bir iz bıraktığımızda yok. Sadece duvarların içinden geçmiyor da yoldan dümdüz geçip gidiyoruz. Biri lazım avucunun içi yukarı bakacak şekilde açılmış, parmaklarının arasında hafif boşluklar serçe parmağı hafif yukarıda ardından yüzük parmağı onun biraz aşağısında diğer parmaklar ile hafif kıvrımlı el. Hayalet geçirgenliğinizde sizin kalbinize uzanmış halde olmalı. Sonra siz gözlerine bakıp karar vermelisiniz. İzin verirseniz dokunsun. Sonra o gözlerine bakıp kalbinize dokunmasına izin verdiğiniz kişi sizin gözlerinizin takipçisi olsun nereye baktığınıza dikkat etsin, iç geçirmelerinize söz geçirmeye başlasın. 

Küçükken, ben de bu oyuncaktan istiyorum diyebilip; büyüyünce, ben de bu arabadan istiyorum diyemeyip içimize atmaya gerek yok Yokuştan bağırarak inmek için çocuk olmaya gerek yok. Biri tarafından çimenlerde bacaklarınız karnınıza çekik gıdıklanıp kahkahalarla gülmek için çocuk olmaya gerek yok. Yanındakiyle aynı anda aynı ayakla adım atmaya çalışmak için çocuk olmaya gerek yok.

Bir kişiye ihtiyaç var, yüreğe dokunan. Hayali gerçeğe, hayaleti canlıya, yaşamda varoluşu amaca dönüştüreceğiz, bir iz bırakacağınız. Bulursanız sonra, şekere sevinmek için çocuk olmaya gerek yok. 

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 160. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 160. Sayı