HaftanınÇok Okunanları
Kemal Bozok 1
Coşkun Haliloğlu 2
Abdülhamit Koçoğlu 3
Coşkun Haliloğlu 4
HİDAYET ORUÇOV 5
İSMAİL BOZKURT 6
Nurzada Kubanıçbekova 7
Her yer karanlık, üzerimde sanki dünyanın bütün yükü var.
Kollarımı ve bacaklarımı kıpırdatamıyorum.
Ne oldu bana, neden gözlerimi açamıyorum?
Bir ses duyuyorum, yukardan geliyor.
Telaşlı bir şekilde yüksek sesle konuşuyorlar:
“Enkazın altında başka İnsanlar da olabilir, aramaya devam edelim. ‘’
Ne enkazından hangi insanlardan söz ediyorlar?
Başım çok fena ağrıyor.
Şimdi hatırlıyorum, dün gece her yer sallandı ve bir anda sanki kıyamet koptu. Ne olduğunu anlayamadan her şey üzerimize çöktü. Bağırışmalar dışında hiç bir şey hatırlayamıyorum.
Aman Allah’ım! Ben yıkılan binanın altındayım. Bağırmalıyım. Sesimi yukarıdakilere duyurmalıyım.
“ İmdat! İmdat!” diye sesimin çıktığı kadar bağırdım.
Beni duymuyorlardı.
Enkaz altında ölmek istemiyordum. Böyle ölmeyi hiçbir insan istemezdi.
Niye böyle şeyler düşünüyordum ben? Umutluydum. Hayallerimden vaz geçmiyordum. Kurtulacaktım. Okuyacaktım. İyi bir mesleğe sahip olacaktım. Mutlu mesut bir yuva kuracaktım. Nişanlımın bu şehirde olmadığına seviniyordum. O güvendeydi.
“Yaşamak buraya kadar mı?” diye düşünürken bu defa yakından gelen sesler duydum.
“ İmdaat! İmdat!” diye bağırmaya başladım.
Beni duydular. “Sâkin ol! Seni kurtaracağız! “ dediler.
Bedenimdeki acılar zaman geçtikçe çoğalıyordu. Ruhumu acıtacak kadar artmıştı.
Ne kadar dayanabileceğimi bilmiyordum.
Kendim ve enkaz altında kalan bütün insanlar için dualar ediyordum.
Kabir azabı böyle bir şey olmalıydı.
Gözümün önüne nişanlım geldi. Onunla yaşayacağımız güzel günleri düşündüm. İnsan böyle durumlarda bile hayâl kurabiliyordu. Herkes mi, yoksa tek ben mi böyleydim?
Enkaz altındakilerin seslerini de duyuyordum. Acılar içinde kıvrandıkları seslerinden anlaşılıyordu.
Yukarıdakilerin sesleri bir uzaklaşıyor bir yaklaşıyordu. Sesler uzaklaştıkça umudum azalıyor, üzülüyordum; sesler yaklaştıkça kurtulacağımı düşünüp seviniyordum.
Başımdaki ağrı giderek şiddetleniyordu. Ruhum daralıyor, kalbim sıkışıyor, ölümün yaklaştığını hissediyordum.
Daha yakından bir ses... Bana sesleniyorlardı. Bana adımla sesleniyorlardı. Yukarıda mutlaka benim enkaz altıda olduğumu bilenler vardı. Çalışıyorlardı.
“Dayan, seni kurtaracağız!” diyorlardı.
Ancak gözlerim kararmaya başlamıştı.
Dayanırsam kurtulacaktım.
Dayanmak nasıl oluyordu ki...
“Bizi duyuyor musun?” diyorlardı.
Onları duyuyordum, cevap veremiyordum.
Dayanırsam kurtulacaktım.
(Avrasya Akademi Online Kuray Hikâye Atölyesi Şubat 2020)