Büyük Milliyetçi Hakkında Küçük Bir Hatıra


 01 Ocak 2025

Sayın Gaspıralı’yı1 8 yıl önce Petrograd’ta Müslüman toplantısında görmüştüm2. O benim hatırımda işte böyle kaldı:

Orta boydan biraz daha uzundu, zayıf, yürüdüğünde ve oturduğunda boynunu biraz öne doğru büküyordu, boynu oldukça uzun, asabilik gösterecek kadar zayıf, uzun yüzlü, sakalsız, uzun kır bıyıklı, ağarmış kısa saçlı, genişçe çok belirgin kaşlı, yumuşak ama son derece delici bakan güzel siyahımsı gözlü bir şahıs. Ayrıca onun hırıltılı bir sesle saf, Türk ahengindeki konuşmasını da belirtmek gerekir. Onun sesindeki bu hırıltı, belki Petrograd havasının geçici tesirinden kaynaklanmış olabilir, ancak nasıl olursa olsun, benim hafızamda bu ses Gaspıralı efendinin bir parçasıdır. 

O yıllar benim eski dünya görüşümün olduğu, eski inançlarımın yok olduğu, hayata bakışımda bir kargaşa ve buhranın oluştuğu yıllar olmasına rağmen Gasprıralı’yı görmem bana derin bir izlenim bıraktı: Doğduğum ailede ve okuduğum yeni kitaplarda onun adının sürekli büyük bir saygı ile zikredildiğini duyarak yaşadığımdan, bu şahsı kendi gözlerimle görebilmem bana bir taraftan rüya gibi diğer taraftan da mutluluk vericiydi:

İmam Ebu Hanife3, İmam Buhari4 ... Karl Marks5 gibi “sadece kitabı okuyarak” tanınabilecek insanları gözlerinle görmek gibiydi.

Bugünkü gibi hatırımdadır atamızın6kongre bürosundaki oturuşu: 12-15 kişi yoğunluğuna sahip küçük bir oda (yanılmıyorsam atamızın kendi odasıydı), odanın kadife kaplı kanepesinin üst kısmında ata oturur (alt kısmında Alimcan El-Barudi7).  O halkın konuşmasını dinler, gürültü kesilince kısaca birkaç kelime söyler, bu sözlerle ondan önce konuşulanların fikirlerinden bir sonuç yaparak üstüne kesin bir şekilde kendi fikrini beyan eder. Alınan karar çoğu zaman bu düşünce üzerinden oluşur. Bu meclislerde ben onun hiç uzun bir nutuk söylediğini hatırlamıyorum. O söylenecek sözlerini çok sade ve kısa bir şekilde ifade ederdi. Parti tartışmaları ile çıkan münazaralarda kendisinin tez canlı yapısına, zayıf yüzünün gösterdiği asabiyetin tam tersine acayip derecede soğukkanlılığını koruyabilir ve bu davranış ona çok yakışır, onun o tartışmalardan üstün çıkacağını açıkça gösterirdi. Şöyle bir olay hatırımda kalmış: Biz, kongreye muhalefette duran gençler (onlar arasında ben de varım), büronun bir-iki toplantısında kendi bakış açımızı ifade etmek istedik. Benim arkadaşlarımdan biri kongreyi demokrasiye karşı bir şeyler yapmakla suçlayarak uzun ve sivri bir konuşma yaptı. Onun acı sözleri toplantıda katılanların hepsinde bize karşı protesto yarattığında sadece üç kişi – ata, Alimcan ve Alimerdan Bey Topçubaşov soğukkanlı kaldılar. Ata ise hatibi konuşmasın tamamlamaya hakkı olduğunu hatırlattı. Bizim hatibimiz uzun ve epey edepsiz acı sözlerle ve bu cümleden özellikle dedemin kendisine de tevcih edilen saygısızlıklarla dolu konuşmasını sonlandırdıktan sonra Gaspıralı tahminen şu şekilde cevap verdi:

- Oğlum, siz gençsiniz, tecrübesizsiniz, bu yüzden gereğinden fazla sert ifadeler kullanıyorsunuz... Sizin gibi sıcak ruhlu gençlerimiz millete hizmet edip onun kültürel derecesini geliştirseler, o zaman biz sınıfsal ihtilaflar hakkında konuşuruz, tartışırız. Medeniyeti olmayan bir milletin sanayisi de olamaz, mademki henüz yok, sınıfsal tartışmalar için de daha erken. Bizim bugünkü vazifemiz, kültürel yönden gelişmek ve onun yollarını hazırlamak için çalışmalar yürütmektir... Ondan sonrasını bizden sonra gelenler düşünür. 

Millî medeniyetin atası tarafından söylenen bu sözler hem ikna edici hem de azametli yankılanıyordu.

 

Açıklamalar

Olug millәtche tugrısında keçkenә ber hatirә (Büyük Milliyetçi Hakkında Küçük Bir Hatıra)adlı anı ilk kez dergisinde yayınlandı (1914, № 18, 17 Ekim, s. 332-333).

Anı İsmail Gaspıralı’nın (1851-1914, 11 Eylül) ölümü münasebetiyle yazıldı. Anı günümüz alfabesiyle ilk kez yayınlanıyor.

Metin dergiden alındı.

1Gaspıralı hazretleri – İsmail Bey Mustafa oğlu Gaspıralı, 1851 yılının 8 Mart’ında Kırım’ın Gaspra köyünden Baba Saltık soyundan gelen bir ailede dünyaya gelir. İlk eğitimini Bahçesaray şehrindeki mahalle mektebinde alır. Ondan sonra eğitimine Moskova Harp Okulunda devam eder.  Askerliğini tamamlayınca Batı Avrupa seyahatine gider, orada Fransızca öğrenir. Üç yıl seyahat ettikten sonra 1874 yılında Bahçesaray’a dönüp okul açma ve öğretmenlik işine girişir. Öğretmen olarak çalıştığı dönemde büyük otorite kazanıp belediye başkanı olarak seçilir. 1881’de ilk eseri olan Tungıç’ı yayınlar.  1883 yılından itibaren Tercüman adlı ilk Tatar gazetesini çıkarmaya başlar. İ. Gaspıralı Tercüman gazetesi ve kendi emekleri aracığıyla Tatar eğitim sisteminin değişmesine büyük katkısı olan kişidir. Onun etkisiyle meydana gelen cedit okulları laiklik yolunda bir basamak olmuştur.

2Bundan 8 yıl önce Petrograd’ta Müslüman toplantısında görmüştüm. 1906 yılının 13-23 Ocak’ında Petersburg’ta düzenlenen Rusya Müslümanları kongresi hakkında söz ediliyor. Kongreye Kazan’dan 10 delege gönderilmiştir. Bu kongrede 1905 Devrimi tarafından çözülmesi gereken burjuva ve demokratik meselelerin Müslüman halkları ile ilgili kısımları tartışılmıştır.

3İmam Ebu Hanife – tam ismi Nogman bin Sabit’tir, yaklaşık 696-767 yılları arasında yaşar. İslam dinindeki dört mezhebin biri olan Hanefi mezhebinin kurucusudur. İmam Ebu Hanife şeriat yasalarının düzenlenmesi konusunda şöhret kazanır.

4İmam Buhari – tam ismi Ebu-Abdullah Muhammet bin İsmail el-Buhari’dir (810-869). Hadis imamlarının en ünlülerinden biridir. Buhara’da doğmuştur. Onun hadisler (Peygamber sözleri) içeren kitapları yüzyıllar boyunca Müslüman medreselerinde ders kitapları olmuştur. En meşhur kitabı el-Camiu’s-Sahih, Müslümanlar arasında Kuran dışında en saygıdeğer eserdir.

5Karl Marks -  Marksizm öğretisinin, diyalektik materyalizmin, proletaryanın ideolojisinin kurucusu Karl Marks (1818-1883).

6Atanın – İsmail bey Gaspıralı.

7Alimcan Barudi – XIX. yüzyılın son çeyreğinde Tatar medreselerinin reformlar düzenleyicilerinden biri, Kazan’da yeni türdeki Muhammediye Medresesinin kurucusu ve onun yöneticisi Alimcan Muhammetcan oğlu Aliyev (1857-1921). O, Müslüman kongresine Kazan’dan temsilci olarak gönderilmiştir.

 

Kaynakça

Kollektiv. Edebi Miras: Al’manah. - Kazan: Tatar. Kitap neşr., 1991.

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 217. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 217. Sayı