Buzağı


 15 Nisan 2025

(Kuzey Makedonya Merkez Jupa Kocacık köyünde yaşıyor. 11 yaşında. Necati Zekeriya İlköğretim Okulunun 6. Sınıf öğrencisidir.)

Öğle vaktiydi, sofrayı kurmak üzereydik. Eve yemek kokusu yayılmış, herkes birazdan oturacağımız masayı bekliyordu. Tam o sırada amcaoğlunun telaşla koştuğunu gördüm. Yüzü bembeyazdı. Nefes nefeseydi. “Bahçeye gelin!” dedi.

Hepimiz hızla amcamın bahçesine koştuk. Ahıra yaklaştıkça içime bir sıkıntı çöktü. İneğimiz yerdeydi. Boynuna halat dolanmıştı. Biz vardığımızda hâlâ can çekişiyordu. Gözleri açıktı ama gücü kalmamıştı. Bir süre sonra oracıkta sessizce öldü.

O an içimde kocaman bir boşluk oluştu. İneğimiz sadece bir hayvan değildi; sabahları sesini duyduğumuz, sütünü içtiğimiz, varlığına alıştığımız bir candı. Ona kıyamadık. Kimse konuşamadı. Hava yavaş yavaş kararmaya başladı. Güneş batarken içimizdeki hüzün daha da büyüdü.

Babam işten gelince durumu anlattık. Sessizce traktörü getirdi. Bahçenin bir köşesine derince bir çukur açtı. Hepimiz uzaktan izledik. Toprak atıldıkça kalbim sıkışıyordu. Sanki sadece ineğimizi değil, bir parça neşemizi de toprağa veriyorduk.

Ama asıl zor olan başka bir şey vardı.

İneğimizin henüz beş haftalık bir yavrusu vardı. Minicik bir buzağı… Annesinin yanından hiç ayrılmazdı. O gün annesini göremeyince huzursuzlandı. Dedem evdeki sütten bir şişeyle ona verdi. Karnı doydu ama gözleri hep kapıdaydı.

Ahırın önünden her geçişimizde yavru birden hareketleniyor, başını kaldırıp kapıya bakıyordu. Sanki annesi geldi sanıyordu. Bazen ince ince ses çıkarıyor, annesini çağırıyordu. O sesi duymak içimi daha çok acıtıyordu.

Günler geçti. Yavru yavaş yavaş alıştı. Biz de ona daha çok ilgi gösterdik, onu daha çok sevdik. Çünkü artık hem annesizdi hem de bize emanetti.

İneğimizi kaybettiğimiz gün hayatımın en hüzünlü günüydü. İlk kez bir kaybı bu kadar yakından yaşadım. Ama aynı zamanda şunu öğrendim: Kaybetmek çok acıdır, fakat geride kalanlara sahip çıkmak sevgiyi büyütür. Şimdi buzağı biraz daha büyüdü. Onu her gördüğümde hem hüzünleniyor hem de içimde sıcak bir umut hissediyorum.

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 232. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 232. Sayı