HaftanınÇok Okunanları
Coşkun Haliloğlu 1
Ahmet Kartal 2
Serdar Dağıstan 3
ŞADİKUL HEMRA 4
Kardeş Kalemler 5
Aygul S. TÜRİKPENOVA 6
KEMAL BOZOK 7
Bir akşam babaannem ve annem ile birlikte teyzemlere misafirliğe gitmiştik. Ev çok sıcak ve samimi bir ortamla doluydu. Salonda oturmuş, büyükler kendi aralarında sohbet ediyor, ben de onları dinliyordum. Bir süre sonra teyzem mutfaktan çayları getirdi ve herkese ikram etmeye başladı. Elinde bir bardakla bana dönerek, “Bunu annene götürebilir misin?” diye sordu. Ben de büyümüş gibi hissettiğim için hemen “Evet” dedim. İçimde hem heyecan hem de biraz gurur vardı.
Çayı dikkatlice tutarak anneme doğru yürümeye başladım. Herkesin gözü üzerimdeymiş gibi hissediyordum. Tam o sırada fark etmediğim küçük sehpaya ayağımı çarptım. Ayağım takıldı, dengemi kaybettim ve bir anda kendimi yerde buldum. Bardak elimden kaydı, çay halının üzerine döküldü. O an kalbim hızlı hızlı atmaya başladı. Hem korkmuş hem de çok utanmıştım.
Halıda kocaman bir çay lekesi oluşmuştu. Teyzem hemen bez ve temizlik malzemeleri getirdi. Lekeyi çıkarmak için uzun süre uğraştı. Ben kenarda mahcup bir şekilde duruyor, gözlerimi yerden kaldıramıyordum. İçimde büyük bir pişmanlık vardı. Keşke daha dikkatli olsaydım diye düşünüyordum. Annem, babaannem ve teyzem bunun bir kaza olduğunu, üzülmemem gerektiğini söylediler. Herkes beni teselli etmeye çalıştı.
Yine de o anki utancımı uzun süre unutamadım. Küçük bir kazanın bile insanı nasıl mahcup edebileceğini o gün öğrendim. O günden sonra, yaşımın ve gücümün yetmediği işlere hemen atılmamam gerektiğini anladım.