Cenaze Töreni


 01 Ekim 2020


Şerefli Köy Deliorman’ın kuzeyindeki Maya dağının güney eteklerinde, ortasında gölü olan tek köydür. Rusçuk’a giden otobüsler her sabah Şerefli Köyden kalkar, Kemallar,(1) ve Tutrakan( 2) otobüsleri onun ortasından geçer. Demir baba tekkesinin avlusu içinden kaynayan Beş Parmağın suları, Ak dereye karışarak köy kenarındaki Hüsmen ağanın su değirmeninin büyük tekerleğini çevirip Tuna’ya doğru koşar.

1974 yılının Ekim ayının yağmurlu son gecesinde, şafak vakti, caminin minaresinden köy üzerine yayılan salah sesiyle Hüsmen ağanın bu gece vefat ettiğini köylüler öğrendi. O, iyilikleriyle tanınan ve camiye yaptığı yardımlarla bilinen tek ağa idi. Eşi, Zehra nine eskiden köyün ebesi ve halk ilaççısıydı. Başı sıkılan ona koşardı. Dört çocukları vardı. Gölün kuzeyindeki karşı mahallede geniş ve çok meyve ağaçlı bir evde oturuyorlardı. En büyük oğulları Selim öğretmendi. Şumnu’da imam hatip okulunu bitirdi. Uzun yıllar köydeki ilkokulda öğretmenlik yaptı. 1958-1959 ders yılında Türk okulları Bulgar okulları ile birleşince, Bulgarcası yetersiz diye işten atıldı. Birkaç yıl işsiz kaldı. Köyün imamı vefat edince imam oldu. Onun küçüğü Samet, Kemallar’da Vasil ustanın yanında dört yıl çıraklıktan sonra terzi oldu. Dükkân açtı köyde. Mustafa öğretmenin kızı ile evlendi.

 Vasil ustanın oğlu Bonço ile dostluğunu kesmedi. Bonço, Kemallar’da 1944 devriminden sonra Partinin kaza komitesinde Birinci sekreter(3) olunca, Samet’i de parti üyesi yaparak yanına aldı. Samet birkaç yıl sonra Sofya’daki parti okuluna gönderildi. Dönünce il Parti komitesinde Propaganda şubesinin şefi oldu. Razgrat’ın(4) ortasından geçen Lom(5) nehrinin boyundaki yeni dairelerden biri ona verildi. Kızı, Sofya tıp fakültesine kontenjandan, sınavsız kabul edildi. Oğlu Hakkı klasik lisenin basketbol takımında oynamaya başladı.

Halit, Hüsmen ağanın en küçük oğlu, babasının ısrarlarına rağmen ortaokulu ikmallerle bitirdi ve tarım kooperatifinin aranan marangozu oldu.

Halit, gece yarısı olmasına rağmen Selim ağabeyini telefonla aradı, babasının şeker komasına girdiğini söyledi.

Selim uykulu gözlerle.

-Geliyorum, diyebildi.

Selim eşi Emine ile baba evine hareket etti. Lakin Hüsmen ağanın son nefesine yetişemediler. Selim soğukkanlılıkla babasını rahat döşeğine yatırdı. Anasının, Emine’nin ve Halit’in eşi Sülbiye’nin feryatları yeni mahallenin karanlığını sarsıyordu.

Selim saat 7’30’u bekledi, kardeşi Samet işe gitmeden önce onu evde yakalayabilmek için telefonu açtı.

-Samet, kardeşim, babam bu gece yarısı komaya girdi, çıkamadı. Başımız sağ olsun.

-Ağabey, ne demek çıkamadı, öldü mü?

-Evet!

-Başımız sağ olsun! Anam nasıl?

-Çok yorgun halde, ağlamaktan ayakta duracak hali yok.

-Ağabey, şimdi beni dinle: Babamı yeni sosyalist törelere göre gömeceğiz. Ben köye gelmeden önce, defnetmek yok dedi, sesinde emredici bir ton vardı.

-Samet saçmalama! Sen aklını mı kaçırdın?

-Ağabey saat 9’da Razgrat’a, Kubadinski(6) yoldaş geliyor, sosyalist törelerle ilgili bir toplantı yapacak, toplantıyı ben yöneteceğim. Toplantı biter bitmez köye geleceğim!

-Sen işimize karışma! Biz babamı yerde bırakmayız. Sen orada toplantılarını yapmaya devam et, dedi ve öfkeyle telefonu kapattı.

Can sıkıntısı ile dışarı çıktı, her yer karanlıktı, yalnız bahçedeki direkteki lamba avluyu aydınlatırdı çiseleyen yağmurun altında.

Gözleriyle Halit’i aradı. Sayvanın direğine başını dayamış hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.

-Halit, Halit, gel kardeşim ağlama, diyerek onu teselli ederek yanına gitti. Şimdi Samet‘e haber verdim. Toplantısı varmış, öğleden sonra gelecekmiş. Babamı yeni sosyalist töreyle gömeceğiz dedi. Ben de çok kızdım, telefonu kapattım. Sen iki mezarcı bul, yolla, mezarı kazsınlar. Senin büyük oğlan Bekir de gitsin de Yamaç köylü Hafız Osman’ı alsın gelsin. Babamı o yıkasın. Benim yıkamam doğru olmaz.

-Ağabey bu işleri sen bana bırak. Samet ağabeyimin dediklerine kulak asma, deyip gitti.

Samet birkaç defa: Alo, Alo diye bağırdı, cevap alamayınca telefon elinde kaldı, durumu eşi Sabriye’ye söyledi. Samet kahvaltı bile yapmadan parti il binasına gitti. Kapıdaki bekçi milis (polis) ona selam verdi ama o selama cevap vermeden içeri girdi. Saatine baktı, 8:30 sıralarında Şerefli köyün muhtarını aradı:

-Muradov, bu gece babam vefat etti. Onu köyde sosyalist töreyle gömeceğiz. Sen babamın özgeçmişini biliyorsun. Kısa bir nutuk hazırla. Parti sekreteri, köyün milisi ve belediye milis şefi Mantarov beni öğleden sonra muhtarlıkta bekleyin, dedi. Sesinde emreden bir ton vardı ve telefonu kapattı.

Cenaze, Hafız Osman tarafından bahçede yıkandı, kefene sarıldı ve tabuta kondu. Belediyenin gönderdiği kamyonun kasasına yerleştirildi ve caminin kapısı önünde durdu. Kalabalık cemaat öğle namazının ardından cenaze namazını da kıldı. Yağmur yağdı yağacaktı. 50-60 kişilik bir grup kamyonun ardından mezarlığa doğru yürüdü. Kamyon köyün doğusundaki Türk mezarlığının başında musalla taşının sağ tarafına yanaştı. Selim öğretmen, Halit ve diğer arkadaşları tabutu kamyonun kasasından indirip musalla taşına koydular.

Hafız Osman öne geçip:

-Ey cemaat, iki rekât cenaze namazına hazır olun, diye çağrı yaptı.

Oradakiler safları oluştururken kamyonun önünde bir kara Volga(7) durdu. Kapısı çok sert bir şekilde açıldı. Safları oluşturmaya çalışanların bakışları hemen o tarafa döndü. Arabadan Samet gözlüklü ve siyah takımı ile ardından muhtar ve bölge sorumlusu milis şefi Mantarov indi. Musalla taşına doğru yürüdüler. Oradakiler hayretle onları seyrediyordu. Samet, Hafız Osman’ın karşısına dikilerek:

-Osman ağa burada senin işin yok. Biz babamı sosyalist töreyle gömeceğiz.

Bu sözleri duyanlar birbirlerine bakıştılar etrafa derin bir sessizlik çöktü.

Selim öğretmen, kendinden umulmadık bir çeviklikle Samet’in yakalarından tuttu ve sarsarak itti. Samet yere yuvarlandı, siyah gözlükleri bir tarafa yuvarlandı.

Selim öğretmen var sesiyle bağırmaya başladı:

-Sen bu işe karışamazsın! Sen bu işe karışamazsın!

Muhtarın yanında duran köyün milisi Vasko, Selim öğretmenin üzerine atladı. İki elini birden tuttu, kendine doğru çekti, sonra sağ eliyle kemerindeki kelepçeye uzandı. Araya muhtar girdi, Vasko’ya kelepçeleme işareti yaptı. Ortalık karıştı, bölge milis sorumlusu Mantarov havaya iki el ateş etti. Saf tutmaya çalışan cemaat öfkeli bakışlarla, usulca dağılarak musalla taşından uzaklaştı.

Parti sekreterinin yardımıyla Samet ayağa kalktı. Muhtarın ona uzattığı çamurlu gözlüğü eliyle silerek gözlerine taktı.

 Selim öğretmeni Volga’nın ardında duran cipe götüren Vasko, öğretmeni kurtarma teşebbüsünde Halit’e ve dayısının oğlu Rıfat’a:

-Devlet memurunun yakasından tutmak, üç yıl hapis, diye bağırarak yürüdü.

Hafif bir yağmur başladı. Musalla taşındaki tabutun başında kimse kalmadı.

Bölge milis şefi Mantarov’un emriyle Selim öğretmen bölge karakoluna gönderildi.

Samet, muhtar, Parti sekreteri, Müdür ve Halit tabutu omuzladılar. Eski mezarların üzerine basarak çiseleyen yağmurun altında mezarlığın alt tarafındaki yeni açılan mezarın başına vardılar. Mezarcılar çoktan gitmişlerdi.

Yağmurla beraber tabutu mezara indirdiler. Mezarcıların bıraktığı tek kürekle, elle ve ayakla mezarın üzerine biraz toprak attılar sonra onları bekleyen Volga’ya doğru hızlı adımlarla yürüdüler.

Samet’in içinde Parti görevini yerine getirmiş buruk bir sevinç içini kemirmeye başladı.

Mezarın başında yalnız kalan Halit:

-Baba! Baba! Ah baba, böyle olmamalıydı, diye ağlayarak mezarın üzerine kapandı.

Halit’in ağlaması daha sonra kurt ulumasına döndü. Rüzgâr uluma sesini yağan yağmura karıştırarak köyün üzerine serpiyordu.

 1976, Razgrat

 

1. Kemallar (İsperih): Deliorman’ da bir ilçenin Türkçe adı

2. Tutrakan: Tuna boyunda bir ilçenin adı

3. Birinci sekreter: Kaymakam

4. Razgrat: Deliorman’da bir il

5. Razgrat’ın ortasından geçip Tuna’ya akan bir nehir

6. Kubadinski: Komünist partisi Merkez komitesi üyesi

7. Volga: Devlet üyelerinin kullandığı lüks Sovyet arabası

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 166. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 166. Sayı