Dünyanın En Güzel Yeridir Karabağ


 01 Kasım 2020


Azerbaycan’ın değişik bölgelerinde defalarca bulundum ama Karabağ’ı görmek hiç kısmet olmadı. Karabağ işgal altındaydı. Karabağ yaslıydı. Karabağ denince aklımıza Hocalı soykırımının fotoğrafları geliyordu. Canice öldürülmüş kızlar, kadınlar, çocuklar. Bebeğini kundak yerine kefen bezine satıp, kucağında kabristana götüren babalar. Elini yurdunu bırakıp canını kurtarmak için kaçan ihtiyarlar. Bu acıları unutturmamak için, günü geldiğinde Karabağ’ı geri almak fikrini canlı tutmak için, facianın yıl dönümlerinde, Ankara’da ve değişik şehirlerde toplantılar düzenliyoruz, düzenlenen toplantılara katılıyoruz, yayınlar yapıyoruz. Dualar, dualar şehitlerimize, binlere masum insanımıza. Ve sabır zaferin geleceği güne. Karabağ’ın döneceği güne.

Hep aynı görüntüler gözümüzün önünde. Bugünlerde fark ettim ki, benim Karabağ’ım 30 yıl önceki Karabağ’dı. Ne daha eskisi ne daha yenisi.

 Molla Penah Vagif’i iyi tanıyordum. Doğumunun 300. Yılında yapılan etkinliklere de katılmıştım. Karabağ Hanının veziri bu büyük şair Şuşa’yı kahramanca müdafaa etmişti. Bir Karabağ Türküsünde "Bu çemenlerde gezir Vagif’in şuh güzeli" diyordu.  Şu günlerde Şuşa’nın kurtuluş haberini beklerken türkünün bu mısraları dilime dolanıyor. 

Hergün yanımda taşıdığım telefonumun sesi Şuşa’lı dahi bestekar Üzeyir Hacıbeyli’nin Köroğlu Operasından üvertür. Telefonum yıllardır, Üzeyir Hacıbeyli’nin ruhundan kopan ezgilerle, gelen aramaları bana haber veriyor. 

Akil Abbas, Reşat Mecid gibi çok yakın dostlarım var Karabağ’dan ama ben bugüne kadar hiç Karabağ şehirlerinin ve coğrafyasının güzelliklerinin ne fotoğraflarına ne resimlerine bakmışım.

Hatırlıyorum, Akil Abbas pek çok sefer Karabağ’ın, Ağdam’ın güzelliklerinden bahsederdi.  O Karabağ’ı, Ağdam’ı anlatırken Reşad genellikle sohbete katılmaz gözleri buğulanarak uzaklara dalar giderdi. 

Çok överdi Aqil Abi Karabağ’ı. "Sen biliyorsun, ben eşim İrade ile birlikte dünyanın pek çok yerini gördüm. İsviçre’yi de gördüm, Alp Dağlarını da. Alp Dağları, Karabağ’ın güzelliklerinin yanında hiçbir şeydir. Karabağ gibi güzellik yok bu dünyada."

Akil Abbas’ı tanıyanlar bilir: O Azerbaycan’ı çok sever. En o kadar da Karabağ’ı. Ve elbette yıllardır gidemediği memleketi Ağdam’ı. Sevdiklerini de coşkun gönlüyle anlatır. Onu zevkle dinlerken, ifadelerini vatan sevgisine ve memleket hasretine bağlıyordum. 

Azerbaycan’ın çok güzel yerlerini gezdirdi bize. İsmayılı, Gebele ve dağları. Gerçekten çok güzel yerlerdi. Oraları gezerken Akil Abbas; her gün belki birkaç kez diyordu: "Bir de Karabağ’ı görseniz, bir de oraları gösterebilsem size. Azerbaycan’ın en güzel yerleridir Karabağ coğrafyası."

Ağdam’ı sokak sokak, cadde cadde anlatıyordu. Reşat’larla evlerinin yan yana olduğundan bahsediyordu. Bir de Çin mimarisinde yapılmış çayhaneden. Bir gün kısmet olur, o çayhane de çay içeriz diyordu.

Bense Şuşa, Ağdam, Cebrayil, Fuzuli ve diğerleri için fotoğraflara veya oralarda çekilmiş belgesel filmlere bakmamıştım. Belki de Karabağ’dan utanıyordum. Belki de Karabağ işgal altında iken o güzelliklere bakmaya hakkım olmadığını düşünüyordum. 

Karabağ işgal edilirken, o masumların canına kıyılırken Ankara’dan da gençler gelip senin için yiğitçe savaşmışlardı. Ben gelememiştim. Belki o yüzden mi sana karşı mahcuptum Karabağ? 

27 Eylülden itibaren her günümüz, her gecemiz seninle Karabağ. 

Şiirimiz sensin, sözümüz sen!

Telefonumuz yanımızdan hiç ayrılmıyor, senden bir haber gelir de ben geç duyarım diye. 

Gazeteleri senin için okuyorum. 525’e bakıyorum, yazılanlar ruhumu kandırmıyor. Belki Adalet başka bilgiler verir. Sputnik, sosyal ağlar hep senden haber almak için. 

Yazarlar şimdi seni yazmalı, şairler seni söylemeli. Gazetelerde sen olmalısın, dergilerde sen ve kahraman Azerbaycan askeri.

Şanlı Azerbaycan Ordusu ve Onun Ali Başkomutanı.

Üç renkli ay yıldızlı Azerbaycan bayrağı Karabağ köyleriyle, şehirleriyle bir bir buluştukça , adeta onun dikildiği yereler nur yayılıyor. 

Matemlerle ruhumun kararan yerleri de bir bir aydınlanıyor. Ay yıldızla birlikte sanki güneş de doğuyor.

Yayınlanan Karabağ fotoğraflarına, görüntülerine hayretle, hayranlıkla bakıyorum. 

Ne güzel yerler buralar.

Sukavuşan, Karabağ’da meftun olduğum ilk güzelliksin sen benim.

Şuşa! Yalçın kayalar üstünde kartal yuvası Şuşa! Meğer sen ne kadar güzelmişsin!

Akil Abi, "dünyanın en güzel yeridir Karabağ" derken meğer sen ne kadar haklıymışsın.

Sabır! Azatlığa az kaldı güzel Karabağ!

Vur, kahraman Azerbaycan askeri!  Masumların kısası için vur!

Vur şanlı Azerbaycan ordusu! Adalet için, barış için vatan için vur!

Selam sana Azerbaycan halkı, kardeşlerim sarılacak yaraların.

Selam sana Ali Başkomutanım! Adını yazacak tarihin altın sayfaları.

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 167. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 167. Sayı