HaftanınÇok Okunanları
KEMAL BOZOK 1
NIKA ZHOLDOSHEVA 2
BEDRETTİN KELEŞTİMUR 3
HİDAYET ORUÇOV 4
SEYFETTİN ALTAYLI 5
Kardeş Kalemler 6
Emrah Yılmaz 7
Bundan 70 yıl önce Kazak sözlü edebiyatının büyük temsilcisi, atışma sanatının “keskin oku” Jambıl Jabayev’in doğumunun 100. yılı kutlandı ve muazzam bir bayram oldu. Aynen böyle bir küçük şölen Aral İlçesideki Şömiş istasyonunda da gerçekleşti. Nağaşıbay Sarıulı ile Mariyaş Öteniyazkızı’nın evinde büyük sevinç yaşandı: bir erkek çocukları oldu. “Jambıl gibi şair olsun!” diye dua edip dilekte bulunanlar az değildi o zaman.
“Şömiş istasyonunda büyük sevinç yaşadım, daha önce üç oğlum vefat etmişti. Büyükannesi: “Çocuğun adını “Şömişbay” koyarsan, çocuk yaşar”, demişti. Adı “Şömişbay” olsun!” diye Nağaşıbay kararını vermişti.
Gerçekten de öyle oldu. Şömişbay’dan sonra bu yuvaya 6 erkek ve 1 kız dünyaya geldi.
...Trenler Batıdan-Doğuya, Doğudan-Batıya doğru akıp gidiyordu. Şömişbay'ı beşiğiyle birlikte demiryolunun ritmi de sallamıştı. Sonunda bu, şiir ritmine dönüştü ve küçük Şömişbay memleketini şiirleriyle tanıttı. Aynı Şömişbay, Franz Kafka Uluslararası Altın Madalyası’nın, «Platin Tarlan», «Yılın Yazarı – Altın Adam» Ödüllerinin sahibi oldu, Kazakistan’ın Emektar Sanatçısı unvanını alarak, Kazak halkının “Şömişbay Sarıyev”’i olarak tanıldı ve bugün büyük yazar Şerhan Murtaza’nın dediği gibi, Koca ve Olgun Şömişbay olarak karşımızda oturuyor.
Şömişbay şairlik âlemine erken erken geldi. Gençlik döneminde yazdığı şiirleri yerel gazetede sıkça yayımlanıyordu. Gazetecilik Fakültesi'ne kaydolduktan sonra «Lenin Tuğı» ve «Tolkın» ilçe gazetelerinde gazeteci olarak çalıştı. Daha lise yıllarında Şömişbay’ın dünya görüş ve kültürünün ileri olduğu, gazetecilik tecrübesinin güçlü olduğu fark ediliyordu. Liseyi yeni bitirip üniversiteye giren bizler o dönemde Şömişbay’ı bir şair olarak tanıdık ve onun bize zaman zaman akıl vermesini pek beğenirdik.
O dönemde, 1966-1971 yıllarında üniversitede Zeynolla Kabdolov, Beysenbay Kenjebayev, Tursınbek Kakişov, Hanğali Süyinşaliyev, Temirğali Nurtazin, Mırzatay Joldasbekov, Sultangali Sadırbayev, Muhtar Mağavin, Rımğali Nurgali gibi ünlü edebiyatçı hocalar ders girerdi. M.Avezov adını taşıyan Edebiyat Birliği o yıllarda Süyinbay’ın torunu Sultangali Sadırbayev tarafından yönetiliyordu. Bu birlik üniversite içindeki bir üniversiteydi adeta. Genç şairler Marat Otaraliyev, Rafael Niyazbekov, Kenşilik Mırzabekov, Şömişbay Sarıyev, Nurlan Orazalin, Jaraskan Äbdiraşev ve diğerleri kürsüden inmezlerdi, hep şiir okurlardı.
Şairin bahtını doğrusu şair açar. Şömişbay'ın «Baldauren» kitabının önsözünü ünlü şair Abdilda Tajibayev yazar. “Oğlum, Şömişbay, oldum ve yettim diye hiçbir zaman övünme. Şair ömür boyu okumaya, gelişmeye mecbur, bizim ulaşamadığımıza sen ulaş bakalım”, diye önsözünde adeta duada bulunur.
Şömişbay, şiirinin yüceliğini, bozkırının genişliğini, halkının birliğini şiirlerinde her zaman işler. O, halkın yüreğine yol buldu, şiiriyle teselli etti. Yürekle şiir okumak, Milletin derdini anlamak, dünyaya âşık gözle bakmak, her şaire nasip olmayan bir bahttır esasında. Şömişbay'ın öz yüreği ne ise, şiirleri de o kadar temiz, berrak, dupdurudur. Onun kucağı açık, hayata âşık, iyiye her zaman heveslidir. Kalp gözüyle sanki herşeyi görür, dostluğa ve kardeşliğe pek inanır. Herkesi kardeşim diye sever. Kucaklamak ister, göğsüne bastırmak ister, şairane saf gönlüyle herkesi bağrına almak ister. Bu sevme yüzünden zamanında çok kınandı…
Şair Şömişbay, Bağımsızlığı canı gönülden sever. Egemenlik, Bağımsızlık ulusun gaye-i hayalidir. O, atalarımızın altı asırdan beri arzuladığı hayaldir. Bu olay şairi nasıl eğitmesin ki, bu şairi nasıl coşturmasın ki! Bundan dolayı hep Bağımsızlık hakkında şiirler yazdı. Şömişbay’ın şiirleri Kazakistan sınırlarını çoktan aştı. Şiirleri yirmiden fazla dile çevrildi. Tabi ki, şairin yolu kolay oldu demek çok zor.
Moskova’da çıkan Literaturnaya Gazeta’da Şömişbay Sarıyev’in bir takım şiiri tercüme edilip yayınlanmaya hazırlandı. Bizim ülkeden aynı zamanda başka bir şairin gazeteye şiirler gönderildi.
“Bunlar ne oluyor? Benim gibi ödüllü bir şairin şiirini yayımlamayıp Şömişbay’ı mı gazeteye çıkaracaksınız”, diye tartışma çıkarır. O zaman gazetenin baş redaktörü Georgiy Gulia:
“Siz bilmiyorsunuz, biz ödüllüleri değil, şiiri yayımlıyoruz”, deyip Şömişbay’ın şiirlerini sıradaki sayıya gönderir.
Ünlü akademisyen, bizim ortak hocamız Zeynolla Kabdolov demişti: “Şu Şömişbay’ın tek bir kusuru var.” Hepimiz şaşkındık. “Şömişbay kötü şiir yazamaz!” diye sözünü devam etmişti.
Şömişbay Sarıyev’in bestelenen şiirleri halkımız tarafından çok iyi biliniyor. O, onlarca besteciyle birlikte şarkı sanatının incisine dönüşen harika eserler verdi. O, her zaman çocuk gibi sevinirdi. Sevincinden doğan eserler günümüzde dillere destan oldu. Bestelenen şarkılar Roza Rımbayeva, Makpal Jünisova, Nurlan Önerbayev gibi sanatçılarıyla ayrı değer kazandı. Hatta halk müziğine dönüştü.
Yarım asırlık hayatında Şömişbay Sarıyev Kazak şiirinde kendine has yer edindi ve günümüzde de kendi gölgesiyle yarışıp geliyor sanki. Şömişbay, şiirinde dediği gibi, hep aydınlığa, güneşe doğru yürüyen şairdir. Durmak bilmeyen ömrün akışından geri kalmadan halkın nazını ve niyazını, sözünü söylemek herkesin elinden gelmez. O, Kazak şiirine, Kazak jır’ına, Kazak ruhuna saygı göstererek şiir okur, dertleşir, fikirlerini paylaşır. Şömişbay, şiir dünyasında, şiir yolunda sağlam adımlarla ilerliyor. Evet, Şömişbay şair geliyor. Şaire yol verelim!