Eski Başkent Bulgar’da


 01 Temmuz 2026


Kiliselerin temeli,  
Ataların mezar taşı…  
Taşa oyulmuş yazılar,  
Tarihe giden yol başı.  
Gidenlerin gelenlere  
Vasiyeti, fatihası,  
Bizi afet belalardan  
Koruyabilen duası…  

İbret olsun niyetine
Kimler onları okuyor?
Gönüllere cehaletin
Örümceği ağ dokuyor…

Biz okumayınca belki
Yağmur, rüzgâr okuyor…
Ateş, sıra bekliyor…a

* * *
“Sen!” diye can atmasaydım
Sararmaz solmazdım ben.
Başkalara gönül versem,
“Canımsın!” demezdim ben.

Bir çare bulsaydım bu dik
Başımı eğmezdim ben!
Beraber olsak da seni
Bu kadar sevmezdim ben…

* * *
Yok, bu bahar benim değil,
Bu bahar, yabancı türkü.
Mayın dolusu tarlaya
Benzer ve beni ürkütür.

Nisan yağmuru, tomurcuk,
Rüzgâr, güneş hepsi eski.
Aşkına sahip çıkmayan
Her adam yüreksiz, miskin.

Ne anlama gelir güneş
Baharda bile üşürsen?
Aldırmaz gibi bu gönül
Silinsen de kalbimden sen.

Özleme canım, özleme!
Artık unut sen de beni.
Neşesiz ve ıpıssızım
Yağmalanmış bir ev gibi.

Ancak gamsız sırıtırım
İçten ağlamak yerine.
Kendimi de sevmem artık,
İstemem artık seni de…

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 235. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 235. Sayı